<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/8674 E. , 2025/5499 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/8674<br>Karar No : 2025/5499<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Madencilik Turizm Sanayi ve Ticaret <br> Anonim Şirketi <br> <br> 2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br> VEKİLİ: Av. ...<br><br><br>İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2019 yılı gider hesaplarına aktarması gereken maden devlet hakkı payını 2018 yılında, 2017 yılına ilişkin satış zararını 2018 yılında ve üyesi olunan dernek ve kuruluşlara ödenen aidatları gider olarak kaydettiği, kiraladığı taşınmaz için yapılan özel maliyet bedeli niteliğindeki giderleri kira süresi müddetince amortisman yoluyla itfa etmesi gerekirken yanlış amortisman oranı uygulamak suretiyle amortismana tabi iktisadi kıymetlerine fazla amortisman ayırdığı, ihracat faaliyetleri kapsamında yurtdışında belgesiz harcaması bulunmadığı halde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendi kapsamında götürü gider olarak dikkate aldığı tutarın kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği ve işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemeyi gider olarak kaydettiği yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2018 yılı için ikmalen ve re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, aynı yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran ve Ekim-Aralık dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında tanzim edilen vergi inceleme raporundaki saptamalardan, 2018 yılında gider olarak kaydedilen maden devlet hakkı payı tutarı, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2019 yılında tahsil edilecek olup ilgili tutar 2019 yılında netleşeceği için Türk Vergi Sisteminde geçerli olan tahakkuk esası açısından, miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşme Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne ödemenin yapıldığı 2019 yılında gerçekleşeceğinden ilgili tutarın takip eden yılda yani ödendiği yılda gider yazılması gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan, vergide dönemsellik ilkesi gereği 2017 yılında satışını gerçekleştirdiği sabit olan demirbaş kantara ait zararı 2017 yılına ilişkin olduğundan ilgili tutarın 2018 yılında gider olarak kaydedilemeyeceği dolayısıyla ... Derneği'ne yapılan aidat ödemelerinin gider olarak kabul edilmesi için bu giderin gelirin elde edilmesi için yapılması, katlanılan giderle yapılan iş arasında açık bir bağın olması ve katlanılan giderle yapılan iş arasında ölçülülük ilkesine aykırı bir durumun olmaması gerektiği, ancak şirketin faaliyetini gerçekleştirmesi için ... Derneğine üye olmasının zorunlu olmadığı, bu durumun şirketin takdirinde olduğu bu itibarla da söz konusu derneğe yapılan üyelik aidat ödemesinin gider kapsamında olmadığı 2018 yılında normal amortisman yöntemini kullandığı, maden ruhsatı sahasının madencilik alanında kullanılması için gerekli tesisatın ve yapıların özel maliyet kapsamında olduğu, maden işletme ruhsatının ilgili alanda ruhsat süresi çerçevesinde madencilik faaliyetinde bulunulmasına izin verilmesi kapsamında vergisel yönden kira sözleşmesi niteliğinde olduğu, özel amortismana tabi giderlerin kira sözleşmesi süresi içerisinde ve eşit olarak amortisman ayrılarak kurum kazancında dikkate alınması gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise özel amortisman dışında genel 5 yıllık amortisman yöntemi kullanılarak kurum kazancının dikkate alınarak 2018 yılında fazla amortisman nedeniyle kurum kazancının eksik beyan edildiği neticesine varıldığı, <br>193 sayılı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan ve Vergi Usul Kanunu uyarınca belgelendirilmesi gereken genel giderlere ilaveten yurt dışındaki işlerle ilgili giderlere karşılık olmak üzere, hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü giderin kazançtan indirilebileceği herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın kabul edildiğinden dolayısıyla götürü gider indirimi için belgesi temin edilemeyen bir harcamanın olduğunun ve bu harcamanın muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğinin ispatının gerekmediği, ortağa yapılan ödemenin kurum kazancında gider olarak dikkate alındığı ancak fatura ile belgelendirilmiş olarak şirket adına ticari faaliyet ile ilgili olarak yapılmış bir masraf bulunmadan ortağa ödenen tutarın işletmeden çekilen para niteliğinde olduğu ve ilgili tutarın kurum kazancında gider olarak dikkate alınamayacağı, 2018 yılının Nisan-Haziran dönemine ilişkin olarak raporda, eleştiri ve açıklamalar arasında uyum bulunmadığı gibi somut bir tespit ve eleştirinin yer almadığı, diğer taraftan, mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesinin 1. bendi özel usulsüzlük cezalarına ilişkin, raporda iddia edilen fiil ile kesilen özel usulsüzlük cezasının uyumsuz olduğu gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası azaltılmış, geçici vergi, özel usulsüzlük cezaları ile 2018 yılının Nisan-Haziran dönemine ait geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ise kaldırılmıştır.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:<br>Davacı hakkındaki vergi inceleme raporunda yer alan tespitlerden, ortağa yapılan ödemenin kurum kazancında gider olarak dikkate alındığı ancak fatura ile belgelendirilmiş olarak şirket adına ticari faaliyet ile ilgili olarak yapılmış bir masraf bulunmadan ortağa ödenen tutarın işletmeden çekilen para niteliğinde olduğu ve ilgili tutarın kurum kazancında gider olarak dikkate alınamayacağı sonucuna varıldığından dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2018 yılının Ocak-Mart ve Ekim-Aralık dönemlerine ait geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, tarhiyatın değinilen kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek anılan hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden de reddedilmiştir. <br>Vergi Mahkemesi kararının; diğer hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.<br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, maden devlet hakkı payında tutarların gider yazılmasında tahakkuk esasının geçerli olduğu, satışların yapıldığı yıla ilişkin olarak hesaplanacağı, ödeneceği ve bir maliyet/gider unsuru olduğunun ilgili mevzuatta ifade edildiği, mesleki bir teşekkül olan ... Derneği'ne ödediği üye aidatının gider kabul edilmemesinin kanuna ve yargı içtihatlarına aykırılık taşıdığı, söz konusu tutarın şirket faaliyeti ve devamlılığıyla doğrudan ilişkili olduğu, maden sahasında toprak üstü yaptığı bazı yapılara ilişkin ayrılan amortisman tutarlarının, şirketin bu işletmede kiracı olduğu anlayışıyla tenkit edilerek tarhiyata dönüştürüldüğü ancak şirketin maden çıkarma faaliyetinden dolayı kiracı sıfatında değil ortak sıfatında yer aldığı, ihracat faaliyetleri kapsamında yurtdışında belgesiz harcaması bulunmadığı halde götürü gider olarak dikkate aldığı tutarın ortağa ödenen 67.954,94-TL’nin ortak tarafından nerelere harcandığına dair belge ibraz edilmediği gerekçesiyle işletmeden çekildiği ileri sürülmüşse de 193 sayılı Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendi kapsamında ortağın yurtdışında katıldığı fuar ve benzeri organizasyonlardan kaynaklandığı, muhasebe kayıtlarına çift yönlü olarak kaydedildiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.<br>Davalı idare tarafından, dava konusu tarhiyatın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. <br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.<br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacı şirket tarafından, 2019 yılı gider hesaplarına aktarması gereken maden devlet hakkı payını 2018 yılında, 2017 yılına ilişkin satış zararını 2018 yılında ve üyesi olunan dernek ve kuruluşlara ödenen aidatları gider olarak kaydettiği, kiraladığı taşınmaz için yapılan özel maliyet bedeli niteliğindeki giderleri kira süresi müddetince amortisman yoluyla itfa etmesi gerekirken yanlış amortisman oranı uygulamak suretiyle amortismana tabi iktisadi kıymetlerine fazla amortisman ayırdığı, ihracat faaliyetleri kapsamında yurtdışında belgesiz harcaması bulunmadığı halde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendi kapsamında götürü gider olarak dikkate aldığı tutarın kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği ve işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemeyi gider olarak kaydettiği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezalarının kesildiği anlaşılmıştır.<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 22. maddesinin 1. fıkrasında; konular aydınlandığında meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı, kararlarda bulunacak hususları düzenleyen 24. maddesinin (b) bendinde, davacının ileri sürdüğü olaylar ve hukuki sebepler ile istem sonucunun kararda belirtileceği, (e) bendinde, kararın dayandığı hukuki sebeplerin, gerekçe ve hükmün kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmış, 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde ise usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi olarak sayılmıştır.<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde, vergiyi doğuran olayın, vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu ve hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı hüküm altına alınmıştır.<br> 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.<br> 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı üzerinden hesaplanacağı; aynı Kanunun 38. maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği; işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; 40 maddesinin 1. fıkrasında da, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. <br>1 sıra numaralı Muhasebe Sistemleri Uygulama Genel Tebliği'nde, "dönemsellik kavramı"; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması olduğu ve gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılmasının bu kavramın gereği olduğu belirtilmiştir. <br>3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrasında, devlet hakkının, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınacağı, 15. fıkrasında ise devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına yatırılacağı kural altına alınmıştır.<br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyiz istemlerine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; tarhiyatın, maden devlet hakkı payından, üyesi olunan dernek ve kuruluşlara ödenen aidatlardan ve işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemelerden kaynaklanan kısmı dışındaki hüküm fıkraları aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.<br> Vergi sistemimizde ticari kazançta tahakkuk esası kabul edilmiş olup vergiyi doğuran olayın vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vuku veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı belirtilmiştir. <br> Dönemsellik kavramı ise işletmelerin sınırsız sayılan yaşam süresinin belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden ayrı olarak değerlendirilmesini ifade eder. Bu ilke gereği bir hasılatın veya giderin belli bir dönemin kazancının tespitinde dikkate alınabilmesi için hasılatın veya giderin anılan döneme ait olması gerekmektedir.<br> Türk vergi sisteminin tahakkuk esasını ve dönemsellik ilkesini benimsemiş olduğu, tahakkuk esasının, gelir ve giderlerin tahsil edildikleri veya ödendikleri döneme bakılmaksızın maliyet ve tutar itibariyle kesinleştikleri dönemin gelir ve gideri olarak dikkate alınmasını, dönemsellik ilkesinin ise işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belirli dönemlere bölünmesini ve her bir dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını ifade ettiği, maden devlet hakkı payının, 4628 sayılı 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca satışların yapıldığı yıla ilişkin olarak elde edilen hasılat üzerinden hesaplanan dolayısıyla 2018 yılına ait gelir ve gidere ilişkin bir tutar olduğu, dönemsellik ilkesinin gereği olarak 2018 yılında tahakkuk eden maden devlet hakkı payının bu yıl hesapları ile ilişkilendirileceği, tahakkuk esasının bir gereği olarak da ödenmiş olması şartının bulunmadığı dikkate alındığında, 2018 yılında tahakkuk eden ancak 2019 yılında ödenen maden devlet hakkı payının 2018 hesap döneminde gider olarak kaydedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından aksi yöndeki gerekçeyle verilen Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu tarhiyatın bu kısmına ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Ayrıca, üye olunması yasal olarak zorunlu olmayan dernek ve sivil toplum örgütlerine yapılan aidat ödemelerinin ticari faaliyetin elde edilmesi ve idamesi için zorunlu gider olmadığından hareketle kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak indirilemeyeceği iddia edilmekte ise de derneklere yapılan aidat ödemelerinin gider olarak kabul edilmesinde üyeliğin zorunlu olması şeklinde kanuni bir şart da bulunmadığı gibi söz konusu derneklerle davacının ticari faaliyetinin uyumlu ve yapılan aidat ödemesi tutarı makul olduğundan, söz konusu ödemelerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği gibi ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi bakımından gerekli olduğu sonucuna varıldığından dava konusu tarhiyatın bu kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.<br>Öte yandan, tarhiyatın, işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hukuki değerlendirme ile hükmün çelişkili olması yargılama usulüne uygun düşmemiştir.<br> Yeniden verilecek kararda, mahsup dönemi geçen geçici vergi hakkında değerlendirme yapılması gerektiği de tabiidir.<br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz istemlerinin kısmen reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; tarhiyatın, maden devlet hakkı payından, üyesi olunan dernek ve kuruluşlara ödenen aidatlardan ve işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemelerden kaynaklanan kısmı dışındaki hüküm fıkralarının ONANMASINA,<br>3. Temyiz istemlerinin kısmen kabulüne,<br>4. Kararın; tarhiyatın, maden devlet hakkı payından, üyesi olunan dernek ve kuruluşlara ödenen aidatlardan ve işletmeden çekilen para niteliğinde olan ortaklara yapılan ödemelerden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkralarının BOZULMASINA,<br>5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına, 15/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>
vergi