<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/4344 E.  ,  2025/5424 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2025/4344<br>Karar No : 2025/5424 <br><br>DAVACI : ... Derneği <br>VEKİLİ : Av. ...<br>DAVALI : ... Kurumu / ...<br><br>DAVANIN_ÖZETİ : Davacı dernek tarafından, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 25/06/2025 tarih ve E-24931227-000-5674958 sayılı, "Cinsiyet Hormonu İlaçlarının Suistimali" konulu, 81 İl Valiliğine dağıtımlı Genel Yazısı'nın iptaline karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:<br>2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmıştır.<br>Yukarıda aktarılan hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığı yeterli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, İdare Hukukunun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla, menfaat bağı olan herkes bu idari işlemin iptalini isteyebilecektir.<br>Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri; a) görev ve yetki, b) idari mercii tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet ve g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla incelenmekte; ilk inceleme sonucunda dilekçelerde Kanun'a aykırılık görülürse 15. maddedeki kararlardan biri verilmekte, yasaya aykırılık görülmediği takdirde dosya tekemmüle tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştay'ın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın, davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması, davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği anlamına gelmektedir.<br>Anılan yasal düzenlemeler ile iptal davalarının hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur.<br>Yukarıda belirlenen kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlenmektedir.<br>Bu açıklamalar karşısında, davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak davacı ile işlem arasındaki menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerektiği açıktır.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacı Derneğin Tüzüğünün "Derneğin Amacı" başlıklı 2. maddesinde, "Hukukun, insanlığın binlerce yıllık tarihsel kazanımlar ışığında geliştirilmesi, insanın özgürleşmesi ve demokratiklik temeline dayalı, toplum bilinci ile güvence altına alınmış bir hukuk sisteminin kurulması, başta yaşam hakkı olmak üzere temel haklara ve insanlık onuruna yönelik her türlü saldırının önlenmesi için çalışma yapmaktır." şeklinde belirtilmek suretiyle davacı Derneğin amacına;<br>"Derneğin Yapacağı İşler" başlıklı 3. maddesinde, "Dernek amacını gerçekleştirmek için aşağıda belirtilen çalışmaları yapar.<br>a) Başta Anayasa olmak üzere antidemokratik yasalar, düzenlemeler ve uygulamalar üzerinde bilimsel inceleme ve araştırmalar yapar, bu alandaki gelişmeleri izler, alternatif öneriler hazırlar.<br>b) Temel hak ve özgürlükleri sınırlama ve ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme ve uygulamalara son verilmesi için çalışır.<br>Düşünce, örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan düzenlemelerin kaldırılması, düşünce ve siyasal faaliyetleri nedeni ile cezalandırılanların hak ve özgürlüklerinin geri verilmesi için çalışır. Temel hak ve özgürlükleri saldırıya uğrayanlara hukuksal yardımda bulunur.<br>c) Yargı bağımsızlığı ve birliği, doğal yargıç, yargıç güvencesi, savunma hakkı gibi ilkeleri savunur. Yaşama geçmesi için çalışır. Olağanüstü ve özel mahkemelerin kurulması ve faaliyet göstermesine karşı çıkar.<br>d) Ülkemizde toplumsal gelişmenin önünü açan hukuk politikalarının oluşturulması için çalışmalar yapar.<br>e) Dil, din, ırk, cinsiyet, düşünce ve inanç farklılığına dayanan her türlü ayrımcı hukuk anlayışına, yasal düzenlemeye ve uygulamaya karşı çıkar.<br>Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesini tanır ve savunur. Anadilde eğitim hakkını temel bir hak olarak kabul eder, yargılamalarda dil farklılığından kaynaklanan sorunların ortadan kaldırılması için mücadele eder.<br>f) İdam cezasına, yaşama hakkını ortadan kaldıran uygulamalara, maddi ve manevi her türlü işkenceye ve insanlık onurunu zedeleyici her türlü kötü muameleye karşı çıkar.<br>g) Amacı doğrultusunda diğer demokratik kuruluşlarla işbirliği yapar. Başka ülkelerdeki hukuk kuruluşları ile dayanışma içinde bulunur ve benzer kuruluşlara koşulları yerine getirerek üye olur.<br>h) Üyeler arasında her türlü dayanışmayı sağlar. Üyeler arasında ve üyeler ile kitleler arasında dayanışma ve iletişimi sağlamak amacıyla bizzat veya seçeceği işletmeci aracılığıyla lokal ve iktisadi işletme kurar ve işletir.<br>ı) Ulusal ve uluslararası hukuk alanında her türlü kuramsal çalışma yapar ve kamuoyuna duyurur.<br>i) Amacı doğrultusunda araştırmalar, yayınlar, toplantılar, seminerler, konferanslar, sempozyumlar, paneller, her türlü miting, toplantı ve gösteriler yapar. Yarışmalar düzenler ve kamuoyu oluşturucu meşru olan tüm faaliyet biçim ve yöntemlerini kullanır.<br>j) Kadınların her alanda karşılaştığı eşitsizliğin, cinsiyet ayrımcılığına dayalı her türlü hukuki ve fiili muamelenin ortadan kaldırılması için çaba sarf eder. Bu anlamda erkek egemen anlayışa karşı her alanda eşitlikçi bir anlayışın yaşama geçirilmesi için mücadele eder.<br>k) Çevrenin ve ekolojik dengenin ve doğal yaşamın korunması için bu amaçlarla kurulmuş örgütlere hukuki ve fiili yardımda bulunur, bu doğrultuda gerekli yasal ve fiili düzenleme ve uygulamaların yaşama geçirilmesi için çaba sarf eder.<br>l) Ulusal ve uluslararası düzenlemeler ışığında çocuk haklarının yaşama geçirilmesi için gerekli hukuki ve fiili faaliyetlerde bulunur. Çocuk emeğinin sömürüsüne karşı mücadele eder ve çocukların barınma, beslenme, eğitim gibi temel haklarının ayrımsız tüm çocuklara sağlanması için mücadele eder." şeklinde belirtilmek suretiyle de davacı Derneğin faaliyetlerine yer verilmiştir.<br>Bu kapsamda, davacı derneğin kuruluş amacı ve faaliyet alanları ile Türkiye’de 21 yaşın altındaki çocuk ve gençlere ergenlik engelleyicileri olarak bilinen ergenliği baskılayıcı hormonların cinsiyet disforisi veya uyumsuzluğu yaşayanlarda ergenlik bastırma amacıyla reçete edilmesini ve tedarik edilmesini kısıtlamak üzere düzenlemeler getiren davaya konu düzenleyici işlem birlikte değerlendirildiğinde; davacı derneğin davaya konu ettiği düzenleyici işlem ile arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ise istemi halinde davacıya iadesine,<br>4. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/11/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) - KARŞI OY :<br>Davacı derneğin Tüzüğünün "Derneğin Amacı" başlıklı 2. maddesinde, derneğin amacının; hukukun, insanlığın binlerce yıllık tarihsel kazanımlar ışığında geliştirilmesi, insanın özgürleşmesi ve demokratiklik temeline dayalı, toplum bilinci ile güvence altına alınmış bir hukuk sisteminin kurulması, başta yaşam hakkı olmak üzere temel haklara ve insanlık onuruna yönelik her türlü saldırının önlenmesi için çalışma yapmak olduğu belirtilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmış olup, subjektif ehliyet koşulu "menfaat ihlali" olarak yer almıştır.<br>Dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade eder. Her davada, idari işlem ile davacı arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekir.<br>Bu açıklamalar karşısında, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanında dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu haliyle, Türkiye’de 21 yaşın altındaki çocuk ve gençlere ergenlik engelleyicileri olarak bilinen ergenliği baskılayıcı hormonların cinsiyet disforisi veya uyumsuzluğu yaşayanlarda ergenlik bastırma amacıyla reçete edilmesini ve tedarik edilmesini kısıtlamak üzere düzenlemeler getiren ve tüm toplumu ilgilendiren davaya konu düzenleyici işlem ile Hukuk Devletinin tesisine katkıda bulunma amacı taşıyan davacı Dernek arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat bağının bulunduğu sonucuna varıldığından, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

yürütmenin