<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/608 E. , 2025/7202 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/608<br>Karar No : 2025/7202<br><br> <br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Kaymakamlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Limited Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Tokat İli, Niksar İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesine dair Niksar Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Mahkemelerinin ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden, Tokat ili, Niksar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın önceki maliki Niksar Melikgazi Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye bağlı ve taşınmaz üzerinde bulunan Özel Niksar Fem Dershanesinin olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi ile kapatılmadığı, kurucu isteği ile ... tarih ve E... sayılı Valilik Onayı ile kapatıldığı, Valilik Oluru ile kapatıldıktan sonra dershanenin bulunduğu adreste/taşınmazda adı geçen şirket tarafından başka bir eğitim faaliyetinin gerçekleştirilmediğinin belirtildiği, öte yandan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli ara kararı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığından dava konusu taşınmazı devralan davacı Niksar Başarı Eğitim Hizmetleri Limited Şirketi ile ortak ve yöneticilerinin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda haklarında yürütülmekte olan bir soruşturma veya dava bulunup bulunmadığının sorulması üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen cevapta B.K. hakkında herhangi bir soruşturmanın bulunmadığı, ... hakkında ise FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütüldüğünün belirtildiği, Mahkememiz tarafından daha sonra yapılan ara kararına cevaben gönderilen belgede ise ... hakkında ... soruşturma numaralı dosyada yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, uyuşmazlık konusu tescil talebine dair işlem incelendiğinde, taşınmaz üzerinde bulunan ve Niksar Melikgazi Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye bağlı olan Özel Niksar Fem Dershanesinin kanun hükmünde kararname ile kapatılan eğitim-öğretim kuruluşlarından olmadığı gibi kapatılan kuruluş tarafından kapatılma tarihi itibariyle eğitim faaliyetine devam edilmediği, kaldı ki devralan şirket ve yöneticilerinin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğuna dair bilgi ve belgenin de bulunmaması karşısında, mevzuatta aranan koşullar gerçekleşmeksizin taşınmazın her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak Hazine adına tescil edilmesi talebine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı şirketin 15/07/2016 tarihinden kısa bir süre önce satın aldığı taşınmazın aynı bölgedeki taşınmazların değeri dikkate alındığında çok düşük bir değere satıldığı, bu nedenle söz konusu satış işleminin muvazaalı olduğu tespiti ile 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye istinaden tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Tokat İli, Niksar İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz davacı şirket tarafından satın alınmıştır.<br>675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesi uyarınca söz konusu satışın muvazaalı olduğundan bahisle taşınmaz Hazine adına tescil edilmiştir.<br>Davacı şirketçe taşınmazın 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesine dair Niksar Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesinin 1. fıkrasında, "1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 1/1/2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir." kuralı; anılan KHK'nın 12. maddesine 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla eklenen 2. ve 3. fıkralarında ise, "2) Birinci fıkrada belirtilen taşınmazların devredildiği üçüncü kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olması halinde, taşınmaz üzerinde aynı faaliyete devam edildiğine bakılmaksızın devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir. (3) Bu madde kapsamında görülmekte olan davalarda konusuz kalma nedeniyle davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.” kuralı yer almakta idi.<br>7082 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla 675 sayılı KHK'nın (7082 sayılı Kanun ile kanunlaştı) 12. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralarının iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin, 22/11/2023 tarih ve 32377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla; dava konusu kurallar ile 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin benzer nitelikte olduğu, Mahkemelerinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla söz konusu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, anılan kararın gerekçesinde; kural kapsamındaki devir ve temliklerin (sözleşmeler) aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karine oluşturulmak suretiyle geçersiz hale getirildiğinin, başka bir ifadeyle kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve hakkını devralan iyi niyetli üçüncü kişilerin kuralla getirilen kanuni karinenin aksini, yani işlemin muvazaalı olmadığını iddia ve ispat etme imkânlarının bulunmadığının, bu yönüyle kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki keyfilikleri önleyecek yasal güvencelerin temin edilmediğinin, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerine uygun olarak kazanılan şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karineyle muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan kaldırılmasını öngören kuralın kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet hakkına ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirdiğinin belirtildiği, dava konusu kurallar açısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçelerin bu kurallar yönünden de geçerli olduğu, bu nedenle anılan kuralların Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan (7082 sayılı Kanunla kanunlaşan) yukarıda yer verilen 675 sayılı KHK kuralı, yine yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.<br>Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.<br>Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.<br>Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22/11/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2025 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
yürütmenin