<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/4999 E.  ,  2025/5017 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/4999<br>Karar No : 2025/5017<br> <br>Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı) ... Belediye Başkanlığı <br>Vekili : Av. ...<br> 2- (Davalı Yanında Davaya Katılan) ... Gayrimenkul A.Ş.ve ... Elektronik San. ve Tic. A.Ş. ... Girişimi Ortaklığı adına ... Gayrimenkul A.Ş. ve ... Elektronik San. ve Tic. A.Ş.<br> <br>Karşı Taraf (Davacılar) : <br>1- ...<br>Vekili : Av. ...<br>2- ...<br> ...<br>11- ... <br>12- ...<br><br>İstemin Özeti : Belediye meclis üyesi olan davacılar tarafından, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Bahçeşehir 1. Kısım Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, mülkiyeti davalı idareye ait, ... ada, ... (her ne kadar önceki kararlarda ... parselin dahil edildiği görülse de dava konusu işlemde ... parselin bulunmadığı) sayılı parsellerde imar hakkı kullanılarak yapılacak taşınmazların, rekreasyon ve dere ıslahı projesi kapsamında, hasılat paylaşımı yöntemi ile satılarak değerlendirilmesi ve bu hususta protokol imzalamak ve uygulamak üzere belediye başkanına yetki verilmesine yönelik tesis edilen ... tarih ve ... sayılı meclis kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay 8. Dairesinin 13/10/2021 tarih ve E:2019/6060, K:2021/4564 sayılı kararına uyan ... İdare Mahkemesinin ... tarih, E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>Savunmaların Özeti : Savunma verilmemiştir.<br><br>Danıştay Tetkik Hakimi : ...<br>Düşüncesi : İstemlerin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.<br> İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 26/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY :<br>(X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) fıkrasında, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde; dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise; bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır. Söz konusu maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmakta, menfaatin kişisel ve meşru olması için idari işlemin doğurduğu hukuki sonuçtan dava açacak bireyin etkilenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Öte yandan iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanması, böylece hukukun üstünlüğünün sağlanması amaçlandığından çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun varlığı daha geniş yorumlanmaktadır.<br> Bu durumda, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesinin ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken haklarına göre idari yargı yerince değerlendirilirken konu ile ilgili yasal düzenlemelerin de dikkate alınması ve yasa koyucunun amacını aşar tarzda yorumlara gidilmemesi gerekliliği açıktır. <br> Bakılan davada davacılar, üyesi olduğu ve toplantıya katılarak aleyhte oy kullandığı Belediye Meclisi kararının iptalini istemekte olup, sırf meclis üyesi olmanın ve toplantıya katılıp karşı oy kullanmanın, Kanunda iptal davasının dava şartı olarak öngörülen menfaat ilişkisini kurup kurmadığının, Danıştay’ın yerleşik içtihatları ve Belediye Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 17. maddesinde; Belediye meclisinin, belediyenin karar organı olduğu ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilmiş üyelerden oluşacağı belirtildikten sonra devamı maddelerde Meclis toplantıları ve karar alma süreçlerine ilişkin hükümlere yer verilmiş, “Meclis kararlarının kesinleşmesi” başlıklı 23. maddesinde ise; “Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.” kuralı getirilmiştir.<br>Görüldüğü üzere idari davaya konu olan meclis kararı bu kararı veren üyelerden bağımsız bir şekilde kendi başına hukuki sonuçlar doğurmakta, hukuki sonuç doğurduğu kişiler bakımından menfaat ilişkisi kurulmakta ve bu kişilerin dava açma ehliyeti ortaya çıkmaktadır. Meclis kararının, başka nedenler yoksa Meclis üyesi bakımından ister karşı oy kullansın ister çoğunluk kararına iştirak etsin hukuki sonuçlar doğurmadığı hususu tartışmasızdır. Kararın kendi istediği şekilde çıkmamış olmasının meclis üyesi bakımından hukuki sonuç doğuracağını ve kararla üye arasında menfaat ilişkisi kuracağını ileri sürmek de olası görünmemektedir. <br> Belediye Kanunu'nda, Belediye Meclisi kararına karşı Belediye Başkanı için önce iade sonra dava açma şeklinde getirilen hüküm de, Belediye Meclisi üyelerine sırf karara muhalefet etmesi nedeniyle dava açma hakkı verilmediğini göstermektedir. Eğer, kararlara muhalefet eden Meclis üyelerinin dava açma ehliyeti öngörülmüş olsa idi, Meclisin üyesi ve başkanı olan Belediye Başkanı için böyle bir münhasır düzenleme ihtiyacı olmazdı. <br> Kuşkusuz Belediye meclisi üyelerinin de vatandaşlık ve hemşehrilik hukukunun sağladığı haklar çerçevesinde çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Meclis Üyeliği sıfatını kullanmaksızın vatandaş olarak dava açmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. <br> Uyuşmazlıkta ise; Başakşehir Belediye Meclisi Üyesi olan davacıların, mülkiyeti davalı idareye ait, ... ada, ... (her ne kadar önceki kararlarda ... parselin dahil edildiği görülse de dava konusu işlemde ... parselin bulunmadığı) sayılı parsellerde imar hakkı kullanılarak yapılacak taşınmazların, rekreasyon ve dere ıslahı projesi kapsamında, hasılat paylaşımı yöntemi ile satılarak değerlendirilmesi ve bu hususta protokol imzalamak ve uygulamak üzere belediye başkanına yetki verilmesine yönelik tesis edilen ... tarih ve ... sayılı meclis kararının iptali istemiyle, anılan Meclis kararından ve bu kararla ortaya çıkan hukuki sonuçtan nasıl etkilendiğini ortaya koymaksızın bakılan davayı açtığı anlaşılmış olup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sadece meclis üyeliği Meclis kararlarına karşı dava açma ehliyeti sağlamadığından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum<br><br><br></font></p></body></html>

vergi