<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/14428 E. , 2025/11816 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/14428<br>Karar No : 2025/11816<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ...Kurulu / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Savunma hakkı verilmeden meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararda somut delillerin ve gerekçenin gösterilmediği, FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan haklarının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle müvekkilinin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Hâkimler ve Savcılar Kuruluna karşı açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesince dava konusu kararın iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur. <br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve... sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Bunun üzerine, anılan kararların iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Uyap üzerinden yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br><br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararıların Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararda;<br> Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgi içermeyen tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, <br> Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, 27/10/2017 tarihli raporda yer alan ve davalı idare tarafından ileri sürülen hususların, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, <br> Kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararda yer alan tespitler yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br> Davacı hakkında düzenlenen Kovuşturmaya yer olmadığı kararında yer verilen davacının eşinin ... aboneliğini iptal ettirdiğine ve davacı hakkında düzenlenen MASAK raporunda yer alan para transferleri yönünden, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının eşinin ... aboneliğini iptal ettirmesi ve masak raporunda yer alan söz konusu para transferine ilişkin tespitlerin davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, <br> HTS raporu yönünden, söz konusu raporda yer alan davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından yapılan ara kararlara rağmen dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, <br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 18/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/01/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderildiği, ... Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderilerek burada ... esasa kaydediliği ve derdest olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, <br> Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacının eşi A.Y.'ye ait Dairelerinin esası E:... olan dava dosyasına davalı idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının eşi A.Y. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşi A.Y.'nin kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, <br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 18/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, <br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br>Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, <br> Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, <br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 10/10/2023 tarih ve E:2017/1677, K:2023/13159 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan R.M.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 21/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında: "...Şu an Bayburt Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...'yı Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcısı olduğum dönemde kendisinin de aynı adliyede hâkim olması nedeniyle tanırım, eşi A.Y.'de yine aynı adliyede Cumhuriyet Savcısı idi. 2014 yılı yaz kararnamesi ile Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım. 2014 yılı HSYK seçim çalışmaları başlamış ve devam ediyordu. Ben, Tavşanlı Adliyesindeki tüm hakim ve savcı meslektaşlarımıza bulunduğumuz ortamlarda seçimin önemini, devletimizin ve yargının içinde bulunduğu sıkıntılı süreci uygun bir üslupla anlatıyordum. Bağımsız adı altında aday olanların bir kısmının esasında FETÖ’nün adayları olduğunu, bu adayların kimler olduğunu yine uygun bir üslupla meslektaşlara anlattım. Bu süreçte gerek ... gerekse eşi A.Y'nin hiçbir HSYK üye adayı lehine yahut aleyhine bir söylemi yahut tutumu olmadı. O dönemde Yargıda Birlik Platformunu destekleyen meslektaşlar açıkça bu tutumlarını ifade ediyorlardı. Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığı görevine fiilen başladıktan kısa bir süre sonra o dönem Kütahya Başsavcısı olup 15 Temmuz 2016 sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan A.A. bana hayırlı olsun ziyaretine gelmişti. Bu ziyaretten yaklaşık bir hafta sonra adliyede makam odamda oturduğum esnada A.Y. benim odama geldi. Kütahya Başsavcısı A.A.’nın öğle yemeğine kendisini ziyarete geleceğini söyledi. Ben A.A.’nın bağımsız adı altında seçime girip sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan HSYK üye adayları lehine çalışma yaptığını duymuştum. A.Y. bunu ifade edince ben A.A.’nın seçim propagandası için geleceğini, yemeğin bahane olduğunu düşündüm. İçimden A.A. rahat propaganda yapamasın diye yemeğe katılmayı düşündüm, ancak A.Y.’ye “savcı bey ben bir değerlendireyim” dedim. A.Y. bunun üzerine benim yanımdan ayrıldı. Ben bunun üzerine Yargıda Birlik Platformu adayları lehine seçim çalışmalarını beraber yürüttüğümüz o tarihte Tavşanlı Cumhuriyet Savcısı olup halen HSYK Tetkik Hâkimi olan Ş.E.'ye yemek için Kütahya Başsavcısı A.A.’nın geleceğini, bundan haberi olup olmadığını sordum. Ş.E. bana, A.Y. ile aynı odada otururken Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi kaleminden bir personelin odaya girdiğini, A.Y'ye hitaben “sayın savcım beni reis bey gönderdi, Kütahya Başsavcısı telefonla sizi aramış ancak telefonu açmamışsınız, geri dönüş yapın diyor” dediğini aktardı. Bunu demesi üzerine A.Y., Ş.E.'ye A.A.’nın öğle yemeğine geleceğini söylemiş, bunu bana Ş.E. anlattı. Ş.E.’de A. Y.’ye hayırdır, bu yemekten Başsavcı beyin haberi var mı deyince, A.Y.’de A.A.’nın hemşehrisi olduğunu, bir hemşehri ziyaretinde bulunmak istediğini, bu sebeple öğle yemeği yiyeceklerini anlatmış. Akabinde A.Y. 11.30 civarında benim yanıma gelip yukarda bahsettiğim yemek davetini yapmıştı. A.Y. yanımdan ayrıldıktan sonra koruma polisine Kütahya Başsavcısı adliyeye giriş yaptığında beni bilgilendirin diye talimat verdim, bir süre sonra Kütahya Başsavcısı A.A. geldi, beni ekarte ederek adliye ziyaretine gelmesinin önüne geçmek için kendisini makamımın bulunduğu katın merdivenlerinde karşılayıp, hoşgeldiniz, hayırdır başsavcım, buyrun odama geçelim dedim, odama gelmek istemedi, hemşehrisi olduğu için A.Y.'nin yanına geldiğini, A. Y.'nin kendisini öğle yemeğine davet ettiğini söyledi. A.Y.'nin odasına A.A. tek başına geçti, A.Y.'nin odasından çıkınca bana haber verilmesini koruma polisine söyledim. Kısa bir süre sonra A.Y. ile A.A. odadan çıkıncı ben de odamdan çıktım, başkaca cumhuriyet savcıları ve o tarihte ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olup sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan S.B. olduğu halde yemeğe birlikte geçtik. Ş.E. bu yemeğe mazereti olduğu için gelmemişti. O yemekte A.A. bir seçim propagandası yapmadı ancak bana 2014 yılı yaz kararnamesini kastederek “bu kararnameyi çıkaran kurul benim seçtiğim kurul değil” dedi. Yemek dönüşünde Tavşanlı Adliyesine geldiğimizde yine benim makamımın bulunduğu savcılık katına hep birlikte çıktık, A.A. bana elini uzatarak “sayın Başsavcım ben bir savcı arkadaşları ziyaret edeyim” diyerek vedalaşmak ve yanımdan ayrılmak istedi. Ben de “hay hay başsavcım buyrun birlikte geçelim” dedim. Ş.E. hariç o tarihte Tavşanlı Adliyesinde görev yapan tüm savcılar, yine o tarihte Tavşanlı Savcısı olan ve meslekten çıkarılmasına karar verildikten sonra yeniden mesleğe iade edilen Y.A.’nın odasındaydılar. Y.A.’nın odasına A.A. ile birlikte girdik, A.A. oturur oturmaz seçim propagandası yapmaya başladı ve ilk sözü şu oldu “arkadaşlar, bağımsızlar seçimi kazandı” dedi. Ben bunun üzerine A.A.’ya bu bağımsızlar kim dedim. A.A., bağımsız adı altında seçime girip FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan HSYK üye adaylarının isimlerini verdi. Ben de A.A.’ya bu kişilerin bağımsız olmadığını, her tarafta 11 kişilik liste şeklinde isimlerinin zikredildiğini söyledim. A.A. ile ben yaklaşık 1,5 saat kadar HSYK üye adayları hususunda sözlü tartıştım. Bu tartışma süresince A.Y. olumlu yahut olumsuz hiçbir yorum yapmadı. Ayrıca 2016 yaz kararnamesinden bir yahut iki ay kadar önce o tarihte Tavşanlı hâkimi olup halen Kocaeli hâkimi olarak görev yapan F.A. yanıma gelerek “Başsavcım vicdanımın kabul etmediği hususlar var, ben seçim esnasında size anlatmadım ancak seçimden birkaç gün önce Y.A. ve A.Y. odamda beni ziyarete geldiler ve seçimle ilgili konu açılınca Y.A. cemaat listesini kastederek bağımsızların seçimi kazanacağını söyledi, ben de cemaat seçimi kazansa bile devlet aklının buna müsaade etmeyeceğini söyledim, bunun üzerine A.Y. “olur mu öyle şey, demokratik seçim, uluslararası kamuoyu var” dedi, odadan çıkarken Y.A.’da maaş zammını kastederek “seçimden sonra kimin zamma satılıp satılmadığını göreceğiz” dedi” dedi. Ben de bunun üzerine F.A.’ya hakim bey bunları bana niçin daha önce anlatmadın diye sorduğumda, F.A. bana O.A.’nın da bundan bilgisi vardır dedi. O.A. halen Şanlıurfa hâkimidir. ...'nın seçimle alakalı hiçbir HSYK üye adayı leh ve aleyhinde bir yorumda bulunduğunu duymadım. Eşi A.Y. ile A.A. arasındaki münasebet ve F.A.’nın bana anlattığı hususlar çerçevesinde A.Y'nin FETÖ irtibatı olduğu kanaatindeyim, ...'nın da ...'nın eşi olması nedeniyle kendisinin de FETÖ irtibatı olabileceğini değerlendiriyorum, ancak kesin bir malumatım yoktur..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Aynı kişiye ait aynı tarihli ek ifade tutanağında; "Ben bugün 11.40-12.51 saatleri arasında müfettişliğinize yeniden müracaat ettim. Bu kapsamda ek beyanımın alınmasını istiyorum. 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce A.N.G. İsimli adayın Tavşanlı ilçesine geldiğini ve akşam bir kafede bir yemek organizasyonu tertip edildiğini o tarihte Tavşanlı komisyon Başkanı olana S.B.'nin beni o gün saat 16.45 civarında araması üzerine öğrendim, S.B. Beni bu yemeğe davet etti, ben de S.B.'ye ben bir bakayım dedim, ancak gitmedim, bu yemeğe ...'nın da eşi A.Y ile birlikte katıldığını adliye ortamında meslektaşlardan duydum, yemeğe katılmadığım için yemekte konuşulanlar hakkında malumatım yoktur." yönünde ifadesi yer almıştır.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.A.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 02/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında: "...Halen Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulunda Müfettiş olarak görev yapmaktayım. ... ile Tavşanlı İlçesinde beraber çalıştık. Ben Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaparken ilgili de aynı adliyede hakim olarak görev yapıyordu. Ayrıca ilgilinin eşi A.Y.’de aynı adliyede Cumhuriyet savcısı idi. 2014 HSYK seçimlerinden önce kendileri ile diyalogumuz iyiydi, hatta ... bey birkaç kez beni evine yemeğe davet etmişti. Ben MİT tırlarının durdurulmasını ihanet olarak değerlendiriyordum ancak ... bey benim gibi düşünmüyordu, hükümetin bu politikasını eleştiriyordu. Daha sonra seçim sürecinde ben açık bir şekilde YBP lehine çalıştım. Bu süreçte bana hem kendisi hem eşi mesafeli durmaya başladılar, eski sıcaklıklarını görmedim. Ancak net olarak sözde bağımsız paralel yapı adayları lehine seçim çalışması yürüttüklerine de şahit olmadım. ... bey seçim sürecinde çok ketum duruyordu, tarafını tam belli etmiyordu. ... ile seçim döneminde çok diyalogumuz olmadı, sadece bana karşı soğuk davrandıklarını hissettim..." şeklinde beyanları yer almıştır.<br>FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler :<br>FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur.<br> Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.<br>Sonuç itibarıyla, FETÖ'nün örgütsel amaçlarını tam bir gizlilik içerisinde gerçekleştirebilmesi için eşlerin de örgüt mensubu olmasına, örgüte bağlılık göstermesine ve hizmet etmesine özel önem verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç:<br>Davacının eşi A.Y.'nın Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının eşi tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 26/02/2021 tarih ve E:2017/2472, K:2021/447 sayılı kararıyla, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını destekler nitelikte tutum ve davranışlar sergilediğine ve diğer hususlara ilişkin tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, A.Y.'nin FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan karar Kurulumuzun 07/03/2023 tarih ve E:2021/3785, K:2023/392 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.<br> Davacının durumunun değerlendirilmesi :<br> Hakim ve savcılar açısından sadakat yükümlülüğü, "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 2.5. ve 3.2. maddeleri ile AİHM kararlarında belirtildiği üzere, yargıya olan güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için hakim ve savcıların "bağımsız ve tarafsız olmaları" kadar, "bağımsız ve tarafsız görünmeleri" de önem taşımaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28/06/1984, Seri A No. 80, § 40, paragraf 78; D.N./İsviçre, Başvuru No. 27154/95, 29/03/2001, paragraf 41-46 ve 48-57). Nitekim yargı mercilerinin ve bu mercilerde görev yapan hakim ve savcıların, davaya taraf olanlar ve kamuoyu nezdinde güven uyandırmaları ve bu bağlamda bağımsızlık ve tarafsızlıklarından en ufak bir kuşku duyulmasından kaçınmaları gerekmektedir.<br> Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı ile davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... <br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." <br>Yukarıdaki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2025 tarih ve E:2024/1768, K:2025/1272 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı da dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu ve davacı hakkındaki tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Dosyanın adli yardımlı olması nedeniyle davacıdan alınmayan, aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden...-TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
vergi