<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/5646 E.  ,  2025/5495 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/5646<br>Karar No : 2025/5495 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... <br> 2- ... <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> <br> 3- Kendisine asaleten; ... ve ...'e velayeten ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in ... Deniz Helikopter Filo Komutanlığı emrinde ... rütbesiyle görev yapmakta iken, uçak komutanı olarak içinde bulunduğu askeri helikopterin 12/10/2014 tarihinde Kocaeli ili, Kartepe ilçesi sınırları içerisinde düşmesi sonucunda vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak, eş ... için 1.927.597,44 TL maddi, 250.000,00 TL manevi; çocuklardan ... için 626.641,26 TL maddi, 200.000,00 TL manevi; diğer çocuk ... için 874.607,36 TL maddi, 200.000,00 TL manevi; anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı düzeltilerek, diğer kısımlar yönünden ise tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : <br>Davacılar tarafından; hükmedilen maddi tazminatın tamamına olay tarihinden itibaren, bunun kabul edilmemesi halinde ise idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarına olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının duyulan elem ve ızdırabı kısmen dahi gideremeyecek kadar düşük olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sosyal güvenlik ödemelerinin maddi tazminattan indirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından; davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin olarak idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca da tazmininin mümkün olmadığı, yapılan ödemelerin zarar hesabında dikkate alınması gerektiği, manevi tazminat taleplerinin yüksek olduğu, manevi tazminata hükmedilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olması gerektiği, idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Davacıların yakını ..., ... Deniz Helikopter Filo Komutanlığı emrinde ... rütbesiyle görev yapmakta iken, uçak komutanı olarak içinde bulunduğu askeri helikopterin 12/10/2014 tarihinde Kocaeli ili, Kartepe ilçesi sınırları içerisinde düşmesi sonucunda vefat etmiştir.<br>Davacıların bu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle yaptıkları 07/07/2015 tarihli başvuru, zımnen reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, davacılar tarafından 06/10/2015 tarihinde bakılan dava açılmış, ... İdare Mahkemesi ... Daire Başkanlığı'nın E:... sayılı dosyası üzerinden yargılama devam etmekte iken 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17. maddesiyle Anayasaya eklenen Geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargının kaldırılması üzerine dosya, Danıştay Onuncu Dairesinin 10/09/2018 tarih ve E:2018/1905, K:2018/2497 sayılı yetkili yargı yerinin belirlenmesi kararı uyarınca ... İdare Mahkemesi esasına kaydedilmiştir.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. ..." hükmüne; "Bilirkişilerin görevlendirilmesi" başlıklı 268. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Bu Kanun adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsar." hükmü; "Bilirkişiliğe kabul şartları" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki şartlar aranır: ...<br>f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. ... <br>ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak." hükümleri; "Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma" başlıklı 13. maddesinde ise, "(1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: ...<br>c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ... <br>(2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir." hükümleri bulunmaktadır.<br>03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliği'nin "Görevi kabul yükümlülüğü" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında, "Bilirkişi, görevlendirildiği konuda uzmanlık bilgisi ve tecrübesinin yeterli olmadığını, konunun kendi uzmanlık alanına girmediğini, varsa görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini, görevlendirmeyi yapan mercie bildirmekle yükümlüdür." düzenlemesi; "Bilirkişinin bildirim ve çekinme yükümlülüğü" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini, temel ve alt uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu iş ve işlemlerin açıklığa kavuşturulması için alanında uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya varsa görevden çekinmeyi haklı kılacak bir mazeretinin bulunduğunu, görevin kendisine verilme tarihinden veya çekinmeyi gerektirecek durumun sonradan öğrenilmesi halinde bu tarihten itibaren en geç bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mercie bildirir." düzenlemesi yer almaktadır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.<br>... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı eş ... için 50.000,00 TL; çocuklar ... ve ... ile anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak davalı idare tarafından ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, anılan İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerine yönelik kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvuruları reddedilmiştir.<br>Dava konusu olayın davacılar üzerinde yarattığı etki ve yaşağı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı kanaatine varıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu kısma yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata Yönelik Kısmına Karşı Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun ve Bilirkişilik Yönetmeliği'nin yukarıda aktarılan maddeleri uyarınca; çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşüne başvurulan bilirkişinin görevlendirildiği konunun, bilirkişinin temel ve alt uzmanlık alanına girmesi gerekmekte olup; Bilirkişilik Bölge Kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, görevlendirme konusuna ilişkin uzmanlık alanında olmak şartıyla diğer bölge kurullarının listelerinden ve hatta listelerin dışından bilirkişi görevlendirilmesi mümkündür.<br>Temyize konu kararla faiz başlangıç tarihi dışındaki kısımları yönünden hukuka uygun bulunan ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, maddi tazminat hesabına ilişkin olarak, tamamı aynı bilirkişi tarafından düzenlenen; 25/12/2019 tarihli bilirkişi raporu ile 04/02/2021 ve 15/03/2021 tarihli ek bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmiştir.<br>Bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan helikopter kazasında vefat eden başka bir askeri personelin yakınları tarafından açılan davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı düzeltilerek reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemize gönderilen ve işbu dosya ile aynı tarihte karara bağlanan E:... sayılı dosyanın ve anılan dosyada yer alan ... tarih ve ... nolu Sakarya Bölge Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı kararının incelenmesinden;<br>- Gerek E:2022/5771 sayılı dosyada istinaf yoluyla incelenmiş olan İdare Mahkemesi kararının gerekse de işbu dosyaya ilişkin İdare Mahkemesi kararının dayandığı bilirkişi kök ve ek raporlarını düzenleyen bilirkişinin, bilirkişi listesine "İş Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar" alt uzmanlık alanında kayıtlı olduğu;<br>- Anılan bilirkişinin, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasının da aralarında yer aldığı bir takım dosyalarda "Aktüerya (İş Göremezlik/Destekten Yoksun Kalma)"; bir takım dosyalarda ise "Tüketici Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar", "Kat Mülkiyeti Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar" ve "Borçlar Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar" alt uzmanlık alanlarına ilişkin rapor düzenlediğinin tespit edildiği;<br>- ... tarih ve ... nolu Sakarya Bölge Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı kararı ile, alt uzmanlık alanı dışında rapor düzenleme eylemi nedeniyle 6754 sayılı Kanun'un 13/1-c ve 13/2 maddeleri ile Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 11/2 ve 53/1 maddeleri uyarınca uyarılmasına karar verildiği;<br>- Bu kararın yasal yollara başvurulmadan 12/01/2021 tarihinde kesinleştiği ve Sakarya Bölge Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı'nın 19/01/2021 havale tarihli yazısı ekinde ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına sunulduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının, "Aktüerya (İş Göremezlik/Destekten Yoksun Kalma) alanında uzmanlığı bulunmayan ve uzmanlık alanı dışında rapor düzenlemesi nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanan bilirkişi tarafından düzenlendiği açık olup, anılan raporların bu haliyle hükme esas alınması mümkün olmadığından, bu raporlara dayanılarak verilen İdare Mahkemesi kararının ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır. <br>Öte yandan; dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı ve ... tarihli, ... sayılı yazılarında; davacılar yakını müteveffa ...'in vazife malulü olduğunun kabulüyle ve ayrıca hakkında harp malullüğü hükümlerinin de uygulanmasına karar verilerek 5434 sayılı Kanun'un 64. maddesine göre eşi, çocukları, annesi ve babasına 15/10/2014 tarihinden itibaren 1. derece harp malullüğü aylığı bağlandığı, bu aylıkların artırımlı olarak ödendiği, 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca eşine 42.496,47 TL, çocuklarına ayrı ayrı 21.248,24 TL, anne ve babasına ayrı ayrı 10.354,12 TL emekli ikramiyesi ödendiği, ayrıca 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi gereğince ek ödeme tahakkuk ettirildiği bildirilmiştir.<br>Ayrıca; dosya kapsamında yer alan Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödemesi yapılmadığının, davacı eş ...'e 2629 sayılı Kanun uyarınca 73.148,00 TL tazminat ödendiğinin belirtildiği görülmektedir.<br>Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır.<br> Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının, uzmanlık alanında olmayan bilirkişi tarafından düzenlenmiş olmaları nedeniyle hükme esas alınmaları mümkün olmamakla birlikte, anılan raporların incelenmesinden, raporlarda yer alan hesaplama ilke ve yöntemlerinin de hatalı olduğu anlaşılmakta olup, davacıların maddi zararlarının ortaya konulması için Bölge İdare Mahkemesince, bilirkişi listesine "Aktüerya (İş Göremezlik/Destekten Yoksun Kalma) alt uzmanlık alanında kayıtlı bir bilirkişiden yeni bir rapor alınması ve anılan bilirkişi tarafından, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca aşağıda belirtilen ilke ve unsurlar ışığında hesaplama yapılması gerekmektedir.<br>Desteğin gelirinin tespit edilmesinde, görev aylığı dışındaki sürekli ve düzenli olmak şartıyla diğer ödemelerin de dikkate alınması gerekir. Bu kapsamda, desteğin emsali Dz. Binbaşı'na 2629 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (h) bendi uyarınca yapılan yıllık uçuş tazminatları davalı idareden sorulup dosyaya dahil edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararlarının hesabında dikkate alınması gerekmektedir.<br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali Dz. Binbaşının aylar itibariyle aldığı (aylık uçuş tazminatı dahil) görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı (aylık uçuş tazminatı dahil) ve yıllık uçuş tazminatları üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali Dz. Binbaşının aylar itibariyle alabileceği (aylık uçuş tazminatı dahil) görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı (aylık uçuş tazminatı dahil) ve yıllık uçuş tazminatları üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.<br>Müteveffa destek ile davacıların muhtemel ömürleri ve dolayısıyla destek süreleri, ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmelidir.<br>Yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde evli olduğu ve iki çocuğunun olduğu, -maddi tazminat talepleri olmamakla birlikte anne ve babasının hayatta olmaları nedeniyle onların destek paylarının da hesaplanması gerektiği- gözetilerek, destek payları belirlenirken, müteveffanın gelirinin %25'ini kendisine, %25'ini eşine, %12,5'ini birinci çocuğuna, %12,5'ini ikinci çocuğuna, %12,5'ini annesine, %12,5'ini babasına ayıracağı; anne veya baba destekten çıktığında payının diğerine geçeceği; anne ve babanın ikisi de destekten çıktığında gelirinin %34'ünü kendisine, %34'ünü eşine, %16'sını birinci çocuğuna, %16'sını ikinci çocuğuna ayıracağı; birinci çocuk destekten çıktığında gelirinin %40'ını kendisine, %40'ını eşine, %20'sini ikinci çocuğuna ayıracağı; ikinci çocuk da destekten çıktığında gelirinin %50'sini kendisine, %50'sini eşine ayıracağı hususlarının gözetilmesi gerekmektedir.<br>Diğer taraftan; dosya kapsamından davacılara 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca tütün ikramiyesi ve davacı eşe 2629 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca şehitlik tazminatı tahakkuk ettirildiği anlaşılmakta olup; tütün ikramiyesi ile şehitlik tazminatının ve varsa kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacı taşıyarak yapılan diğer ödemelerin (davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödenip ödenmediği veya diğer mevzuat uyarınca ifa amacı taşıyarak yapılan başka bir ödeme olup olmadığı ortaya konularak); yasal faiz uygulanmak suretiyle belirlenen rapor tarihindeki güncel değerlerinin hesaplanan maddi zarar tutarından düşürülmesi gerekmektedir.<br>Ayrıca, davacıların yakınının yaş haddinden emekli olması halinde alacağı emekli ikramiyesi ile vefatı nedeniyle yakınlarına ödenen emekli ikramiyesi arasındaki fark da yarar/zarar hesabına dahil edilmelidir. Buna göre, kişinin yasal emeklilik yaşını tamamladığı farz edilerek bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki bilinen veriler ve katsayılar üzerinden yasal emeklilik yaşı itibarıyla alabileceği emeklilik ikramiyesinden davacılara ayıracağı tutar ile olay nedeniyle davacılara ödenen ve bilirkişi rapor tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanarak güncellenen emekli ikramiyesi arasındaki pozitif fark "yarar", negatif fark "zarar" olarak kabul edilmelidir.<br>Öte yandan; bozma kararımız üzerine yeni bir karar verileceğinden, tarafların yargılama giderlerine faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz istemlerinin bu aşamada değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi