<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/9286 E. , 2025/10471 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/9286<br>Karar No : 2025/10471<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının gözardı edildiği, disiplin soruşturmasının ceza soruşturmasına eş değerde yapılması gerektiği, hiçbir kanıt ileri sürmeden, savunma delillerini ibraz edemeden meslekten ihraç edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaliyle , bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemlerin iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesiyle , parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.<br> Açıklanan nedenlerle, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. <br>Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin 25/11/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararda;<br>Davacının kendi beyanı yönünden, 2014 yılı HSK seçimlerinde bağımsız aday olan A.A.'yı desteklerken örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, H.G. isimli şahsın ifadesinde, dosyasının 2013 yılının sonlarında davacıya düştüğünü, dosyası sürümcemede kaldığı için davacıyla görüşüp dosyasının hızlandırılmasını istediğini, 2015 yılının Mart ayında davacının odasında çay içtiklerini, davacının kendisine kime hizmet ettiğini sorduğunu, dosyasını ertesi gün bitireceğini söyleyerek kendisine içeriğini bilmediği bir belge vereceğini ve bu belgeyi Ankara'ya götürmesini istediğini, kendilerine hizmet edebileceğini söylediğini, teklifini kabul etmeyince sinirle odasından dışarı çıkardığını belirttiği, A.İ.Y.'nin ifadesinde ise, kendisinin taraf olduğu davada, davacının hukuka aykırı iddianame düzenlediğini, davacının da içinde yer aldığı duruşma hakimi ve savcılarının kendisini tehdit ettiğini, şahsına fetö kumpası kurulduğunu belirttiğinin görüldüğü, tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi nedeniyle davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacının adının ByLock yazışma içeriklerinde geçmesi yönünden, ByLock yazışmasında, FETÖ/PDY terör örgütü mensubu kişilerce hakkında bilgi toplanılan ve ilişki kurulmaya çalışılan kişiler arasında ismi geçen davacının, anılan yazışmalarda ve dosya kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi ve bağlantısı bulunduğuna dair herhangi bir ifade ve bilgi yer almadığı dikkate alındığında, söz konusu yazışma içeriklerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br> HTS raporu yönünden, davacı hakkında verilen beraat kararında yer alan tespit de dikkate alındığında, davacı iddialarının aksini ortaya koyabilecek nitelikte ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelerin örgütsel saikle yapıldığını gösterir somut herhangi bir veri, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle ve örgütün tepe yönetiminde ismi geçen A.T. ile 2013 ve 2014 yıllarında birden fazla telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Unvanlı görev yönünden, davacının Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken Adalet Müfettişi olarak FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle, örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br> Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ... tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen ... tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığı ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun 10/02/2022 tarih ve 2022/79 sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinin belirtildiği,<br> Bunun yanında, davalı idare tarafından verilen 22/11/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasında; davacının üyesi olduğu FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir eylemlerde bulunduğu iddiasına ilişkin olarak, Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih, ... esas ve ... karar sayılı kararı ile ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 27/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. <br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2017/5800, K:2023/206 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı kararıyla;<br>"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Davacıya ait Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "...Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim bugün gündemde olan ve yargılama kapsamına alınan 2745 kişilik listede oluş sebebim zannımca 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde Bakanlık listesi ve FETÖ/PDY terör örgütü listesi dışında bağımsız aday olan oda arkadaşım A.A.'nın aday olması ve benimde onu oda arkadaşım olması nedeniyle destekleyerek platform listesine oy vermeyişim, sanki cemaat taraftarıymışım gibi bir kanaatle Sivas'a tayin edilmemdir. Oysa A.A. ne cemaatin ne de platformun adayı olarak değil, bağımsız aday olmuş, neticede 243 oy almıştır. Bu oy sonucu bile göstermektedir ki, cemaat listesi 4500 oy aldığı halde A.A.'ya tek oy vermedikleri ve A.'yı kabul etmedikleri anlaşılmaktadır. Hikaye burdan başlamıştır. A.A.'da bu listede olup, bugün ... Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan sorgusundan sonra ekte sunulacak olan ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve ... D. İş Sorgu zaptından anlaşılacağı üzere Cumhuriyet Savcısı tarafından Adli Kontrol talep edilmiş, ilgi Sulh Ceza Hakimliği ise bu talebi kabul ederek benim desteklediğim A.A.'yı denetimli Serbestlik ile bırakmıştır. Oda arkadaşı olmam münasebetiyle HSYK seçimlerinde desteklediğim kişi böylece Fethullah Örgütü ile bir ilgisinin olmadığı sorgu kararıyla da ortaya çıkmıştır. Haliyle benim de ilgimin olmadığı gerek Bakanlık Müsteşarı K.İ. ve gerekse bütün Bakanlık Bürokratları açık olarak bilmektedirler. Sırf A.A.'yı desteklediğim için bu listede olduğumu düşünüyorum. Fethullahçı olmadığımı bütün meslek hayatımda herkes bilir.." ifadelere yer verilmiştir.<br>Davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; 28/06/1997 tarihinde Hâkim Adayı olarak atanan davacının, 29/07/1999-18/06/2003 tarihleri arasında Erzincan/Tercan, 18/06/2003-18/07/2005 tarihleri arasında Elazığ/Ağın, 18/07/2005-22/01/2007 tarihleri arasında Çankırı/Ilgaz Hakimi, 22/01/2007-17/01/2011 tarihleri arasında Adalet Müfettişi, 17/01/2011-30/03/2015 tarihleri arasında Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, 30/03/2015-16/07/2016 tarihine kadar ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.<br>FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen V.T.'ye ait ... ID numarası ile örgütün sözde sivil imamlarından olduğu değerlendirilen "Olgun" kod adlı kişiye ait ... ID numarası arasındaki 01/02/2016 tarihli ByLock yazışma içerikleri;<br>"..... ... diyalog meseledi<br>... ... suan nasil gidiyor<br>... ... ve kim kimin ile ilgileniyor<br>... ... genel bir zimmet yapilmadi ancak, herkes biseyler yapiyor blal, mhkmde yogun<br>çalisiyor,<br>... ... genelde öglenleri bsr arada olunuyor,<br>... ... murst iyi, çabuk uyum sagladi, yalçin karaca var onla ava gidiyor<br>... ... abilerimize tekrar hatirlatsak ve isimleri alsak..<br>... ... ben de 2 agir durusma svcsi ilker var onla ve svc hüseyin var, onlarla iyiyim<br>... ... tmm abi<br>... ... yine kendi mhk bskani ve üyesi ile yakinim,<br>... ... isimleri neler abi onlaron<br>... ... ...in ve musrafanin bu yönü zayif.<br>... ... 2 hafta içinde 2 kisiye bebek görmeye gidecegiz...." şeklindedir. <br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan sözde bağımsız adaya oy verdiğine yönelik kendi beyanı, örgüt üyeleri tarafından davacıyla ilgilenildiğine ilişkin olduğu anlaşılan ByLock yazışma içeriği, örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin olduğu dönemde Adalet Müfettişi ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak atanması ve örgütün etkisinin kırılmasından sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevinden alınması hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna varılmıştır. ...<br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/1681, K:2024/3335 sayılı bozma kararında; davacının 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan sözde bağımsız adaya oy verdiğine yönelik kendi beyanı, örgüt üyeleri tarafından davacıyla ilgilenildiğine ilişkin olduğu anlaşılan ByLock yazışma içeriği, örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin olduğu dönemde Adalet Müfettişi ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak atanması ve örgütün etkisinin kırılmasından sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevinden alınması ile yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br> 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
vergi