<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/531 E.  ,  2025/1397 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2025/531<br>Karar No : 2025/1397<br><br>KARAR DÜZELTME<br>İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının onanmasına ilişkin 07/11/2024 tarih ve E:2024/1367, K:2024/2698 sayılı karara karşı, davacı karar düzeltme isteminde bulunmaktadır.<br><br>SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen Kanun maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır. <br> Bu nedenle kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE, 25/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br>KARŞI OY <br><br> X- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararın düzeltilmesi istemine konu edilen 07/11/2024 tarih ve E:2024/1367, K:2024/2698 sayılı kararındaki "X- Karşı oy" gerekçesi doğrultusunda kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz. <br> <br><br><br>KARŞI OY <br><br> XX-Davacının, Ağrı Doğubayazıt Çetenli 1. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında piyade çavuş olarak askerlik görevini yapmakta iken 31/10/2009 tarihinde nöbet tuttuğu sırada, yakacak odun temin etmek maksadıyla mayınlı bölgeye girmesi üzerine mayına basması sonucu ayağından yaralandığı, olay nedeniyle, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması istemiyle açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının yaralanmasının kendisine tebliğ edilen emirler hilafına mayınlı bölgeye girmesinden ve yasak fiilleri yapmasından kaynaklandığı gerekçesiyle reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği; öte yandan, "emre itaatsizlikte ısrar" suçundan dolayı yapılan ceza yargılaması neticesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 27/10/2011 tarih ve 514 sayılı kararında, her ne kadar davacının, mayınlı bölgeye girmemesi konusunda verilen emir karşısında itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket etmemiş ise de, hizmete ilişkin emre aykırı hareket ederek yaralandığı, sakatlanma olayına neden olan eylemin, 5434 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (b) ve (c) fıkraları kapsamında bulunduğundan, hakkında, aynı Kanun'un vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan olmadığı belirtilmiş ise de; olayın, davacının kastı nedeniyle değil, kusur ve ihmali nedeniyle gerçekleştiği; öte yandan, mevziyi terk etmek ve mayınlı sahaya girmesi nedeniyle "emre itaatsizlikte ısrar" suçundan dolayı davacı hakkında Askeri Mahkemede açılan davada beraatine karar verildiği; sakatlanma olayının, zorunlu askerlik hizmetinin ifası sırasında, devletin yetki ve sorumluluk alanında meydana geldiği anlaşılmaktadır.<br> Öte yandan, Anayasa Mahkemesince, yapılan bir bireysel başvuru üzerine yaşam hakkı ile ilgili olarak; Manisa/Turgutlu İlçe Jandarma Komutanlığında askerlik görevini yapan S.K.'nın 24/01/2013 tarihinde ateşli silahla yaralanma sonucu yaşamını yitirmesi olayı nedeniyle verilmiş olan ve 19/09/2018 tarih ve 30540 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2018 tarih ve 2015/17126 sayılı kararda; <br> "...Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin bulunması gerekmektedir. Devlet, askerlik görevini zorunlu kıldığı için özellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli; psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde, askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan askerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin tedbirlerin ve emir komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından işlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerin öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygun denetimlerden geçirilmesi,askerlik öncesinde ve sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır... Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.<br> Tüm bu koşullar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda S.K.nın yaşamının korunması için gerekli olan makul tedbirlerin alındığının söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.",<br> ifadelerine yer verilerek, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.<br> Belirtilen nedenlerle, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı da göz önünde bulundurulduğunda; davacının bir ayağını kaybetmesi sonucu malul olmasına neden olan olayın, gündüz nöbetini tuttuğu sırada, ateş yakarak ısınmak amacıyla odun toplamak için girdiği mayınlı bölgede mayına basarak meydana geldiği ve bu yaralanma sonucu malul olduğu anlaşılmış olup; bu niteliği itibarıyla yaşam hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gereken olayın, askerlik hizmetinin ifası sırasında, bu hizmetin neden ve etkisiyle meydana geldiğinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığından, davacının maluliyetinin 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek, adı geçene 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br> <br><br></font></p></body></html>

vergi