<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/4319 E. , 2025/9138 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/4319<br>Karar No : 2025/9138 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davalı Üniversitenin Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 31/08/2024 tarihinde süresi sona erecek olan hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin ...tarih ve ... sayılı davalı idare işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin davacının "uyumsuz çalışmaları, verilen görevleri hatalı yapıyor olması ve disiplinsiz davranışları" gerekçeleriyle tesis edildiği görülmekte ise de, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin bu durumu somut ve objektif olarak ortaya koyar nitelikte olmadığı, davacı hakkında bahsi geçen hususlarda başlatılmış bir disiplin soruşturması da bulunmadığı görüldüğünden, akademik personelin genel olarak, normal idari personelden farklı olarak niceliği değil, niteliği önem arz eden görevleri yerine getirdiği, idarece yapılan değerlendirmenin akademik personelin görevine son verilmesi bakımından yeterli bir araştırma sonucunda yapılmış bir değerlendirme olmadığı, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine gerekçe oluşturacak nitelik ve ağırlıkta disiplinsiz davranışlarını gösterir bilgi ve belgenin de dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının da yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin davacıyla sözleşme yenilememe gerekçeleri yönünden yapılan incelemede, davacının bağlı hocası tarafından Hukuk Fakültesi Dekanlığına sunulan 13/05/2024 tarihli dilekçede; davacıyla çalışmak istemediğinin belirtmesi, gözetmenlik yaptığı sınava geç katıldığı gerekçesiyle hakkında yürütülen soruşturma sonucunda yazılı olarak uyarılması, ayrıca görev yaptığı Hukuk Fakültesi kontenjanlarının 2021 yılından itibaren azaltılması (2020:120 öğrenci, 2021:47 öğrenci, 2022:46 öğrenci, 2023:58 öğrenci) hususları bir arada değerlendirildiğinde, 2020 tarihinden itibaren davalı idare bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan ve doktora eğitimine devam etmekte olan davacının hizmetine ihtiyacının azalması, akademik ilerleme konusunda gelişme gösterememesi ve uyumlu çalışma problemleri bakımından davalı idarenin sözleşme yenilememe gerekçelerinin dayanaksız olduğundan bahsedilemeyeceği, bu itibarla Üniversite idaresinin takdir yetkisi kapsamında davacının sözleşmesinin yenilenmemesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istinafa konu karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görev süresi boyunca idari ve akademik işlerinde titiz ve özenli bir şekilde çalıştığı, sözleşmesine gerekçe olarak gösterilen gözetmenlik sınavına geç kalma fiilinin tek seferlik 20 dakikalık bir gecikmeden ibaret olduğu, bu hususun sözleşme yenilenmemesine gerekçe olamayacağı, kaldı ki geç kaldığı sınavın gecikmeli de olsa gerçekleştirildiği, herhangi bir zararın meydana gelmediği, davalı idarece dava konusu işlemin tesis edilmesi aşamasında kontenjanların azaltılmasına dair herhangi bir sebep ileri sürülmemişken istinaf aşamasında bu sebebin ileri sürülemeyeceği, bağlı olduğu öğretim üyesinin kendisi ile çalışmak istememesi üzerine başka bir öğretim üyesine bağlandığı, dolayısıyla bu sorun ölçülü bir şekilde çözülmüşken sözleşme yenilenmemesine bu hususun da sebep olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının bazı akademik çalışmalarda bulunduğu doğru olmakla birlikte sözleşme yenilenmesinin tek başına akademik çalışmaya bağlı olmadığı, iş disiplinine riayet, verilen görevleri eksiksiz yerine getirme ve uyumlu çalışma gibi kriterlerin de sözleşme yenilenme aşamasında önem arz ettiği, davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin davacının uyumsuz tavır ve davranışlarda bulunduğu hususunu bir dilekçe ile ilettiği, gözetmenlik yaptığı sınava geç kalması sebebiyle hakkında yazılı uyarı yaptırımı uygulandığı, bu hususun bile tek başına sözleşme yenilenmemesine gerekçe oluşturacağı, fakültedeki öğrenci sayılarının 2020 yılından itibaren azaldığı, öğrenci sayılarının azalması sebebiyle akademisyen ihtiyacının da azaldığı, dolayısıyla davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin kamu yararı ön planda tutularak tesis edildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davalı üniversitenin Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, 31/08/2024 tarihinde süresi sona erecek olan hizmet sözleşmesi, Fakülte Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda, uyumsuz çalışmaları, verilen görevleri hatalı yapıyor olması ve disiplinsiz davranışları sebebiyle yenilenmemiştir.<br> Bunun üzerine, davacı tarafından sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 1982 Anayasası'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu kuralı yer almaktadır. <br>2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 2. maddesinde, "Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir." hükmüne yer verilmiş; Ek 5. maddesinde, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunacağı, mütevelli heyetin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği ve yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı hükme bağlanmış; Ek 8. maddesinde ise, vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı, hükmü düzenlenmiştir.<br>Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretim elemanları” başlıklı 23. maddesinde ise, “Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir.” kuralı yer almıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Devlet ve vakıf üniversitelerine, ataması uygun görülen veya görülmeyen akademik personelin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında takdir yetkisi tanındığı kuşkusuzdur.<br>Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir.<br>İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır.<br> Üniversitelerde görev yapan akademik personelin, görev sürelerinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerde, gerekçelerin somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Aksi durumda sadece davalı idarelerce belirtilen ve soyut iddiaların ötesine geçmeyen beyanlara göre tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi idari yargılamadaki yazılı yargılama usulü ilkesine de aykırı olacağı açıktır.<br>Yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'nın 130. maddesinde akademik personelin bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme, eğitim ve öğretimi özgürlük ve güvence içinde sürdürebilme hak ve yetkilerinin tanındığı, bu kapsamda akademik personelin sözleşmesinin esaslı bir neden gösterilmeden feshedilmesi veya yenilenmeyeceğini öngören bir işlemin akademik personellerin bilimsel özgürlüğünü, mesleki güvencesini zedeleyeceği, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesinde; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin çalışma esaslarının, 2547 sayılı Yasa'da devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabi olduğunun belirtildiği, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri ile devlet yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri arasında ayırım yapılmadığı ve bu yönden bilimsel özerklik ilkesine uygun bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.<br>Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının sınav gözetmeni olarak görevlendirildiği 23/11/2022 tarihinde yapılan bir dersin sınavına 20 dakika geç gelmesi sebebiyle sınavın gecikmeli başlamasına sebep olduğu, söz konusu olay ile ilgili yazılı uyarıda bulunulduğu, bağlı olduğu öğretim üyesi ile çeşitli sorunlar yaşayan davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin talebi doğrultusunda başka bir öğretim üyesine bağlandığı, davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin değiştirilmesi sonrasında eski bağlı öğretim üyesinin yeni asistanı ile görevi olmayan konulara müdahale etmek suretiyle imalı yazışmalar yapması sebebiyle çalışma düzenini bozduğu gerekçeleriyle davacının sözleşmesinin yenilenmemesine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının her ne kadar bağlı olduğu üyesi ile çeşitli sorunlar yaşadığı ve davacının çalışma düzenini bozan davranışları sebebiyle bağlı öğretim üyesi tarafından davacı ile çalışmak istemediği belirtilmişse de, bu hususta davacı hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığı, hangi davranışlarının çalışma düzenini bozduğu yönünde somut tespitlerin yapılmadığı görülmektedir. Sözleşme yenilenmemesine gerekçelerinden birini oluşturan davacının eski bağlı üyesinin yeni asistanına talimatlar vererek görevi olmayan konularda müdahale ettiği yönünden de, dosya kapsamında bulunan yazışmalardan davacının eski bağlı üyesinin şifresinin kendisinde bulunduğu ve bu konuda ilerde bir sorun yaşanmaması amacıyla hocanın şifresinin değiştirilmesinin belirtildiği, yazışmanın bu konudan ibaret olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, davacının 2020 yılından itibaren davalı Üniversitede görev yapmaya başladığı, görev yaptığı süre içerisinde bir kez gözetmeni olduğu sınava 20 dakika geç kaldığı, konu ile ilgili de yazılı olarak uyarıldığı, sonrasında da tekrarının yaşanmadığı anlaşıldığından, bu hususun tek başına sözleşme yenilememeye gerekçe oluşturması araç ile amaç arasındaki ilişkiyi açıklayan ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı olacaktır. <br>Bu durumda, davacının sözleşmesine gerekçe olarak gösterilen hususların sözleşme yenilememeye gerekçe oluşturamayacağı, davacının akademik yönden yetersizliği de davalı idarece ortaya konulamadığı görüldüğünden, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Öte taraftan, her ne kadar istinaf aşamasında, davalı idare tarafından davacının sözleşmesinin yenilenmemesine gerekçe olarak, fakültedeki öğrenci sayılarının azalması da gösterilmişse de, dava konusu işlemin tesis edildiği aşamada bu hususa ilişkin herhangi bir gerekçenin belirtilmediği, dava devam ederken ileri sürülen bu gerekçenin de tek başına dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği açıktır. <br><br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ...İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, <br>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>5. Kesin olarak 25/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br> KARŞI OY :<br> (X)- İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır.<br> Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez.<br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının süresi biten sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum.<br> Dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle davacının parasal ve özlük hak kayıplarının ödenmesi isteminin de reddi gerektiği açıktır. <br><br><br></font></p></body></html>
yürütme