<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/7648 E.  ,  2025/8666 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/7648<br>Karar No : 2025/8666<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların, savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, FETÖ ile iltisak ve irtibatı konusunda kişiselleştirme yapılmadığı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararlarda bahsedilen soruşturmalarla şahsının hiçbir ilgisi bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi veya mensubu olmadığı gibi iltisakı ve irtibatının da bulunmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. <br>Öte yandan, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararda;<br>Davacının kendi beyanı yönünden, davacının yeniden inceleme dilekçesi incelendiğinde, anılan ifadede davacının 2014 HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği ve onlar lehine seçim çalışması yaptığı yönünde açık ve net bir beyanda bulunulmadığı ve davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği görüldüğünden, söz konusu iddianın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>HTS raporu yönünden, davacının kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğu tespit edilmiş ise de, bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği ve aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde belirtilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilemeyeceği,<br>Çocuğunun örgüte müzahir okullarda eğitim kaydı yönünden, davacının eğitim saiki dışında örgütsel saikle çocuklarını örgüte müzahir okullara gönderdiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden anılan tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davacının cep telefonunda cocovoice ve kakaotalk uygulamalarına ait kırıntılar bulunmasına ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Ünvanlı görev yönünden, davacının özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak atandığına ve anılan göreve FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacı hakkındaki ankesör/büfe sorgu raporu yönünden, davacının kullanımında olan GSM hattına ilişkin olarak tekil aranma kaydı bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, kararda yer verilen şikayetlere ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacı hakkındaki şikayetlerin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü,<br>Öte yandan, 25/01/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 19/04/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...sayılı dosyası sayılı soruşturma dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarihli ve ...sayılı kararı ile yeniden karar verilmesine olmadığına dair karar verildiği, ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyasında yer alan iddiaya ilişkin olarak, ...tarih ve ...karar sayılı kararı ile ...tarihli ve ...sayılı kararın kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir delil ve durumun bulunmadığı gerekçesiyle haklarında verilen karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine karar verildiğinin görüldüğü, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, yer verilen şikayet dilekçelerinin de, bu şikayetler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, <br>Diğer hususlar yönünden, davacının babasının Bank Asya nezdinde gerçekleştirdiği bankacılık işlemlerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Davacının kardeşleri Z.B.K., A.İ.K. ve Ş.S.K. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşlerine yönelik olan söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,<br>Davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 25/01/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, <br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, <br> Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. <br><br>Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2017/3299, K:2022/4586 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br> Davacının yeniden inceleme talepli dilekçesinde; "... Tarafımın neden ve nasıl bu örgüt kapsamında değerlendirme yapıldığı bilmiyorum. Ancak bu aşamada ünvanlı görevlerde bulunan bir kısım meslektaşlarımdan edindiğim bilgilere göre; 2014 HSYK seçimlerinde bu örgüte mensup kişileri desteklediğim iddiası olduğu, bu değerlendirmenin şahsıma yapıldığını ifade ettiler. Böyle midir bilemiyorum, ancak çok samimi olarak 2014 HSYK seçimlerindeki pozisyonumu sizlere açıklamak isterim. Kesinlikle başta belirtmem gerekir ki; bağımsız adayları desteklemedim. O zamanlar "cemaat" denilen şimdi örgüt olduğu anlaşılan yapının tarafıma uyguladığı ve yukarıda değindiğim haksızlıklar karşısında ben de o dönemde durumumu çokça dillendirdim. Meslektaşlarla bir araya geldiğimizde konu açıldığında tarafıma ve bu manada diğer meslektaşlarıma yapılan haksızlıkları anlattım. Beni az bile olsa tanıyan hemen tüm meslektaşlar bu duruma şahittir. İlk olarak 2013 yılı Mart ayı içerisinde, halen müsteşar yardımcısı olarak görev yapan Sayın S.M. (eski Diyarbakır ACM ve komisyon başkanı) ve halen HSYK üyemiz Sayın T.A.'in de katıldığı ve Gaziantep C.başsavcı vekilinin buradaki evinde gerçekleştirilen ve genel olarak Güneydoğu Anadolu bölgesinde görev yapan bir kısım meslektaşların katılımı ile gerçekleştirilen tanışma toplantısına başkaca meslektaşlarımla Diyarbakır'dan giderek katıldım. Sonrasında aşama aşama Yargıda Birlik Platformu'na destek verdim. 2012 yılında Diyarbakır'a geldiğimde görev yapan Başsavcı İ.Ç. 2014 yılı yanılmıyorsam Mart ayında bu görevden alınarak Uşak Savcılığına atanmış idi. Nihai olarak seçimde aday olduğunu belirterek Diyarbakır'a geldi. Çok samimiyetle ifade ederim ki, odama geldi ve benden de destek istedi. Kendisine de sorulursa insan evladı ise, şahitlik yapacağı gibi aynı ifadeleri bu kişiye karşıda kullandım, hatta bu yapı ile bir ilgisinin olup olmadığını sordum, kendisi bu yapı ile bir ilgisinin olmadığını bu şahıslarla herhangi bir gezi yapmadığını söyledi, ben de cemaatin adaylarına oy vermeyeceğimi söyledim, ama kendisine o oluşumdan olmadığını yönelik kendi beyanını samimi bularak, yalan söylediğini düşünmeyerek ona bir oy vereceğimi söyledim. Zira insani olarak bana bir kötülüğü olmayan sosyal diyalogu iyi bir insan olarak bende olumlu bir değerlendirmesi vardı. Ancak yine de bu kişinin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği hiçbir yemek, ev gezmesi, başkaca adliye ziyaretlerine vb. faaliyetine katılmadım. Yine seçim sathı mahalline girildiğinde tarafıma bu yapının gerçekleştirdiği haksızlıkları vurguladım başkaca meslektaşlarına Yargıda Birlik Platformunun yargıya yeni bir nefes aldıracağını ifade ettim. Benim yanıma seçim çalışması için gelen bağımsız adaylar dahil herkese bu durumu vurguladım, bu yapının yargıya çok zarar verdiğini ifade ettim. Yargıda Birlik Platformu'nun Diyarbakır'da gerçekleştirdiği hemen tüm etkinliklere içtenlikle katıldım ve fikirlerimi bu platformlarda da paylaştım. Ancak samimiyetle şunu ifade etmeliyim ki; yüksek mahkemelerden bu yapıya ait kimselerin seçilmesi sonrasında, seçimin bu kişiler tarafından kazanılacağı ve tarafıma yapılan haksızlıkların katmerlendirilerek devam ettirileceğini düşünerek, özellikle bu konuşmalardan sonra endişelendim. Yine bu seçim sathı mahallinde, 2016 yılı yaz kararnamesi ile İstanbul Anadolu ACM başkanlığına atanan sayın A.K. Beyle odama gelip seçimde destek isteyen ismini halen hatırlamadığım ancak Yargıtay savcısı olarak görev yaptığını hatırladığım yine bu adaya da meslektaşımın önerisi üzerine oy verdim. Diğer oyları desteklediğim Yargıda Birlik adaylarına verdim..." ifadeleri yer almıştır.<br> Diyarbakır Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünün 21/02/2019 tarihli yazısının incelenmesinden; davacının, Ö.Y.K. isimli çocuğunu, 2013-2016 yılları arasında, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermekte iken kapatılan Özel Nil Anaokulu/Özel Nil İlkokuluna gönderdiği anlaşılmıştır.<br> Davacı hakkında verilen silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "... Sanıktan ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 25/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda; sanığa ait cep telefonu içeriğinde Cocovoice ve Kakaotalk uygulamasına ait kırıntılar bulunduğu, bunların haricinde diğer materyallerde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle alakalı herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı görülmüştür..." tespitine yer verilmiştir. <br> Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının 2014 HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarına oy verdiğine yönelik kendi beyanının ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br><br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/01/2025 tarih ve E:2023/172, K:2025/33 sayılı bozma kararında; davacının 2014 HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarına oy verdiğine yönelik kendi beyanının ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi