<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/3940 E.  ,  2025/5731 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/3940<br>Karar No : 2025/5731 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ... <br> 3- ... <br> 4- ...<br> 5- ... <br> 6- ... adına davayı takip eden mirasçıları; ..., ... ... ve ...<br> 7- ... adına davayı takip eden mirasçıları;<br> ..., ..., <br> ..., ..., ...,<br> ... ve ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 15/09/2016 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ... Caddesi üzerinde, terör olayları nedeniyle zarar görmüş ve yasak alan içerisinde bulunan M.A.Ö. isimli şahsa ait evdeki eşyaların çıkarılması için binaya girdikten sonra bölücü terör örgütü tarafından tuzaklanmış bombanın infilak etmesi nedeniyle hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle müteveffanın eşi ... için 296.688,47 TL, çocukları ... için 25.529,84 TL, ... için 12.770,92 TL, ... için 1.861,13 TL, ... için 17.874,84 TL, babası ... için 9.636,46 TL, annesi ... için 337,62 TL) maddi, tüm davacılar için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ... Caddesi No:... adresinde bulunan, M.A.Ö isimli şahsa ait olduğu ve yürütülen terör operasyonları nedeniyle tehlikeli bölge içerisinde yer aldığı anlaşılan konuta, davacılar yakınının da aralarında bulunduğu şahıslarca fiziki dış görünümünü tespit etmek amacıyla polis ekibi nezaretinde gidildiği, diğer üç şahısla birlikte konuta giren ve söz konusu konut ile ilgisi bulunmayan davacılar yakınının bölücü terör örgütü tarafından konuta tuzaklanmış patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybettiği, görevli polis memurlarınca bahse konu konuta girilemeyeceği, yalnızca uzaktan bakılabileceği ikaz edilmesine rağmen, davacılar yakını tarafından izin alınmaksızın konuta girildiği, bu durumun olay yerinde bulunan polis memurları tarafından düzenlenen (olay tarihi olan) 15/09/2016 tarihli tutanak ve dava dışı diğer dört şahsın kolluk huzurunda verdiği ifadelerle doğrulandığı, bu itibarla, davacılar yakınının kişisel kusuru nedeniyle zarar gördüğü anlaşılmakla, uğranıldığı ileri sürülen zararlardan kusurlu ve/veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca davalı idarenin sorumlu tutulabilmesinin mer'i mevzuat kapsamında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu olay günü davacılar yakınının, M.A.Ö, A.D, R.D, Ş.K isimli şahıslarla birlikte 15/09/2016 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ... Caddesi No:... adresinde bulunan eve bakmak istediklerini Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis ekiplerine bildirdikleri, yapılan görüşme neticesinde zırhlı polis aracı eşliğinde ve R.D. isimli şahsa ait araçla bahse konu adreste bulunan binaya geldikleri, zırhlı polis aracının cadde üzerinden dönüş almak üzere harekete geçtiği sırada, davacılar murisi ile M.A.Ö, A.D, ve Ş.K. isimli şahısların içinde bulundukları araçtan inerek evde bulunan eşyaları kontrol etmek ve sağlam eşyaları almak maksadıyla eve girdikleri ve bölücü terör örgütü mensuplarınca tuzaklanmış patlayıcının evde infilak etmesi üzerine davacılar yakını ...'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, meydana gelen olay nedeniyle olay yeri inceleme ekiplerince düzenlenen 15/09/2016 tarihli olay tutanağında; anılan metruk bina içinde patlama sonucu 50 cm² çapında ve 40 cm derinliğinde patlama merkezinin bulunduğunun ve 1 yetişkin şahsın olay yerinde vefat etmiş olduğunun tespit edildiği, olay sonrası Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Büro Amirliği'nce düzenlenen 14/01/2017 tarihli raporda, RDX ve TNT maddeleri içeren el yapımı mühimmata tuzaklanmış bombanın, patlaması sonucu canlılar üzerinde öldürücü veya yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğunun ifade edildiği, dosya içerisinde yer alan tanık ifadelerinden, olay yerinin bulunduğu mahallenin telle çevrili yasak alan içerisinde bulunduğu, davacıların murisinin emniyetten izin alarak güvenlik görevlileri eşliğinde evlerine gittiği, telle çevrili yasak alana kapı kilidi açılarak girildiği, uyuşmazlık konusu evde patlayıcı madde olabileceğine ilişkin öncesinde ve olay sırasında herhangi bir tedbirin (bomba taraması vs.) alınmaksızın, güvenlik görevlilerinin emniyete ait araçta bekledikleri ve davacılar yakınına ve yanındaki şahıslara eve girmelerine izin verildiği, dolayısıyla uyuşmazlık konusu zararın oluşmasında davalı idarenin güvenlik hizmeti sunumunda hizmet kusurunun bulunduğu, ortaya çıkan zarar ile idarenin güvenlik hizmeti arasında illiyet bağının bulunduğu, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararların kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği, bununla birlikte, patlayıcı madde araması yapılmamış yasaklı alan içerisinde bulunan eve kontrolsüz ve tedbirsiz şekilde kendi başlarına giren davacıların yakınının da %50 oranında müterafik kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davacıların maddi zararının belirlenebilmesi için Dairelerince ...'ın vefatından kaynaklanan destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın % 50 oranındaki müterafik kusur durumu dikkate alınarak TRH 2010 hayat tablosuna göre tespiti hususunda dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda müteveffanın eşi ... için 296.688,47 TL, çocukları ... için 1.861,13 TL, ... için 17.874,48 TL, ... için 12.770,92 TL, ... için 25.529,84 TL, yargılama aşamasında vefat eden annesi ... için 337,62 TL, yargılama aşamasında vefat eden babası ... için 9.636,46 TL destekten yoksun kalma zararı belirlendiği, bilirkişi raporunun son sayfasındaki hesaplamanın (dava süreci içerisinde vefat eden davacılar Amın ve Esmeri'ye yönelik maddi zararın mirasçılarına paylaştırılması kısmı) yanlış yapılması nedeniyle Dairelerince bilirkişi raporunun bu kısmına itibar edilmediği, diğer kısımları yönünden ise hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü ve davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen gerekçeli olarak reddine, ... yönünden 296.688,47 TL, ... yönünden 1.861,13 TL, ... yönünden 17.874,48 TL, ... yönünden 12.770,92 TL, davacı ... yönünden 25.529,84 TL maddi tazminatın anılan davacılara, yargılama aşamasında vefat eden müteveffa davacı ... yönünden 337,62 TL maddi tazminatın, yasal mirasçıları olan ...'a, ...'a, ...'ya, ...'a, ...'a, ...'a ve ...'a miras payları oranında ödenmesine, yargılama aşamasında vefat eden müteveffa davacı ... yönünden 9.636,46 TL maddi tazminatın, yasal mirasçıları olan ...'a, ...'a, ...'a ve ...'a miras payları oranında ödenmesine, yukarıda hükmedilen maddi tazminatın, 1.000,00 TL'lik kısmına 03/10/2016 tarihinden itibaren ve 363.698,92 TL'lik kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14/03/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bu yönden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... yönünden 30.000,00 TL, davacı ... yönünden 25.000,00 TL, davacı ... yönünden 25.000,00 TL, ... yönünden 25.000,00 TL davacı ... yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın anılan davacılara ödenmesine, yargılama aşamasında vefat eden müteveffa davacı ... yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın, yasal mirasçıları olan ...'a, ...'a, ...'ya, ...'a, ...'a, ...'a ve ...'a miras payları oranında ödenmesine, yargılama aşamasında vefat eden müteveffa davacı ... yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın, yasal mirasçıları olan ...'a, ...'a, ...'a ve ...'a miras payları oranında ödenmesine, yukarıda hükmedilen manevi tazminata, idareye başvuru tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin yukarıda anılan gerekçe ile reddine, bu yönden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br> Davacılar tarafından, olay günü yakınlarının tel örgülerle çevrelenmiş alan içerisinde olan mahallenin tel örgü kapısını anahtarlarla açan polis eşliğinde, nakliye aracı, ev sahibi ve müteveffa ile birlikte olan diğer hamallarla birlikte gittiği göz önünde bulundurulduğunda, olayın polis memurlarının belirttiği gibi eve sadece dışarıdan bakılması için izin verildiği şeklinde olmadığı, idarenin hizmet kusuru bulunduğu, müteveffaya atfedilen müterafik kusurun kabul edilemez olduğu, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir.<br> Davalı idare tarafından, dava konusu olayda görevli polis memurlarınca bahse konu konuta girilemeyeceği, yalnızca uzaktan bakılabileceği ikaz edilmesine rağmen davacılar yakını ve beraberindeki diğer şahıslarla birlikte izinsiz olarak konuta girdiklerinin olay tarihinde polis memurlarınca düzenlenen tutanaktan ve dava dışı dört şahsın kolluk huzurunda verdikleri ifadelerden anlaşıldığı, dava konusu olayın müteveffanın kişisel kusurundan kaynaklanıp idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğunu gerektirir bir durumun da bulunmadığı, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacılar tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata işletilecek faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.<br>Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. <br> Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. <br> Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da idareye başvuru tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "2-d)Yukarıda hükmedilen maddi tazminatın, 1.000,00 TL'lik kısmına 03.10.2016 tarihinden itibaren ve 363.698,92 TL'lik kısmına ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14.03.2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine," ibaresinin "2-d)Yukarıda hükmedilen toplam 364.698,92 TL maddi tazminata idareye başvuru tarihi olan 03.10.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>3. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, <br>4. Adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle ödenmemiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için mahkemesince ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 03/12/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Davacılar yakını ...'ın, 15/09/2016 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ... Caddesi üzerinde, terör olayları nedeniyle zarar görmüş ve yasak alan içerisinde bulunan M.A.Ö. isimli şahsa ait evdeki eşyaların çıkarılması için binaya girdikten sonra bölücü terör örgütü tarafından tuzaklanmış bombanın infilak etmesi nedeniyle hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu davacılar tarafından ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle müteveffanın eşi ... için 296.688,47 TL, çocukları ... için 25.529,84 TL, ... için 12.770,92 TL, ... için 1.861,13 TL, ... için 17.874,84 TL, babası ... için 9.636,46 TL, annesi ... için 337,62 TL) maddi, tüm davacılar için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. <br> Dosya içerisinde yer alan bilgi, belge ve tanık ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacılar yakını ve beraberindeki şahısların patlamanın olduğu eve sadece dışarıdan bakmak için gitmedikleri açıkça anlaşılmaktadır. Keza davacılar yakını ve beraberinde yer alan ev sahibi, nakliye aracı ve şoförü ile hamallık yapmak için bulunan diğer şahısların evden eşya taşıma amacı olduğunu ortaya koymaktadır. Dava konusu olay yerine davacılar yakınının ve beraberindeki diğer şahısların görevli polis memurları eşliğinde girdikleri, polis memurlarınca mahalleyi çevreleyen yasak alana ilişkin kapıların anahtarla açıldığı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu olay nedeniyle davacıların zararlarının hizmet kusuru gereği karşılanması gerektiği davacılar yakınına müterafik kusur izafe edilmeyeceği düşüncesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>

vergi