<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/6315 E.  ,  2025/1339 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/6315<br> Karar No : 2025/1339<br> <br>TEMYİZ EDENLER :<br>1-(DAVALI) ... Defterdarlığı-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>2-(DAVACI) ... Müşavirlik Müh. San. Tic. Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Davacı adına, bir kısım alacağını yasal şartlar oluşmadığı halde şüpheli alacak olarak değerlendirerek ayırdığı karşılığı dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2018 yılı kurumlar vergisi, 2018/Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergi ve bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı, olayda, mühendislik ve danışmanlık faaliyetinde bulunan davacı tarafından, dahil olunan yabancı iş ortaklığına sermaye aktarılması amacıyla ödenen tutarın geri alınması amacıyla 2017 yılında hukuki süreç başlatıldığından davacının yurt dışına sermaye aktarmadığına veya hukuki süreç sonunda ödenen tutarların alacak niteliğine kavuşmadığına dair somut bir tespitte bulunmadığından defter kayıtlarında alacak tahakkuku yapılmasa dahi ödenen tutarın alacak niteliğine kavuştuğunun ve şüpheli hale geldiğinin kabulü gerektiği, başlatılan hukuki süreç nedeniyle şüpheli alacak karşılığı ayrıldığı, yapılan sermaye ödemesinin ve bu sermayenin iadesi isteminin davacının ticari faaliyetinden kaynaklanan bir alacağa ilişkin olması nedeniyle, şirketin bu iş için yaptığı giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapıldığı sonucuna varıldığından, davacının daha önce ödenmiş olan sermayenin iadesi istemiyle başlatılan hukuki süreç nedeniyle şüpheli hale gelen alacağın ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olduğu sonucuna ulaşıldığından ve Yasada alacak davası açıldığı yıl itibariyle karşılık ayrılması gerektiğine dair emredici bir hüküm bulunmadığından 2018 yılı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gereken bu tutarın kurum kazancına eklenmesi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatta yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunu,olayda, yurt dışında bulunan başka bir şirketle iş ortaklığı kurmak amacıyla yapılan sermaye ödemesine ilişkin olarak davacı tarafından yasal defterlerine herhangi bir kayıt yapılmadığı, yurt dışında yapılan işlere ilişkin olarak tahsilat yapılamadığından fatura da düzenlenmediğinin davacı şirket yetkilisi tarafından beyan edildiği, dolayısıyla hasılata dahil edilmeyen alacağın, şüpheli hale geldiğinden bahisle, şüpheli ticari karşılık ayrılması yasaya uygun olmadığından, ayrılan karşılık tutarının kurum kazancına ilave edilmesi suretiyle yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı ile geçici vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı; mahsup süresi geçmiş olmakla terkin edilmesi gereken geçici vergilerde de hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu ceza kesme işlemlerinin tebliğ edildiği 16/08/2020 tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 339. maddesinin eski hali yürürlükte ise de, getirilen yeni düzenlemeyle, artırım tutarının, kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamayacağı kurala bağlandığından ve bu kural da önceki düzenlemedeki yaptırıma göre lehe olduğundan, dava konusu ceza kesme işlemlerine uygulanması gerektiği, bu durumda, kurumlar vergisi ve geçici vergiler için bir kat olarak kesilen vergi ziyaı cezalarına, 300,00.-TL eklenmek suretiyle bulunan tutarda hukuka aykırılık aşan kısımda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Vergi mahkemesi kararının kurumlar vergisi ve kurumlar vergisi ile geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan tutarının 300.-TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine hükmeden ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br>DAVACININ İDDİALARI: Ortağı olduğu yurt dışındaki mukim iş ortaklığının lider temsilci olan firmaya sermaye olarak kullanılmak üzere para aktarıldığı, gider kaydının aktarılan bu tutara karşılık yapıldığı, iş ortaklığı lider temsilcisinin yurt dışındaki yapım işine ilişkin faturaları düzenleyip verdiği resmi kurumun ödeme yapmaması nedeniyle bu kuruma karşı hukuki süreç başlattığı, aynı şekilde kendisinin sermaye alacağı tutarı için ödeme yaptığı firmaya karşı 2017 yılında dava sürecini başlattığı, alacağın şüpheli ticari alacaklar hesabında izlendiği ve 2018 yılında bu alacağın tamamına karşılık ayrıldığı, dava sürecinin halen devam ettiği, alacağın ticari kazancın elde edilmesi ve idamesiyle ilgili olduğu, iş ortaklarına ödenen avanslarında ticari faaliyetin idamesi için yapıldığı, iş ortaklığından olan alacakların tahsil edilemediği, dava açılmasıyla şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının olayda şartlarının oluştuğu, kanun hükmünde şüpheli alacak için karşılık ayrılmasının alacağın daha önce tahakkuk esasına göre hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş olmasının zorunlu tutulmadığı, alacak için yasal takibin başladığı yılda karşılık ayrılacağına dair kanunda hüküm bulunmadığından söz konusu alacak için 2018 yılında karşılık ayrılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, vergi inceleme raporunda şüpheli alacak yönünden varılan sonucun kanuni bir dayanağı olmadığı, benzer uyuşmazlıklarda Danıştay tarafından verilen emsal kararlarında bu yönde olduğu, vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren bir neden ve tekerrür nedeniyle artırılmasına sebep olacak kesilmiş ve kesinleşen bir vergi ziyaı cezası bulunmadığından vergi ziyaı cezasının tamamının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. <br>DAVALININ İDDİALARI:Geçici vergilere ilişkin ihbarnamelerde verginin tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilmiş olduğundan tahakkuk ettirilmeyecek vergilerin terkinine yasal imkan olmadığı, Vergi Usul Kanunu 339.maddesinde yapılan değişikliğin değişiklik tarihinden sonraki olaylara uygulanması gerektiğinden tekerrür nedeniyle vergi ziyaı cezalarının artırılmasının hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:213 sayılı Kanunun 323.maddesinden, mükelleflerin ticari ve zirai faaliyetleriyle ilgili olarak gelir hesaplarına intikal ettirerek ticari karlarının teşekkülünde ve ödenecek verginin hesabında dikkate aldıkları ticari alacaklarının şüpheli hale gelmesi durumunda şüpheli alacak karşılığı ayırarak bu tutarı karşılık ayırdığı dönemin karının teşekkülünde gider, tahsil ettikleri dönem karının teşekkülünde gelir olarak dikkate alma imkanı tanınarak, mükelleflerin şüpheli hale gelen alacakları dolayısıyla tahakkuk esası gereği oluşan vergi yükü altında bırakmamak suretiyle vergilendirmede adalet ilkesinin tesisinin amaçlandığı anlaşıldığından, olayda davacının ortağı olduğu yurt dışındaki mukim iş ortaklığın aktarılan sermayenin yurt dışından yürütülen faaliyetten kazanç elde edilmesi ve faaliyetin devam ettirilmesi ile ilgili olduğu, iş ortaklığına aktarılan tutarı geri almak amacıyla davacının 2017 yılında dava sürecini başlattığı, 2018 yılında dava safhasında olan ve diğer ticari alacaklar hesabı altında izlenen alacağa ilişkin olarak, diğer ticari alacaklar hesabına alacak, şüpheli ticari alacaklar hesabına borç, şüpheli ticari alacaklar karşılığı hesabına alacak, karşılık giderleri hesabına borç kaydedilerek karşılık ayrılmış olması karşısında, davacının 2018 yılı itibariyle şüphelilik hali devam eden alacağına, ticari alacak niteliği kazandırdıktan sonra şüpheli alacak karşılığı ayırdığı sonucuna varıldığından, 2017 yılında dava sürecine giren alacağa 2018 yılında karşılık ayrıldığından ve alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikal ettirilmediğinden bahisle, faaliyetin devamı için yapılan avans mahiyetindeki ödemelerin ticari alacak niteliği kazandığı ve alacağın şüphelilik halinin devam ettiği hususları gözetilmeksizin, avans mahiyetindeki ödemenin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olarak elde edilen gelirden yapılmadığı ve bu gelirin ilgili dönem karının teşekkülünde dikkate alınmadığı hususları da tespit edilmeksizin yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz itirazının kabulü ile temyiz edilen kararın anılan kısmının bozulması, diğer kısımları hukuka uygun olduğundan, davalının temyiz isteminin ise gerektiği, düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> İleri sürülen iddialar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddine ve kararın onanmasına, temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi