<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/303 E. , 2025/8924 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/303<br>Karar No : 2025/8924<br><br>DAVACI : ... Oto Kiralama Ticaret ve San. Ltd. Şti. <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in (a) 4. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi ile;<br>(b) Tebliğin 9. maddesiyle değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafının iptali istemidir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptaline karar verildiği, bu kararda tazminat sorumluluğunun kapsamının Genel Şartlar'la belirlenemeyeceğinin hükme bağlandığı, dava konusu Tebliğ'de yer alan değer kaybı zararı hesaplama yönteminin anılan Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. <br>Genel Şartlar’ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan dava konusu düzenlemenin zarar gören hak sahibinin üçüncü kişilerin araçlarında meydana gelen değer kaybı zararını her aşamada tespit ettirememesi sonucunu doğurduğu ve bu zararı davalı idarece belirlenecek eksper aracılığıyla tespit ettirmek zorunda bırakıldığı, bu uygulamanın hak sahiplerinin objektif ve gerçek zararı tespit eden eksper şirketine veya sigorta eksperine başvurmasını engellemeyi amaçladığı, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile hak sahiplerine her aşamada zararlarını tespit ettirmek için eksper ataması yapma ve ekspertiz raporuyla zararlarını tespit ettirme hakkı tanındığından dava konusu Tebliğ hükümlerinin üst hukuk normu olan bahsi geçen Yönetmeliğe aykırı olduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 22/17. maddesinde eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğinde olduğundan hak sahibinin Genel Şartlar’da öngörülen atama dışında yaptırmış olduğu ekspertiz incelemesi sonucu düzenlenen raporlar da delil olarak kabul edilmek zorunda olduğundan hak sahiplerinin serbest olarak ekspertiz atama ve zararını tespit ettirme hakkına sahip olduğu, Genel Şartlar'la değer kaybı zararlarında bir sistem üzerinden eksper atama zorunluluğu getirilmesinin bu yasal düzenlemeye de aykırı olduğu öne sürülmüştür.<br>Dava konusu düzenlemede değer kaybı hesaplamasına yönelik Genel Şartlar'ın Ek 1 tablosunda yer alan değer kaybı formül hesabının hak sahiplerinin gerçek zararlarının tazmini noktasında hak kaybına sebebiyet verecek nitelikte olduğu, Yargıtay tarafından değer kaybı zararının gerçek zarar kalemleri arasında kabul edildiği, değer kaybı formül hesabı uygulandığında değer kaybı karşılığının çıkmama ihtimalinin yüksek olduğu, formülün sigorta şirketlerinin sorumluluk alanını daraltmayı amaçladığı, 01/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren değer kaybı hesaplama formülü hakkında Danıştay Sekizinci Dairesince yürütmeyi durdurma kararı verildiği, dava konusu hesaplama formülünün de gerçek zararın tespitinden uzak benzer bir düzenleme içerdiğinden Danıştay kararına da aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br>Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasında yapılan değişiklikle zarar görenlerin hasar ve onarım bedeli zararının tespitine ilişkin kapsamın belirlendiği, bu durumun yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğu, zararın Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde tespit edilmesi gerektiği; bu düzenleme ile trafik kazası sonucu zarara uğrayan 3. kişinin eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile zararını giderme hususunda onaya zorlandığı, bu durumun sigorta şirketlerinin menfaatlerine uygun olduğu, yeniden kullanılabilir parça ifadesi ile çıkma ve hurdacıda satılan kullanılmış, hasarlı araçlardan çıkan parçaların tarif edildiği, bu parçaların kullanılmasının güvenlik riski oluşturacağı ve kamu düzeninin bozulmasına sebebiyet vereceği, orijinal parça yerine kullanılacak parçalar nedeniyle aracın başka yerlerinde oluşabilecek bozukluğun veya hasarın giderilmesi hususunda araç sahibi ile üreticiler arasında ihtilaf çıkabileceği; çıkma, sökme, yenilenebilir parçaların sigorta şirketlerince karşılanan hasar onarımlarında sigortalı ya da mağdur onayı haricinde hiçbir şekilde kullanılamamasının kişi ve kamu yararı gereği olduğu, dava konusu değişiklik öncesinde yürürlükte olan benzer düzenlemenin Danıştay Sekizinci Dairesince yürütmesinin durdurulduğu ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : Usule yönelik olarak; davanın menfaat ihlali şartı yokluğundan ehliyet yönünden reddi gerektiği, 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren düzenlemelere karşı dava açma süresi geçtikten sonra dava açılmış ise, öncelikle davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği belirtilmiştir. <br>Esasa yönelik olarak; Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde Genel Şartlar'a kanuni dayanak sağlayan ifadenin iptal edilmesi üzerine anılan maddede 09/06/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle zorunlu trafik sigortası kapsamında olan tazminatlar için esas alınacak temel parametrelerin kanun düzeyinde hükme bağlandığı, bununla birlikte tazminat hesaplaması hakkında Kanun'da yer alan temel parametrelerin uygulanmasına dair tali konuların düzenlenmesi hususunda davalı idarenin yetkilendirildiği, bu çerçevede davalı idarece 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesi ile getirilen değer kaybı tazminatının hesaplanmasına dair parametrelere uygun ve gerçek zararın tazminini sağlayabilecek dava konusu formülasyonun, Kanun'dan gelen açık yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulduğu, zorunlu trafik sigortası hakkında davalı idarece Genel Şartlar aracılığıyla düzenleme yapılmasının mevzuata uygun olduğu, nitekim Anayasa Mahkemesi tarafından 2918 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmüne yönelik iptal istemi reddedildiğinden genel şartlarla davalı tarafından zorunlu trafik sigortası hakkında düzenleme yapılmasına Anayasa Mahkemesi tarafından da cevaz verildiğinin anlaşıldığı ileri sürülmüştür.<br>2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinin 1. fıkrasında, değer kaybı tazminatı için herhangi bir yöntem belirlenmediği, gerçek zararın tazmininin sağlanmasına dair temel parametrelerin sıralandığı, bu madde uyarınca değer kaybı tazminatının, aracın piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı, gerçek zararın tazmini amaçlandığından araç işletinin sorumluluğu ile sigortacının sorumluluğunun farklılaştırılmasının söz konusu olmadığı, davacının uygulanması gerektiğini iddia ettiği "piyasa araştırması metodu" ya da "piyasa analiz yöntemi" olarak adlandırılan yöntemde, hesaplama yapan her bir sigorta eksperi tarafından farklı sonuçlar elde edildiği, hak sahipleri arasında eşitsizlik yaratıldığı ve manipülasyon sonucu borçlar hukukunun tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağına dair ilkesine aykırı uygulamaların doğduğu, bilimsel dayanaktan uzak yöntemlerin Yargıtay içtihatlarında sıklıkla bahsolunan aracın kaza öncesi değeri ile kaza sonrası değeri arasındaki farkın o aracın değer kaybını oluşturduğuna dair kabulü ile örtüşmediği gibi hakkaniyetle de bağdaşmadığı ifade edilmiştir.<br>Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin dava konusu kısmında yer alan düzenlemede kastedilenin 'Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği' olduğu, anılan Yönetmeliğin Kurum tarafından (mülga Bakanlık Sigortacılık Genel Müdürlüğü) 25/08/2015 tarihli ve 29456 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu; eksper atamaları, eksperlerin iş kabulü ile faaliyetlerinin bu Yönetmelikle düzenlendiği ve kimin atadığına bakılmaksızın tüm eksperlerin bu Yönetmeliğe uymakla yükümlü olduğu, Yönetmeliğin 10. maddesi uyarınca zorunlu trafik sigortasında iş kabulü için davalı idarece eksper listesi oluşturulmasının mümkün olduğu, halihazırda mevcut olmayan böyle bir listenin oluşturulması halinde, bu durumun dışarıdan eksper atanamayacağı anlamına gelmediği gibi 5684 sayılı Kanun'un açık hükmü uyarınca eksper raporlarının delil niteliğinde olduğu hususunun kısıtlanmadığı belirtilmektedir.<br>Eşdeğer parça kullanımı hakkında Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasında yer alan düzenlemenin ise gerçek zararın tazmini ilkesine uygun olduğu, hasar gören parçanın orjinal parça olması halinde kural olarak orjinal parça ile onarım sağlandığı, hasar gören parçanın orjinal parça olmaması halinde eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile onarım sağlandığı, anılan parçalarla değişim imkanı bulunmamasının istisna olduğu, düzenleme ile araç onarımında parça kullanımının sigortacının tercihine bırakılmayarak Yargıtay emsal kararlarında belirtilen kurallar doğrultusunda kurala bağlandığı, bununla birlikte anılan düzenlemenin önceki Genel Şart hükümlerine karşı açılan davalarda Danıştay'ın ilgili Daireleri tarafından verilen kararlarda yer alan tespit ve değerlendirmeler ile birebir uyumlu olduğu, davacının iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ: : Anayasa Mahkemesinin 14/2/2023 tarih ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 29/12/2022 tarihli ve E: 2021/82, K: 2022/167 sayılı iptal kararı sebebiyle dayanağı kalmayan dava konusu tebliğ ile değişiklik yapılan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının dava konusu edilen maddelerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 4. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi ile 9. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafının iptali istemiyle açılmıştır.<br>Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmeyerek esasa geçilmiştir.<br>Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi hakkında:<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesinin birinci fıkrasında karayolunda motorlu araç işletenlerin, bu Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmış, Kanun’un 101. maddesinin birinci fıkrasında ise zorunlu mali sorumluluk sigortasının Türkiye'de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılacağı ve bu sigorta şirketlerinin anılan sigortayı yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.<br>14/05/2015 tarihinde, 2918 sayılı Kanunun 90. maddesinde; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü yürürlükte iken 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu metin, “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” halini almıştır. <br>Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan yer alan “... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda …” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine yeniden yapılan düzenlemeyle "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 90. madde de; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…) (2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle: 09/06/2021-7327/18 md.) denildikten sonra .., (Ek fıkra: 09/06/2021-7327/18 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir." hükmü getirilmiştir.<br>Kanunda yapılan bu değişiklikle, zorunlu trafik sigortası kapsamında olan tazminatlar için esas alınacak temel parametrelerin yasal düzeyde dayanağa kavuşturulduğu ve tazminat hesaplaması hakkında Kanunda yer alan temel parametrelerin uygulanmasına dair tali konuların düzenlenmesi hususunda Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun yetkilendirildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu çerçevede Kanunun verdiği bu yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan dava konusu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 4. maddesi ile değişik A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "... Değer kaybı, talep edilmesi halinde, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre tespit edilir." hükmüne, değer kaybı tazminatının hesaplanmasına ilişkin "Ek 1:Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmın da ise; gerçek zararın tazminini sağlanmasına dair temel ölçütlere yer verilerek, değer kaybı tazminatının, aracın cinsi ve piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaların cinsi ile hasar tutarının hangi kriterlere (formüle) göre hesaplanacağı düzenlenmiştir. <br>Bu durumda; yukarıda yer verilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu düzenlemeyle gerçek zararın tazminin amaçlandığı ve bu amaca ulaşmak için kullanılacak hesaplama yöntemiyle, her farklı sigorta eksperi tarafından farklı sonuçlar elde edilmesinin önüne geçilmeye ve dolayısıyla hak sahipleri arasında eşitsizliğe yol açmayacak şekilde objektif hesaplama yöntemiyle hakkın kötüye kullanılmasının engellenmesinin hedeflendiği ve bu haliyle de dayanağı Kanun maddesine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafı hakkında:<br>Anayasa'nın 138. maddesinde belirtilen yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu<br>kuralından kastın, yargı kararlarının içeriğine uygun olarak yerine getirilmesini belirtme amacını taşıdığı şüphesizdir.<br>Bu bağlamda, hukuk devletinde idarenin, yargı kararlarının maksadına uygun şekilde işlem tesis etmesi zorunlu olup, idare, yargı kararlarının gereklerinin, kararın gerekçesine uygun şekilde yerine getirilmesi noktasında "bağlı yetki" içerisindedir.<br>20/03/2020 tarih ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafının iptali istemiyle aynı davacı tarafından açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/03/2021 tarih ve E:2020/4080 sayılı kararıyla, "... Yukarıda aktarılan yasal düzenleme çerçevesinde, dava konusu Genel Şartlar'da yer alan 'veya yeniden kullanılabilir parça' ibaresi değerlendirildiğinde; yasama organınca, "yeniden kullanılabilir parça"nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, davalı idare tarafından, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören 3. kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Tebliğ'in 'yeniden kullanılabilir parça' uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Bununla birlikte; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değilse ve hasarlı parça orjinal ise, öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, her koşulda değişim önceliğini eşdeğer parçaya veren düzenlemede de hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle söz konusu düzenlemelerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.<br>Anılan yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 9. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafında, "Hasar halinde, hasar gören orijinal parça, onarımı mümkün değilse orijinal parça ile değiştirilir. Ancak, hak sahibinin onayının alınması veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde hasar gören parça, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilir. Bu fıkra kapsamında hak sahibinden onay alındığını veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkan olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez."; 3. paragrafında ise, "Hasar gören parçanın orijinal olmaması halinde ise eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilir. Ancak, hasar gören parçanın eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde orijinal parça ile değiştirilir. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim imkânı olduğu halde orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim imkânı olduğunu ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/03/2021 tarih ve E:2020/4080 sayılı kararında, yasal dayanak bulunmaması nedeniyle ancak hak sahibinin onayının alınması halinde, yeniden kullanılabilir parçanın hasar tedvir sürecine dahil edilebileceği belirtilmesine rağmen, söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen yeni düzenlemede de, hak sahibinin onayı alınmaksızın hasarlı parçanın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınmıştır.<br>Bu durumda, dava konusu Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafında yer alan "veya yeniden kullanılabilir parça" ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmamakta; İkinci ve üçüncü paragrafında yer alan diğer hükümlerin ise dayanağı Kanun maddesine uygun olduğu anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genel Şartlar'ın; B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafında yer alan "veya yeniden kullanılabilir parça" ibareleri yönünden iptaline; diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ SÜREÇ :<br> 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 4. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi ve 9. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br> Davalı idarenin, usule ilişkin iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi.<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralına yer verilmiştir.<br>18/10/1983 tarih, 18195 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 90. maddesinde (ilk hali); "Maddî tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevî tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü bulunmaktadır.<br>14/04/2016 tarihli 6704 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklik ile 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almıştır. <br>17/07/2020 tarih, E:2019/40 K:2020/40 sayılı Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun(…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. <br>09/06/2021 tarih 7327 sayılı Kanun'un 18. Maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde yapılan değişiklik sonrası 18. Maddede – "13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.<br>"Bu tazminatlardan;<br>a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,<br>b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,<br>c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” kuralı bulunmaktadır. <br> 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun yürürlükteki "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 90. maddesinde; (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)49 öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)49 düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır düzenlemesi yer almıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Dava Konusu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in İncelenmesi:<br>Tebliğin 2. Maddesinde – Aynı Genel Şartların A.2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkranın (f) bendinin (ii) numaralı alt bendinde yer alan “(Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.<br>“a) Sigortalı: Poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesi uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunda olan işletenleri,”<br>“ç) İşletilme Hali: Motorlu aracın mekanik aksamının çalışmasını mekanik aksamı çalışmasa bile motorlu aracın kendiliğinden de olsa hareket haline geçmesini,”<br>“ı) Kurum: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,<br>i) Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu,” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda;<br>"A.1. Amaç: Bu Genel Şartların amacı,13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir. (Değişik:RG-02/02/2016-29612) (1)Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür. Sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibarıyla uygulamaya esas alınır." <br>"A.1/a Dayanak: (Ek:RG-04/12/2021-31679) Bu Genel Şartlar, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır." <br>"A.2. Tanımlar: Bu Genel Şart uygulamasında; a) (Değişik:RG-04/12/2021-31679) Sigortalı: Poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesi uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunda olan işletenleri," <br>"A.5. Kapsama Giren Teminat Türleri: Bu (Değişik ibare:RG-04/12/2021-31679) Genel Şartlar kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. <br>a) (Değişik:RG-20/03/2020-31074) (2) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin bu Genel (Değişik ibare:RG-04/12/2021-31679) Şartlarda tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. (Değişik cümle:RG-04/12/2021-31679) Değer kaybı, talep edilmesi halinde, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından bu Genel Şartların Ek1’inde yer alan esaslara göre tespit edilir. ..." düzenlemelerine yer verilmiştir.<br> 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin ilk hali, “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır” şeklinde iken; 14/04/2016 tarihli 6704 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilerek ilgili madde dava konusu Genel Şartların dayanağı haline getirilmiştir. <br> Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ile (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler iptal edilmiştir. <br>09/06/2021 tarihli 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle 90. madde yukarıda belirtilen şekilde değiştirildikten sonra bu Kanun değişikliğine paralel şekilde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile değiştirilen kısımlarına karşı açılan işbu davanın yargılama süreci devam ederken; Anayasa Mahkemesinin 14/02/2023 tarih ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 29/12/2022 tarihli ve E:2021/82, K:2022/167 sayılı kararı ile 90. maddenin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle; 90. maddesine eklenen ikinci fıkra ise, uygulama imkanı kalmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının gerekçesinde "... Motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması halinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun'a göre belirlenmektedir. Uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillenmiştir. İşletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlenmektedir. Başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazminininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılınmaktadır. Bu da zarar görenin gerçek zararının karşılanmaması riskini ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamı farklılaşabilecektir. 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamaması söz konusu olabilecektir. Bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağı açıktır." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı sonrasında yürürlükteki 2918 sayılı Kanunun 90. maddesi; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:09/06/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E:2021/82, K:2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br>(Ek fıkra:09/06/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve <br>E: 2021/82, K:2022/167 sayılı Kararı ile.)" şeklindedir.<br>Bu itibarla; dava konusu düzenlemenin getiriliş amacı ve davalı idarenin savunmada belirttiği hususlar bir bütün olarak ele alındığında Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçelerine yer verilen iptal kararı sonrasında kanuni dayanağı ortadan kalkmış dava konusu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.<br> <br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 4. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi ve 9. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafının İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
yürütme