<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/6291 E.  ,  2025/4510 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/6291<br> Karar No : 2025/4510<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br> <br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: ...Kurumsal Hizmetler Temizlik İnşaat Çağrı Merkezi Oto Kiralama Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...,...,... sayılı ödeme emirleri ile şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen aynı tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu ... sayılı ödeme emri yönünden; içeriğinde yer alan vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 21/05/2014 tarihinde şirket müdürü ...'ye tebliğ edildiği, kesilen zamanaşımı süresinin 2015 yılından itibaren tekrar işlemeye başladığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesecek herhangi bir işlemin yapılmadığı, davalı idare tarafından da aksinin ortaya konulmaması karşısında davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiği 26/03/2021 tarihi itibarıyla tahsil zamanaşımının dolduğu sonucuna varıldığından, bu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ... sayılı ödeme emri yönünden; söz konusu vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen... tarih ve...sayılı ödeme emrinin 25/10/2016 tarihinde,... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin de 04/08/2015 tarihinde şirket temsilcisi vekili ...'ye tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen ...sayılı ödeme emrinin tebliği üzerine kesilen zamanaşımı süresinin 2016 yılından itibaren tekrar işlemeye başladığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesecek herhangi bir işlemin yapılmaması ve davalı idare tarafından da aksinin ortaya konulmaması karşısında ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği 26/03/2021 tarihi itibarıyla tahsil zamanaşımının dolduğu sonucuna varıldığından, dava konusu ödeme emrinin şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımları yönünden ise; içeriğinde yer alan borçların şirket tarafından katma değer vergisi beyannameleri üzerine tahakkuk eden damga vergilerine ilişkin olduğu, beyanname üzerine tahakkuk eden damga vergisinin bağlı olduğu asıl verginin vergilendirme döneminde değil, beyannamenin düzenlenip vergi dairesi verildiği tarihte doğan vergi olduğu, bu itibarla, 28/07/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının kanuni temsilciliği sona erdiğinden, bu tarihten sonra doğan ve tahakkuk edecek damga vergilerinden sorumluluğu olmayacağından, ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ... sayılı ödeme emri yönünden; içeriğinde yer alan borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen...tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 25/10/2016 tarihinde şirket temsilcisi vekili...'ye, ...tarih ve... sayılı ödeme emrinin de 28/07/2019 tarihinde "ikinci tebligattır" şerhiyle tebliğ edilmiş sayıldığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinin posta yoluyla şirket müdürünün ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, söz konusu adrese 20/11/2017 tarihinde ilk kez gidildiğinde düzenlenen tebligat pusulasında ''bekleme müddeti bitti iade" şerhi ve tebliğ memurunun imzasıyla 01/12/2017 tarihinde iade edildiği, ikinci kez tebliğ tarihinde yetkili olan şirket müdürünün ikametgah adresine gidildiği; bu kez alındıya ''adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligattır'' şerhi konularak, 13/07/2019 tarihli tebligat pusulası düzenlenerek, posta memuru tarafından imzalandığı ve ödeme emrinin bu şekilde 28/07/2019 tarihinde tebliğ yapılmış sayıldığı görülmüş ise de, sadece ''adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligattır''' şerhinin yer aldığı, ancak tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği ve tebliğ ekinde yer alan muhatap tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığı şerhinin posta memuru tarafından yazılarak, imzalanmadığı anlaşıldığından, ikinci defa yapılan tebligatın usulüne uygun şekilde gerçekleşmemesi nedeniyle, asıl borçlu şirket hakkında yapılan takibin sonuçlandırıldığından söz edilemeyeceği, bu durumda, öncelikle şirket hakkında yapılması gereken tarh, tahakkuk, takip, tahsil gibi işlemlerin sonucunda kamu alacağı kesinleştikten sonra ve şirketten tahsil imkanı kalmaması halinde sorumluluğu ikinci derece olan kanuni temsilciye gidilmesi gerekirken, amme alacağının adı geçen şirketten tahsilinin mümkün bulunmadığının usulünce ortaya konulmadan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin şirket adına düzenlenen ...sayılı ödeme emrine karşılık gelen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin şirket adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımları yönünden ise; söz konusu ödeme emrine konu alacakların 02/05/2016 tarihinde şirket tarafından kurumlar vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden damga vergilerine ilişkin olduğu, beyanname üzerine tahakkuk eden damga vergisinin bağlı olduğu asıl verginin vergilendirme döneminde değil, beyannamenin düzenlenip vergi dairesi verildiği tarihte doğan vergi olduğu, bu itibarla 28/07/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının kanuni temsilci sıfatının sona erdiği, bu tarihten sonra doğan ve tahakkuk edecek damga vergilerinden sorumluluğu olmayacağından ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu 2021/7 ve 8 sayılı ödeme emirleri yönünden ise; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin 35. maddesine göre, limited şirketlerde, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte değil, verginin tahakkuk edip ödenmediği tarihte, bir başka ifadeyle amme alacağının doğduğu zamanda şirket ortağı olanlar sorumlu tutulacağından, davacının 28/07/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, hisse devir tarihi olan 28/07/2015 tarihine kadar şirket ortağı olması nedeniyle, bu tarihe kadar tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, bu tarihten sonra tahakkuk edecek vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı, bu durumda, ...ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahakkuk ve vade tarihleri, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 28/07/2015 tarihinden sonrası olan 03/09/2015, 27/11/2016 ve 12/01/2016 tarihlerine rastlaması nedeniyle, davacının belirtilen borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun; dava konusu ..., ..., ...,... sayılı ödeme emirleri ile ... sayılı ödeme emrinin 1 ve 2. satırlarına ilişkin kısım yönünden reddine, ...sayılı ödeme emrinin 3. satırı yönünden ise; anılan ödeme emrinin içeriğinde yer alan amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinin posta yoluyla tebliğine ilişkin olarak davalı idarece sunulan 20/11/2017 tarihli tebliğ alındısının şirket müdürü ...'nun "... Mh.... Sk. No:... Boğaziçi/Düzce" adresine tebliğe çıkarıldığı ve ''bekleme müddeti bitti iade" şerhiyle, sadece posta dağıtıcısının imzasıyla 01/12/2017 tarihinde iade edildiği, tebligatın iade edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükmü gereğince tebliğ alındısının, kanunda sayılanlar tarafından da imzalanmak suretiyle tutanak haline getirilmediği görüldüğünden, yapılan işlemin geçersiz olduğu, bahse konu ödeme emrine ilişkin olarak "Adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligattır" kaşeli tebliğ alındısının ise, bu defa şirket müdürü ...'in "... Mh. ... Sk. No:... Kartal/İstanbul" adresine gönderildiği; tebliğ alındısının "Tevziat saatlerinde adreste muhatap veya adına tebliğ yapılacak kimse bulunmadığından, çıkaran merci tarafından düzenlenen pusula muhatabın kapısına asılmıştır" şerhi ile posta memuru tarafından imzalanarak 13/07/2019 tarihinde tebligatın tamamlandığı belirtilmekte ise de, her iki tebligatın farklı kanuni temsilcilerin farklı ikametgah adreslerine gönderildiği, ikinci tebligatın gönderildiği ve kapıya yapıştırıldığı adrese, daha önce tebligat gönderildiğine dair davalı idarece dosyaya bilgi, belge sunulmadığı, başka kanuni temsilcinin ikametgah adresine gönderilen ve ilgili dönemde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine aykırı şekilde yapılan tebligat işlemi ilk tebligat olarak kabul edilmek suretiyle, başka kanuni temsilcinin ikametgah adresine ilk defa gönderilen tebligatın, adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligat sayılarak kapıya yapıştırılmak suretiyle tamamlandığı bildirilen tebliğ işleminin mevzuat hükümlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilip, takip işlemleri tamamlanmadan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin bahse konu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmişitir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emirlerinin tebliği ve asıl borçlu şirket tarafından borçların 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasıyla zamanaşımının kesildiği, davacının vergi borcunun ilgili olduğu dönemde asıl borçlu şirketin ortağı olduğundan, amme alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>... Kurumsal Hizmetler Temizlik İnşaat Çağrı Merkezi Oto Kiralama Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve...,...,... sayılı ödeme emirleri ile şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen aynı tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.<br>213 sayılı Kanun'un 19. maddesinde ise; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır.<br>Anılan Kanunun 102.maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, bu Kanunun 101. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür.<br>Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.<br>19/08/2016 tarih ve 29806 sayılı Resmi Gazatede yayımlanarak yürürlüğe giren 6736 sayılı Bazı Alacakların Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'un "Kesinleşmiş Alacaklar" başlıklı 2. Maddesinde 1) Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dâhil); a) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile aslı bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının, b) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması hâlinde gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının, c) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına alınmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin 1 ve 2. satırında yer alan vergi borçları ile aynı tarih ve ...sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısmına ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu... tarih ve... sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen...sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımları ile aynı tarih ve ...,...sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalının temyiz istemi yönünden; <br>Dosyanın incelenmesinden, davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ... Kurumsal Hizmetler Temizlik İnşaat Çağrı Merkezi Oto Kiralama Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına ödeme emri düzenlendiği, anılan şirket tarafından 2016 yılında vergi dairesine başvurularak 6736 sayılı Yasa uyarınca vergi borçları için yapılandırma talep edildiği görülmüştür.<br>6736 sayılı Yasa kapsamında yapılan başvuru üzerine söz konusu vergi borçlarının yeniden yapılandırılması halinde anılan Kanunun ilgili hükümleri ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkacağından, anılan Kanuna göre belirlenecek ödenmeyen tutarların takip ve tahsil edilebilmesi için öncelikle şirket adına ödeme emri düzenlenmesi, buna rağmen amme alacağının tahsil imkanının kalmadığının saptanması durumunda, sözü edilen Kanundan yararlanılması sırasında şirketi temsile yetkili olan kanuni temsilciye ya da ortaklıktan ayrılmamış ortaklara gidilmesi gerekmektedir.<br>Olayda, asıl borçlu şirket tarafından, davacının ortaklıktan ve kanuni temsilcilikten ayrıldığı 23/07/2015 tarihinden sonra 2016 yılında 6736 sayılı Yasadan yararlanılması karşısında bu yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukukî durum ortaya çıkmış olduğundan, yapılandırma sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının söz konusu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak takibe alınmasında hukuka uygunluk bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımları ile aynı tarih ve ...,...sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ...1 tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 3. satırında yer alan vergi borcuna ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalının temyiz istemi yönünden; <br>Dava dosyasının, Dairemizin E:2023/6215 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden; davalı idare tarafından ibraz edilen tebliğ alındılarının incelenmesinden, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin, 13/07/2019 tarihinde şirket müdürü...'in "... Mh. ... Sk. No:... Kartal/İstanbul" adresine ikinci defa gönderilmesi ve tebligat pusulasının kapıya yapıştırılması suretiyle tebliğ edilmesinden önce, şirket müdürü İsa Musaev İsaev'in aynı adresine 23/05/2019 tarihinde ilk defa gönderilen tebliğ evrakının, posta memuru tarafından üzerine, "Muhatab adresten soruldu. İsim ve imzadan imtina eden komşusunun beyanına göre muhatab adresten taşınmış tanınmıyor. Tebliğ imkansızlığı sebebiyle çıkış merciine iade." şerhinin düşülerek, imza edilmek suretiyle ilgili vergi dairesi müdürlüğüne iade edildiği görüldüğünden, ... tarih ve...sayılı ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde belirtilen usule uygun olarak tebliğ edildiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşıldığından, Bölge İdare Mahkemesince dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 3. satırında yer alan vergi borcu yönünden ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek iddialar kapsamında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ... tarih ve... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalının temyiz istemi yönünden; <br> Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. <br>213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının 09/08/2011-23/07/2015 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Kurumsal Hizmetler Temizlik İnşaat Çağrı Merkezi Oto Kiralama Ltd. Şti.'ne ait 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, davacının, dava konusu ödeme emrine konu vergi borçlarının, şirket ortağı olduğu dönemlere ilişkin kısmının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, söz konusu ödeme emri yönünden davanın kabulü yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.<br>Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine,<br> ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, dava konusu ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin 1 ve 2. satırında yer alan vergi borçları ile aynı tarih ve...sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ...sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, ... tarih ve...sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine karşılık gelen kısımları ile aynı tarih ve ...,...sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile aynı tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 3. satırında yer alan vergi borcuna ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,<br>Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : Dava konusu ... tarih ve ...sayılı ödeme emrinin 3. satırında yer alan vergi borcu yönünden davalı idarenin temyiz isteminin reddi ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi cezası