<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/5565 E. , 2025/5088 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/5565<br>Karar No : 2025/5088 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : 1.Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ın Diyarbakır ili, Bağlar ilçesinde ... tarihinde meydana gelen terör eylemlerinde vefat etmesinde davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 184.138,62 TL), kardeşi ... için 1.000,00 TL, kardeşi ... için 1.000,00 TL maddi tazminat ve annesi ... için 200.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, kardeşi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunmamakla birlikte, sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle; maddi tazminat yönünden; yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olduğu sonucuna varıldığı, anne ...'nin maddi tazminat isteminin kabulü ile, 10.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 01/08/2019 tarihinden itibaren, 174.138,76 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte adı geçen davacıya ödenmesine, ... ve ...'nin maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat yönünden; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile annesi ... için 20.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, kardeşi ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 01/08/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, olayda idarenin maddi tazminat yönünden 5233 sayılı Kanun, manevi tazminat yönünden ise sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının isabetli olmadığı gerekçesiyle, 5233 sayılı Kanun'a göre hesaplanan maddi tazminatın mirasçılık payına isabet eden 24.230,50 TL'sinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ...'ya ödenmesine, davacı anne ...'nin fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ve ... ile ...'ın maddi tazminat istemlerinin reddine, ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğu, maddi tazminat hesabının genel hükümlere göre yapılması gerektiği, bilirkişi raporunda hesap hatası bulunduğu, ilk miktar artırım dilekçesindeki taleplerinin bir kısmının reddi nedeniyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira gerçek zararının hesap raporu ile tespit edilebildiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Davalı idare tarafından, terör eylemi niteliğindeki olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmediğinden davacılar lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dava dosyasının tekemmül ettiği görüldüğünden davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacıların yakını ..., ... tarihinde, Diyarbakır ili, ... ilçesinde meydana gelen terör eylemlerinde vefat etmiştir.<br> Davacılar tarafından, yakınlarının ölümü ile ilgili olarak uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılanması amacıyla 01/08/2019 tarihinde idareye başvuruda bulunulmuş, başvurunun reddi üzerine 08/10/2019 tarihinde, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun -davaya konu önkarar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında; "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, idari eylem/eylemsizlik nedeniyle hakkının ihlal edildiğini ileri süren davacıların yakınlarının ölümünden itibaren bir yıl içerisinde idareye başvurması, başvurusunun açıkça veya zımnen reddi üzerine 60 günlük yasal süre içerisinde dava açması gerekirken, 09/02/2016 tarihinden itibaren bir yıllık süre geçtikten çok sonra davalı idare kayıtlarına 01/08/2019 tarihi itibarıyla giren dilekçeyle başvuru yaptığı dikkate alındığında talebinin zımnen reddi üzerine 08/10/2019 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Bu itibarla, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
yürütmenin