<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/14424 E. , 2025/12230 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/14424<br>Karar No : 2025/12230<br><br>DAVACI : ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir ilgisinin, irtibatının veya iltisakının bulunmadığı, görevini hukuka, Anayasa'ya, kanuna ve vicdani kanaatine uygun olarak ifa ettiği, hiç kimseden emir ve talimat almadığı, dava konusu kararda hakkındaki isnatların belirtilmediği, genel geçer şablon ifadelere yer verildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmaksızın anılan terör örgütüyle irtibatı, iltisakı veya mensubiyeti olduğu gerekçesiyle işlem tesis edildiği, meslekten çıkarma kararının tamamen varsayıma dayalı olarak verildiği, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda öngörülen hakim ve savcılar hakkında yapılacak inceleme ve soruşturma usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmeden, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunması alınmadan meslekten çıkarıldığı, etkin başvuru, savunma, adil yargılanma, lekelenmeme, özel yaşamın gizliliği ve aile yaşamına saygı, mülkiyet, özgürlük ve güvenlik haklarının, hukuk devleti, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği, kanuna aykırı olarak elde edilmiş belgelerin delil olarak kullanılamayacağı ilkelerinin, hak arama, haberleşme, yerleşme ve seyahat hürriyetlerinin, düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün, kötü muamele yasağının, hakimlik teminatının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br> <br>DAVALININ SAVUNMASI :Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararı doğrultusunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararıyla, dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, davacının görevden uzaklaştırılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği, yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırıldığı, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmış olup, anılan kararın taraflarca temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararıyla, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmı ile yoksun kaldığı parasal ve özlük hakları haklarının iadesine ilişkin kısımlarının bozulmasına, davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.<br>Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, davanın işlemin iptali ve kabulü ile kısmen incelenmeksizin reddi yolunda verilen 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararın iptal, kabule ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, bozulan kısım yönünden gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Bunun üzerine, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali ile görevden uzaklaştırıldığı 16/07/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "... Gerekçeli kararda yer alan '...örgütün hiyerarşisine kendi rızası ile dahil olduğuna, örgütün talimatlarını yerine getirdiğine ve örgütle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde organik bağ kurduğuna dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden dolayı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.' ibaresinin çıkartılarak yerine '...sanığın üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir.' cümlesinin yazılması ve hüküm fıkrasındaki 'B' bendinin çıkartılarak yerine 'Sanık ...'in üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan CMK'nun 223/2-b maddesi gereğince BERAATİNE,' ibaresinin yazılması suretiyle..." istinaf başvurusuna konu karar düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki beraat kararının 21/06/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararda;<br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren B.U., M.Y.B. ve A.K. isimli şahısların beyanı yönünden, anılan tanık ifadelerinde davacının 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği ve onlar lehine seçim çalışması yaptığına ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunulmadığı ve davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediği, bu nedenle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve/veya iltisakına ilişkin herhangi bir husus içermeyen söz konusu tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, <br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren S.D. isimli şahsın beyanı yönünden, tanık tarafından ileri sürülen iddiaların bir kısmının yoruma ve duyuma dayalı olduğu, bir kısmının ise somut bilgilerle desteklenmediği, öte yandan davacının 2014 HSK seçimlerinde örgütsel saikle örgütün "sözde" bağımsız adayları lehine seçim çalışması yaptığına ilişkin somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacı hakkında anılan tanık beyanının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren A.R.S. isimli şahsın beyanı yönünden, anılan tanık ifadesinin duyuma ve yoruma dayalı olduğu, davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir somut bilgiyi içermediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve/veya iltisakına ilişkin herhangi bir husus içermeyen söz konusu tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği, <br> HTS kaydı yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair kararda yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan kişilerle ve ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı; öte yandan bu soruşturma dışında davacı hakkında yürütüldüğü belirtilen soruşturmada ise henüz bir karar verilmediği görüldüğünden; bu soruşturmaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmede dikkate alınmadığı,<br> Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından, davacının eşi (10/03/2022 tarihinde boşandığı) Y.D'nin de yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla davalı idare tarafından davacının eşinin dosyalarında sunulan belgelerde davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile bağını ortaya koyacak herhangi bir tespite de yer verilmediği görüldüğünden, davacının eşinin dosyalarına sunulmuş belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 24/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, <br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br> Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, <br> Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu, <br>Davacının, görevden uzaklaştırılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine gelince;<br> Davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu kararına karşı yargı yoluna başvurulamayacağı açık olduğundan, görevden uzaklaştırma işleminden kaynaklanan parasal hak ve bu tarihten itibaren işletilecek yasal faiz isteminin de incelenmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle, <br> Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine, davacının görevden uzaklaştırılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 13/05/2022 tarih ve E:2016/58009, K:2022/3073 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.U. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 02/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Ben halen Yargıtay Tetkik Hakimi olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ/PDY irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’i, aynı dönemde Adalet Akademisinde birlikte staj yapmamız nedeniyle tanırım. Aynı zamanda ben Ağrı ... Adliyesinde hakim iken, onlar başka bir yerden HSYK tarafından Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen eki Cumhuriyet Savcısı eşi Y.D. ile Ağrı Adliyesine atandılar. Mesleki nezaket kuralları gereğince benim onlara ziyarette bulunmam gerekirken, 2014 HSYK seçimleri öncesinde, tarihini hatırlamadığım bir günde, öğleden sonra ... ve Y.D. ... Adliyesindeki odama ziyarete geldiler. Ben bu ziyarete çok şaşırdım. Kendilerine hayırlı olsun için gitmediğim halde bana ziyarete gelmeleri nedeniyle kendimi mahcup hissetmiştim. Odamda muhabbet esnasında Y.D. HSYK seçimlerinden konu açtı ve bana kime oy vereceğimi sordu. Ben henüz aday olanları tanımadığımı, düşünüp bir karar vereceğimi söyleyerek konuyu kapatmak istedim. Bunun üzerine Y.D. benim kararsız olduğumu düşünmüş olacak ki şu an tam hatırlayamadığım bir çok ismin yanında, Adalet Akademisinde derslerimize girmesi nedeniyle bildiğim A.N.G. ve Y.A.'nın isimlerini belirterek 'bunlar çok değerli meslektaşlarımızdır, bizlerin sorunlarını çözer' gibi şeyler söyleyerek bu adaylara oy vermemi istedi. O esnada ... söze karışmadı. Eşi Y.D.'nin bana anlattığı seçimler ile alakalı bu konuyu ilk kez duyuyor ve ikna oluyorcasına kafasını sallayıp onay vererek dinledi. Y.D.'nin ısrarla bağımsız görünümlü bu paralel yapı adayları için oy istemesine kızarak 'ben bu kişilere tanımıyorum. Siz de daha 2 yıllık hakim savcısınız, siz nereden tanıyorsunuz' diye cevap verip kestirip attım. Bunu rağmen Y.D. söylemlerini ısrarlı bir şekilde devam ettirdi. Ardından çaylarını içip odamdan ayrıldılar. ... Adliyesinde benden başka birinin yanına uğramadılar. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum, ... ve Y.D. odamdan ayrılmak üzereyken, o dönem ... Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan M.Y.B. odama beni ziyarete gelmişti ve bu şekilde karşılaşmışlardı. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde mi, sonrasında mı olduğunu tam olarak hatırlayamadığım bir günde, ..., Ağrı ili ve ilçelerindeki ben dahil dönem arkadaşlarımızı ailece evinde akşam yemeğine davet etti. Ben ve eşim bu yemeğe gittik. Orada Y.D.'nin hükümete yönelik eleştirilerde bulunması bana tuhaf gelmişti. Çünkü Akademi döneminde kendileriyle samimi olmamama rağmen Y.D.'nin hükümete muhalif bir kişiliği yoktu..." beyanlarına yer verilmiştir.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.Y.B. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 29/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "......’i 2013-2015 yılları arasında ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığım esnada kendisinin de Ağrı Hakimi olması nedeniyle tanırım. Seçim öncesinde bir gün benim adliyede olmadığım öğleden sonra bir saatte Ağrı savcı ve hakimi olan Y.D. ve ... ... adliyesine gelmişler. Ben saat 16.30 gibi adliyeye döndüğümde bu ikisinin halen görevde olduğunu bildiğim B.U.'nun odasında olduğunu gördüm, odada B. hanım dışında bir bayan ve bir erkek gördüm, bu gördüğüm kişileri daha öncesinde tanımıyordum, bu şekilde B. hanımın odasına girdim, hoşgeldiniz dedim ve kendimi tanıttım, onlar da kendilerini Ağrı hakimi ... ve Ağrı Savcısı Y.D. olarak tanıttılar. Y.D.'nin oturduğu koltuğun yanındaki boş koltuğa oturdum. 2014 yılı HSYK seçimi ile ilgili olarak konuştuklarını farkettim. Ancak ben Y.D. ve ...’in kimin lehine konuştuklarını anlamadığım için önce kendilerini dinledim. Y.D. seçime az kaldığını söyledikten hemen sonra bana dönerek 'siz oyunuzu kime vereceksiniz savcı bey' dedi. Ben de Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vereceğini söyledim. Ben bunu söyleyince Y.D. ve ... şaşkınlık edasıyla 'nasıl olur' şeklinde söz söylediler. Y.D., HSYK seçimlerini YBP adaylarının kazanması halinde yargının yürütmenin emrine gireceğini, hakimlerin ... ilçe başkanlarından emir alacağını, hükümetin maaş zammı ile oy istemesinin hakimlik mesleği açısından onur kırıcı oluğunu söyledi, ...’de Y.D.'nin bu sözlerini zaman zaman 'doğru' diyerek yahut kafa sallayarak destekleyici tutum ve davranışta bulundu. Hatta Y.D. bu esnada Fatih Sultan Mehmet Han’ın camii yapımı için Yahudi bir kişinin arazisine el koyduğu, Yahudi vatandaşın da bu duruma itiraz ederek karşı çıktığı, bunun üzerine Yahudi kişinin Fatih Sultan Mehmet Han’ın kolunu yahut elini kestirdiğini, bunun üzerine Yahudi vatandaşın kadıya müracaat ettiğini, kadının da kısas uygulamak suretiyle Fatih Sultan Mehmet Han’a kol yahut el kesme cezası verdiğini, tam infaz aşamasındayken Yahudi kişinin şikayetinden vazgeçtiğini, devamında Fatih Sultan Mehmet’in kadıya dönerek 'eğer böyle bir hüküm vermeseydin senin kelleni alırdım' dediğini anlatmıştı, Y.D. bu hikayeyi anlatırken ... yer yer araya girerek Y.D.'ye hitaben 'öyle mi olmuş, kadı padişahın kolunu kesme cezası mı vermiş' şeklinde sözler sarfediyordu. Ben söz alarak yanlış düşündüklerini, durumun Devlet açısından kritik bir süreç içerdiğini kendilerine anlattım. Aramızda yarım saate yakın bu şekilde bir tartışma geçti. Benim fikir değiştirmediğimi ve tartışmada onlara baskın geldiğimi gördükleri için herhangi bir aday lehine açık şekilde oy verin söylemleri ben odada iken olmadı. Öncesinde B.U.'dan açık şekilde oy istemişler ise bilemem. Ancak tam kalkacakları sıra bağımsız adı altında seçime giren ve sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan M.K., A.N.G. ve ismini hatırlamadığım bir üçüncü adayı söyleyerek bu kişileri tanıdıklarını, çok değerli ve kaliteli insanlar olduklarını söyleyerek bu kişileri değerlendirir misiniz dedikten sonra ayrıldılar. Adliyeye propaganda amaçlı geldikleri ve özellikle benim adliyede olmadığım bir saati seçtiklerini düşünüyorum, zira benim seçim dönemindeki Yargıda Birlik Platformu adaylarını desteklediğimin Ağrı Adliyesinde bilindiği kanaatindeyim. Daha sonra paralel yapının adayları için düzenlenen bir yemeğe hâkim B.U.'yu davet ettiklerini, ama hâkime hanımın katılmadığını B.U. bana anlatmıştı..." şeklinde beyanların yer aldığı görülmüştür.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.D. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 02/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "......’de eşi Y.D. ile birlikte 2014 yılı yaz kararnamesi ile ... Adliyesine atandılar. Yaklaşık 7-8 ay kadar aynı adliyede birlikte görev yaptık. ... hâkim, eşi Y.D. ise Cumhuriyet Savcısı idi. 2014 yılı yaz kararnamesi ile Ağır Adliyesine tayinen çok sayıda meslektaş gelmişti. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesi olduğu için biz adliyede Yargıda Birlik Platformu adayları lehine aktif olarak çalışan beş meslektaş olarak yeni gelen meslektaşların seçimde nasıl bir tutum sergileyeceklerini belirlemek adına kendilerini gözlemledik. 2014 yılı HSYK seçimlerine bir ya da bir buçuk ay kadar bir süre kaldığında kim olduklarını hatırlayamadığım Adalet Bakanlığından gelen üç kişilik bir heyet Yargıda Birlik Platformu lehine seçim çalışması yapıyordu. Ağrı Adliyesindeki meslektaşların odalarını tek tek gezdiler ve kendilerinden YBP için destek istediler, ben de kendilerine refakat ettim. ...’in odasına girdiğimizde, ... hanım 'Verdiğiniz maaş zammı hâkim-savcıya rüşvet teklifi niteliğindedir, Bakanlığın maaş zammı teklifi ile seçim çalışması yürütmesi hâkim-savcı açısından onur kırıcıdır' dedi. ...’in odasından heyetle çıktıktan sonra heyettekiler bana ... hanımın tutumu ile ilgili kanaatimi sordular ben de heyete hitaben ...’in maaş zammı konusunda söylediklerinin paralel yapı söylemleri ile örtüştüğünü, dolayısıyla ...’in Yargıda Birlik Platformu adaylarına destek olmayacağı kanaatinde olduğumu söyledim. Zira, paralel yapı mensubiyeti olduğundan emin olduğum diğer hâkim ve savcılar da maaş zammı konusunda ...’in söylemleri ile aynı yönde ifadelerde bulunuyorlardı. Bakanlık heyeti ise bana 'belki gerçekten hâkim savcılık duruşu nedeniyle böyle söylemiş olabilir, temkinli olalım, kestirip atmayalım, kendisini Yargıda Birlik Platformu lehine destek vermesi konusunda ikna etmeye çalışalım' şeklinde söz söylediler. Ancak, ... ve eşi bu yöndeki tüm telkinlerimize sonraki dönemde de şiddetle kapalıydılar, Yargıda Birlik Platformu lehine cümleler kurmamıza izin vermiyorlardı. Bu olaydan bir süre sonra ancak 2014 yılı HSYK seçimlerinden sonraki bir tarihte, o dönem paralel yapının kamu kurumları içerisinde insanları fişlediğine ilişkin iddiaların en önemli belgelerinden birisini o tarihte Iğdır Başsavcısı olan M. bey ile birlikte tespit etmiştik. İki ay kadar gizli bir şekilde belgelerin doğruluğunu araştırdıktan sonra birlikte operasyon yapmaya karar verdik ve aynı gün M. bey Iğdır Adliyesinde, ben de Ağrı Adliyesinde evrakın önemi nedeniyle bizzat kendim takip etmek suretiyle arama ve el koyma ve yakalama kararları için mahkemelerden eş zamanlı talepte bulunmuştuk. Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimi ...’di, duruşmada olduğu söylendiği için konunun önemi ve eş zamanlı olması nedeniyle telefonla kendisini arayarak hâkime hanımdan önemli bir evrakla ilgili arama talebimiz olduğunu, mümkünse kısa süre içerisinde sonuçlandırmasını talep ettim. ...’de hemen gönderin bakayım Başsavcım dedi. İki kişi ile ilgili arama ve el koyma talebimizi uygun bularak evrakı mahkemeye gönderdiğimiz andan itibaren 15 dakika sonra kararı gönderdi. Arama karan gereğince polisler evlere gittiklerinde şüphelilerden bir tanesinin evinde olduğu, diğerinin ise birkaç gün önce adres değişikliği yaptığını tespit ettiler ve değişen adreste hemen yeniden arama talebinde bulundum. Talepte bulunduğum saatten yaklaşık 2,5-3 saat kadar sonra ilk karan tamamen yok sayan bir red karan ile evrakın geldiğini müşahade ettim, okuduğumda önceki arama kararının mahkemece yeterince incelenmeden sehven verildiği, aramayı gerektirecek yeterli delil bulunmadığı gibi ifadelere yer verildiğini gördüm. Red kararını veren de ...’di. Taleple karar arasında geçen süreden dolayı ... hanımın birileriyle özellikle eşi ile istişare ederek ikinci kararı verdiği, evrakın içeriğinden sanki başsavcı telefon etmeseydi ilk karar da verilmezdi şeklinde bir anlam çıkardım. Konuyu o tarihte Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olup halen ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan K.T. ile de paylaştım. Derhal ... Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulundum, ancak oradan da red karan verildi, daha sonra soruşturmanın devamında kriminal inceleme yaptırdığımızda bir kısım belgelerin yeni adresinde arama talep edilen kişiye ait olduğu tespit edildi, soruşturmanın devamında ise bu kişinin paralel yapı mensubu olduğu, dört yada beş paralel yapı mensubu infaz koruma memuru ile aynı evde kaldıklarım tespit ettik. ... ..., beni görevden uzaklaştırıldıktan sonra aradığında ben kendisine kendisi ile ilgili bütün bildiklerimi HSYK ve Adalet Bakanlığına anlattığımı, kendisine de anlatacağımı söyledim ve ben sana başka, HSYK’ya başka bilgi vermiyorum dedim ve kendisi ile İlgili bildiğim ve bu ifadede aktardığım hususları kendisine aynen aktardım. Bunun üzerine ... bana ...’daki hâkime hanımdan oy isteme hususunun doğru olduğunu, o dönem bağımsız adaylar olarak bilinen iki ya da üç kişi lehine oy istediğini, kendisinin bu kişileri kesinlikle paralel yapı adayı olarak bilmediğini, iyi insanlar olarak bildiğini, büyük bir yanılgıya düştüğünü, hayat tecrübesinin zayıflığı nedeniyle paralel yapı kavramını yeterince anlayamadığını, cemaat nedir bilmediğini, devletin içerisinde böyle bir yapılanmadan haberdar olmadığım, kendisinin beni kastederek benim kadar meslek ve hayat tecrübesine sahip olmadığını, 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce hâkim ve savcılara maaş zammı vaadine ilişkin düşüncelerinin o tarih itibariyle o şekilde olduğunu, arama kararını reddetmesi ile ilgili olarak da mahkeme olarak kanaati bu yönde oldugu için böyle karar verdiğini, bunun bir yargı kararı olduğunu, paralel yapiyi korumaya yönelik bir karar olmadığını ifade etti. ... ve esi Y.D.'nin 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce izin alarak Ordu ve cevresine gittiklerini, burada bağımsız görünümlü paralel yapı adayları lehine oy topladıklarını şuan Söke Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan K.T.'den yaklaşık 10 gün kadar önce duydum, K.T. bu bilgisinin duyuma dayalı olduğunu, ancak kimden duyduğunu hatırlamadığını bana ifade etti. Ancak o tarihte ... Cumhuriyet Savcisi olup halen ... Cumhuriyet Bassavcisi A. R. beyi telefonla aradığında, A. R. bey bana bana, Y.D. ye esi ...'in 2014 yılı HSYK seçimlerinde Ordu ilinde oy kullandığını, ancak bağımsız görünümlü paralel adaylar lehine oy topladığına ilişkin herhangi bir bilgiye sahip olmadığını anlattı. Dolayısıyla ... ve Y.D.'nin Ordu ve cevresinde paralel yapı adaylan lehine oy topladiklanna ilişkin bilgiyi ilk ağızdan teyit edemedim ... Ben ...’in anne ve babasının milliyetçi bir aile olduklarını öğrendim. Yukarıda ... ve Y.D.'ye ilişkin anlattığım bilgilere rağmen her ikisinin de paralel yapı evlerinden yetişmiş, paralel yapı terbiyesi almış kişiler olduklarım değerlendirmedim. Benim değerlendirmelerim daha çok şu şekilde oldu: ... ve Y.D. Cumhurbaşkanı ve hükümetin idare tarzına ilişkin olarak aşırı tepkiliydiler, 17-25 Aralık 2013 olayları sırasında hükümetin yolsuzluk yaptığı, bunu örtbas etmek için paralel yapının üzerine haksız bir şekilde gittiği, haksızlık yapılan bu kesimin yanında durulması gerektiği gibi yanlış bir kanaatten yola çıkarak bu şekilde davrandıklarını düşündüm. ... ve Y.D. kesinlikle Yargıda Birlik Platformu adaylarını desteklemediler, bizimle birlikte hareket etmediler, bu nedenle Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy verdiklerini düşünmüyorum, ... yukarıda bahsettiğim telefon görüşmesi sırasında bana buna benzer olayları anlatarak yeterince basiretli davranamadığını ifade etmişti. Ben de her ikisinin bu olaylar sırasında aynı şekilde basiretli davranamadıklannı, tepkileri nedeniyle telkinlerimizi dinlemediklerini, başka bir bilgiye kapalı olduklarını değerlendirdim..." yolunda beyanların bulunduğu anlaşılmaktadır.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.R.S. isimli şahsın, davacının ceza yargılamasının yapıldığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ifadesinde "...Benden önce ... Adliyesinde Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan S.D., Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı K.T., Cumhuriyet Savcısı A.K.'den duyduğuma göre Y.D. ve ...'in 2014 yılı HSYK seçim sürecinde Yargıda Birlik Platformu adaylarına değilde kendilerini bağımsız olarak adlandıran daha sonra örgüt üyesi olduğu anlaşılan adaylar lehine çalışma yaptığını duydum. ... Adliyesine atandıktan sonra fetö terör örgütünün cezaevi yapılanmasına ilişkin 2014 yılında bir soruşturma başlatıldığını öğrendim. Söz konusu dosyayı incelediğimde bu soruşturmanın Iğdır ve Ağrı ilindeki Zabıt Katibi ve cezaevi personelini kapsadığını, her iki yerde de ayrı ayrı soruşturmalar yürütüldüğünü gördüm. Bahse konu soruşturmayı Ağrı eski Başsavcısı ... bey yürütmüştü. Soruşturmanın başlangıcında bir kısım şüphelilerle ilgili arama ve el koyma kararı talep edilmişti. Söz konusu arama kararını inceleyen ve karar veren ... olduğunu gördüm. Arama kararı gereğince polislere belirtilen adrese gittiklerinde bir tane şüphelinin adres değişikliği yaptığını tespit edip bunu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmişlerdi. Aynı gün polisler tarafından tespit edilen adrese ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden arama kararı talep edildiğinde söz konusu arama talebini değerlendiren o dönemin Hakimi ...'in bizzat kendisinin verdiği ilk arama kararını tamamen yok sayan hatta bu karar içeriğinde 'ilk kararı sehven' verdiğini belirten bir ibare içerdiğini gördüm. Söz konusu ilk arama kararı ile ikinci arama talep süresi içerisinde çok kısa bir zaman dilimi olduğunu evraktan anladım. Bahsi geçen arama kararına ilişkin ... Sulh Ceza Hakimliğine de itirazda bulunulmuştu ancak oradan da ret kararı verilmişti. Hakkında arama kararı talep edilen ve o dönem Ağrı Cezaevinde infaz koruma memuru olarak çalışan personel KHK ile kamu görevinden de ihraç edilmişti. Hakkında yürütülen adli soruşturmanın sonucunu ise şu an için hatırlayamıyorum. Hatta bu durumu 2015 yılında Ağrı Adliyesini teftişe gelen HSYK müfettişleri de incelemişti. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra başlatılan ve bizzat benim yürüttüğüm adli soruşturma sürecinde ...'in ifadesini alırken bu evrakı da kendisine sorduğumda tatmin edici ve hukuk ile mantığa uygun bir cevap veremediğini hatırlıyorum. Bu kadar kısa bir süreçte birbiriyle çelişen bu iki kararın birileriyle görüşülerek verilebileceği izlenimi herkeste olduğu gibi bende de oluşmuştu ... " şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.<br> FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler :<br>FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur.<br> Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.<br>Sonuç itibarıyla, FETÖ'nün örgütsel amaçlarını tam bir gizlilik içerisinde gerçekleştirebilmesi için eşlerin de örgüt mensubu olmasına, örgüte bağlılık göstermesine ve hizmet etmesine özel önem verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç:<br>Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile UYAP ortamından elde edilen veriler birlikte incelendiğinde, davacı ile eski eşinin 21/07/2012 tarihinde evlendikleri, meslekten çıkarma kararından yaklaşık altı yıl sonra 10/03/2022 tarihinde, tarafların "anlaşmalı" olarak boşandıkları, boşanma kararının (istinaftan feragat edilmesi üzerine) aynı tarihte (10/03/2022) kesinleştiği görülmüştür.<br>Davacının (eski) eşi Y.D.'nin Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının eşi tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2017/470, K:2021/1913 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu, Kurulumuzun 10/11/2022 tarih ve E:2021/3845, K:2022/3205 sayılı kararıyla reddedilerek anılan karar kesin olarak onanmıştır.<br>Bununla birlikte, davacının (eski) eşinin, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dolayı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 6 yıl, 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği, dosyanın temyiz incelemesinde olduğu ve Yargıtayca henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.<br> Davacının durumunun değerlendirilmesi :<br> Hakim ve savcılar açısından sadakat yükümlülüğü, "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 2.5. ve 3.2. maddeleri ile AİHM kararlarında belirtildiği üzere, yargıya olan güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için hakim ve savcıların "bağımsız ve tarafsız olmaları" kadar, "bağımsız ve tarafsız görünmeleri" de önem taşımaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28/06/1984, Seri A No. 80, § 40, paragraf 78; D.N./İsviçre, Başvuru No. 27154/95, 29/03/2001, paragraf 41-46 ve 48-57). Nitekim yargı mercilerinin ve bu mercilerde görev yapan hakim ve savcıların, davaya taraf olanlar ve kamuoyu nezdinde güven uyandırmaları ve bu bağlamda bağımsızlık ve tarafsızlıklarından en ufak bir kuşku duyulmasından kaçınmaları gerekmektedir.<br> FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı (eski) eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı ile davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının eski eşi ile birlikte 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde bağımsız aday olarak listelerde yer alan sonrasında örgüt mensubu olmaktan yargılanan ve cezalandırılmalarına karar verilen iki ya da üç kişi lehine çalışma yürüttüğüne, seçim sürecinde hakim-savcılara yönelik maaş zammı konusunda FETÖ mensubu olduğundan emin olunan hâkim ve savcıların söylemleri ile aynı yönde ifadelerde bulunduğuna, FETÖ terör örgütünün cezaevi yapılanmasına ilişkin 2014 yılında başlatılan soruşturma kapsamında, davacının nöbetçi sulh ceza hakimi olarak Cumhuriyet Başsavcılığının arama kararı taleplerine yönelik kısa bir süreçte, bizzat kendisinin verdiği ilk arama kararını tamamen yok sayan, birbiriyle çelişen iki karar vermesinin, birileriyle görüşülerek verilebileceği izlenimi uyandırdığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda belirtilen tanık beyanları ve davacının eski eşinin meslekten ihracına karar verilmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının kısmen bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2025 tarih ve E:2023/705, K:2025/978 sayılı kısmen bozma kararında; davacının eski eşi ile birlikte 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde bağımsız aday olarak listelerde yer alan sonrasında örgüt mensubu olmaktan yargılanan ve cezalandırılmalarına karar verilen iki ya da üç kişi lehine çalışma yürüttüğüne, seçim sürecinde hakim-savcılara yönelik maaş zammı konusunda FETÖ mensubu olduğundan emin olunan hâkim ve savcıların söylemleri ile aynı yönde ifadelerde bulunduğuna, FETÖ terör örgütünün cezaevi yapılanmasına ilişkin 2014 yılında başlatılan soruşturma kapsamında, davacının nöbetçi sulh ceza hakimi olarak Cumhuriyet Başsavcılığının arama kararı taleplerine yönelik kısa bir süreçte, bizzat kendisinin verdiği ilk arama kararını tamamen yok sayan, birbiriyle çelişen iki karar vermesinin, birileriyle görüşülerek verilebileceği izlenimi uyandırdığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda belirtilen tanık beyanları ve davacının eski eşinin meslekten ihracına karar verilmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
vergi