<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/2788 E.  ,  2025/350 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2023/2788<br>Karar No:2025/350<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...tarihlerinde yayınlanan haber programlarında 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer verilen "Yayın hizmetleri; ... Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile dosya kapsamındaki yargılamanın içeriği, tutanaklar, görüntüler, videolar ve belgelerin yayınlanmasının, buna ilişkin basın ve yayın organlarında haber yapılmasının tamamen yasaklanmasına, yine ...Sulh Ceza Hakimliğinin... tarih ve E:... D.İş sayılı kararı ile soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayınların yasaklanmasına karar verilmesine rağmen, yayın yasağı getirilen konu hakkında yorumlar yapıldığı ve eleştiriler getirildiği, bu durumun yayınların hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamayacağına ilişkin yayın ilkesini ihlal ettiği anlaşıldığından, davacı şirkete idari para cezası uygulanmasına ilişkin Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yapılan yayınların soruşturma ve kovuşturmaların varlığı konusunda kamuoyuna bilgi vermek, sorumluluğu olan kamu görevlileri varsa bunun üzerine gidilmesini sağlamak amacıyla yapıldığı, yayın yasağı kararına aykırılığın söz konusu olmadığı, yapılan haber ve yayınların güncel bir konuya yönelik olduğu, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacı şirkete idari para cezası, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... sayılı dosya kapsamındaki yargılamanın içeriği, tutanaklar, görüntüler, videolar ve belgelerin yayınlanmasının, buna ilişkin basın ve yayın organlarında haber yapılmasının tamamen yasaklanmasına ve ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve E:...D.İş sayılı soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayınların yasaklanmasına ilişkin kararlarının ihlal edilerek yayın hizmetlerinin hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamayacağına yönelik yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle verilmiştir.<br> Dava konusu işlemin hukuka uygunluğu, yayın yasağına yönelik aktarılan Mahkeme kararlarının hukuki temelinin bulunmasına bağlıdır. Başka bir anlatımla, belirli bir konuda yayın yapmayı yasaklayan kararın anayasal sınırlama ölçütlerine uygun olmaması durumunda, yayın hizmetlerinin hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamayacağına yönelik yayın ilkesinin ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir.<br> Yayın yasaklarına yönelik aktarılan Mahkeme kararları, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." kuralına dayalı olarak verilmiştir.<br> Anayasa Mahkemesince, yayın yasağının dayanağı olan 5187 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasının, şekli manada bir kanun niteliği taşıdığı hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte bu hükmün önleyici bir tedbir olarak yayın yasağı uygulanmasıyla ilgili olarak hiçbir düzenleme ihtiva etmediği, bu nedenle söz konusu hükümde, bir ceza soruşturması kapsamında yayın yasağı uygulanması halinde hangi davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçların bağlanacağı ve bu bağlamda kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisi doğacağının belirli bir kesinlik ölçüsünde düzenlendiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle "öngörülebilirlik" ve "belirlilik" ölçütlerini sağlamadığı, dolayısıyla 5187 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasının kanunilik şartını karşılamadığı sonucuna varılmıştır (Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. Başvurusu [GK], B. No: 2014/19270, 11/7/2019, § 44-46).<br> Anayasa Mahkemesinin öngörülebilirlik ve belirlilik ölçütlerini sağlamadığı için kanunilik koşulunu karşılamadığı sonucuna varılan 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükte kalmaya devam etmesi, ceza mahkemelerinin bu kurala dayalı olarak yayın yasağı kararı almalarına dayanak oluştursa da, Anayasa Mahkemesinin yayın yasağı kararı sonrasında kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisi doğacağı bakımından belirli bir kesinliğin varlığından söz edilemeyeceğine yönelik tespiti karşısında, yayın yasağı kararına rağmen basın ve yayın faaliyetine devam edilmesi hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı tipik bir fiil sayılamayacağı için, anılan yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin işlem hukuka aykırı olacaktır.<br>Bu noktada, Anayasa Mahkemesi kararlarının objektif etkiye sahip olup olmadığı, başka bir anlatımla, bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının, bireysel başvuruya konu uyuşmazlığa benzer nitelikteki diğer uyuşmazlıklara da uygulanıp uygulanamayacağının irdelenmesi gerekir.<br>Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği kararların yalnızca karar verilen bireysel başvuru bağlamında değil, aynı konuya yönelik tüm uyuşmazlıklarda geçerli objektif bir etkiye sahip olduğu ve objektif etki için ayrıca normatif bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığı bizzat Anayasa Mahkemesince şöyle değerlendirilmiştir: "Anayasa Mahkemesinin Anayasa’yı yorumlama ve uygulama şeklinde ortaya çıkan objektif işlevinin subjektif işlevine göre ön planda olduğu kabul edilmelidir. Zira bireysel başvuru yolunun temel ilkelerinden ikincillik ilkesi ile bunun yansıması olarak Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen bireysel başvuruda bulunmadan önce başvuru yollarının tüketilmesi koşulu dikkate alındığında temel hak ve özgürlüklerin korunmasında öncelikle kamu makamları ve derece mahkemelerinin, sonrasında ise Anayasa Mahkemesinin rolü bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin ilk elden kamu makamları ve derece mahkemeleri tarafından korunması gerekir. Belli bir meselede bu merciler tarafından Anayasa’ya uygun korumanın sağlanmadığının ileri sürülmesi halinde bireysel başvuru yapılabilir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi, o meseleye ilişkin olarak Anayasa’yı yorumlar ve bir karar verir. Bundan sonra kamu makamları ve derece mahkemelerinin aynı meseleye ilişkin uygulamalarını bu yorum çerçevesinde gerçekleştirmeleri beklenir. Aksi durum, aynı meseleye ilişkin tüm uyuşmazlıkların Anayasa Mahkemesi önüne taşınması sonucunu doğurur. Bu şekilde işleyen bir bireysel başvuru yolunun sürdürülebilmesi ise imkansızdır. Söz konusu yolun işlerliğini devam ettirmesinde Anayasa Mahkemesinin Anayasa’yı yorumlaması kritik öneme sahiptir. Bu işlevini en iyi şekilde yerine getirebilmesi ise -her bir başvuruda adaleti sağlamaktan ziyade- Mahkemenin daha önce Anayasa’yı yorumlamadığı meselelere odaklanmasına bağlıdır." (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 53)<br>Bireysel başvuru üzerine hak ihlali bulunduğu sonucuna varılması durumunda, bireysel başvuruya konu uyuşmazlık bakımından Anayasa Mahkemesinin bu kararına uyulması zorunlu olmakla birlikte, aynı konudaki diğer uyuşmazlıklarda ihlal kararına uyulmasını zorunlu kılan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birinin ihlal edildiğini tespit eden hak ihlali kararının konusu ve sebepleri aynı olan başka uyuşmazlıklarda göz önünde bulundurulmaması, Anayasa'nın 2. maddesinde yer verilen hukuk devleti ilkesi ile Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamları ile diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ve kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağına yönelik Anayasa'nın 11. maddesinde yer alan anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı prensibine aykırılık oluşturacaktır. (Bkz. Vergi Dava Daireleri Kurulunun 20/01/2016 tarih ve E:2016/23, K:2016/60 sayılı kararı)<br>Öte yandan, bireysel başvuru yolunun uygulandığı bir hukuk sisteminde bireysel başvuru mercii tarafından bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiği tespit edildiğinde, yeni ihlallerin önlenmesi için aynı ya da benzer maddi olaylara ilişkin uyuşmazlıkların ihlal kararında değinilen ilkeler ışığında sonuçlandırılması gerekir. Bireysel başvuru kararlarının objektif etkisinin aynı ya da benzer maddi olayların konu olduğu uyuşmazlıklarda ihmal edilmesi, bu uyuşmazlıkların konu olduğu yargılama süreçleri sonucunda verilen kararların da bireysel başvuru mercilerinin önüne taşınmasına ve bu başvuruların da ihlal kararıyla sonuçlanmasına neden olacaktır. Bu durum bireysel başvuru sisteminin öngörülme amacıyla bağdaşmayacağı gibi bireysel başvurudan önce tüketilmesi zorunlu hukuk yollarında görevli mercilerin itibarının ve güvenilirliğinin sarsılmasına da neden olabilecektir. (Bkz. Vergi Dava Daireleri Kurulunun 19/01/2022 tarih ve E:2020/853, K:2022/17 sayılı kararı)<br>Nihayetinde Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete'de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı yönündeki Anayasa'nın 153. maddesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının objektif bir etkiye sahip olduğu ve benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda dikkate alınması gerektiğinin kabulünü zorunlu kılmaktadır.<br>Bu itibarla, Anayasa Mahkemesince, ceza mahkemesi tarafından 5187 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen yayım yasağı kararının Anayasa'nın 13. ve 28. maddelerinde öngörülen kanunilik ölçütünü karşılamadığı gerekçesiyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği ve ihlalin, kanunilik koşulu sağlanmadan yayım yasağına hükmeden mahkeme kararından kaynaklandığı sonucuna varılmış olması karşısında, yayınların hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamayacağına yönelik 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Üst Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

yürütmenin