<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/10853 E.  ,  2025/10472 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/10853<br>Karar No : 2025/10472 <br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararınına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararının, savunma alınmadan tesis edildiği, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının olmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının , meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaliyle, görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu kararın davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine, 16/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılması nedeniyle alamadığı maaşlarının bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine ilişkin olarak verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararı ile davacı isteminin kısmen gerekçeli olarak reddine; davalı idare temyiz isteminin kabulüyle; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesiyle, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın, davalı idarenin temyiz istemine konu edilen hüküm fıkralarının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.<br>Açıklanan nedenlerle, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile parasal haklarının ödenmesine ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin verilen 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararıyla kısmen bozulması, kısmen onanması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra bozulan işlemin iptali ile parasal hakların ödenmesi ve manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br>Dairemizin 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br>Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline, görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin 10/06/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararının ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararının kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br>667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.<br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararında belirtildiği üzere;<br>Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.<br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.<br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararda;<br>Davacının kendi beyanı yönünden; davacının beyanlarının aksini kanıtlar nitelikte ve örgütle bağlantısı ile örgütsel amaçlar gözetilerek İsveç'e düzenlenen ziyarete gönderildiğini, seçim döneminde sözde bağımsız adayları desteklediğini ve onlar adına oy istediğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı ve davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Ankesörlü telefon görüşmesi kaydı yönünden; ardışık arama raporları incelendiğinde, arama kayıtlarının örgütsel mahiyetli olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı, "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil arama olduğu, bu haliyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2018/5526 K:2019/6842 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2019 tarih ve E:2018/44, K:2019/167 sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı,<br>Davacıyla ilgili ihbar/şikayet ve kovuşturma bilgileri yönünden; davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı ve bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgütle bağlantısının araştırılmasının istenildiği ihbar/şikayet dilekçelerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Sosyal çevre bilgileri yönünden; davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,<br>Diğer hususlar yönünden; TEM şube raporunda, davacıya ilişkin olarak "... 20/07/2016 günü sevk edilmiş olduğu makamlarca TCK 309 kapsamında tutuklandığı ve halen Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinde bulunduğu, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında işlem yapılan Adliye personeli ile irtibatının bulunduğu, ... yönünde bilgiler elde edilmiştir." şeklinde bir tespite yer verildiği, rapor içeriğinde irtibat içerisinde olduğu kişiler, irtibat yoğunluğu ve içeriği hakkında başkaca bir tespite yer verilmediği, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen söz konusu iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davalı idare tarafından, "... Cumhuriyet Başsavcısı tarafından hakkında; 'Meslektaşları arasında belirli bir grupla daha samimi diyalog içerisindedir.' şeklinde düzenlenmiş olan başarı bildirim formu " denilmek suretiyle bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de söz konusu başarı bildirim formunun dava dosyasına sunulmadığı, formda yer aldığı belirtilen değerlendirmenin somut bir karşılığının olmadığı, "belirli bir grup"tan kastın açık ve net biçimde ortaya konulmadığı görüldüğünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen söz konusu iddianın da davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 16/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine, 16/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılması nedeniyle alamadığı maaşlarının bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 19/12/2022 tarih ve E:2018/3385, K:2022/10401 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararıyla;<br>"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağına göre, "Hatırladığım kadarıyla 2013 yılında Adalet Bakanlığının İsveç ülkesiyle yapmış olduğu 'Kardeş Adliye' projesi kapsamında Çocuk Ceza ve Adalet Sistemiyle ilgili Eskişehir' de görev yapan bazı hakim ve savcılarla birlikte çalışma ziyaretinde bulundum." beyanında bulunmuş,<br> Davacının meslekten çıkarılma kararına karşı Hakimler ve Savcılar Kuruluna sunduğu 05/09/2016 tarihli itiraz dilekçesinde ise, "2010 seçimleri öncesi eski Hakkari Başsavcısı olduğunu duyduğum M.K.'nin benimle tanışmak istediğine dair bir söylenti dolaştı. 'Orada bir Hakkarili bayan savcı varmış, övgüsünü çok duydum, tanışmayı çok istiyorum' dediği adliyede kulağıma gelmişti. Ben kendisini görmemiştim ve hiç tanımıyordum, bildiğim kadarıyla ortak arkadaşımız da yoktu, benim hatırladığıma göre. Bu nedenle 'beni nerden duymuş acaba, Hakkari'de beni kimse tanımaz, ... belki O.Ç. söylemiştir' diyerek çok şaşırdığımı ifade etmiştim. C. Savcıları T.N.B. ve H.G. ve belki de daha birçok isim suna şahittir, dinlenmelerini isterim. ... Daha sonra seçim arifesinde Başsavcı vekili T.T. bir hizmetli eşliğinde M.K.'yi benim odama gönderdi. Hizmetli 'T.T. gönderdi, selamı var, ilgilenmenizi istedi.' diyerek gitti. Şahıs kendini tanıttı ama benimle ilgili olumlu şeyler duyduğundan ve özellikle tanışmak istediğinden hiç söz etmedi. Bu duruma şaşırmıştım ama nezaketimden ve başsavcı vekilini kırmanın doğru olmayacağını o an için düşünerek odaları gezdirdim. Hatta gizli saklı bir iş yapıyormuşum gibi algılanmaması için önce başsavcımız F.K.'ye götürdüm. Kendisi yerinde yoktu, sekreterine not bıraktım. Bu kadar tehlikeli biri olduğunu bilsem bunu yapar mıydım? Sonra odalarında bulduğum birkaç arkadaşa ismen tanıttım ve üye olduğunu söyledim, kesinlikle övücü bir söz etmedim ve oy istemedim. 'Takdir sizin' dedim. Zaten ben dış görünüş, duruş ve kılık-kıyafet ile konuşma ve hitap şekli yönünden kendisini HSYK üyeliği için yetersiz bulmuştum. Bu konuda yeterli bulmadıklarımı adaylar arasından eliyordum. Ben bile oy vermeyecektim, nitekim vermedim, sadece idari amir pozisyonundaki başsavcı vekilinin isteğini kırmamak adına gezdirdim. ... Bağımsız aday olduğunu söyleyen ve Eskişehir Adliyesi'ni ilk ziyaret eden O.G. için verilen yemeğe de 7-8 kişi dışında Eskişehir'deki tüm hakim savcılar benim gibi katılmıştı. Gelemeyenler de gerçek mazereti olan kişilerdi. ... " beyanında bulunmuştur. <br> Temyize konu Daire kararında, davacının anlatımlarının aksini ortaya koyabilecek bir tespitin olmadığı, bu kapsamda davacının örgütsel dayanışma ve saikle hareket ettiğine dair somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesine dayanılmış ise de; 2014 yılı HSYK seçim döneminde örgütün sözde bağımsız adayı M.K.'nın Eskişehir Adliyesi ziyaretinde Adliyede ona nezaret ederek hakim ve savcıların odasına götürdüğü ve sözde bağımsız aday O.G.'nin seçim çalışması kapsamındaki yemeğine katılım sağladığı davacının ikrarıyla sabittir. FETÖ/PDY yapılanmasına ait adayları destekleyen hakim ve savcılarla keskin bir çizginin çizildiği 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde, örgütün sözde bağımsız adayı M.K'nın adliye ziyaretinde davacının ona eşlik ettiği ve yine sözde bağımsız görünümlü örgüt adayının yemeğine katılım sağlaması şeklindeki eyleminin, 2014 HSYK seçimleri gibi kritik bir dönemde örgüte sağladığı katkı göz önüne alındığında, bu durumun davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. ...<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının, dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.<br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2550, K:2024/2947 sayılı kararında; davacının 2014 yılı HSK seçim döneminde örgütün sözde bağımsız adayı M.K.'nın Eskişehir Adliyesi ziyaretinde Adliyede ona nezaret ederek hakim ve savcıların odasına götürdüğü ve sözde bağımsız aday O.G.'nin seçim çalışması kapsamındaki yemeğine katılım sağladığının ikrarıyla sabit olduğu, 2014 HSK seçimleri gibi kritik bir dönemde örgüte sağladığı katkı ile yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerine bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davanın açılışı sırasında peşin alınan ... TL nisbi karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi