<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/8267 E.  ,  2025/5563 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/8267<br>Karar No : 2025/5563 <br><br>DAVACI : ...Odası (... Şubesi) <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVALILAR : 1- ...-...<br> 2- ... Bakanlığı ... İdaresi Başkanlığı-...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03/08/2022 tarihli, 5920 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan ve 04/08/2022 tarihli, 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) alanı ile TSK ormanı arasında kalan taşınmazların işlevinin, parsel bütünlüğü açısından ağaçlandırılacak alan olarak devam ettirilmesinin daha uygun bir planlama yaklaşımı olacağı, alana yapılaşma kararı getirilmesinin bölgede yoğun olan trafik yükünü daha da olumsuz etkileyeceği, teknik altyapı ve otopark ihtiyacı gözetilmeden planlama yapıldığı, taşınmazların yakın çevresi ile ilişkisi incelenmeden yüksek yoğunlukla yapılaşma öngörüldüğü, bu durumun AOÇ alanları ve orman alanları üzerinde yapılaşma baskısını artıracağı ve çevrenin doğal yapısını bozucu etkiler yaratacağı, dava konusu imar planı değişikliklerinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı ve kamu yararı amacı taşımadığı, Ankara ili bütünü için yürürlükte olan 16/02/2007 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planında kurgulanan bütün-parça ilişkisinin bozulduğu ileri sürülmektedir.<br><br>SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davada süre aşımı bulunup bulunmadığının resen değerlendirilmesi gerektiği, davacının dava açmakta menfaatinin bulunmadığı, üst kademe plan kararları, yakın çevre imar bütünlüğü, ulaşım bağlantıları, çevrenin yapı yoğunluğu göz önünde bulundurularak ve kamusal ihtiyaçlar doğrultusunda dava konusu plan değişikliklerinin yapıldığı, Milli Savunma Bakanlığının bölgede askeri alana ihtiyacı kalmaması nedeniyle taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alındığı ve önceki askeri alan işlevi atıl hale geldiğinden, alanın daha etkin ve verimli değerlendirilebilmesi için kamu yararının artırılması amacıyla planlama yapıldığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisinin özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarla sınırlı olması nedeniyle, davacının parçacıl şekilde planlama yapılarak bütün-parça ilişkinin bozulduğu iddiasının yerinde olmadığı, alan içerisinde vadi bulunduğuna dair iddianın gerçeği yansıtmadığı, DSİ'nin ve diğer kurumların görüşlerinde, alanda akarsu veya dere yatağı olmadığının, sit alanı dışında kalan alanın doğal değer taşımadığının ifade edildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazların ifraz yoluyla sit alanından ayrılması nedeniyle sit alanı üzerinde baskı oluşturmasının söz konusu olmadığı, gerekli tüm araştırmalar yapılarak plan kararları oluşturulduğu, plan açıklama ve araştırma raporları ile sosyal ve teknik altyapı analiz etki raporunun hazırlandığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 1/25.000 ölçekli plan değişikliğinin yeşil alan sürekliliğini bozarak yoğun yapılaşma getirmesinin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının ilgili hükümlerine ve plan bütününe ilişkin ilkelerine aykırılık taşıdığı, plan değişikliği ile getirilen ilave nüfus için mahalledeki eğitim ve sağlık alanlarının yeterli olup olmadığı, sosyo-kültürel tesis alanları ile ibadet alanlarının yeterli olup olmadığı gibi konulara ilişkin olarak imar planı değişikliği sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu kapsamında alt yapı yeterlilik analizi yapılmadığı, davaya konu taşınmazlarda öngörülen konut alanı yapılaşma koşulları çevrede öngörülenler ile farklılaşma göstermese de, planlama alanında öngörülen diğer kullanımlardaki belirsizlikler, üst ölçekli planda yeşil alan sürekliliğinin kurgulandığı bir alanda yapılaşmanın öngörülmesi plan sürekliliğini ve bütünlüğünü, dolayısıyla çevre ve imar bütünlüğünü olumsuz etkilediği, planlama alanında bir vadinin bulunduğu, jeomorfolojik özellikleri nedeniyle de konut gelişme alanı kullanımı açısından davaya konu taşınmazların doğru bir yer seçimi olmadığı, dava konusu plan değişikliği kararları ile bölgeye gelecek olan 2.789 kişi ek nüfusun araç kullanımı ve bunun ulaşım sitemine etkisine yönelik bir değerlendirmenin plan açıklama raporunda ve imar planı değişikliği sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu yer almadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında araçların giriş-çıkış açısından çevredeki şebekeye nasıl bağlanacağı, diğer bağlantılarla nasıl ilişkileneceği konuları çözümlenmediği dolayısıyla taşıt sistemi ve dolaşımı açısından uygulama imar planındaki ulaşım şemasının yetersiz kaldığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde yer alan resmi kurum alanı kullanımının hangi işleve yönelik olduğu konusunda içeriğinin belirli olmadığı görüldüğünden şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu anlaşılan dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03/08/2022 tarihli, 5920 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan ve 04/08/2022 tarihli, 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle dava konusu alan orta yoğunlukta gelişme konut alanı, 1/5000 ölçek nazım imar planı değişikliğiyle orta yoğunlukta gelişme konut alanı, kamu hizmet alanı, ticaret alanı, eğitim alanı, rekreasyon alanı, park, otopark ve yol olarak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise gelişme konut alanı, ticaret alanı, özel eğitim alanı, resmi kurum alanı, rekreasyon alanı, park, otopark ve yol olarak planlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.<br>Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.<br> 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi" başlıklı 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü yer almaktadır.<br> Anılan Kanuna, 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir, yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 09.07.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85/f maddesi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen Geçici 29. maddesinde yer alan, "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanlığı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır." hükmü gereğince imar planlarının onay yetkisi Cumhurbaşkanına veya yetkilendireceği makama ait bulunmaktadır.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan şeklinde, nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan şeklinde, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan şeklinde tanımlanmıştır.<br> 3194 sayılı Kanunun 6.maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.<br> 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7.maddesinde, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmü, aynı Kanun'un 20/A maddesinde ise, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu hükmü yer almaktadır.<br> Dava dosyasının, Danıştay 6. Dairesinin E:2019/1880 sayılı dosyasının ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E: 2023/1014 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, dava konusu alana ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 10/01/2019 tarih ve 591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile kısmen kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı, kısmen birinci derece yol alanı kullanımları, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı kullanımları, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen E:1.00, hmaks:10 kat yapılaşma koşullarında kamu hizmet alanı, kısmen E:0.05, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında rekreasyon alanı, kısmen dönüş kurblu, çıkmaz sokak şeklinde 15 metre ve 10 metre genişliklerinde taşıt yolu kullanımları, bu doğrultuda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile aynı yapılaşma koşullarında kısmen resmi kurum alanı, kısmen rekreasyon alanı, kısmen 10 ve 15 metre genişliğinde taşıt yolu kullanımları getirildiği, bu imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden dava konusu işlemin iptali, 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/1880, K:2022/8904 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2023 tarih ve E:2023/1014 K:2023/1349 kararıyla onandığı görülmektedir.<br>Görülmekte olan davada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 22.05.2025 tarihli bilirkişi raporunun ve yukarıda anılan Danıştay kararlarının birlikte değerlendirilmesinden; taşınmazın kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı ve yol olarak planlanmasının Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda anılan kararıyla uygun görüldüğü, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onandığı, alanın gelişme konut alanı ve ticaret alanına açılmasına ilişkin dava konusu plan değişikliğinin ise bilirkişi raporundaki tespitlerde belirtildiği üzere şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY:<br> Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, (eski) ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar 1990 yılında onaylanan Ankara 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında askeri alan olarak tanımlanmış, 1998 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında kısmen düşük yoğunluklu konut alanı, kısmen yüksek yoğunluklu konut alanı, kısmen temel eğitim alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen yeşil alan, kısmen yol, kısmen otopark alanı kullanımları getirilmiştir.<br>Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile dava konusu alanın bir kısmı “1. derece doğal ve tarihi sit alanı” olarak ilan edilmiştir.<br> Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ...tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında taşınmazlara askeri alan kullanımı getirilmiştir.<br>Milli Savunma Bakanlığına tahsisli iken taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Maliye Bakanlığından görüş istenilmiş, tahsis kararının kaldırılmasının satış gelirlerinin Milli Savunma Bakanlığı saymanlık hesabına aktarılması şartıyla uygun olduğu yolunda görüş bildirilmesi üzerine, Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.<br>Toplam 303.000 m2 büyüklüğündeki alanın 1. derece doğal ve tarihi sit alanı kapsamındaki 95.306 m2'lik kısmı ifraz edilerek plansız bırakılmış, sit alanı dışında kalan kısım ise ... ve ... parsel sayılarını alarak, bu taşınmazlara ilişkin imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlattırılmış ve 28/09/2018 tarihinde Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.<br>Devamında ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 10/01/2019 tarih ve 591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile kısmen kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı, kısmen birinci derece yol alanı kullanımları, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı kullanımları, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen E:1.00, hmaks:10 kat yapılaşma koşullarında kamu hizmet alanı, kısmen E:0.05, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında rekreasyon alanı, kısmen dönüş kurblu, çıkmaz sokak şeklinde 15 metre ve 10 metre genişliklerinde taşıt yolu kullanımları, bu doğrultuda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile aynı yapılaşma koşullarında kısmen resmi kurum alanı, kısmen rekreasyon alanı, kısmen 10 ve 15 metre genişliğinde taşıt yolu kullanımları getirilmiş, bu imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden dava konusu işlemin iptali, 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/1880, K:2022/8904 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2023 tarih ve E:2023/1014 K:2023/1349 sayılı kararıyla onanmıştır. <br>Akabinde, dava konusu taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03/08/2022 tarihli, 5920 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan ve 04/08/2022 tarihli, 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle dava konusu alan orta yoğunlukta gelişme konut alanı, 1/5000 ölçek nazım imar planı değişikliğiyle orta yoğunlukta gelişme konut alanı, kamu hizmet alanı, ticaret alanı, eğitim alanı, rekreasyon alanı, park, otopark ve yol olarak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise gelişme konut alanı, ticaret alanı, özel eğitim alanı, resmi kurum alanı, rekreasyon alanı, park, otopark ve yol olarak planlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi" başlıklı 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü yer almaktadır.<br>Anılan Kanuna, 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir, yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>09.07.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85/f maddesi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen geçici 29. maddesinde yer alan, "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanlığı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır." hükmü gereğince imar planlarının onay yetkisi Cumhurbaşkanına veya yetkilendireceği makama ait bulunmaktadır.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan şeklinde, nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan şeklinde, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan şeklinde tanımlanmıştır.<br>3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>14/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Usul Yönünden:<br>Dava konusu planların 01/09/2022-30/09/2022 tarihleri arasında Çankaya Belediye Başkanlığında, 12/09/2022-11/10/2022 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 09/11/2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Diğer yandan, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.<br>Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.<br>Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır.<br>İmar planlarına karşı açılan davalarda "ilgililer" kavramından, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar ile bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan dava açabilecektir.<br>TMMOB Mimarlar Odası (Ankara Şubesinin); imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır.<br>Bu nedenle davalı tarafça, davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Esas Yönünden:<br>Dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan işbu dava ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8296 sayılı dosyasında bakılan davada; uyuşmazlığa konu taşınmazlara getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü, sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadıklarının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, ulaşım kademelenmesi yönünden yolların tasarımı, genişliği ve güzergahının ulaşım planlamasına ve şehircilik ilkelerine uygunluğunun, dava konusu işlemin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olup olmadığının, davacının iddiaları, davalı idarelerin savunmaları ile dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak incelenmesi ve uyuşmazlık ile ilgili tespit ve değerlendirmelerin yapılması amacıyla 27/05/2024 tarihinde naip üye... niyabetinde Prof. Dr. ..., Prof. Dr.... ve Doç. Dr. ...dan oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.<br> Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporundaki tespitler ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar birlikte değerlendirilerek dava konusu nazım ve uygulama imar planları aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir.<br>Bilirkişi raporunda, "1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu alanın vadi ile birleşen yeşil alan sürekliliğinin olduğu bir alan olduğu ve planın açık ve yeşil alanlar ile vadi tabanlarının korunması ilkesini benimsediği, dava konusu 1/25.000 ölçekli plan değişikliğinin yeşil alan sürekliliğini bozarak yoğun yapılaşma getirmesinin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının ilgili hükümlerine ve plan bütününe ilişkin ilkelerine aykırılık taşıdığı" tespitine yer verilmiştir.<br>Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu 1/25000, 1/5000 ölçekli nazım imar planları ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin birbiriyle uyumlu olduğu, planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu alanın Milli Savunma Bakanlığına tahsisli iken artık ihtiyaç kalmaması nedeniyle plan değişikliğinin yapıldığı, dolayısıyla plan değişikliğini gerekli kılan unsurların oluştuğu görülmektedir. Planlama yapıldıktan sonraki süreçte değişen şartlar nedeniyle artık ihtiyaç kalmayan tahsisli alanların boş ve atıl bırakılmasının kamu yararına aykırı olacağı açıktır. Planlamanın dinamik yapısı gereğince değişen şartlar ve koşullara göre artık ihtiyaç duyulmayan bu alanların çevresiyle uyumlu olarak planlanarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu alanın çevresinde yapılaşmış konut alanlarının bulunduğu görüldüğünden 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle orta yoğunlukta gelişme konut alanı olarak belirlenmesinin bölgedeki yapılaşmalar ile uyumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, planlamanın dinamik yapısı gö önüne alındığında sınırlı bir alanda ve bölgesiyle uyumlu olacak şekilde yapılan plan değişikliğinin 1/25000 ölçekli nazım imar planı hükümleri ve genel ilkelerine aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından bilirkişi raporundaki bu konudaki tespitlere itibar edilmemiştir.<br>Bilirkişi raporunda, "Dava konusu 1/5000 ölçekli plan ve 1/1000 ölçekli plan aynı ayrıntı düzeyinde oluşturulduğu, oysa uygulama imar planları, nazım imar planlarının ayrıntılandırılarak, sürecin pratik yönünün ağır bastığı, ölçü alınabilecek ayrıntıda geliştirilen, biçim, büyüklük gibi mekânsal unsurları ayrıntılı olarak içeren planlar olarak geliştirilmesi gerektiği," tespiti yer almıştır. <br>Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında genel kullanış biçimleri gösterilirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planında emsal değeri, kat yüksekliği, kullanım fonksiyonlarının içinin doldurulması gibi düzenlemelerin yer aldığı görüldüğünden planların birbirinin aynısı olmadığı, uygulama imar planı ve plan notlarında uygulamaya yönelik düzenlemelerin yer aldığı ve uygulama imar planının yeterli ayrıntıda düzenlendiği anlaşıldığından bilirkişi raporundaki bu tespite de itibar edilmemiştir.<br>Bilirkişi raporunda, "Plan değişikliği ile getirilen ilave nüfus için mahalledeki eğitim ve sağlık alanlarının yeterli olup olmadığı, sosyo-kültürel tesis alanları ile ibadet alanlarının yeterli olup olmadığı gibi konulara ilişkin olarak imar planı değişikliği sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu kapsamında altyapı yeterlik analizi yapılmadığı, mevcut planlarla oluşmuş olan yapılı çevredeki nüfusun gereksinimi dikkate alınarak sosyal donatı alanları ve altyapıya ilişkin bir yeterlilik analizi yapılmamış olmasının Mekânsal Planlar Yönetmeliği kapsamında bir eksiklik ve yönetmeliğe aykırılık anlamına geldiği" tespitleri yer almıştır.<br>Dairemizce yapılan değerlendirme; Özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekte plan ve/veya plan değişikliğini yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olması ve bu yetkinin yalnızca özelleştirme programına alınan taşınmazlarla sınırlı bir yetki olması karşısında, plan açıklama raporunun ve plan değişikliğinin gerekçelerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. 214.220,57 m2'lik planlama alanının 74.050,80 m2'lik kısmının sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı bu itibarla dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen yoğunluğun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>Bilirkişi raporunda, "Davaya konu taşınmazlarda öngörülen konut alanı yapılaşma koşulları çevrede öngörülenler ile farklılaşma göstermese de, planlama alanında öngörülen diğer kullanımlardaki belirsizlikler, üst ölçekli planda yeşil alan sürekliliğinin kurgulandığı bir alanda yapılaşmanın öngörülmesi plan sürekliliğini ve bütünlüğünü, dolayısıyla çevre ve imar bütünlüğünü olumsuz etkilediği, planlama alanında bir vadinin bulunduğu, jeomorfolojik özellikleri nedeniyle de konut gelişme alanı kullanımı açısından davaya konu taşınmazın doğru bir yer seçimi olmadığı, yüksek eğime sahip olan bu alanda yapılaşma yerine açık alan kullanımı şehircilik ilkeleri ve sağlıklı kentleşme açısından daha doğru bir yaklaşım olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. <br>Dairemizce yapılan değerlendirme; Bilirkişi raporunda, planlama alanı içinde vadi bulunduğu belirtilmiş ise de, dava konusu planlarda bu kısma rekreasyon alanı kullanımı getirildiği, bunun yanı sıra 28/09/2011 tarihinde onaylanan jeolojik ve jeoteknik raporda, çalışma alanının önlemli alan (ÖA-2.1:önlem alınabilecek nitelikte stabilite sorunlu alanlar) olarak sınıflandırıldığı ve bu alanlarda her tür bina için parsel bazında zemin etüdü raporu hazırlanacağının, yer altı su seviyesine, zeminin oturma, şişme, sıvılaşma, taşıma gücü özellikleri ile diğer jeoteknik özelliklerine yönelik hesaplamaların yapılacağının belirtildiği, ancak yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir sınırlamaya yer verilmediği görüldüğünden yer seçiminin uygun olduğu sonucuna varılmış olup bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiştir.<br> Bilirkişi raporunda, "Dava konusu plan değişikliği kararları ile bölgeye gelecek olan 2.789 kişi ek nüfusun araç kullanımı ve bunun ulaşım sitemine etkisine yönelik bir değerlendirme plan açıklama raporunda ve imar planı değişikliği sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu yer almadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında araçların giriş-çıkış açısından çevredeki şebekeye nasıl bağlanacağı, diğer bağlantılarla nasıl ilişkileneceği konuları çözümlenmediği dolayısıyla taşıt sistemi ve dolaşımı açısından uygulama imar planındaki ulaşım şeması da yetersiz kaldığı" saptamalarına yer verilmiştir.<br> Dairemizce yapılan değerlendirme; Davalı idarelerin sadece özelleştirme kapsamında bulunan taşınmazlarla sınırlı şekilde planlama yapılması mümkün olduğundan, bölgede onaylı imar planlarında öngörülen ve taşınmazlarda son bulan taşıt yollarının, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı sınırları içinde devam ettirilerek erişim sağlayacak şekilde sürekliliğinin sağlandığı görüldüğünden, planlama alanında ayrılan yolların planlama tekniklerine ve ulaşım planlamasına uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu itibarla yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında dava konusu imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/11/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br> <br><br> (X) KARŞI OY : Dava konusu alana ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 10/01/2019 tarih ve 591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile kısmen kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı, kısmen birinci derece yol alanı kullanımları, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı kullanımları, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen E:1.00, hmaks:10 kat yapılaşma koşullarında kamu hizmet alanı, kısmen E:0.05, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında rekreasyon alanı, kısmen dönüş kurblu, çıkmaz sokak şeklinde 15 metre ve 10 metre genişliklerinde taşıt yolu kullanımları, bu doğrultuda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile aynı yapılaşma koşullarında kısmen resmi kurum alanı, kısmen rekreasyon alanı, kısmen 10 ve 15 metre genişliğinde taşıt yolu kullanımları getirilmiş, bu imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden dava konusu işlemin iptali, 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/1880, K:2022/8904 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2023 tarih ve E:2023/1014 K:2023/1349 kararıyla onanmıştır. <br>Görülmekte olan davada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve yukarıda anılan Dairemiz kararının birlikte değerlendirilmesinden; taşınmazın kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı ve yol olarak planlanmasının Dairemiz kararıyla uygun görüldüğü, alanın gelişme konut alanı ve ticaret alanına açılmasına ilişkin dava konusu plan değişikliğinin ise bilirkişi raporundaki tespitlerde belirtildiği üzere şehircilik ilkelerine aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.<br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi