<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2024/235 E.  ,  2025/3365 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> YEDİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/235<br>Karar No : 2025/3365 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Akaryakıt İstasyon İşletmeciliği Ticaret Anonim Şirketinin 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunda tespit edilen matrah farkı üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi nedeniyle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca alınan ihtiyati haciz kararının iptali istemiyle dava açılmıştır. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kanuni temsilcilerin, kesinleşen ve asıl borçlu şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu borçlarından sorumlu tutulabileceği ve haklarında ancak bu aşamada ihtiyati haciz uygulanabileceği, dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, şirket adına yapılan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatlarına karşı... Vergi Mahkemesinin E:..., ... ve ... sayılı dosyalarında açılan davaların derdest olduğu anlaşıldığından, kanuni temsilcisi olduğu şirketin kesinleştirilmeyen vergi borçları nedeniyle davacı hakkında tesis edilen ihtiyati haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde yapılan değişiklikle tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacaklar için asıl borçlu hakkında takibat yapılmadan veya yapılan takibat sonuçlanmadan diğer sorumlulardan tahsili yoluna gidilebilmesinin yolu açıldığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Türk Vergi Sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Kanun'a göre verginin tarh ve tahakkukuna ilişkin kuralların, daha sonra 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil usullerinin izlenmiş olması zorunludur.<br>Kamu alacakları yönünden kanuni temsilcilerin sorumluluğunun koşullarını düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde kanuni temsilcilerin, asıl borçluya düşen vergilendirmeyle ilgili ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>6183 sayılı Kanun'un "Kanuni temsilcilerin sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.<br>Bu bağlamda, asıl borçluya ait vergilendirme ilişkisinden doğan kamu alacakları yönünden kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için öncelikle asıl borçlu adına usulüne uygun olarak tahakkuk etmiş bir vergi borcunun bulunması, asıl borçlu tarafından bu borcun vadesinde ödenmemesi ve tüm takip yolları tüketilmesine rağmen söz konusu borcun asıl borçludan tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak takip ve tahsil işlemlerinde, kanuni temsilcilerin, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "kamu borçlusu" sıfatını haiz olduğu açıktır. <br>Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tesis edilecek ihtiyati haciz işlemleri, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce veya başlandıktan sonra amme alacağının tahsilinin tehlikeye girmemesi için uygulanan korumaya yönelik işlemler olduğundan, bunların asıl muhatabı verginin mükellefi veya sorumlusudur.<br>Bu durumda, verginin mükellefi veya sorumlusu olmayan kanuni temsilci adına ihtiyati haciz işlemlerinin uygulanması mümkün bulunmadığı gibi, dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, davaya konu işlem ile verginin mükellefi olan ...Akaryakıt İstasyon İşletmeciliği Ticaret Anonim Şirketi adına aynı Kanun maddesine dayanılarak alınan ihtiyati haciz kararına karşı açılan davada, borçlunun kaçmış olması veya kaçma ihtimalinin bulunması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin bulunduğuna dair davalı idarece herhangi bir araştırma, tespit veya değerlendirme yapılmadığı gibi bunların mevcudiyetine dair bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen bölge idare mahkemesi kararının Dairemizin 20/10/2025 tarih ve E:2024/585, K:2025/3364 sayılı kararıyla onandığının anlaşılması karşısında, verginin mükellefi adına alınan ihtiyati haciz kararının hukuka aykırılığının saptanması nedeniyle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tesis edilen ihtiyati haciz işleminde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığından, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmeyen bölge idare mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin belirtilen gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>... Akaryakıt İstasyon İşletmeciliği Ticaret Anonim Şirketinin 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunda tespit edilen matrah farkı üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi nedeniyle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca alınan ihtiyati haciz kararının iptali istemiyle dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır. <br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde, "amme borçlusu" teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade ettiği belirtilmiş; 13. maddesinde, ihtiyati haczin, bu maddede yedi bent halinde sayılmış olan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal tatbik olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı maddenin 3. bendinde, borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin olması bu hallerden sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Bu hükümlere göre, şirketin borcu nedeniyle sorumluluğu olan ve bu Kanun hükümleri gereğince takibi mümkün bulunan kanuni temsilcilerin amme alacaklısı idareye karşı amme borçlusu sıfatını haiz olduğu açıktır.<br>Öte yandan, sözü edilen düzenlemeler uyarınca, şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, aynı zamanda şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden, kamu alacağının borçlusu şirketin kanuni temsilcisi olduğunda ihtilaf bulunmayan davacı hakkında ihtiyati haciz kararı alınmasında açıklanan hukuki duruma aykırılık bulunmamaktadır. <br>Bu bakımdan, Bölge İdare Mahkemesince, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 3. fıkrası kapsamında ihtiyati haciz koşullarının varlığı yönünden yapılacak incelemenin sonucuna göre davacının kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu dönemler de göz önünde bulundurulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda değinilen gerekçeyle verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle; <br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 20/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

vergi