<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/7657 E.  ,  2025/9668 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/7657<br>Karar No : 2025/9668<br> <br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, adil yargılanma, etkili başvuru haklarının, masumiyet karinesinin, hâkimlik teminatının ihlal edildiği, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği, gerekçesiz bir şekilde olağanüstü hal ilan edilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararıyla; dava konusu işlemlerin iptaline, yoksun kalınan mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş olup, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararıyla temyize konu karar bozulmuştur.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.<br>Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 19/07/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü anlaşılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br><br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br><br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararda;<br>Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br> Yargıtay eski üyesi M.A.’nın kayınbabası C.M.’nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve birçok hâkim ve savcı hakkında 2014 HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda yer alan tespitler yönünden, anılan dokümanların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br> Davacı hakkında verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karardaki tespitler yönünden, davacının haklarında FETÖ'den işlem yapılan bir kısım kişilerle yaptığı telefon görüşmelerinin örgütsel saik ve iletişim amacıyla yapıldığına dair hakkında somut bir tespiti içermeyen HTS kayıtlarının ve FETÖ ile bağlantılı iki şirketten davacıya gönderilen mahiyeti ve içeriği açık ve net biçimde ortaya konmayan postaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği, <br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 02/06/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 31/10/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, <br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 02/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, <br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br> Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,<br> Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçeleriyle, <br> Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>Dairemizin 01/12/2022 tarih ve E:2016/58093, K:2022/9707 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Konya Cumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçunun da aralarında bulunduğu suçlardan yürüttüğü soruşturma sonucunda verdiği ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "......Cumhuriyet Başsavcılığımızca şüphelinin bugüne kadar görev yaptığı adliyelerden irtibat numaralarının istendiği, gelen cevabi yazılar ve şüphelinin beyanlarına göre, şüphelinin ... numaralı hattı kullandığının tespit edildiği, söz konusu hat üzerinden HTS kaydının istendiği, gelen HTS kayıtlarının istenen şekilde analizinin yapılması amacıyla Konya KOM Şube Müdürlüğü'ne gönderildiği, Konya KOM Şube Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ekinde gönderilen HTS analiz ve inceleme raporuna göre; şüphelinin kullandığı tespit edilen ... numaralı hat ile şüphelinin Türkiye genelinde haklarında Fetö'den işlem yapılan 88 kişi ile 17/07/2016 tarihi itibariyle iletişim kaydının bulunduğunun, şüphelinin irtibat kurduğu kişilere bakıldığında, listenin en başında aşağıda(adalet org. Sitesi ile ilgili bölümde) isminden söz edilen eski hakim olan R.H'nin(2013-2016 arası 532 kez) olduğunun, yine aşağıda isminden söz edilen ve 2014 yılı HSK fetö adayı olan İ.Ç.(2013-2015 arası 32 kez) olduğunun görüldüğü...." şeklinde tespitlere yer verilmiştir. <br>Sakarya CBS’nin ... tarih ve ... soruşturma sayılı yazısı ekinde yer alan Yargıtay eski üyesi M.A'nın kayınbabası C.M.'nın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve birçok hâkim ve savcı hakkında 2014 HSYK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlar arasında yer alan listenin 30. sırasında davacının ad- soyad, görev yaptığı yer ile iletişim bilgilerine yer verildiği görülmüştür. <br>Davacıya ait sosyal medya paylaşımlarına ilişkin olarak dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden; davacının, bir sosyal medya platformunda, 22/12/2013 tarihinde Adli Kolluk Yönetmeliği değişikliğinin (17 Aralık sonrası yapılan değişiklikle ilgili) iptali için dava açmayı ilan eden Ankara Barosunun yazısına destek mesajı gönderdiği, A.B tarafından yargı bağımsızlığı-davet başlıklı, yargıya müdahale edilmemesi içerikli yazıya beğeni mesajı gönderdiği, R.H. isimli daha sonra meslekten çıkarılacak olan şahsın 22/01/2014 tarihindeki "2014 Ekim HSK seçimlerinde FETÖ tarafından aday gösterilen, bağımsız aday adı altında seçimlere katılan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından Uşak iline savcı olarak atanan İ.Ç. ile ilgili övgü yazısına" destek işareti bıraktığı, ayrıca "Hakimimin yazdıklarına aynen katılıp, şu hususu da eklemek isterim. Diyarbakır kaybetti. Uşak kazandı." şeklinde yorumda bulunduğu, yine 02/01/2014 tarihinde MİT tırlarının Hatay ili Kırıkhan ilçesinde durdurulmasıyla ilgili Hatay Valiliğinin 01/01/2014 tarihinde kolluğa yazmış olduğu MİT mensuplarının serbest bırakılmasına ilişkin resmi yazı ile ilgili "Vali bir soruşturmaya ilişkin talimat vermiş. Adli kolluk da Cumhuriyet savcısını değil valinin talimatını icra etmiş. Hala soruşturma gizli mi açık mı onu tartışıyoruz" şeklinde söz konusu valilik uygulamasına karşı görüş beyan ettiği tespit edilmiştir.<br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla paylaşım yaparak kamuoyunda algı oluşturma amacına hizmet eden ve örgüt mensuplarını destekler mahiyette olduğu anlaşılan sosyal medya paylaşımları; FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olması nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen eski hakim olan R.H ile 2013-2016 yılları arasında 532 kez, 2014 yılı HSK FETÖ adayı olan İ.Ç. ile 2013-2015 yılları arasında 32 kez görüşmesinin tespit edilmesi ve Yargıtay eski üyesi M.A'nın kayınbabası C.M.'nın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 HSYK seçimleri için yapılan çalışmalarla ile ilgili olduğu düşünülen listede davacının görev yeri ve iletişim bilgilerine yer verilmesine yönelik tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır ...<br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1255, K:2024/2614 sayılı bozma kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla paylaşım yaparak kamuoyunda algı oluşturma amacına hizmet eden ve örgüt mensuplarını destekler mahiyette olduğu anlaşılan sosyal medya paylaşımları; FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olması nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen eski hakim olan R.H ile 2013-2016 yılları arasında 532 kez, 2014 yılı HSK FETÖ adayı olan İ.Ç. ile 2013-2015 yılları arasında 32 kez görüşmesinin tespit edilmesi ve Yargıtay eski üyesi M.A'nın kayınbabası C.M.'nın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 HSYK seçimleri için yapılan çalışmalarla ile ilgili olduğu düşünülen listede davacının görev yeri ve iletişim bilgilerine yer verilmesine yönelik hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan 50,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br> 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

vergi