<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2022/638 E. , 2025/5528 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/638<br>Karar No : 2025/5528 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:...sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava Konusu İstem: Dava; davacının Muğla İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," disiplin suçunu işlediğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun... günlü, ...sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının kullandığı ... plaka sayılı aracın PTS sisteminde ikiz plaka olarak arandığı, güvenlik güçlerince durdurulan aracın kaydı sorgulandığında plakanın bir motosiklet üzerinde kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, davacının resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı davada, "...sahte plaka bastırarak kullandığım suçlamayı kabul ediyorum, ancak araç üzerinde hiçbir müdahalede bulunmadığım için bu yönüyle suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanı olduğu; bu itibarla, sahte plaka bastırma ve bunu kullanma şeklindeki eylemin sübuta erdiği, davacının eylemine uyan disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; istinaf başvurusuna konu edilen Mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunarak, 2577 sayılı Kanun'un 45/3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; ceza yargılaması sonucunda HAGB kararı verildiği, buna rağmen İdare Mahkemesince yalnızca HAGB kararına ve ceza yargılamasında yer alan bilgi ve belgelere dayanılmasının masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkını ihlal ettiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : İstemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görülerek yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan; UYAP bilişim sisteminde yapılan inceleme sonucunda, davacının disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle yargılandığı ceza davasında, ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "1 yıl 8 ay hapis cezası" ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 12/10/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br> 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:...sayılı temyize konu kararın yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta giderlerinden artan tutarın davacıya iadesine,<br> 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br><br>Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.<br>Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.<br>Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.<br>Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.<br>Uyuşmazlıkta; davacının, Devlet memurluğundan çıkarılması işleminin iptali için dava açtığı ve disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan eyleminden dolayı adli yargı yerince “sahtecilik” suçunu işlediği sabit bulunup, hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.<br>Uyuşmazlığın çözümü için; disiplin cezasına ilişkin mevzuatın incelenmesi ve adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) bu kararının, disiplin hukukuna etkisinin tartışılması gerekmektedir.<br>İlgili mevzuat incelendiğinde; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde; "...sahtecilik..." fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında yer almıştır.<br>Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü ile Emniyet Teşkilatında çalışan memurlara ilişkin disiplin düzenlemesinin dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptali üzerine bu memurlar bakımından, 682 sayılı KHK ve 7068 sayılı Kanun ile yeniden düzenleme yapılmış; bu düzenlemelerin geçici 1. maddelerinde, daha önceki mevzuat uyarınca verilen disiplin cezalarının bu düzenlemeler uyarınca verilmiş addolunacağı kurala bağlanmış;<br> 682 sayılı KHK ve 7068 sayılı Kanun'un 9. maddelerinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde yapılan düzenlemeye yer verilmeyerek, bu madde kapsamındaki fiiller, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamına alınmıştır.<br> 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.<br>Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemelerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; Anayasa 'da ve bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 76. maddesinde; "sahtecilik" fiil yüz kızartıcı sayıldığından, atfedilen bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi; fiilin işlendiği tarihte Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü yürürlükte ise lehe sonuç doğuracağı anlaşılan bu Tüzüğü'n 8/6 maddesine göre "meslekten çıkarma" cezası verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br> Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan eyleminin, adli yargı yerince “sahtecilik” suçu olarak belirlendiği, hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiğinden, uyuşmazlığa bu yönüyle bakıldığında; <br>Anayasa Mahkemesinin Başvuru numarası:2020/22692 olan kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken; yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.<br>Davacının, sonuç olarak yüz kızartıcı suç olan "sahtecilik" fiili nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle de vasıflandırılmasının; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, bir yandan adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan da kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir. <br>Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır.(Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692) <br>Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu (idari yargıya konu davalarda istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; dava konusu disiplin cezası verilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
yürütmenin