<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/1072 E. , 2025/2983 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2025/1072<br>Karar No : 2025/2983<br><br>TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVACI): ... Birliği <br>VEKİLİ: Av. ...<br><br> 2-(DAVALI): ... Bakanlığı<br>VEKİLİ: Huk. Müş. ...<br><br>İSTEMLERİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/03/2025 tarih ve E:2024/6042, K:2025/3120 sayılı kararının, davacı tarafından davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması karşılıklı olarak istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 24/09/2024 tarih ve 32672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesinin (öö) bendinin, 5. maddesinin 4. fıkrasının, 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden hesaplanır" ibaresi ile 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "alandan bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden hesaplanan arazi izin bedeli" ibaresinin, 11. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinin, 17. maddesinin 6. fıkrasının, 18. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "verilebilir" ibaresinin, 29. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Otoyol, bölünmüş yol, il veya ilçe yerleşim alanlarının ön görünümündeki 3 kilometre mesafede kalan orman alanlarında", (b) bendinde yer alan "İl ve ilçe yerleşim yerlerine en az 500 metre mesafede kalan orman alanlarında", (c) bendinde yer alan "I ve II (a) Grubu madencilik faaliyetleri için meşcere tipi kapalılığı 2 ve daha yukarı olan verimli orman alanlarında", (ç) bendinde yer alan "II (b) ve II(c) Grubu madencilik faaliyetleri için meşcere tipi kapalılığı 3 olan verimli orman alanlarında", (d) bendinde yer alan "Deniz sahili ön görünümünde olup, kıyı kenar çizgisinden 5 kilometre mesafede kalan orman alanlarında izin verilmez." ibarelerinin ve 29. maddesinin 6., 7., 8., 9. ve 11. fıkralarının iptali istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/03/2025 tarih ve E:2024/6042, K:2025/3120 sayılı kararıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların, iptal davası olarak tanımlandığı,<br>İdare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği, aksi halin dava konusu işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı,<br>Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli olup bu hususun davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlendiği,<br>Batı Akdeniz Maden İhracatçıları Birliğinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde belirtildiği gibi ihracatçıları örgütlendirmek ve işbirliğini geliştirmek suretiyle ihracatı artırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak üzere dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişimini sağlamak amacıyla kurulduğu ve dava dilekçesinde belirtildiği üzere 449 aktif maden ihracatçısı üyesinin bulunduğu,<br>Batı Akdeniz Maden İhracatçıları Birliğinin (kararda sehven "İstanbul Maden İhracatçıları Birliği" yazılmıştır), bizzat taraf olduğu hukuki ilişkiler dolayısıyla mensuplarının ortak çıkarlarının korunması için davada taraf olabileceği, ancak üyelerinin bir kısmının menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2016 tarih ve E:2014/4680 K:2016/1649 sayılı kararı ile 18/04/2016 tarih ve E:2014/3917 K:2016/1650 sayılı kararının da bu yönde olduğu,<br>Dava konusu düzenleme ile ilgili olarak, hakları ve menfaatleri ihlal edilmiş kişiler tarafından dava açılabileceğine kuşku bulunmamakla birlikte davacı Birliğin doğrudan hak ve menfaatlerini ilgilendiren bir düzenleme içermeyen, dava konusu Yönetmelik'in iptali hususunda dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Birliklerinin üyelerinin menfaat ve çıkarlarını korumakla görevli tüzel kişiliği haiz bir meslek kuruluşu olduğu ve 2024 yılı itibarıyla toplam 449 maden ihracatçısı üyesinin bulunduğu, davaya konu Yönetmelik hükümlerinin davacının maden ihracatçısı üyelerinin madencilik faaliyetlerini önemli ölçüde etkileyen ve kısıtlayan düzenlemeler içerdiği, doğrudan kendi mensubu olan üye firmalara uygulanma olanağı bulunan Yönetmelik hakkında Birliklerinin dava açma ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmektedir. <br>Davalı tarafından, davanın ehliyet yönünden reddine karar veren Dairece idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri olduğu hükme bağlanmıştır.<br>5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinde "Birlik", ihracatçıları örgütlendirmek suretiyle ihracatı artırmak ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere, özel bütçeye sahip ve tüzel kişiliği haiz olarak kurulan ihracatçı birliği; "TİM" ise birliklerin koordinasyonunu sağlamak, ihracatçıların sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalarda bulunmak, dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesine yardımcı olacak çalışmalar yapmak ve ihracatçıları en üst düzeyde temsil etmek üzere, ihracatçı birliklerinin üst kuruluşu olan özel bütçeye sahip ve tüzel kişiliği haiz Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak tanımlanmış; 3. maddesinde birliğin TİM’in teklifi, Bakanlığın onayıyla kurulacağı, ilgili tebliğin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte tüzel kişilik kazanacağı hüküm altına alınmış ve dış ticarete ve yurt dışı hizmetlere ilişkin konularda çalışmalar yapmak, bu kapsamda; kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve ulusal ve uluslararası kuruluşlar nezdinde üyelerinin menfaatlerini ülke çıkarları çerçevesinde koruyucu ve geliştirici çalışmalar yapmak; ihracatçılar arasında mesleki ahlâk ve dayanışmayı sağlamak; TİM’in görüşünü ve Müsteşarlık onayını almak kaydıyla; amaç ve görevlerini gerçekleştirmeye yönelik vakıf kurmak veya kurulmuş olanlara iştirak etmek, bütçe imkânları çerçevesinde gerektiğinde mal ve hizmet almak, yaptırmak, satmak, kiralamak, rehin ve ipotek işlemleri tesis etmek ve kaldırmak, gerektiğinde iştigal sahası ile ilgili ortak hizmet verecek şirket, dernek, tesis ve işletmeler kurmak, kurulmuş olanlara iştirak etmek, laboratuvar, test, muayene ve belgelendirme konularında üyelerini desteklemek, fuar, sergi ve tanıtım faaliyetlerini düzenlemek, düzenlenecek fuar ve sergilere iştirak etmek ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmak birliğin görevleri arasında sayılmıştır.<br>Aynı Kanun’un 4. maddesinde ise ihracatçıların ilgili birliğe üye olmalarının ve kanunda belirtilen ödemeleri yapmalarının zorunlu olduğu belirtilmiş, aynı zamanda üyelerin; birliğin kararlarına uymak, birliğin amaçlarına uygun davranmak, yetkili organlar tarafından istenecek ihracatla ilgili bilgi ve belgeleri zamanında ve eksiksiz olarak vermekle yükümlü oldukları öngörülmüştür.<br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Hukuk devletinde idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğunun ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.<br>Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. <br>Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. <br>Davacı Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği tarafından; 24/09/2024 tarih ve 32672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in dava konusu hükümlerinin; devlet ormanlarındaki madencilik faaliyetlerini hukuka ve kamu yararına aykırı şekilde sınırlandırdığı ve yasakladığı ileri sürülerek temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. <br>5910 sayılı Kanun, ihracatçıları örgütlendirmek ve işbirliğini geliştirmek suretiyle ihracatı artırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak üzere, özel kişilerden oluşacak ve tüzel kişiliği haiz olacak ihracatçı birlikleri ile TİM’in kurulmasını öngörmektedir. Özel kişilerin kendi menfaatlerini korumak için oluşturabilecekleri bu tüzel kişiliklerin kolektif bir oluşum oldukları, başka bir deyişle örgüt oldukları anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2012 tarih ve E:2011/85, K:2012/109 sayılı kararında, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve ihracatçı birlikleri, 5910 sayılı Kanun ile tüzel kişilikleri oluşturulan, kendi üyeleri arasından yargı gözetiminde yapılacak seçimle organları belirlenen, Anayasa'nın 135. maddesinde öngörülen özellikleri taşıyan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak nitelendirilmiş; benzer şekilde 12/07/2017 tarih ve E:2017/26, K:2017/116 sayılı kararında ihracatçı birliklerinin, ihracatçıları örgütlendirmek suretiyle ihracatı artırmak ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere kurulan, özel bütçeye sahip ve tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşları olduğu ifade edilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesince verilen 11/10/2023 tarih ve E:2022/96, K:2023/174 sayılı kararda da 5910 sayılı Kanun’un 4. maddesinde ihracatçıların ilgili birliğe üye olmalarının ve Kanun'da belirtilen ödemeleri yapmalarının zorunlu olduğu, bunun yanı sıra Kanun’un 3. ve 11. maddelerinden bu kurumların görevlerinin genel olarak mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek disiplini ve ahlakını korumak olduğunun anlaşıldığı, ayrıca ihracatçı birliklerinin tüzel kişiliği haiz olmaları, kanunla oluşturulmaları, özel kişilerden oluşan birer birlik olmaları, seçimlerinin yargı gözetimi altında icra edilmesi ve gelirlerinin üyelerden toplanan aidatlardan karşılanması hususları gözetildiğinde bunların kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.<br>Bu itibarla, davacı Birliğin kuruluş amaçları ve hukuki statüsü gereği üyelerinin çıkarlarının korunmasının yanında ve hatta daha öncelikli olarak mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişiminin sağlanması konusundaki yükümlülükleri dikkate alındığında, uyuşmazlık özelinde subjektif dava ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Ayrıca maden ihracatçılarının da üyesi olduğu davacı Birliğin dava yoluna başvurusunda aranılacak olan menfaat ilişkisinin, tüm üyelerine ilişkin, tüm üyelerinin hukuki durumunda değişiklik yaratan bir işlemin varlığı şartına bağlanması, dava ehliyetinin kullanılmasını olanaksız kılacağı gibi Birliğin yargı yoluna başvurmak yönündeki hareket alanını kısıtlayacağı, dolayısıyla hak arama hürriyetinin ihlali sonucunu doğuracağından aksine bir düşüncenin kabulü mümkün görülmemektedir.<br>Öte yandan, Daire kararında bahsi geçen Kurulumuz kararlarında davacı konumunda bulunan "Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi Birliği"nin üyelerinin sendikalar, birlikler ve dernekler olduğu gözetildiğinde, söz konusu kararların işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Diğer yandan, bozma kararı üzerine Dairece işin esası hakkında karar verileceğinden, davalı idarenin vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 20/03/2025 tarih ve E:2024/6042, K:2025/3120 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Kullanılmayan... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,<br>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, <br>5. Kesin olarak, 02/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
yürütme