<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2024/1119 E.  ,  2025/3131 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> YEDİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/1119<br>Karar No : 2025/3131 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava Konusu İstem: Davacı adına, ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizinden oluşan amme alacaklarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, asıl borçlu şirketin mükellefiyetinin 30/06/2018 tarihinde re'sen terkin edildiği, 456 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde tüzel kişilerde ticaret sicilinden silinme tarihi itibarıyla elektronik tebligat adresinin re'sen kapatılacağı düzenlemesine yer verilmesi karşısında, tüzel kişilerin ticaret sicilinden silinmesine benzer bir şekilde mükellefiyeti idarece re'sen terkin edilen şirkete elektronik ortamda tebliğ yapılması mümkün olmadığından, anılan Tebliğ'in 10. bölümünde belirtildiği üzere, elektronik tebligat yöntemi dışında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na uygun diğer mali tebligat hükümleri uygulanmak suretiyle tebligat yapılması gerekirken, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 21/12/2021 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiği, bu durumda, usulsüz tebligat nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleştirilmeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda, 21/04/2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen 28/01/2021 tarihli ortaklar kurulu kararı ile mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan davacının hisse devir tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergi borçlarından sorumlu olduğu, tahakkuk ve vade tarihleri bu tarihten sonraya rastlayan vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriği alacakların vadesinin 14/10/2021 olarak belirlendiği, alacakların vade tarihleri, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, davacının ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonraya rastladığının anlaşılması karşısında, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret sicil kaydının silinmediği, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, malvarlığı araştırması yapılması neticesinde asıl borçlu şirketten amme alacağının kısmen ya da tamamen tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından şirket ortağı olan davacı adına takibe geçildiği, tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br>Davacı adına, ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizinden oluşan amme alacaklarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında, amme alacağının "doğduğu" ve "ödenmesi" gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiş; 55. maddesinde ise, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, on beş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Vergi kanunlarının vergiyi bağladığı olayın meydana gelmesi veya hukuki durumun tekemmülü ile doğan ve vergi yükümlüsünün borcunu teşkil eden vergi alacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun'un 20. ve 21. maddelerinde tanımlanan tarh ve tebliğden sonra tahakkuk ettiği belirtilmiş, izleyen 22. maddede ise tahakkuk, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi şeklinde tanımlanmıştır.<br>6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya payları oranında sorumlu tutan kural karşısında, tahsili gereken kamu alacağını doğuran vergilendirmenin ait olduğu dönemde, başka bir ifadeyle vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği vergilendirme döneminde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından sorumluluklarının kalkması söz konusu edilemez. Bununla birlikte, öngörülen sorumluluk ortağın payının bulunduğu döneme ilişkin olduğu gibi, şirket adına tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelen, yani kamu alacağı niteliği kazanan vergi ve cezanın doğduğu gün ile 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ödeme müddetinin son günü olan, vadesinde de ödenmeyen alacağın ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir.<br>Her ne kadar temyize konu kararda, ödeme emri içeriği alacakların vade tarihinin 14/10/2021 olarak belirlendiği, alacakların vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 28/01/2021 tarihinden sonraya rastladığının anlaşılması nedeniyle davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği kabul edilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden, aslı borçlu şirketin mükellefiyetinin 30/06/2018 tarihinde re'sen terkin edildiği ve malvarlığı araştırmasında uhdesinde borca yetecek kadar malvarlığı bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, terkin edilen şirket adına malvarlığı araştırmasının ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmeden önce yapılmış olması tek başına işlemi sakatlayacak nitelikte görülmemiş olup, yukarıda hükmüne yer verilen maddede ödenmesi gerektiği zamanın yanında, alacağın doğduğu zamanda da pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceğinin öngörülmüş olması ve alacağın doğumunun vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemi kapsaması karşısında, amme alacağının doğduğu zamanda davacının şirket ortağı olup olmadığı, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin tespit edilip edilmediği, ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususlarının incelenmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ödeme emrini iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair vergi dava dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle; <br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 10/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi