<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3827 E.  ,  2025/4243 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3827<br>Karar No : 2025/4243 <br><br>DAVACILAR : Kendi adlarına asaleten, çocukları ...<br> (...) ve ... adına velayeten ... (...) ve ...(...)<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... / ...<br> VEKİLİ : ... Genel Müdürü ...<br> 2- ... Bakanlığı / ANKARA <br> VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından; <br>1) ... (...) ve ... (...)'ın 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine ilişkin kısmı ile <br>2) Ebeveynleri hakkındaki bu karar nedeniyle diğer davacılar ... (...) ve ... (...)'nın nüfus kaydının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin,<br>iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, İran uyruklu olup Azeri kökenli ve Türk soylu oldukları, 13 yıldır Türkiye’de yaşadıkları, ...'ın 250.000,00 Dolar değerinde taşınmaz alması üzerine 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığına alındıkları, vatandaşlığa alındıktan sonra Türkiye’de yerleşik hayatlarına devam ettikleri, yatırımlar yaptıkları, davacı çocukların da Türk okullarında eğitim aldıkları, ailenin hiçbir ferdi hakkında Türkiye’de bulundukları süreçte soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı, sicil kaydı olmadığı, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi kapsamında vatandaşlıklarının geri alınmasını gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, ayrıca ...'nın İran’da avukatlık mesleğini icra ettiği, ülkesinde vekil olarak takip ettiği bir davada hakkında şikayette bulunulması üzerine gıyabında yapılan yargılamada ifadeye çağrıldığı, Türkiye’de olduğu için habersiz olması neticesinde hakkında kırmızı bülten oluşturulduğu, salt kırmızı bülten olmasının vatandaşlığın geri alınması için yeterli bir sebep olmadığı, öte yandan sadece ... hakkındaki iddiaya istinaden anne ve iki çocuğunun da vatandaşlığının geri alınmasının Yasaya aykırı olduğu, kaldı ki annenin istisnai vatandaşlık başvurusunun kabulüne bağlı olarak kendilerinin de vatandaşlık kazandığı belirtilerek hukuka uygun bulunmayan dava konusu kararın iptali istenilmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğu anlaşılarak “hukuki şartların oluşmadığı sonradan anlaşıldığından” geri alındığı, davacılar hakkında yapılan arşiv araştırması sonucu Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında; ilgililerin Türk vatandaşlığına alınmalarında herhangi bir sakınca tespit edilmediğinden davacıların 22/07/2019 tarih ve 2019/1353 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığına alındıkları, ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında davacılardan ...'nın “dolandırıcılık ve kara para aklama” suçlarından İran makamlarının talebi üzerine tanzim edilen kırmızı bültenle arandığının tespit edildiği, yine aynı davacı hakkında İran İnterpol birimi tarafından "Dolandırıcılık" suçundan iadesi amacıyla doğrudan talep mesajıyla arandığı belirtilerek diplomatik kanallar üzerinden iade talepnamesinin gönderildiği, bu haliyle davacıların Türk vatandaşlığına alınması kararına ilişkin olarak hukuki şartların oluşmadığı sonradan anlaşıldığından, 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca kararın geri alındığı, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, İran uyruklu olan davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.<br> 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde; "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.<br> a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.<br> b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.<br> c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.<br> d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.<br> Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmüne, "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde; "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmüne yer verilmiştir.<br> 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki halinde; "(1) Kanunun 12 nci maddesinde sayılan hallerde yabancı, istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilir. (2) Aşağıdaki şartlardan herhangi birini sağlayan yabancı, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir: ... b) En az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarındaki taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın aldığı veya kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş, en az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarı peşin olarak yatırılan ve tapu siciline üç yıl süreyle devir ve terkini yapılmayacağı taahhüdü şerh edilmek şartıyla noterde düzenlenmiş sözleşme ile taşınmazın satışının vaat edildiği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tespit edilen..." hükmü, "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde; "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." hükmü yer almıştır.<br> 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında bulunan yabancılar, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilmekte olup; işlem tarihinde söz konusu hukuki şartın sağlanmadığının işlemin tesisinden sonra fark edilmesi halinde anılan Kanun'un 40. maddesi uyarınca vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin işlem geri alınabilecektir.<br>Dosyanın incelenmesinden, 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanan davacılardan ...'nın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarının talebi üzerine tanzim edilen kırmızı bülten ile aranması gerekçe gösterilerek davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğunun sonradan anlaşıldığından bahisle Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin işlem geri alınmış ise de davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik karardan önce işlemin sebep unsurunun (şahsın kırmızı bültenle aranmasının) Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 27/06/2019 ve 19/07/2019 tarihli yazılarıyla davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği gibi İran adli makamlarınca anılan davacının aranmasından sarfınazar edildiği, ayrıca davacının İnterpol Veri Tabanı'nda (ASF) herhangi bir kaydına rastlanmadığı ve davacı hakkında tanzim edilen M-67 (INTERPOL/Yer ve Kimlik Tespiti Amaçlıdır) kodlu tahdidin de kaldırıldığı, öte yandan bu husus dışında davacıların hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındıklarını ispata yarayacak herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. <br> Açıklanan nedenlerle, dava konusu 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacılara ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/04/2025 tarihinde, davacıları temsilen vekili Av. ...'ün geldiği, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...'in, İçişleri Bakanlığını temsilen Av. ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY:<br> İran vatandaşı olan davacılardan ... (...) ve eşi ... (...), 22/01/2019 tarihinde 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma istemiyle İstanbul Valiliği'ne başvuruda bulunmuşlardır. <br> Söz konusu başvuru üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve (...) sayılı yazısı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, davacılara yönelik arşiv araştırması yapılması istenilmiştir. Bu yazıya cevaben gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacılardan ... hakkında 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrası kapsamında kalan suç/sakınca kaydından dolayı herhangi bir ilişiğin tespit edilemediği, diğer davacı ... hakkında ise “tehdit” suçundan ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında işlem yapıldığı belirtilmiştir. <br> Ayrıca, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, İran Interpol’ünce, davacılardan ...’nın (...) “dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarınca aranması nedeniyle yerinin tespit edilerek iadesi amacıyla yakalanmasının talep edilmesi üzerine bu davacı hakkında “M-67 INTERPOL Yer ve Kimlik Tepiti” kodlu tahdit veri girişinin yapıldığının, İnterpol Aranan Şahıslar (ASF) veri tabanında ise tanınmadığının belirtildiği, yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nce İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, ...'nın ... İnşaat Yatırım İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi isimli firmada çalışmak amacıyla 17/07/2019 tarihine kadar geçerli çalışma izninin bulunduğuna, ilgili ASF sisteminden yapılan sorgulama neticesinde ise, şahsın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarının talebine istinaden tanzim edilen ... sayılı kırmızı bültenle arandığının tespit edildiğine yer verilmiştir. <br> Sonrasında davacılardan ... (...) ve eşi ... (...) ile kendileriyle birlikte işlem gören ergin olmayan çocukları 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanmışlardır. <br> Dosya içerisinde yer alan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nce Adalet Bakanlığı'na gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, Emniyet Genel Müdürlüğü yazıları kapsamında ... (...)’nın hakkındaki kırmızı bültene istinaden İran’a iade edilmek üzere arandığı, bu kapsamda Türk vatandaşlığını kazanma kararı onaylanan adı geçen şahsa ilişkin gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için görüş sorulduğu, bu yazıya cevap verilmemesi üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve E... sayılı yazısıyla tekrar görüş sorulduğu, bunun üzerine Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu'nun ... tarih ve E... sayılı yazısıyla, Türk vatandaşının yabancı bir ülkeye iadesinin söz konusu olmadığı, ayrıca adı geçen hakkında kırmızı bülten haricinde iade evrakı bulunmadığından bir değerlendirme yapılamadığı, vatandaşlık başvurusuna ilişkin ise 5901 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesinin İçişleri Bakanlığı'nın takdirinde olduğu hususlarına yer verildiği, ayrıca Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu'nun ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, davacılardan ...'ı hakkında 3 ayrı dosyada yapılan soruşturmaların ikisinde "1136 sayılı Kanun’a aykırılık" suçundan ve "infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına, "Tehdit" suçundan açılan davada ise beraatine karar verildiğinin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla bildirildiği, öte yandan davacılardan ...'nın “kırmızı bültende belirtilen suçlara ilişkin olarak suç anlatımlarının yetersiz olduğu, dolandırıcılık suçu için eylemin meydana geliş şekli hakkında bilgi verilmediği, bu nedenle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının anlaşılamadığı, diplomatik kanaldan iletilmiş herhangi bir iade evrakı da bulunmadığı dikkate alındığında mevzuatımıza göre suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilemediği"nin belirtildiği görülmektedir. <br> Ardından, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nce Emniyet Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı yazıda, davacıların nüfus kütüklerine tescillerinin yapıldığı, ancak davacılardan ... (...)'ın "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran makamlarınca arandığının bildirilmesi üzerine 22/07/2019 tarih ve 1353 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacılardan ... (...) ve eşi ... (...)'ın vatandaşlığa alınmalarına ilişkin kısımlarının 04/03/2020 tarih ve 2253 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla geri alındığı, kendileriyle birlikte işlem gören ergin olmayan çocukları ... (...) ve ... (...)ın nüfus kaydının silinmesine karar verildiği belirtilmiştir. <br> Diğer taraftan, dosya içerisinde yer alan İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, ... ve eşi ... hakkında 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca vatandaşlık işlemlerine esas teşkil etmek üzere milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halleri bulunup bulunmadığına ilişkin arşiv araştırması yapılmasının ilgili kurumlardan istenildiği, bu yazıya cevaben Emniyet Genel Müdürlüğü'nce gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan tahkikat kapsamında adrese gidildiğinde davacıların bulunamadıkları, ayrıca Adalet Bakanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısında, yabancı hakkındaki iade evrakı iletilmeden suça ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağının bildirildiği anlaşıldığından, bu aşamada söz konusu yabancının vatandaşlık talebinin değerlendirilmesinin uygun olmayacağı bildirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, İran İnterpolünden alınan 06/12/2021 tarihli mesajda özetle; İran adli makamlarınca davacılardan ... (...)'nın aranmasından sarfınazar edildiğinin belirtildiği, konuya ilişkin olarak adı geçene ilişkin yapılan tetkiklerde adı geçenin İnterpol Veri Tabanı'nda (ASF) herhangi bir kaydına rastlanmadığı, şahıs hakkında Daire Başkanlığınca tanzim edilen M-67 (INTERPOL/Yer ve Kimlik Tespiti Amaçlıdır) kodlu tahdidin de kaldırıldığı hususuna yer verilmiştir. <br> Öte yandan, UYAP kayıtlarından yapılan incelemede, anılan davacı hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği; "1136 sayılı Kanun'a aykırılık" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın, yapılan itirazın ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik iş numaralı ve 05/03/2020 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine aynı tarihte kesinleştiği; "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, ... tarih ve Karar No:... numaralı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın, yapılan itirazın ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik iş numaralı ve ... tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine aynı tarihte kesinleştiği; ... Sulh Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında “tehdit” suçundan yapılan yargılama sonucunda ise, anılan Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla adı geçenin beraatine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmemesi üzerine 14/05/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br> Bilahare Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan 31/07/2023 tarihli yazıda ise; İran İnterpol biriminden alınan 21/05/2023 tarihli mesajda özetle, davacılardan ... (...)'nın "Dolandırıcılık" suçundan bir kez daha iadesi amacıyla uluslararası seviyede doğrudan talep mesajı ile arandığı belirtilerek iade evrakının diplomatik kanal yoluyla gönderildiği belirtilmiştir. Bunun üzerine Dairemizin 15/04/2025 tarihli ara kararı ile iptal edilen ... kontrol numaralı kırmızı bültene konu suç ile iade talebine konu suçun aynı suç olup olmadığı sorularak doğrudan talep mesajı ile konuya ilişkin belgelerin birer örneği Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünden istenilmiştir.<br> Anılan ara kararı üzerine gönderilen Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 25/06/2025 tarihli cevabı ve ekleri ile Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarihli cevabı ve ekleri incelendiğinde; İran İslam Cumhuriyeti ... Büyükelçiliğinin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına nota ekinde sunduğu İran İslam Cumhuriyeti Uluslararası Yargı Erki'nin ... tarih ve ... sayılı iade talepnamesi ve mahkumiyet kararına göre davacılardan ... (...)'nın ... tarihinde İran vatandaşına karşı Türkiye'de işlediği "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçundan yargılanarak Tahran Temyiz Mahkemesi 39. Şubesinin ... tarihli kararı ile 6 ay hapis ve 4000 dolar para cezasına mahkum edildiği, söz konusu cezanın kesinleşmesi nedeniyle anılan davacının İran'a iadesinin talep edildiği, yine İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına iletilen ... tarihli notada, adı geçen davacı hakkında "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçundan kaynaklı iade talebinin aynen devam ettiğinin belirtildiği, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının ... tarihli bilgi notuna göre, anılan mahkumiyet kararına konu suç ile aynı davacı hakkında yayımlanan ve İran adli makamlarınca verilen beraat kararı üzerine iptal edilen kırmızı bültene konu suçun birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.<br> a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.<br> b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.<br> c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.<br> d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.<br> Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;<br>"Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 20. maddesinde, <br> (1) Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararlar, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.<br> (2) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır. <br>(3) Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocukları, ergin olduktan sonra Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvurdukları takdirde haklarında 11 inci madde hükümleri uygulanır." hükmü;<br>"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır. <br>5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasının eş ve çocuklar bakımından sonuçları" başlıklı 37. maddesinde,<br> "(1) Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması, eşin vatandaşlığına tesir etmez.<br> (2) Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları ana ve babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.<br> (3) Evlilik birliği içinde ana veya babadan birinin Türk vatandaşlığını kazanması durumunda, Türk vatandaşı olmayan eşin muvafakat etmesi halinde çocuk, ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.<br> (4) Türk vatandaşlığını kazanan ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte velayeti kendisinde bulunan çocuğu, Türk vatandaşı olmayan eşin muvafakat etmesi halinde ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.<br> (5) Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hâkim kararına göre işlem yapılır.<br> (6) Ana veya babadan birinin ölmüş olması halinde çocuk, Türk vatandaşlığını kazanan ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.<br> (7) Türk vatandaşlığını kazanan ananın evlilik birliği dışında doğan çocuğu anaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır.<br> (8) Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuran ana veya babanın çocuklarının ana veya baba ile birlikte işlem görmesi esastır. Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocukları ergin olduktan sonra Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvurdukları takdirde haklarında 15 inci maddedeki hükümler uygulanır." kuralına; <br> "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir. <br>Hukuki Değerlendirme:<br>Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.<br>Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır. <br>Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.<br>Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.<br> İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.<br>Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.<br>Ancak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, objektif ve şüpheye yer bırakmayacak bilgiler ile ortaya konulması gerektiği de kuşkusuzdur.<br>Uyuşmazlıkta; davalı idareler tarafından sunulan savunma dilekçelerinde, dava konusu kararın sebebi olarak; Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin yazıları ile bildirilen, davacılardan ... (...)'nın 2018 yılında işlediği iddia olunan "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçlarından İran adli makamlarının talebine istinaden uluslararası seviyede kırmızı bülten ile aranmasının gösterildiği anlaşılmaktadır.<br>Anılan sebep unsurunun değerlendirilmesi sonucu Dairemizin 16/03/2022 tarihli kararıyla bahse konu kırmızı bültenin davacıların Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik 22/07/2019 tarihli Cumhurbaşkanı kararından önce Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 27/06/2019 ve 19/07/2019 tarihli yazılarıyla davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği ve İran adli makamlarınca anılan davacının aranmasından sarfınazar edildiği gerekçeleriyle dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bilahare Dairemizin bu kararına davalı idarelerce yapılan itirazı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/11/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/859 sayılı kararıyla da, bahse konu bültenin mevcut haliyle suç unsurlarının oluşup oluşmadığının anlaşılması bakımından yeterli olmadığı ve bu nedenle dava konusu işlemlerin tesisine yeterli dayanak teşkil edemeyeceği, idarece eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki kırmızı bültenin de tümüyle kaldırıldığı gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla, anılan kararlarda farklı gerekçelerle de vurgulandığı üzere, bahse konu kırmızı bültenin dava konusu işlemlerin sebep unsurunu oluşturamayacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, yukarıda özetlenen, davacı hakkında Türkiye'de yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığı ve beraat kararlarıyla sonuçlanan soruşturma ve kovuşturmaların da dava konusu işlemlere dayanak teşkil edemeyeceği açıktır.<br>Bununla birlikte, her iki yargı kararından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan 31/07/2023 tarihli yazıda; İran İnterpol biriminden alınan 21/05/2023 tarihli mesajda özetle, davacılardan ... (...)'nın "Dolandırıcılık" suçundan bir kez daha iadesi amacıyla uluslararası seviyede doğrudan talep mesajı ile arandığının belirtildiği ve bu hususun dava konusu işlemler yönünden yeni bir sebep unsuru teşkil edebileceği (sebep ikamesi yapılabileceği) anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü için Emniyet Genel Müdürlüğünün 31/07/2023 tarihli yazısınında belirtilen iade talebine konu suç iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Öncelikle, dava konusu kararın hukuki dayanağı olan 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır.<br>Bu kapsamda, Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının ... tarihli Bilgi Notu ile İran İslam Cumhuriyeti Uluslararası Yargı Erki tarafından gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıya ekli iade talepnamesinin incelenmesinden; davacılardan ... (...)'nın ... tarihinde, yani Türk vatandaşlığını kazandığı 22/07/2019 tarihinden önce işlediği "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçu nedeniyle İran İslam Cumhuriyeti'nde yapılan yargılaması sonucunda, suçun, davacının kendisini, yasa dışı yollarla Türkiye'ye giren bir İran vatandaşına göçmen hukuku konusunda uzman uluslararası avukat olarak tanıtarak ve Türkiye'nin göç ve polis kuruluşlarında sağlam ilişkileri olduğunu belirterek bu kişiyi kurtaracağını vaat edip para alması, ancak herhangi bir eylemde bulunmaması suretiyle işlendiği, ilgilinin İran İslam Cumhuriyeti yargı mercilerine şikayette bulunması üzerine Tahran Temyiz Mahkemesi 39. Şubesinin ... tarihli kararı ile davacının 6 ay hapis ve 4000 dolar para cezasına mahkum edildiği, söz konusu cezanın kesinleşmesi nedeniyle anılan davacının İran'a iadesinin talep edildiği, anılan mahkumiyet kararına konu "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçu ile aynı davacı hakkında daha önce yayımlanan ve İran adli makamlarınca verilen beraat kararına istinaden iptal edilen kırmızı bültene konu "dolandırıcılık ve kara para aklama" suçunun birbirinden farklı olduğu, böylelikle varlığı idare tarafından sonradan öğrenilmekle birlikte vatandaşlığın kazanıldığı tarih itibarıyla mevcut bir maddi olayın bulunduğu görüldüğünden, davacılardan ... (...) tarafından işlenen "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçunun "hukuki şartların oluşmadığı" iddiası kapsamında ele alınabileceği ve işleme dayanak teşkil edebileceği sonucuna varılmış; bu itibarla anılan suçun, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edip etmeyeceği incelenmiştir. <br>Bu çerçevede, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Dışişleri Bakanlığına gönderilen ... tarih ve ... sayılı Nota'ya ekli iade talepnamesinde, davacının "dolandırıcılık ve zimmete para geçirme" suçunu işlediğinin ortaya konulması bakımından sunulan mahkeme kararında yer alan; suçun işlenme biçimi, işlenildiği yer ve zaman, tanıklarla birlikte telefon yazışmaları gibi birçok delillin ve nihayetinde mahkumiyet hükmünün, idarenin takdir yetkisi kapsamında davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden sakıncalı görülmesi" yolundaki değerlendirmesi bakımından yeterli olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Bu itibarla, davacılardan ... (...)'nın milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı bulunması üzerine, davacılardan ... (...) ve ... (...)'nın Türk vatandaşlığını kazanma kararının, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verildiği gerekçesiyle geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında ve ebeveynleri hakkındaki bu karar nedeniyle diğer davacılar ... (...) ve ... (...)'nın nüfus kaydının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi