<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/7154 E. , 2025/1433 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/7154<br> Karar No : 2025/1433 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: ... Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali<br> istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, 13/04/2005 ilâ 10/03/2009 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, asıl borçlu şirketin, 31/01/2014 tarihinde re'sen terk ve son beyanda bulunduğu, ticaret sicilinden kaydının silindiği hususunun 08/10/2015 tarihinde tescil edildiğine dair ilanın, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 13/10/2015 tarihli nüshasında yayımlandığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin içeriğindeki amme alacağının tahsili için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 23/06/2015 ve 25/08/2015 tarihlerinde asıl borçlu şirkete tebliğ edilmeye çalışıldığı, şirketin adreste bulunmadığı ve başka firmanın faaliyet gösterdiğinden bahisle 11/05/2016 tarihinde ilanen tebliğ yoluna gidilerek 29/08/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği; öte yandan, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emri dayanağı 2 no'lu ihbarnamelerin ve bunların dayanağı ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ile yapılan malvarlığı araştırmasının usulüne uygun yapılıp yapılmadığının hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu kapsamda asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emri içeriğinin 2 no'lu ihbarnamelere dayandığı, 04/08/2012 düzenleme tarihli iki nolu ihbarnamelerin, 24/09/2012 tarihli kaşe ile iadesine ve 08/10/2012 tarihli "mesai saatlerinde gidildi, adres sürekli kapalı, ihbar bırakıldı, ihbara riayet edilmedi, tebliğ mümkün değil" notu eklenerek ilanen tebliğ yoluna gidilmiş isede, iki no'lu ihbarnamelerin tebliği için yapılan ikinci çalışmanın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun hükümlerine uygun yapılmadığı, bunun yanı sıra yapılan tebliğ çalışmasının muteber kabul edilmesi için gereken şerhlerin mazbata ile pusula örneğinde bulunmadığı, dolayısıyla usulüne uygun olarak gerçekleştirilmesi gereken bildirim ve süre tanınmasına ilişkin takip işlemlerin hukuka uygun tamamlanmadığı gibi, asıl borçlu şirket hakkında ülke çapında tapu sicil müdürlükleri, trafik tescil şube müdürlükleri nezdinde malvarlığı, menkul ve gayrımenkul, araştırması yapıldığını gösterir bilgi ve belgelere yer verilmediği, sadece ekran görüntülerinin eklendiği, yapılan malvarlığı araştırmasında sadece banka dökümlerine yer verildiği, böylelikle davacıya ödeme emri düzenlenmeden önce, asıl borçlu şirket hakkında tüm malvarlığı araştırmalarının usulüne uygun bir şekilde yapıldığı hususu ortaya konulmadan, kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının dava konusu ödeme emrinin 2 no'lu ihbarnamelerden kaynaklı borçlara ilişkin kısmı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf isteminin söz konusu kararın bu kısmı yönünden reddi gerektiği; bununla birlikte, uyuşmazlık konusu ödeme emri içeriği borçların tamamının 2 no'lu ihbarnamelerden kaynaklı olmayıp ödeme emrinde yer alan 1 ilâ 9. satırlar arasında kalan borçlarla birlikte 60, 61 ve 62. satırlarda yer alan borçların 18/07/2013 tarihinde ihbarname tebliği üzerine kesinleşen borçlar olduğu, Mahkeme tarafından bahsi geçen alacaklar yönünden hüküm kurulmadığı; olayda, asıl borçlu şirketin mükellefiyet kaydının 08/10/2015 tarihi itibarıyla ticaret sicilinden silinmesi sebebiyle bu tarihten sonra şirket adına düzenlenip tebliği gerçekleştirilen ödeme emirlerinin hüküm ifade etmemesi karşısında, silinme öncesi şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğini müteakip alacağın şirket malvarlığından tahsil olanağı kalmadığının görülmesi üzerine doğrudan kanuni temsilcinin takibine geçilebileceğinin kabulü gerekeceğinden, şirket adına tanzim edilen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin ortaya konulması gerektiği, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 18/07/2013 tarihinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebligata çıkarıldığı, söz konusu adreste başka bir şirketin faaliyet gösterdiği ve depo olarak kullanıldığı hususunun dağıtıcı tarafından şerh ve imza edilmesini müteakip aynı ihbarnamelerin başka bir tebliğ alındısıyla dağıtıcı ve muhtar kaşeli olarak imzalandığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine istinaden tebligatın gerçekleştirildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun tebliğ işlemlerini ayrıntılı olarak düzenleyen hükümlerinde, muhtara teslim edilmek suretiyle tebligat yapılabileceğine ilişkin bir uygulama bulunmayıp, söz konusu tebliğ işleminde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102 ve devamı maddelerinde belirtilen usuller izlenerek tebligat yapılmaya çalışılması gerekirken, tebliğe ilişkin uygulanması zorunlu kuralların dışına çıkılarak mahalle muhtarına teslim edilmek suretiyle tebligat yapılmasında, dolayısıyla usule uygun ihbarname tebliği gerçekleştirilmeksizin davacının takibine geçilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun Vergi Mahkemesi kararının; dava konusu ödeme emrinin 10 ilâ 59. satırları arasında kalan alacaklara ilişkin kısmı yönünden reddine, ödeme emrinin 1 ilâ 9. satırları ile 60, 61 ve 62. satırlarında yer alan alacaklara ilişkin kısmı yönünden ise belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İdarelerince daha önce verilen dilekçeler tekrar edilerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br>... Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Oto. Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 08/10/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, bu durumun 13/10/2015 tarih ve 8924 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirketin ticaret sicilinden re'sen silinerek tüzel kişiliğinin sona ermesinin ardından, şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 29/08/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği yapılan mal varlığı araştırmaları sonucu amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ... Mad. Oto. Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş olacağından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirket tüzel kişiliği adına kesinleşen vergi borcu bulunmaması nedeniyle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, <br> 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 17/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
vergi