<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2025/959 E. , 2025/6126 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2025/959<br>Karar No : 2025/6126 <br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ANKARA<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br> 2- ... Kurumu - ...<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA): ... Enerji Grup A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Denizli ilinde kurulacak Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede belirtilen taşınmazların, tapuda hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10/08/2024 tarih ve 32628 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09/08/2024 tarih ve 8809 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Denizli ili, Acıpayam ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca ancak olağanüstü koşulların varlığı halinde istisnai olarak acele kamulaştırma yoluna başvurulabileceği, öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamaması halinde ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde, anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılarak sebeplerinin de belirtilmesi gerektiği, asli yöntem olarak öngörülen "olağan kamulaştırma" yolu işletilmeden istisnai yöntem olan "acele kamulaştırma" yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğu, somut olayda acelelik halinin ve kamu yararının bulunmadığı, gerek uyuşmazlığa konu taşınmazın gerekse de söz konusu alanların çoğunluğunun orman alanı ve tarım arazisi olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI : Usul yönünden davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise Ülkemizin temel sorunlardan birisi olan "cari açığın" en büyük sebebinin Ülkemizin enerji ihtiyacının giderilmesine yönelik diğer ülkelerden enerji ithal edilmesi nedeniyle Ülkemizin enerji kaynaklarının bir an evvel hayata geçirilmesinde üstün kamu yararının bulunduğu, proje sahasında bulunan taşınmazlarda malik sayısının çok olması, kamulaştırma yolu ile taşınmazların kullanım haklarının elde edilmesinin yaklaşık iki buçuk- üç yıl kadar sürmesi ve bu durumun enerjide dışa bağımlılığın ve dış ödemeler dengesindeki açığın devam etmesine sebebiyet verdiği, Enerji ihtiyacı dikkate alındığında, enerji üretim tesislerinin bir an önce kurulmasında kamu yararı bulunan Ülkemizin elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünün ithal edilen doğalgazın elektrik enerjisine dönüştürülmesi yoluyla karşılandığı, doğalgazın çok büyük oranda ithal edilmesi, konutlarda ısınmak amacıyla tüketilmesi gibi durumlar da göz önünde bulundurulduğunda Ülkemizin elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payının ivedilikle arttırılmasına ihtiyaç duyulduğu, bu doğrultuda projenin bu ihtiyacın giderilmesine büyük bir katkı sağlayacağı, enerjiye olan talebin, nüfus artışı, sanayileşme ve şehirleşme ile birlikte giderek arttığı, enerji talebinin, tüm ülkelerde olduğu gibi Ülkemizde de hızlı bir artış gösterdiği, Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi projesinin yatırım bütünlüğü, inşaatın tamamlanması, tesislerin monte edilmesi, sistemin kısa sürede faaliyete geçirilebilmesi için proje alanındaki taşınmazların kullanım hakkının bir an önce alınması gerektiği, enerjiye olan ihtiyaç göz önünde bulundurulduğunda arz güvenliğinin sağlanabilmesi için projenin hızla faaliyete geçmesinin önem arz ettiği, 12. Kalkınma Planında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca enerji arz güvenliğinin sağlanması kapsamında çevresel etkiler azami ölçüde göz önünde bulundurularak yerli kömürün kullanımına devam edileceğinin belirtilmiş olmasının projenin bir an önce hayata geçirilmesinin gerekliliğini ortaya koyduğu, acele kamulaştırma yoluna başvurulması koşullarının gerçekleştiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Denizli ilinde kurulacak Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10.08.2024 tarihli, 32628 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09.08.2024 tarihli, 8809 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Denizli ili, Acıpayam ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br>Usule ilişkin iddialar yerinde görülmemiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanununun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasların belirlemesi olduğu hükme bağlandıktan sonra 13. maddesinde, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br> a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br> b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br> c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br> ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br> d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br> e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, <br> f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br> g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br> İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br> Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir." hükmü yer almıştır.<br> Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br> Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.<br>Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.<br>Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.<br>Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.<br>Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.<br>5403 sayılı Kanun uyarınca tarım arazileri koruma altında olup anılan araziler tarımsal üretim amacı dışında kullanılamamakta, ancak alternatif alan bulunmaması, Kanun'un 13. maddede sayılan istisnai koşulların varlığı ve tarım dışı kullanımının daha fazla kamusal yarar sağlayacağının tespiti şartlarının gerçekleşmesi halinde, Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce verilecek izin ile tarım dışı kullanıma konu olabilmektedirler.<br>Öte yandan Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca herkes, mülkiyet hakkına sahip olup her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilmekte ve kişiler, kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilmektedirler. 5403 sayılı Kanun uyarınca alınmış tarım dışı kullanım izninin olmaması halinde ise arazilerin tarım dışında kullanılması mümkün olmadığından, tarım dışı amaçla kamulaştırılma şartları da oluşmamış olmaktadır. Dolayısıyla kamulaştırılması mümkün olmayan taşınmazlara, acele kamulaştırma yöntemi ile el konulması ve mülkiyet hakkının sınırlandırılması Anayasa'ya, uluslararası hukuk hükümlerine ve kanunlara aykırı bulunmaktadır. <br> Uyuşmazlıkta, kamulaştırma kararının alındığı tarihte, Denizli ilinde kurulacak Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi projesi kapsamında tarım alanlarının yer almasına rağmen kamulaştırmaya konu taşınmazlar için 5403 sayılı Kanun uyarınca arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğuna ve tarım dışı kullanılabileceğine ilişkin iznin alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kamulaştırılmaya konu olmayan taşınmazlar için acele kamulaştırılma işlemi tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu acele kamulaştırma işleminin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptalinin gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/11/2025 tarihinde, davacı vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ..., Av. ... ve Av. ...'un, davalı Cumhurbaşkanlığı vekilleri Av. .. ve Av. ...'nin, davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilleri Av. ... ve Av. ...'in, müdahil vekili Av. ...'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile; ... Enerji Grup Anonim Şirketi adına, Denizli ilinde kurulması planlanan Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi için yatırıma başlanabilmesi ve gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi amacıyla 16/02/2023 tarihinden itibaren 2 (iki) yıl 6 (altı) ay süreyle, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca ... numaralı önlisans verilmiştir.<br> Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile; ... Enerji Grup Anonim Şirketi'ne verilen ... tarih ve ... sayılı önlisans kapsamında, Denizli İlindeki Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisinin kurulabilmesi için gerekli olan taşınmazların acele kamulaştırılabilmesi amacıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi gereğince karar alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilmiştir.<br>Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi projesi, ... tarih ve ... sayılı Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü yazısı ile onaylanmıştır.<br> Dava konusu 09/08/2024 tarih ve 8809 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Denizli ilinde kurulacak Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede belirtilen taşınmazların, tapuda hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.<br>Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br> Dairemizce verilen 14/04/2025 tarihli, E:2025/959 sayılı ara kararına, davalı Cumhurbaşkanlığı'nı temsil eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne tarım dışı kullanım izni başvurusunda bulunulduğu ve cevap yazısının beklendiği yönünde cevap verilmiş olup; halihazırda uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.<br>Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesinde; "(1) Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak;<br> a) Üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin önlisans veya lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre Kurum tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde Kurul tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir.<br>" hükmüne, aynı maddenin 2/a fıkrasında "(2) Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak;<br> a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir" hükmüne, 20/1 maddesinde ise, "Bakanlık, elektrik enerjisi arz güvenliğinin izlenmesinden ve arz güvenliğine ilişkin tedbirlerin alınmasından sorumludur..." hükmüne yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde;<br> "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br> a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br> b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br> c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br> ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br> d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br> e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br> f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br> g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br> Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...<br>..." hükmü yer almaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Usul Yönünden:<br> Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;<br>Dava konusu işlemin 10/08/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, davacı tarafından Danıştay Altıncı Dairesinin E:2024/6143 sayılı dosyasında 09/09/2024 tarihinde dava açıldığı, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/12/2024 tarih ve E:2024/6143, K:2024/7688 sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verildiği ve dava dilekçesinin süresi içerisinde 31/01/2025 tarihinde yenilendiği dikkate alındığında otuz günlük dava açma süresi içinde dava açıldığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. <br> Esas Yönünden;<br> Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.<br> 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br> Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.<br> Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br> Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br> 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br> Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. <br> Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. <br> Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br> Uyuşmazlıkta, söz konusu üretim tesisinin kurulabilmesi için gerekli olan taşınmazlar hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile kamulaştırma kararının alındığı, dava konusu 09/08/2024 tarih ve 8809 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Denizli ilinde kurulacak Karaismailler Regülatörü ve HES üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede belirtilen aralarında uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu taşınmazların, tapuda hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne tarım dışı kullanım izni başvurusunda bulunulduğu ve cevap yazısının beklendiği yönünde cevap verilmiş olup; halihazırda uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br> 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüş, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmiştir.<br> Uyuşmazlık konusu parselin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmektedir. <br> Diğer yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır. <br> Bu durumda; iş bu kararın verildiği tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu taşınmaz için verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu proje bölgesindeki tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olduğundan, anılan prosedür yerine getirilmeksizin tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br> Nitekim; mülkiyet kamulaştırmasına ilişkin başka bir uyuşmazlıkta davanın reddi yolundaki Dairemizin 17/01/2024 tarih ve E:2022/9402, K:2024/414 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10/06/2024 tarihli, E:2024/1020, K:2024/1339 sayılı kararıyla, iş bu kararda yer alan gerekçeyle bozulmasına ve dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsellere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve müdahile iadesine, <br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
vergi