<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/5977 E. , 2025/9305 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/5977<br>Karar No : 2025/9305<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVANIN KONUSU: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Lise döneminde barınacak yeri olmadığı için o dönem herkes tarafından hayır cemiyeti olarak bilinen yapının yurdunda kaldığı, lise son sınıfta yapıya ait dershaneye derslerine takviye amaçlı gittiği, üniversite döneminde yapıya ait eve yerleştiğini, evde kalmayan çocuklara matematik dersi verdiği, 4 ay kadar bu evde kaldığı, ev sorumlusunun kendisinden öğrencilerle ilgilenmesi ve kod adı kullanmasını istemesi üzerine bu durumdan rahatsız olduğu için evden ayrıldığı, üniversite döneminde, avukatlık stajı yaparken ve hakimlik savcılık sınavlarına hazırlanırken yapı ile ilgisi olmayan evlerde kaldığı, tanık beyanlarının etkin pişmanlıktan faydalanmak için verildiği, öğrenci sorumlusu olduğu yönündeki tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, fazla sayıda kardeşi olduğu ve adına çıkarttığı hatları kullanmaları için kardeşlerine verdiği, bahsi geçen telefon hatları ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında işlem yapılan şahıslarla sık irtibatının olduğu yönündeki tespitin gerçeği yansıtmadığı, dava konusu işlemlerin bireyselleştirilmediği, yargı denetimine açık ve anlaşılır olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve anılan kararların 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası hükmüne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, anılan hüküm kapsamında dava konusu kararlar tesis edilmeden önce ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için yedi gün süre verildiği, dava konusu kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve...sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada: Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine dair Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararını bozan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 gün ve E: 2023/1583, K: 2024/2616 sayılı kararı üzerine işin gereği düşünüldü.<br>2577 sayılı Yasanın 49 ve 50 maddeleri uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına uyulması zorunludur.<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan bozma kararında, "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi yolunda verilen 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br>Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiş ve bu maddenin (A) fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi ile benzer şekilde, yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) fıkrası uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği düzenlenmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (A) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br>... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Bunun üzerine, anılan kararların iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın (istinaf edilmeden) 03/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br>667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br><br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br>Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu yaptırımın sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari yaptırımın uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.<br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararda;<br>Davacının kendi beyanı yönünden, lisede eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini, lise ve üniversite döneminde barınma amacıyla örgütün yurt ve evlerinde kaldığına ve evde kaldığı dönemde öğrencilerle ilgilenmesi ve kod adı kullanması istenildiğinde kaldığı evden ayrıldığına ve üniversite 1.sınıfından sonra örgütle herhangi bir bağlantısının kalmadığına yönelik davacının beyanlarının, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin, lise ve üniversite 1.sınıfta barınma amacıyla örgüt evinde kaldığının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine, lise ve üniversite döneminde örgüt yurdunda ve evlerinde kısa süreli olarak kaldığına yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, <br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanıkların davacının lise döneminde ve üniversite 1.sınıfta örgüt evinde kaldığına ve lise öğrencilerine matematik dersi çalıştırdığına yönelik beyanlarının davacı tarafından da ikrar edildiği, barınma amacıyla lisede ve üniversite 1.sınıfta örgütün evlerinde kaldığına ve evde kaldığı dönemde öğrencilerle ilgilenmesi ve kod adı kullanması istenildiğinde ise kaldığı evden ayrıldığına yönelik davacının beyanlarının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi nedeniyle tanık beyanları davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, <br>Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, ankesörlü/sabit hat telefon görüşme kayıtlarını içeren rapor değerlendirildiğinde, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının 30/05/2012 tarihinde ankesör/sabit hattan tek bir tarihte iki kez aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br>HTS raporu yönünden, "Davacının adına kayıtlı 9 adet GSM hattı üzerinde yapılan HTS analizi sonucunda düzenlenen 20/12/2018 tarihli raporun içeriğine göre, davacının haklarında FETÖ soruşturması yürütülen çok sayıda şahıs ile sık irtibatlı olduğu ve ayrıca ... numaralı hattın CIA açık kaynak sorgulamasında "... ..." adına kayıtlı olduğu" hususunun değerlendirilmesinden, davacının yukarıda yer verilen beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir başka ifadeyle söz konusu telefon görüşmelerinin örgütsel saikle yapıldığına ve davacının adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattı numarasının örgütsel bir terminoloji ile "... ..." olarak kaydedildiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz raporunda ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ... sayılı yazısında belirtilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, <br>Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, <br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 27/06/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 14/11/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 27/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı kararıyla;<br>"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Davacıya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 04/01/2017 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; "...Ben FETÖ/PDY yapılanmasına ait FEM Islahiye Dershanesine lise son sınıftayken 1 sene gittim ama üniversiteyi kazanamadım...Üniversitede okurken ilk sene 3 ay kadar FETÖ/PDY'ye ait evde kaldım.Yapıya ait evde kalmama FEM Islahiye Dershanesinden Malatya bölgesinde üniversite kazanan öğrencilerle ilgilenen hoca aracı oldu.Bana verdiği telefon numarasını aradım ve ... kod adlı biriyle irtibat kurdum o da beni Malatya kernek meydanında bir eve yerleştirdi.Bu evde kalan benim dışımda hukukçu yoktu.Ev abisinin ismi ...'di ve Türkçe öğretmenliği okuyordu....Bu evde üç ay kaldıktan sonra benden öğrenci bakmamı ve ... kod ismini kullanmamı istediler.Ben bu konuyu Türkçe öğretmeni olan abim O.Ç.'ye anlattım ve abim bir an önce oradan ayrıl diye söyledi....Abimle görüştükten sonra ben O.D. isimli arkadaşımla ev kiraladım...ben ve M. ayrılmaya karar verdik.Bu evde 3.sınıfın ortalarına kadar kaldıktan sonra ben ve M. KYK'ya ait Battalgazi Erkek Öğrenci Yurduna geçtik ve bu yurtta 2 ay kadar kaldık.Yurt şartlarını beğenmediğimiz için M. ile tekrar ev kiraladık ve 1,5 yıl kadar tekrar evde kaldık...Okulu bitirdikten sonra M. ile Ankara'ya gelip yukarıda adresini verdiğim evi tuttuk, avukatlık stajını başlattık ve sınavlara hazırlandık.Ben sınavı kazandım ancak M. kazanamadı...Ben FETÖ/PDY yapılanmasına ait evde sadece 3 ay kadar kaldım.Bir görev yapmadım.Görev yapmamı ve kod adı kullanmamı istedikleri için irtibatımı kestim."<br>Davacıya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2019 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...2017 yılı Ocak ayı içerisinde Türkiye Adalet Akademisi'nde hakim adayı olarak stajıma devam etmekte iken adalet müfettişi tarafından tanık sıfatıyla ifadem alınmıştı. Ben, söz konusu ifadede üniversiteye başladığımda ilk 4 ay FETÖ ile bağlantılı bir evde kaldığımı ve diğer bazı hususları anlatmıştım. Bu ifadeyi verdikten sonra Mayıs ayı içerisinde mesleğe kabulümüz yapılmıştı,..Ben, aslen Şanlıurfa Suruçluyum. Ancak Osmaniye nüfusuna kayıtlıyım. İlkokul ve ortaokulu Osmaniye ilinde ailemin yanında devlet okullarında okudum. Hatay Hassa Anadolu Lisesi'ni 2006 yılında kazandım. Lise öğrenimimin devam ettiği 2006-2010 yılları arasında Hassa ilçesinde aynı okuldan farklı arkadaşlarla cemaat evi olarak adlandırılan ancak örgütsel bir faaliyetin yürütülmediği evlerde kaldım...Evlerde birlikte kaldığım arkadaşlardan isimlerini hatırladıklarım; R.K., M.O.A., A.E.A. ve H.Y.'dır. Bu arkadaşlarla aynı okuldan idik. Örgüt mensubu olduklarını düşünmüyorum. Benim kalmış olduğum evlerin abisi İbrahim isimli bir şahıstı. Bu şahsın gerçek adı mıydı yoksa kod adımıydı bilmiyorum. Bu şahıs bizim kaldığımız evleri arada sırada kontrol etmek amacıyla gelip giderdi, kendi odası da vardı, arada sırada kaldığı da olurdu. Bu evlerde Fetullah GÜLEN ile alakalı herhangi bir faaliyet yapılmıyordu. Ben sadece barınma amaçlı olarak okulu tamamlayabilmek amacıyla bu evlerde kaldım. O dönemde ailemin ekonomik durumu çok iyi değildi...Liseden mezun olduğum 2010 yılında girdiğim üniversite sınavını kazanamadım. Bunun üzerine Hassa ilçesinde dershane olmaması nedeniyle ve o dönemde cemaat dershanelerinin başarı grafiklerinin yüksek olması nedeniyle Islahiye ilçesinde bulunan FEM dershanesine giderek üniversite sınavına hazırlandım. Bu hazırlık dönemi içerisinde 1 yıl süre ile dershanenin hemen yanında bulunan Fetullah GÜLEN cemaatine ait yurtta kaldım. 2011 yılında girdiğim üniversite sınavını kazanarak Malatya İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne yerleştim. Üniversiteyi kazanınca dershanedeki hocaların yönlendirmesi ile Malatya ilinde yanlış hatırlamıyorsam Y. isimli birisiyle irtibata geçtim, bu şahsın adı Y. da olabilir, net olarak hatırlamıyorum. Bu şahıs beni Malatya ilinde Kernek meydanında Fetullah GÜLEN cemaatine ait bir eve yerleştirdi. Bu evde kalan tek hukuk fakültesi öğrencisi bendim. Bu evin abisi Türkçe öğretmenliği bölümünde okuyan E. isimli bir şahıs idi. Bu şahsın gerçek adının E. olmadığını sonradan öğrendim. Gerçek adını hatırlamıyorum. Evde kalan diğer şahıslar eczacılık bölümü öğrencisi S. ve hemşirelik bölümü öğrencisi B. idi. Toplamda 4 kişi idik. Evde kalmaya başladıktan sonra Y. isimli şahıs ara sıra eve gelip bizi kontrol ederdi. Bu şahıs bana hukukçu olduğum için evdeki herhangi bir faturanın üstüme olmamasını, kendi adıma telefon kullanmamamı, B. kod ismini kullanmamı, eve dışarıdan ders çalışmak için gelen çocuklarla kod ismimle irtibat kurmamı, kendi adımı kesinlikle kullanmamamı, bu çocukların askeri okul sınavlarına hazırlandığını, gizliliğe dikkat etmemiz gerektiğini, eve gelen çocuklara kendi ailevi durumumuzla alakalı herhangi bir şey anlatmamamızı sıkı sıkı tembihliyordu. Ben sayısal bölüm mezunuyum, matematiğim çok iyidir, bu nedenle evde kaldığım 4 aylık süre boyunca eve ders çalışmak için gelip giden bazı lise öğrencilerine matematik çalıştırdım, bu çocuklara matematik çalıştırmak dışında kesinlikle örgütsel bir yönlendirme yapmadım. Örgütsel anlamda bir takip de yapmadım, sadece ders anlattım. Örgütsel bir takip yapmadığım için bir süre sonra çocuklar bizim eve gelmemeye başladı. Diğerleri tedbir amacıyla evde cep telefonlarını kapatıyorlardı ancak ben hiçbir zaman kapatmadım. Ben, bu olan bitenleri öğretmen olarak görev yapan ağabeyim O.Ç.'ye anlatınca benim o evden ayrılmamı istedi. Ben, benden istediklerini yapmadım, kod adı kullanmadım, başkası adına bir telefon hattı kullanmadım. Evde örgütsel bir faaliyet yürütmedim, sadece namazımı kıldım. 4 aylık sürenin sonunda V.O.D. isimli arkadaşımla ayrı bir eve çıktım. Bu arkadaşım şu anda Mersin hakim adayı olarak görev yapmaktadır. Kendi başımıza çıktığımız bu ev kesinlikle cemaat evi değildi. 2. sınıfa geçince yanımıza yine hukuk fakültesi öğrencisi olan M.A. dahil oldu, evde 3 kişi kalmaya başladık. M. şu anda Van ilinde gümrük avukatı olarak görev yapmaktadır. 2. sınıfın sonuna kadar ya da 3. sınıfın ortalarına kadar üçümüz bu şekilde birlikte kaldık. O. ile siyasi görüşü nedeniyle anlaşmazlığa düşmemiz ve evin maddi yükünün fazla olması nedeniyle ben M. ile birlikte KYK'ya ait Battalgazi Öğrenci Yurdu'na geçtim. Yurtta 1-2 ay kaldıktan sonra şartları beğenmediğimiz için M. ile birlikte eve çıktık. Üniversite son sınıfta yanımıza kardeşim H.İ.Ç. de geldi, lise mezunuydu, üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. 2015 yılında üniversiteden mezun olduk. Mezun olduktan sonra M. ile birlikte hakimlik sınavlarına hazırlanma ve sınavı kazanamazsak Ankara ilinde avukatlık yapma düşüncemiz olduğu için birlikte Ankara'ya gittik. Çankaya ilçesinde meclise yakın bir yerde giriş kat bir daire kiraladık, sokağın adı ... sokak idi. Açık adresi şu anda hatırlamıyorum, müfettişe vermiş olduğum ifadede adresi beyan etmiştim, çünkü o dönemde o evde kalıyordum. Hakimlik sınavlarına birlikte bu evde hazırlandık, kesinlikle örgüte ait bir hakim savcı çalışma evinde kalmadım. Giderlerimiz ailemiz tarafından karşılanıyordu. 19/12/2015 tarihinde girmiş olduğumuz hakim ve savcı adaylığı yazılı sınavını kazandım, M. kazanamadı. Aynı evde ben mülakata hazırlanmaya başladım, M. de bir sonra yapılacak yazılı sınava hazırlanıyordu..Yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılı Nisan ayında girdiğim mülakatı da kazandım. 30/06/2016 tarihinde Ankara Batı hakim adayı olarak göreve başladım. 1 yıllık staj sürem dolana kadar aynı şekilde bu evde kaldım. M. sınavı kazanamayınca Kahramanmaraş'a döndü...31/05/2017 tarihinde kura kararnamesi ile Yenişehir Cumhuriyet savcısı olarak atanınca evden ayrıldım, Gerek lise döneminde, gerekse de üniversiteye başladığım ilk 4 aylık süre içerisinde FETÖ yapılanmasının evlerinde tamamen barınma amaçlı olarak maddi imkansızlıklar nedeniyle kaldım. Ailemin maddi durumu çok iyi değildi. 7 kardeşiz. Ben, bu yapının o dönemde bir terör örgütü olduğunu bilmiyordum. Yapılanma içerisinde herhangi bir vazifem de yoktu. Bana sormuş olduğunuz ve HTS analizinde de tespit edilen telefon hatları benim tarafımdan çıkarılmıştır ve kullanılmıştır, buna herhangi bir itirazım yoktur. Yapılan görüşmeler de bana aittir, ancak isimlerin bir çoğunu şu anda hatırlayamadım. Benim gizlilik kaygım olsa idi kendi adıma hat çıkartıp görüşmeler yapmazdım. Ev abisinin talimatına uyar ve başkası adına hat çıkartarak görüşme yapardım, ancak ben böyle yapmadım. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum..."<br>Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.U.'ya ait, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19/07/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Ben bu cemaat evleri olarak bilinen örgüt evlerine günde iki saat kadar gidiyordum.Ben bu evlere gittiğimde namaz kılma, aralarında Fetullah GÜLEN'in de kitapları olan çeşitli kitapları okuma ve ders çalışma gibi etkinlikler oluyordu. Biz de bunlara katılıyorduk. Bu gitmiş olduğum evde yaklaşık 5 erkek üniversite öğrencisi kalıyordu. Kalan şahıslar arasında Ü., ..., E., D. ve Ö. isimli şahıslardı.Ben bu şahısların soy isimlerini bilmiyorum....Bu eve gelen öğrencilerden sorumlu olan kişi... isimli kişiydi bu şahıs Hukuk öğrencisi idi. Bize ... ders çalıştırıyordu..." Aynı şahıs tarafından, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19/07/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağı ile davacı açık ve net olarak teşhis edilmiştir.<br>Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.D.'ye ait, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 06/12/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; "...Bana göstermiş olduğunuz şahsın ismini ... olanak bilmekteyim.Ben bu şahsı bir FETÖ/PDY evinde gördüm.Bu kişi dershaneden FETÖ/PDY evine gelen öğrencilerden sorumlu kişiydi.Bu şahıs bize ders çalıştırırdı..." <br>Aynı şahsın yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının ... tarihli duruşmasında alınan savunmasında şu ifadelere yer verilmiştir; "......:E.U. ile gittiğim Malatya Merkezde Kanal boyu Kernek Camiinin civarlarında bulunan FETÖ/PDY evinde gördüm.Bu kişi Malatya'da örgüt evlerinde ders çalışanlardan E., F. ve benden sorumlu kişiydi.Bu şahıs bize ders çalıştırırdı.... bizim kaldığımız FETÖ/PDY evinde sabit bir bireydi.Bizden önce de oradaydı.Biz ayrıldıktan sonra da o evde kaldı.."<br>Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.'ya ait, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/07/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadeler yer almıştır ; "...Yerleştirilmiş olduğum bu cemaat öğrenci evinde ev abiliğini T.S. isimli sorumlu olan abi yapıyordu.Bu evde benimle birlikte kalan diğer lise öğrencileri; .........(soyismini bilmiyorum.Şanlıurfa Suruçlu idi, ancak Osmaniye'de yaşıyordu, Hassa Anadolu Lisesi 3.sınıf öğrencisi idi)...isimli öğrencilerdi, bizim evin dışında ikinci bir cemaat evi vardı, ancak o evde kimin kaldığını hatırlamıyorum, ara sıra bir araya getiriliyorduk, ancak dediğim gibi o evde kalanlardan hatırladığım kimse yoktur, o evle de T.S. ilgileniyordu, evde kalırken ders çalışmanın dışında cemaatsel açıdan günlük olarak fetullah gülenin kitaplarından herkes şahsi olarak okuma yapıyorduk,...fetullah gülenin vaaz videolarından dinliyorduk, T.S. bize cemaat halinde namaz kıldırıyordu.." Aynı şahıs tarafından, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 18/07/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağı ile davacı açık ve net olarak teşhis edilmiştir.<br>Y.B.'ye ait, Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/10/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında şu ifadeler yer almıştır; "...Bana göstermiş olduğunuz 2 numaralı fotoğrafta bana göstermiş olduğunuz şahsın ismini bilmiyorum.Bu şahısla ilgili ifademde bilgi vermemiştim.Bana gösterilen resimler içerisinden teşhis ettim.Şahıs örgüte ait evlerde kalan şahıstır.Bu şahsın hiçbir sorumluluğu yok diye biliyorum.Ancak örgüte ait evlerde kaldığını biliyorum.Benim ilgilendiğim lise öğrencileri, bu şahsın bulunduğu eve gidiyordu.Eve gelen öğrenciler ile arada sırada evde ilgilenen şahıstır.Açık kimlik bilgilerini burada sizlerden ......olarak öğrendim..<br>Davacının yukarıda yer verilen beyanından ve tanık beyanlarından, ailesinin yaşadığı Osmaniye ilinden lise okumak için kazandığı Hassa Anadolu Lisesine gittiği, üniversiteye hazırlık döneminde Hassa ilçesinde örgüte ait dersahaneye gittiği, davacının lise döneminde ve üniversite 1.sınıfta örgüt evinde kaldığı, eve gelen öğrencilerden sorumlu olduğu ve onlara matematik dersi çalıştırdığı anlaşılmıştır.<br>Davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 09/09/2021 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan ankesörlü/sabit hat telefon görüşme kayıtlarını içeren raporda, 30/05/2012 tarihinde davacının kendi adına kayıtlı olan ...no'lu GSM hattının "..." numaralı ankesörlü telefondan (2) kez arandığı ve bu aramalarda 0 saniye görüşme yapıldığı, davacıdan sonra S.A. adına kayıtlı olan ... no'lu numaranın (1) kez arandığı ve 42 saniye görüşme yapıldığı tespit edilmiştir. <br>Davacı tarafından, anılan tespite yönelik olarak terör örgütünün kendisinden ayrılan kişileri takip edip yapıya kazandırmak için peşlerine düştüğü, yapılan bu aramanın da kendisini tekrar kazanmak için yapıldığı, ancak bunda başarılı olunamadığı beyan edilmiştir.<br>Davacının adına kayıtlı 9 adet GSM hattı üzerinde yapılan HTS analizi sonucunda düzenlenen 20/12/2018 tarihli raporda, davacının haklarında FETÖ soruşturması yürütülen çok sayıda şahıs ile sık irtibatlı olduğu ve ayrıca...numaralı hattın CIA açık kaynak sorgulamasında "..." adına kayıtlı olduğu hususu tespit edilmiştir.<br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının lise dönemi süresince ve üniversitenin ilk senesinde FETÖ/PDY'ye ait örgüt evinde kaldığı ve eve gelen lise öğrencilerden sorumlu kişi olduğu ve onlara sınavlara hazırlık kapsamında matematik dersi çalıştırdığı, üniversiteye hazırlık döneminde örgüte ait dersahaneye gittiği yönündeki kendi beyanı ve tanık beyanları ile yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...<br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2023/1583, K:2024/2616 sayılı bozma kararında; davacının lise dönemi süresince ve üniversitenin ilk senesinde FETÖ/PDY'ye ait örgüt evinde kaldığı ve eve gelen lise öğrencilerden sorumlu kişi olduğu ve onlara sınavlara hazırlık kapsamında matematik dersi çalıştırdığı, üniversiteye hazırlık döneminde örgüte ait dersahaneye gittiği yönündeki kendi beyanı ve tanık beyanları ile yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden...TL'nin (...TL + ...TL) davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>3.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,<br>4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>
vergi