<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4123 E. , 2025/1187 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/4123<br>Karar No : 2025/1187 <br><br>DAVACILAR : 1- ... Cemiyeti<br> 2- ... Derneği<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ... Sendikası <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... / ...<br>VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri V. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU : 14/12/2018 tarihli ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/12/2018 tarihli ve 465 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği'nin, 21/05/2021 tarihli ve 31487 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/05/2021 tarihli ve 4001 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik;<br>- 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "(h), (ı), ve (k) bentleri ile 19 uncu maddesine" ibaresinin,<br>- 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üyesi olmak veya yardım etmek" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "veya 6 ncı maddede belirtilen suçlardan" ibaresinin, (g) bendine yer alan "olması ve mücbir sebepler dışında bir aydan fazla olmamak üzere ara vermeden çalışması" ibaresinin, <br>- 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "basın başdanışmanına, daire başkanlarına, daire başkan yardımcılarına ve üst kurul uzmanlarına" ibaresinin, <br>- 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile (ğ) bendinde yer alan "kurum ve kuruluşların temsilci ve çalışanlarına" ibaresinin, <br>- 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "özel kalem müdürü" ibaresi ile (c) bendinin, <br>- 16. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinin, <br>- 17. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendinde yer alan "maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, 13 üncü" ibaresinin, <br>- 25. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), ve (ç) bentleri ile 2. fıkrasının,<br>- 29. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin, <br>- 30. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali ve yürütmesinin durdurulması ile <br>- 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptal edilmesi için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına<br>karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DAVACILARIN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, gazetecilerin anayasal haklarını kullanmalarını doğrudan etkileyen bir düzenlemenin idareye sağlanmış yetkiye istinaden düzenleyici işlem ile değil, doğrudan kanun ile yapılması gerektiği, basın kartının çalışma özgürlüğü ve sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olduğu, İletişim Başkanlığının teşkilat yapısı ile Basın Kartı Yönetmeliği'nin öngördüğü sistemin Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu değişiklik ile Yönetmeliğin 6. maddesine eklenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üyesi olmak veya yardım etmek” düzenlemesinin kanunilik vasfından uzak ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, suç işlemek amacıyla örgüt kurmanın Türk Ceza Kanunu'nda (TCK)’da üç ayrı yerde düzenlendiği, bunlardan hangisine atıf yapıldığının belirli olmadığı, “hedef gösterme, teşvik etme, meşru gösterme, övme” gibi ifadelerin muğlak ve belirsiz olduğu, terörle mücadelede görev almış kamu görevlisi” tanımının ceza hukuku ilkelerini aşar bir şekilde yorumlandığı, Danıştay Onuncu Dairesince yürütmesinin durdurulmasına karar verilen “sigorta primlerinin çalışma mevzuatı esaslarına uygun olarak yatırılmış olması” ibaresinin yerine “mücbir sebepler dışında bir aydan fazla olmamak üzere ara vermeden çalışması” şartının getirildiği, bir aylık işsizlik sürecinin olağan, bir aylık işsizlik nedeniyle kartın alınmasının ise ölçüsüz olduğu, basın kartı dağıtımının keyfileştirildiği, anlam ve içeriğinin boşaltıldığı, basın kartı verilecek diğer kamu görevlilerinde Yönetmeliğin 6. maddesinde yer alan şartların aranmamasının eksiklik olduğu, kaç kişiye kart verileceğinin belirli olmadığı, somut ve nesnel ölçütler getirilmesi gerektiği, “basın meslek onurunu zedeleyecek işler yaptığı” ibaresinin Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulması üzerine dava konusu değişiklik ile “Taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlar sergilemek suretiyle basın meslek onurunu zedeleyecek şekilde faaliyette bulunması” düzenlemesine gidildiği, yine hukuki belirlilik ilkesine aykırı düzenleme yapıldığı, yargı kararına ihtiyaç duyulmadan sürekli nitelikte basın kartı iptali yoluna gidildiği, düzenlemelerin keyfiliğe açık olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin Anayasaya ve 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin verdiğe yetkiye uygun olarak düzenlendiği, kamu tüzel kişiliklerinin kendi görev alanları ile ilgili yönetmelik çıkarabileceği, atıf yapılan TCK maddesinin net olduğu, TCK’nın 44. maddesinin fikri içtimayı düzenlediği, 220. maddesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun düzenlendiği, basın kartının verilmesinde belli başlı şartların aranması gerektiği, bazı suçlardan hüküm giymiş kişilerin kartı alamamasının işin tabiatı gereği olduğu, basın kartı sahibinin ara vermeksizin çalışması gerektiği, işsizlik durumunda serbest basın kartı düzenlendiği, dolayısıyla işsizlik durumunda doğrudan basın kartının iptalinin söz konusu olmadığı, RTÜK gibi basınla ilgili hemen her aşamada görev alan bir üst kurulun uzman personelinin gazeteci olup olmadığının tartışılmasının yersiz olduğu, basın kartının sadece gazetecilere verilmesinin söz konusu olmadığı, bekleme süresi uygulanmamasının kartın görevdeki personele verilmesinden kaynaklandığı, kişinin yalnızca görevde bulunduğu süre için kart aldığı, Danıştay kararlarında belirtilen hususlara dikkat edilerek yeniden düzenleme yapıldığı, kişi, birim ve görev tanımlarının açık bir şekilde belirtildiği, kişi şartına yer verildiği, düzenlemenin esasen kart başvurusu yapan gazetecilerin lehine olduğu, biyometrik fotoğraf istenmesine ilişkin maddenin dahi iptalinin istenmesinin davacıların kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğu, kaydedilen fotoğrafların Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre muhafaza edildiği, basın ahlak ve esaslarının Basın İlan Kurumunun 18/11/1994 tarih ve 129 sayılı kararı ile belirlendiği, kararın 1. maddesinde “Bir kamu hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlâka aykırı amaç ve çıkarlara âlet edilemez ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz. Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılınamaz. Doğruluğu kuşku uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğuna emin olunmadan yayınlanamaz.” ifadelerine yer verildiği, AİHM kararlarında da gazetecilik görevi yerine getirilirken gazetecilik etiği ilkelerine dikkat edilmesi gerektiğinin belirtildiği, maddenin daha ayrıntılı ve somut düzenlendiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Kartı Yönetmeliği'nin ilk halinde, Yönetmeliğin, 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendine dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir.<br>Söz konusu Basın Kartı Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (g) bentlerinin, 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 25. maddesinin, 29. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (h) bentlerinin ve 30. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 3. fıkrasının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan ve Dairemizin E:2019/646 sayılı dosyasında görülen davada, Dairemizce 12/05/2020 tarihli kararla Basın Kartı Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "sigorta primlerinin çalışma mevzuatı esaslarına uygun olarak yatırılmış olması" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına, dava konusu diğer düzenlemeler yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, anılan karara karşı itiraz edilmesi üzerine de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/11/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/471 sayılı kararıyla davacı itirazının kısmen kabulü ile Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 25. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 29. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (h) bentlerinin, 30. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 3. fıkrasında yer alan "29 uncu maddesinin (h) bendine aykırı" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.<br>14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasında, 19/04/2019 tarih ve 33 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 18/09/2020 tarih ve 66 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan değişiklikler neticesinde; dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 3. maddenin 1. fıkrasının (i) bendi yerine, (h), (ı) ve (k) bentleri ile 19. maddesi olmuştur.<br>Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, Basın Kartı Yönetmeliği'nin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararlara ve 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinde yapılan değişikliklere uygun hale getirilmesi amacıyla dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yapılması üzerine, davacılar tarafından, Basın Kartı Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinin değiştirilen kısımlarının iptali ve 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.<br>Diğer taraftan, 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 09/04/2023 tarih ve 7051 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği'nin 49. maddesi ile dava konusu Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca, yürürlüğe giren yeni Yönetmeliğin dayanağı da değişmiş olup, 09/06/2004 tarih ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun ek 1 ila ek 8. maddeleri yeni Yönetmeliğin dayanağını oluşturmaktadır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>ESAS YÖNÜNDEN :<br>Anayasaya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:<br>14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek ve Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek İletişim Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. <br>Davacılar tarafından, anılan Kararname hükmünün, Anayasanın 104. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla iptali için somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. <br>Basın kartının, basın hürriyeti ile ilişkili olmakla birlikte doğrudan bağlantılı olmadığı, habere ulaşma ve haber verme konusunda birtakım avantajlar sağlamasına karşın, bu kartın düzenlenmesinin ve kart düzenlenecek kişilerin tespiti ile sürekli basın kartının verilmesinde ve iptalinde yetkileri bulunan Basın Kartı Komisyonunun sekretaryasının yürütülmesinin doğrudan basın hürriyetinin özünü ilgilendirmediği, dolayısıyla bahse konu Kararname kuralının, Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasında sayılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebilecek konular kapsamında bulunduğu ve bu haliyle Anayasa hükmüne aykırılık içermediği sonucuna varıldığından, Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. <br>Yönetmeliğin İncelenmesi:<br>14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/12/2018 tarih ve 465 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği, 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 09/04/2023 tarih ve 7051 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği'nin 49. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.<br> <br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2. Davacılar tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL<br> yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerine bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/02/2025 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, yargılama giderleri yönünden oy çokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.<br>Daire kararında, 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/12/2018 tarih ve 465 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği, 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 09/04/2023 tarih ve 7051 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Basın Kartı Yönetmeliği'nin 49. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin davalı idarece davacılara ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. <br>Buna göre, dava konusu Makam Olurunun bütünüyle yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine, 6100 sayılı Kanun’un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerektiği açıktır.<br>Bu durumda, Daire kararının, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, ancak tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna yönelik tespit yapılmaksızın yargılama giderlerinin ve bu giderler kapsamında yer alan vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmaması gerektiği oyuyla, kararın yargılama giderlerine ilişkin kısmına katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
yürütmenin