<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/4795 E.  ,  2025/4106 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/4795<br>Karar No : 2025/4106<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Grup Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haczin dayanağı olan davacı adına düzenlenen ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen ...tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın,... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla süreaşımı yönünden reddedildiği, ödeme emri içeriğindeki alacakların vadelerinin 2012 yılı olduğu, bu alacaklar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin şirkete 15/05/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin ise davacıya 19/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emri içeriğindeki alacakların kesinleştiği ve zamanaşımına da uğramadığı dikkate alındığında, davacının banka hesaplarına uygulanan hacizde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu haczin içeriği borçlar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğu, kamu alacağının zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br>Dava konusu haczin içeriği kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin şirketin eski müdürünün ikametgah adresinde 15/05/2014 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu borçlar için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrine karşı açılan davanın, .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla süreaşımı yönünden reddedildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacının banka hesaplarına dava konusu haczin uygulandığı anlaşılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği; 62. maddesinde borçlunun, mal bildirimde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairelerince haczolunacağı kurala bağlanmıştır.<br> Aynı Kanun'un "Tahsil Zamanaşımı" başlıklı 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait hususi Kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin saklı olduğu, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin kabul olunacağı, "Zamanaşımının Kesilmesi" başlıklı 103. maddesinde, ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, sayılan muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumlarında zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcının yeni vade gününün rastladığı, amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcının teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günü olacağı hüküm altına alınmıştır.<br> Aynı Kanun'un 8. maddesinde, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı kuralına yer verilmiştir.<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunun'un tebliğ yapılacak kimseler başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı kural altına alınmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Hacze konu kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emrinin şirketle ilgisi bulunmayan eski müdürünün ikametgah adresinde 15/05/2014 tarihinde tebliği usulsüz olduğundan, vadesi 2012 yılına rastlayan söz konusu kamu alacağının 31/12/2017 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradığı dikkate alındığında, davacının banka hesaplarına uygulanan haczin hukuka uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 23/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi