<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/6544 E.  ,  2025/523 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2024/6544<br>Karar No : 2025/523 <br><br>DAVACILAR : 1- ... <br> 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA <br> 2- ... Valiliği /...<br><br>DAVANIN_ÖZETİ : Davacılar tarafından;<br> 1- 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 31. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine yönelik kısmının iptali ve yürütmesinin durdurulması ile <br> 2- Türk vatandaşlıklarının iptal edilmesinin sebebinin taraflarına bildirilmesi için 13/09/2024 tarihinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun zımnen reddi işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi gereğince anılan Kanun'un 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği belirtilmiştir.<br>Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, otuz gün içinde bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği; aynı maddenin 5. fıkrasında da, 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükümlerine yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca, her idari işlemin ayrı ayrı dava konusu edilmesi kural ise de, maddi veya hukuki yönden birbirine bağlı olan birden çok işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi mümkün bulunmaktadır. Maddi veya hukuki bağlılıktan söz edebilmek için öncelikle, dava konusu işlemlerin dayanak ve ilgili mevzuatının aynı olması, bir başka anlatımla hukukilik denetimine esas oluşturacak hukuk kurallarının aynı mevzuat alanında yer alıp birbiriyle ilgili olması zorunluluk arz etmektedir. Zira, birbiriyle alakası olmayan mevzuatın hukuki sebeplerini oluşturduğu işlemler arasındaki bu farklılık 5. maddenin öngördüğü anlamdaki bağlılığı ortadan kaldıran bir nedendir. Bu bağlamda, aynı dava dilekçesiyle iptali talep edilen işlemlerin hukukilik denetimine esas oluşturacak hukuk kurallarının farklı mevzuat alanında yer aldığı ve birbiriyle ilgili olmadığı hallerde, her bir işlem için ayrı dilekçelerle dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 31. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine yönelik kısmının iptali ile Türk vatandaşlıklarının iptal edilmesinin sebebinin taraflarına bildirilmesi için 13/09/2024 tarihinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun zımnen reddi işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, davacıların vatandaşlıklarının iptal edilmesine ilişkin işlemin 5901 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları açısından hukukiliğinin denetlenmesi, bu denetim yapılırken, vatandaşlık hukukunun Anayasal dayanağını oluşturan Anayasa'nın 66. maddesi ve bu alana özgü teminatlar dairesinde, bir temel hak olan vatandaşlık mefhumunun ele alınması gerekmektedir.<br>Buna karşılık, davacıların Türk vatandaşlıklarının iptal edilmesinin sebebinin taraflarına bildirilmesi için yaptıkları başvurunun zımnen reddi işleminin ise 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu hükümleri uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları açısından hukukiliğinin denetlenmesi, bu denetim yapılırken; bilgi edinilmek istenen konuya (vatandaşlığa) ilişkin mevzuat ve varsa içtihatlardan bağımsız olarak salt bilgi edinme mevzuatına uygun şekilde bir başvurunun yapılıp yapılmadığının, yapıldıysa ilgili idarenin cevabının yine bu mevzuat kapsamında hukuka uygun olup olmadığının, ayrıca bilgi edinme mevzuatının Anayasal dayanağını oluşturan Anayasa'nın 74. maddesi ve bu alana özgü teminatlar dairesinde, bir temel hak olan bilgi edinme hakkının ele alınması gerekmektedir.<br>Bu durumda, farklı temel haklara, mevzuata, teminatlara ve Anayasal dayanaklara sahip olan dava konusu işlemlerde 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin aradığı anlamda bir maddi veya hukuki bağlılıktan söz edilemeyeceği anlaşıldığından, dava dilekçesinin reddi gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, işbu dilekçe ret kararı üzerine ayrı ayrı dava açılırken; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde Cumhurbaşkanı kararlarının iptali istemiyle açılacak davalarda, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevli olduğunun hükme bağlandığı, bunun yanında 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun ''İtiraz usulü" başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında, anılan Kanun uyarınca yapılacak başvuruların reddi işlemlerine karşı idari yargıda dava açılabileceğinin düzenlendiği, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "İdare Mahkemelerinin görevleri" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davalara bakacağının hüküm altına alındığı, bu nedenle 4982 sayılı Kanun kapsamında bilgi edinmek amacıyla yapılan başvuruların reddi işlemleri hakkında özel bir görev kuralı bulunmadığından, anılan işlemlerin iptali istemiyle açılacak davaların, genel görevli idari yargı merci olan İdare Mahkemesinde çözümleneceği hususlarına dikkat edilmesi gerektiği de açıktır.<br>Bunlara ilaveten, dava dilekçesinin "netice-i talep" kısmında Türk vatandaşlığının yeniden tesciline ve aktif hale getirilmesine karar verilmesi istenilmiş ise de; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca idari yargı yerlerince idari işlem niteliğinde karar verilemeyeceğinden, yenilenecek dilekçede bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde 5. maddeye uygun şekilde, yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınarak her bir işlem için ayrı ayrı gerekli harç ve posta ücreti yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olunmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, <br>2. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara duyurulmasına,<br>3. Yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemleri halinde davacılara iadesine, 06/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

yürütmenin