<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/4119 E.  ,  2025/313 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2024/4119<br>Karar No : 2025/313 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... Bakanlığı<br> 2- ... Genel Müdürlüğü<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, Konya ili, Meram ilçesinde yaşayan anne, baba ve beş kardeşinin 30/07/2021 tarihinde öldürülmesi olayının failinin emniyet görevlileri ile bağlantısının bulunduğu, bu nedenle olaydan sonra emniyet görevlileri tarafından gerekli araştırmanın yapılmadığı, elde edilen delillerin karartıldığı iddiasına yönelik gerekli araştırmanın yapılması istemiyle davalılardan Emniyet Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun davalı idarece cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ile adalete erişim ve adil yargılamanın engellendiği iddiasıyla zarara uğradığından bahisle öldürülen her bir yakını için 18.000 Euro olmak üzere toplam 126.000 Euro tazminatın olay tarihinden itibaren yabancı mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğu, adalete erişim ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kamu görevlilerinin görevlerini ihmal ettikleri, yöneltilen iddiaların araştırılmadan karar verildiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacının, Konya ili, Meram ilçesinde yaşayan annesi, babası ve kardeşleri ile komşuları arasında 12/05/2021 tarihinde yaşanan kavgada davacının yakınları yaralanmış, bu olayın ardından ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... esas sayılı soruşturma başlatılmıştır.<br> Söz konusu soruşturma devam ederken, 30/07/2021 tarihinde, davacının annesi, babası ve beş kardeşi evlerinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu hayatlarını kaybetmişlerdir.<br> Davacı tarafından, 30/07/2021 tarihinde yaşanan olayın failinin, emniyet görevlileri ile bağlantısının bulunduğu, olayın öncesine ilişkin olarak elde edilen HTS ve BAZ kayıtlarının bu hususa işaret ettiği, olaydan sonra başlatılan soruşturma sürecinde ve kovuşturma aşamasında delillerin karartıldığı ve delillere yasa dışı müdahalede bulunulduğu, olayın azmettiricilerinin ve olaya iştirak edenlerin himaye edildiği ileri sürülerek, bu iddialara ilişkin olarak gerekli araştırmanın yapılması istemiyle 07/08/2023 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğüne başvurulmuştur.<br> Davalı Emniyet Genel Müdürlüğünce söz konusu başvuruya cevap verilmemesi üzerine davacı tarafından başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ile adalete erişim ve adil yargılamanın engellendiği iddiasıyla öldürülen her bir yakını için 18.000 Euro olmak üzere toplam 126.000 Euro tazminatın olay tarihinden itibaren yabancı mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>Ayrıca kamu görevlilerinin; mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak yaptıkları eylem ve kusurları, idareden ayrılamaması nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır. <br> 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 1. maddesinde, "polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hüküm altına alınmış, 2. maddesinde, polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısma ayrılmış, bu görevler, A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak; B)İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak, <br>Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirlerinden aldığı emri, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getirenler sorumluluktan kurtulamaz.<br>(1) Aşağıda yazılı hallerde:<br>I- Can, ırz veya mal emniyetini korumak için,<br>II- Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerin faillerini yakalamak veya delillerini tesbit etmek için, <br>III- Devlet kuvvetleri aleyhine, yalnız veya toplu olarak taarruz veya mukavemette bulunanları yakalamak, veya bunların taarruz veya mukavemetlerini def etmek için,<br>IV- Hükümete karşı, şiddet kullanan veya gösteren veya mukavemet edenlerin yakalanması, taarruz veya mukavemet edenlerin def edilmesi için,<br>V- Zabıtaca muhafaza altına alının şahıslara, bina veya tesislere, meskün veya gayrımeskün yerlere vakı olacak münferit veya toplu tecavüzleri def etmek için,<br>VI- Ağır cezalı bir suçun sanığı olarak yakalandıktan sonra zabıta kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan şahısların yakalanması için, <br>VII- İşlenmekte olan bir suçun işlenmesine veya devamına mani olmak için, VIII- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafından suç delillerinin tesbiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapılacak aramalar için,<br>IX- Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya suçlularını yakalamak için,<br>X- Yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetlerde olay yerinde görevlilerce alınması gereken tedbirler için,<br>XI- Umuma açık yerlerde yapılan her türlü toplantı veya yürüyüşlerde veya törenlerde bozulan düzeni sağlamak için,<br>XII- Herhangi bir sebeple tıkanmış olan yolların trafiğe açılması için,<br>XIII- Yukarıda maddeler dışında diğer kanunlarda istisnai olarak zabıtanın sözlü emirle yapmaya mecbur tutulduğu haller için,<br>Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir. Bu emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu hallerde emrin yerine getirilmesinden doğabilecek sorumluluk emri verene aittir." şeklinde kurala bağlanmıştır. <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlıklı yedinci bölümünde yer alan 141. maddesinde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan...kişilerin, maddî ve manevî her türlü zararlarının, Devlet tarafından karşılanacağı; 142. maddesinde ise, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir. Anılan yasa maddelerinin gerekçesinde de, usul kurallarına uyulmaması ve keyfi adli işlemler nedeniyle uğranılan zararların karşılanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Bakılan davada, öncelikle, davacının tazminat isteminin dayanağı olan işlem veya eylemlerin, idari veya yargısal fonksiyon içerisinde yer alıp almadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>İdarenin hukuki sorumluluğu kendi işlem ve eylemleriyle sınırlı bulunmaktadır. Yargı mercileri ise, idari işlevin dışında yer alan ve yargı yetkisi kullanan bağımsız organlar olup, bu haliyle hakim ve savcıların yargılama faaliyeti kapsamında yaptıkları görev nedeniyle idarenin ajanı sayılmaları hukuken mümkün değildir.<br>Fonksiyonel bakımdan, yasama ve yürütmeden ayrı olup, bağımsız bir organ olan yargının, yargılama süreci ile ilgili faaliyetleri Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen "idari eylem ve işlemler" kapsamına girmemektedir.<br>Hakim ve savcıların ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında yaptıkları faaliyetlerin yargılama fonksiyonu içerisinde yer aldığı açık olup; bu bağlamda, hazırlık soruşturması sırasında savcılarca alınan kararlar ile yapılan işlemlerin ve savcıların talimatı üzerine adli kolluk kuvvetlerince tesis edilen ve yargısal faaliyetten ayrılamayan işlemlerin yargılamanın bir parçası olduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br>Buna göre, Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmininde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' başlıklı bölümünde gösterilen esas ve usullerin izleneceği tabiidir. <br>Uyuşmazlıkta, davacının başvurusunun konusu ve manevi tazminat isteminin dayanağının ise davacının yakınlarının ölümüyle sonuçlanan olayın faili olduğu öne sürülen kişinin olaydan önce çeşitli kamu görevlileriyle bağlantısının bulunduğu; olaydan sonra başlatılan soruşturma ve kovuşturma sürecinde emniyet görevlilerince delillerin bu nedenle karartıldığı ve delillere yasa dışı müdahalede bulunulduğu, olayın azmettiricileri ile olaya iştirak edenlerin himaye edildiği iddiaları ile bu iddialarının davalı idarelerce araştırılmaması suretiyle oluştuğu öne sürülen hizmet kusuru olduğu; başka bir ifadeyle, davacı tarafından idarelere atfedilen kusurun, yargılama faaliyetine bağlı adli kolluk hizmetinden değil, emniyet görevlilerinin üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak yaptıkları eylem ve kusurlarının, idareden ayrılamaması nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, uyuşmazlığın belirtilen nitelik ve özelliği dikkate alındığında, tazminat isteminin 5271 sayılı Kanunla ilişkilendirmenin hukuki anlamda mümkün olmadığı görüldüğünden, görüm ve çözümü idari yargı yerine ait bulunan uyuşmazlığın, adli yargı yerinin görevine girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine dair ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

yürütmenin