<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3971 E.  ,  2025/2888 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3971<br>Karar No : 2025/2888 <br> <br>DAVACI: ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ: Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı<br> VEKİLİ: Huk. Müş. ...<br><br> 2- ... Valiliği<br> VEKİLİ: Av. ...<br> <br>DAVANIN_KONUSU: Davacı Belediye tarafından, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca gerekli iznin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Eskişehir Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanakları olan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve E.... sayılı, "İkametten Ayrılma Kısıtlaması/ Yasaklanması" konulu Genel Yazısı ile ... tarihli ve E.... sayılı, "Sokağa Çıkma Uygulaması" konulu Genel Yazısı'nın iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :Ramazan ayı ve pandemi koşulları nedeniyle dar gelirli ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen hayırsever vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını en kısa zamanda giderebilmek amacı ile idareleri adına hesap açılması hususunda 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu gereğince gerekli iznin verilmesinin davalı idareden istendiği, taleplerinin reddedilerek kamu hizmetinin engellendiği, Belediye Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendiyle, belediyelere sosyal hizmet ve yardım yapma görevi verildiği, 15. maddesinin (i) bendine göre belediyelerin bağış kabul etme yetkilerinin ve imtiyazlarının olduğu, 38. maddesinin (ı) bendine göre şartsız bağışları kabul etme yetki ve görevinin belediye başkanlarına verildiği, 59. maddesinin (g) bendine göre bağışların belediyenin gelirleri arasında sayıldığı, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun 31. maddesinde yer alan düzenleme ile bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıkların saklı tutulduğu, bu nedenle belediyeler için Belediye Kanunu'nun uygulanması gerektiği, dava konusu Genel Yazılarla vefa grubunun oluşturulması vefa grubunun kararı, koordinasyonu, görevlendirilmesi olmaksızın yardım faaliyeti gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin düzenlemenin yasaya aykırı olduğu, Belediye Kanunu'nun uygulamasını engelleyeceği, normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, Belediye Kanunu'nun özel kanun niteliğinde olduğu, dava konusu işlemlerin Belediye Kanunu'nun 13. ve 14. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI:Koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda vatandaşların, olabilecek mağduriyetlerinin önlenmesi, ihtiyaçların karşılanması; kaynakların etkili ve verimli kullanılması amacıyla ilgili kamu idarelerin bu çerçevede eşgüdümünün sağlanması doğrultusunda İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı Genelgelerin yayımlandığı, aynı amaç doğrultusunda, Bakanlıkça, “Yardım Toplama” konulu 30/03/2020 tarih ve 6051 sayılı Genelgenin yayımlandığı, söz konusu Genelge ile 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun uygulanmasında yol göstermek, Kanunda yer alan maddelerin aydınlatılmak amacı güdüldüğü; Kanunun emredici hükümlerine uygun davranıldığı, dava konusu işlemlerde mevzuat yönünden hedeflenen hususun; 2860 sayılı Kanun kapsamında yapılan yardım toplama faaliyetlerine açıklık getirmek ve aykırı uygulamaların önüne geçebilmek olduğu, yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleme amacıyla 23/06/1983 tarihinde, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun yürürlüğe girdiği, 2860 sayılı Kanunu'nun 3. maddesinde yardım toplayabilecek kişi ve kuruluşlara yer verildiği, Kanunun 2. maddesinde, yardım toplamadan muaf tutulan kurum ve kuruluşların düzenlendiği, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'na istisna olarak değerlendirilebilecek “Saklı tutulan hükümler” başlıklı 31. maddesinde ise: “Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır. ” ifadesine yer verildiği, yardım toplanmasına ilişkin yürürlükteki tek mevzuatın 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu olduğu, anılan Kanunda; yerel yönetimlerin Yardım Toplama Kanunu hükümlerinden muaf olduklarına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda, belediyelerin yardım toplamasına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı, belediyelerin de 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun ilgili hükümlerine tabi olduğu, Belediyeler açısından yardım toplama ile bağış alma işlemini karıştırmamak gerektiği, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca; belediyelerin bağış kabul etme yetkisine sahip olduğu ancak, yardım toplamaya ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, Belediye Kanununda ifade edilen bağış alma işlemi ile yardım toplama arasında hukuksal anlamda bir ilişki bulunmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...<br>DÜŞÜNCESİ : Belediyelerin kendi kanunlarından kaynaklanan bağış kabul etme hak ve yetkileri kapsamında, kabul edebilecekleri şartsız bağışların, 2860 sayılı Kanun kapsamında "yardım toplama" faaliyeti olarak nitelendirilmesi ve kamu idaresi olan belediyelerin "kurum" gibi değerlendirilerek, 2860 sayılı Kanun kapsamına dahil edilmesi suretiyle izin almaları gerekmediği gibi, davacı Belediyenin, ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla idareleri adına hesap açılabilmesi için 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca gerekli iznin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun da; İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı ve ... tarih ve E.... sayılı yazıları ile söz konusu yardımların "Vefa Koordinasyon Grubu" tarafından, tek elden yürütüleceği, bu gurubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyeceği gerekçesiyle Belediyelerin bağış toplama ve yetkilerinin kısıtlanması, yöre halkına sosyal yardım ve destek sağlama görevlerinin ifasının engellenmesine yönelik sonuçlar doğrabileceğinden dava konusu işlemlerin iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Belediye tarafından, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca gerekli iznin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Eskişehir Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanakları olan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 123'üncü maddesinde, "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır..."; 126'ncı maddesinde de, "Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.<br>İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.<br>Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir."; 127'nci maddesinde, ise, "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.<br>Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir....<br>Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir..." hükümlerine yer verilmiştir.<br> Yukarıda yer verilen hükümlerden anlaşılacağı üzere; "yerinden yönetim ilkesi"nin Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatına egemen olan bir anayasal ilke olduğu, Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatının önce genel idare (devlet) ve yerinden yönetim kuruluşları olmak üzere ikiye ayrıldığı, Genel idarenin de kendi içinde merkez teşkilatı ve taşra teşkilatı olmak üzere ikiye ayrıldığı, Merkez teşkilatında Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar, taşra teşkilatında da iller ve ilçelerin bulunduğu, yerinden yönetim kuruluşlarının ise hizmet ve yer yönünden olmak üzere ikiye ayrıldığı, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına yerel yönetimler (mahalli idareler) denildiği ve bunların, il özel idareleri, belediyeler ve köylerden oluştuğu görülmektedir.<br>Yerel yönetimler, genel idare karşısında belli bir özerkliğe sahip, ama onun vesayetine tabi kamu tüzel kişileri olup, kendi kendilerini örgütlendirme yetkileri bulunmadığı gibi, özerk bir kural koyma yetkisine de sahip değildirler. Ancak kanuna dayanarak ve kanuna aykırı olmamak koşuluyla düzenleyici işlem yapabilir, yani; idarenin kanuniliği ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalarak, kuruluş, işleyiş ve yetkilerini belirleme yetkisi, kendilerine değil, genel idarenin, yani devletin bir organı olan yasama organına aittir. Sonuç itibarıyla; Yerel yönetimlerin, kişi topluluğundan oluşan ve konu itibarıyla genel yetkili, kamu tüzel kişiliğine sahip kamu idaresi oldukları ve kamu kurumu niteliğinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacı Belediye tarafından Eskişehir Valiliğine yapılan 03/05/2021 tarihli başvuruda; içinde bulunulan Ramazan ayı ve pandemi koşulları nedeniyle dar gelirli ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen hayırsever vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını en kısa zamanda giderebilmek amacı ile idareleri adına hesap açılması hususunda 2860 sayılı Kanun gereğince gerekli iznin verilmesinin istenildiği, söz konusu başvuru üzerine tesis edilen Eskişehir Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazsının 6. paragrafında, "İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi olmayan vatandaşlarımıza, ihtiyaç duyabilecekleri gıda ve temizlik malzemelerini içeren paketler oluşturularak, ödeme gücü olan vatandaşlara bedeli mukabilinde; ödeme gücü olmayan vatandaşlarımıza ücretsiz olarak haftalık periyotlarla teslim edilebilecektir."; 9. paragrafında, "İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması süreci "Vefa Koordinasyon Grubu" tarafından yönetilecek olup, bu gurubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyecektir." denildiği, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazsının 4. paragrafında ise, "İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması süreci vali/kaymakamların başkanlığında oluşturulan 'Vefa Koordinasyon Grubu' tarafından yönetilecek olup, bu grubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyecektir. Valilik ve kaymakamlıklarımız tarafından bu kapsamda görevlendirilecek tüm kamu/sivil görevlilere görev belgesi/yaka kartı düzenlenecek, bu görevlilerin isimleri ve görev alanları ilgili mahalle muhtarlarıyla paylaşılacaktır." denildiği, bahsedilen nedenlerden dolayı başka bir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyetinin gerçekleştirilmesi uygun olmayacağından, davacı Belediyenin yardım toplama izin talebinin Valiliklerince uygun görülmediğinin bildirildiği; bunun üzerine izin başvurusunun reddine ilişkin işlemin ve İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ... tarih ve ... sayılı yazısının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır <br> 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.", "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Kanun; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır.", "Yardım toplayabilecek olanlar" başlıklı 3. maddesinde; "Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler.", "Yardımın isteğe bağlı olması" başlıklı 4. maddesinde; "Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz.", "Yardım toplama şekilleri" başlıklı 5. maddesinde; "Bu Kanuna göre; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle yardım toplanabilir. Yardım toplama faaliyetlerinde, yardım toplama şekillerinden bir veya birkaçı kullanılabilir. Yardım toplama işinde kullanılan makbuz ve biletlerde, yardımın hangi amaç için toplandığının belirtilmesi zorunludur. Gerçek kişiler tarafından girişilecek yardım toplama faaliyetlerinde, bu iş için hazırlanacak özel makbuz veya biletler kullanılır. Makbuz ve biletlerin biçimi, bastırılması, kullanılması ve dağıtılması hususlarına ait esaslar yönetmelikte belirtilir.", "İzin alma zorunluğu" başlıklı 6. maddesinde; "Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilir. İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır.", "İzin vermeye yetkili makamlar" başlıklı 7. maddesinde; "Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir. Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemler dernekler birimlerince yürütülür.", "Yönetmelik" başlıklı 30. maddesinde; "Bu Kanunun 5, 8 ve 23 üncü maddelerinde öngörülen hususları ve Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usulleri belirleyen yönetmelik, İçişleri ve Maliye bakanlıklarınca Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanır." ve "Saklı tutulan hükümler" başlıklı 31. maddesinde; "Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.<br>23/07/2004 tarih ve 25531 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde; "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: ... g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak. ..." ve "Büyükşehir belediyesinin gelirleri" başlıklı 23. maddesinde; "Büyükşehir belediyesinin gelirleri şunlardır; ... n) Şartlı ve şartsız bağışlar ..." hükümleri , 28. maddesinde, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır "hükmü yer almaktadır.<br>13/07/2005 tarih ve 25874 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde; "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: … i) Borç almak, bağış kabul etmek ...", "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde; "Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: … g) Şartlı bağışları kabul etmek ...", "Belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 38. maddesinde; "Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: … l) Şartsız bağışları kabul etmek ...", "Belediyenin gelirleri" başlıklı 59. maddesinde; "Belediyenin gelirleri şunlardır: … g) Bağışlar ..." ve "Belediyenin giderleri" başlıklı 60. maddesinde; "Belediyenin giderleri şunlardır: … r) Şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar ..." hükümlerine yer verilmiştir. <br> 2860 sayılı Kanun'un gerek genel gerekse madde gerekçelerinin incelenmesinden, "Kurum" ifadesinin, maddede sayılan özel hukuk tüzel kişilerinin amaçlarına benzer faaliyetler yürüten belirli bir kamu hizmetinin gerçekleşmesine destek olmak üzere kurulmuş Türk Hava Kurumu ve benzeri kurumları ifade etmek için kullanıldığı bu ifadenin kamu tüzel kişiliğine sahip bir kamu idaresi olan belediyeleri kapsamadığı anlaşılmaktadır.<br>Aynı Kanun'un 31. maddesinde, "Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." denilmek suretiyle, özel kanunlarına göre bağış kabul etme veya izinsiz yardım toplama gibi hak ve ayrıcalıklara sahip olanların hak ve ayrıcalıklarının bu Kanuna dayanılarak kısıtlanmasının önüne geçilmiştir. <br>Böylece, belediyelerin 2860 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında olmadığı, bu nedenle izinsiz bağış kampanyası düzenleyemeyeceğini söylemek de genel kanun niteliğindeki 2860 sayılı Kanuna göre daha yeni tarihli olan ve özel kanun niteliğinde bulunan 5393 ve 5216 sayılı kanunların ilgili kuralları gereğince olanaklı değildir.<br>Kaldıki, anılan maddedeki "... kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." ibaresinden, esasen bu Kanun kapsamında yer almayan kamu idarelerinin, diğer kanunlar uyarınca sahip oldukları yardım toplama veya bağış kabul etme gibi hak ve ayrıcalıklarının kullanımının; kendilerine bu kanunda yer verilmediğinden bahisle engellenemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.<br>5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununda gerekse 5393 sayılı Belediye Kanununda "bağış" ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15., 18., 28., 38., 59. ve 60. maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 18. ve 23. maddeleri ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 8. ve 20. maddelerinde, belediyelere bağış ile ilgili ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. 5393 sayılı Kanun'un 15/1-i maddesi gereğince belediyeler bağış almak yetkisine sahiptirler. Kanun'un 18/1-g maddesi gereğince şartlı bağışları kabul etmek Belediye Meclisi'nin, 38/1-l maddesi gereğince şartsız bağışları kabul etmek de Belediye başkanının görev ve yetkisindedir. Bu bağlamda, 59/1-g maddesi gereğince bağışlar, Belediyenin gelirleri, 60/1-r maddesi gereğine de şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar da Belediyenin giderleri arasındadır.<br> 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu'nun 28. maddesi gereğince, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve diğer ilgili kanunların 5216 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanacaktır. Bu kapsamda, 5393 sayılı Kanun'daki bağış ile ilgili düzenlemeler büyükşehir belediyelerine de uygulanacaktır. Kaldı ki, Büyükşehir Belediye Kanunu'nda da bağış ile ilgili kimi düzenlemelere yer verilmiştir. Bu bağlamda, yetkili organların kararını almak koşuluyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerindendir. (M.18/1-g, 23/1-n) <br>Dolayısıyla tabi oldukları 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar gereğince doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, sosyal yardım ve destek sağlamak belediyelerin görevleri arasında olduğundan, belediyeler bu görevlerini yerine getirirken bağış/yardım yapılması çağrısında bulunabilirler. Bu bağlamda yardım ve bağış kavramları belediyeler yönünden iç içe geçmiş ve bir birini tamamlayan kavramlardır. Bağış kabul etme yetkisi bulunan belediyenin bu yolla elde ettiği geliri nerede harcayacağı konusunda elbette takdir yetkisi vardır. Harcama kalemi ile ilgili iradesini bağış yapıldıktan sonra belirleyebileceği gibi, bağış yapmaya davet aşamasında da somutlaştırarak beyan edebilir. Harcama yerine ilişkin irade beyanı bağış yapmaya teşvik niteliğinde olup, Belediyenin bağış yoluyla elde ettiği gelirleri nerede harcayacağını önceden beyan etmesinden hareketle bu faaliyetin 2860 sayılı Kanun kapsamında bir yardım toplama niteliğine dönüştüğü ileri sürülemez.<br>Diğer taraftan belediyelere tanınan bağış kabul etme yetkisi; başka bir idarenin iznine bağlı olmadığı gibi, belirli bir amaç ve süre şartına bağlı olmaksızın sürekli kullanılabilen genel bir yetkidir.<br>Bu durumda, özel kanun niteliğindeki 5216 ve 5393 sayılı kanunlardan kaynaklanan bağış kabul etme hak ve yetkisi kapsamında kabul ettikleri şartsız bağışların 2860 sayılı Kanun kapsamında "yardım toplama" faaliyeti olarak nitelendirilmesinde ve kamu idaresi olan belediyelerin "kurum" gibi değerlendirerek 2860 sayılı Kanun kapsamına dahil edilmesi suretiyle izin almadıkları gerekçesiyle bağış toplama yetkilerinin kısıtlanmasına ilişkin dava konusu Genelgede hukuka uyarlık görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği düşünülmektir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : <br>Davacı Odunpazarı Belediye Başkanlığı tarafından, ... tarihli ve ... sayılı yazı ile Eskişehir Valiliğine, içinde bulunulan Ramazan ayı ve pandemi koşulları nedeniyle dar gelirli ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen hayırsever vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını en kısa zamanda giderebilmek amacı ile idareleri adına hesap açılması hususunda 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu gereğince gerekli iznin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, Eskişehir Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işlemiyle; davacı Belediyenin talebinin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ve Yardım Toplama Yönetmeliği ile birlikte Eskişehir Valiliğinin... tarihli ve ... sayılı yazısı ile Müdürlüklerine gönderilen ... tarihli ve ... sayılı Eskişehir İl Umum Hıfzıssıhha Kurul Kararları ile İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı yazısı ile ... tarih ve E.... sayılı yazısı kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı Genel Yazısının 6. paragrafında, "İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi olmayan vatandaşlarımıza, ihtiyaç duyabilecekleri gıda ve temizlik malzemelerini içeren paketler oluşturularak, ödeme gücü olan vatandaşlara bedeli mukabilinde; ödeme gücü olmayan vatandaşlarımıza ücretsiz olarak haftalık periyotlarla teslim edilebilecektir..." kuralının, 9. paragrafında, "İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması süreci "Vefa Koordinasyon Grubu" tarafından yönetilecek olup, bu gurubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyecektir..." kuralının yer aldığı, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı Genel Yazısının 4. paragrafında ise, "...İhtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması süreci vali/kaymakamların başkanlığında oluşturulan 'Vefa Koordinasyon Grubu' tarafından yönetilecek olup, bu grubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyecektir. Valilik ve kaymakamlıklarımız tarafından bu kapsamda görevlendirilecek tüm kamu/sivil görevlilere görev belgesi/yaka kartı düzenlenecek, bu görevlilerin isimleri ve görev alanları ilgili mahalle muhtarlarıyla paylaşılacaktır..." kuralının yer aldığı, bu nedenle başka bir kurum, kuruluş, sivil toplum kuruluşu tarafından yardım faaliyetinin gerçekleştirilmesi uygun olmayacağından, davacı Belediyenin yardım toplama izin talebinin Valiliklerince uygun görülmediği belirtilerek reddedilmesi üzerine, bakılan dava açılmıştır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;<br>"1. İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği" başlıklı 123. maddesinde, "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır (...)";<br> "1. Merkezi idare" başlıklı 126. maddesinde, "Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.<br>İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.<br>Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir."; <br>"2. Mahalli idareler" başlıklı 127. maddesinde, "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.<br>Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.<br>(...)<br>Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir (...)" hükümlerine yer verilmiştir.<br>5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun;<br>3. maddesinde, "İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. ..." hükmüne;<br>4. maddesinde, "İl genel idaresinin başı ve mercii validir. ..." hükmüne;<br>9. maddesinde, "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır.<br>Bu sıfatla :<br>A) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler.<br>(...)<br>C) Vali, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve diğer mevzuatın neşir ve ilanını ve uygulanmasını sağlamak ve talimat ve emirleri yürütmekle ödevlidir. Bu işlerin gerçekleştirilmesi için gereken bütün tedbirleri almaya yetkilidir.<br>Ç) Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve diğer mevzuatın verdiği yetkiyi kullanmak ve bunların yüklediği ödevleri yerine getirmek için valiler genel emirler çıkarabilir ve bunları ilan ederler.<br>(...)<br>E) İlin her yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek ve denetlemekten sorumludur. (...)" hükümlerine yer verilmiştir.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin, İçişleri Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlendiği Dokuzuncu Bölümünün İçişleri Bakanlığı hizmet birimlerinden olan İller İdaresi Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin sayıldığı "İller İdaresi Genel Müdürlüğü" başlıklı 257. maddesinde, <br>"(1) İller İdaresi Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) Yurdun iç politikasına, il ve ilçelerin genel ve özel durumlarına ait bilgileri toplamak ve değerlendirmek,<br>(...)<br>c) İl ve ilçelerin idaresine, yardım toplanmasına, (...) ait mevzuatın uygulanmasını takip etmek, ..." hükmü yer almıştır.<br>2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun;<br>"Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; <br>"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar. <br>Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır."; <br>"Yardım toplayabilecek olanlar" başlıklı 3. maddesinde, "Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler.";<br> "Yardım toplama şekilleri" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanuna göre; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle yardım toplanabilir."; <br>"İzin alma zorunluğu" başlıklı 6. maddesinde, "Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilir. <br>İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır."; <br>"İzin vermeye yetkili makamlar" başlıklı 7. maddesinde, "Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir. Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemler dernekler birimlerince yürütülür."; <br>"Yönetmelik" başlıklı 30. maddesinde, "Bu Kanunun 5, 8 ve 23 üncü maddelerinde öngörülen hususları ve Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usulleri belirleyen yönetmelik, İçişleri ve Maliye bakanlıklarınca Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanır."<br>"Saklı tutulan hükümler" başlıklı 31. maddesinde, "Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.<br>5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun;<br> "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: ... g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak. ..."; <br>"Büyükşehir belediyesinin gelirleri" başlıklı 23. maddesinde, "Büyükşehir belediyesinin gelirleri şunlardır; ... n) Şartlı ve şartsız bağışlar ..."; <br>"Büyükşehir belediyesinin giderleri" balıklı 24. maddesinde, "Büyükşehir belediyesinin giderleri şunlardır: ... j) Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar..."<br>28. maddesinde, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır." hükümleri yer almıştır.<br>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun;<br> "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde, "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: … i) Borç almak, bağış kabul etmek ..."; <br>"Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: … g) Şartlı bağışları kabul etmek ..."; <br>"Belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 38. maddesinde, "Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: ... l) Şartsız bağışları kabul etmek ..."; <br>"Belediyenin gelirleri" başlıklı 59. maddesinde, "Belediyenin gelirleri şunlardır: … g) Bağışlar ..."; <br>"Belediyenin giderleri" başlıklı 60. maddesinde, "Belediyenin giderleri şunlardır: … i) Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar ... r) Şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar ..." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1- Dava Konusu Genel Yazıların İncelenmesi:<br> İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E.... sayılı "İkametten Ayrılma Kısıtlaması/ Yasaklanması" konulu ve ... tarih ve E.... sayılı "Sokağa Çıkma Uygulaması" konulu Genel Yazılarının, dava konusu uygulama işlemine dayanak alınan kısımlarında; ihtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan (65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan) vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması sürecinin, vali/kaymakamların başkanlığında oluşturulan "Vefa Koordinasyon Grubu" tarafından yönetileceği, anılan vatandaşların ihtiyaç duyabilecekleri gıda ve temizlik malzemelerini içeren paketlerin -ekonomik güçlerine göre bedelsiz veya bedeli mukabilinde- haftalık periyotlarla kendilerine teslim edileceği, anılan Grubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, sivil toplum kuruluşu tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyeceği, valilik ve kaymakamlıklar tarafından bu kapsamda görevlendirilecek tüm kamu/sivil görevlilere görev belgesi/yaka kartı düzenleneceği bilgisine yer verildiği görülmektedir. <br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun yukarıda aktarılan hükümleri uyarınca, il ve ilçelerin idaresine, yardım toplanmasına ait mevzuatın uygulanmasını takip etmekle görevli İçişleri Bakanlığınca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak tescil edilen Coronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde riskli konumla olan ve ihtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması noktasındaki esas ve usullerin tespiti ile gerekli koordinasyonun (emek, zaman ve kaynak tasarrufu gözetilerek) sağlanması amacıyla "Vefa Koordinasyon Grubu" adı altında valiler/kaymakamların başkanlığında il ve ilçelerde geçici surette bir çalışma grubu oluşturulmasında hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, dava konusu Genel Yazılarda, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca yardım toplanması yasaklanmamış, sadece Vefa Koordinasyon Grubu'nun izin ve koordinasyonuna tabi tutulmuş olup, 2860 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca yardım toplama faaliyetinin kapsayacağı idari birime göre izin vermeye yetkili olan vali veya kaymakamın başkanlığında toplanan Vefa Koordinasyon Grubu'na bu konuda verilen yetkinin, anılan Kanun'a aykırı bir yönünün de olmadığı görülmektedir.<br>Diğer uyuşmazlık konusu olan, belediyelerin 2860 sayılı Kanun uyarınca yardım toplama iznine tabi olup olmadığı hususuna gelince; <br>Belediyeler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası uyarınca kuruluş esasları kanunla belirtilen, karar organları kanunda gösterilen, kamu tüzel kişiliğine sahip yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarıdır. Kanunların kendilerine verdiği görev ve yetkiler ile donatılmışlardır. Merkezi idare ise, mahalli idareler üzerinde belli hususlarda, kanunda belirtilen esas ve usûller çerçevesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.<br>2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun amacı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları belirlemek ve yardım toplamanın usûl ve esaslarını düzenlemektir. Anılan Kanun'da, kamu yararına uygun olarak amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinin bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişilere, derneklere, kurumlara, vakıflara, spor kulüplerine, gazetelere ve dergilere, (Cumhurbaşkanınca izin almadan yardım toplayabileceğine karar verilenler hariç, yetkili makamdan izin almak kaydıyla) yardım toplayabilme hakkı verilmiştir. <br>Anılan Kanun'da yer alan "kurum" ifadesinin, kamu tüzel kişiliğine sahip bir kamu idaresi olan belediyeleri de kapsadığı, belediyelerin ve belediye faaliyetlerinin Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasıyla Kanun'dan istisna tutulan kuruluş ve faaliyetler arasında yer almadığı, ayrıca belediyelerin Kanun'un 6. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanınca izin almadan yardım toplayabileceğine karar verilen kurum ve kuruluşlardan da olmadığı açıktır. <br>Aynı Kanun'un 31. maddesinde yer alan "Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." hükmü uyarınca, belediyelerin görev ve yetkilerinin düzenlendiği kendi mevzuatı uyarınca yardım toplama yetkisinin bulunup bulunmadığına gelince;<br>Davacı Belediyenin de tabi olduğu belediyelere ilişkin mevzuatta, "bağış kabul etme" ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır.<br>Bu bağlamda, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15., 18., 28., 38., 59. ve 60. maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 18. ve 23. maddeleri ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 8. ve 20. maddelerinde, bağış kabul etme ile ilgili ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. 5393 sayılı Kanun'un 15/1-i maddesi gereğince belediyeler bağış almak yetkisine sahiptirler. Kanun'un 18/1-g maddesi gereğince şartlı bağışları kabul etmek Belediye Meclisinin, 38/1-l maddesi gereğince şartsız bağışları kabul etmek de Belediye başkanının görev ve yetkisindedir. 59/1-g maddesi gereğince bağışlar, Belediyenin gelirleri, 60/1-r maddesi gereğince de şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar da Belediyenin giderleri arasındadır. Ayrıca doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, sosyal yardım ve destekte bulunmak, 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesinde büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 53. maddesinde de belediyelerin görevleri arasında sayılmış; öte yandan dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak "sosyal hizmet ve yardımlar" 5216 sayılı Kanun'un 24. maddesinde büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 60. maddesinde de belediyelerin giderleri arasında olduğu belirtilmiştir.<br>Günlük dilde yardım ve bağış sözcükleri zaman zaman birbirinin yerine kullanılmakta ise de; "yardım toplama" ve "bağış kabul etme" kavramları hukuken farklı niteliktedir.<br>Yardım toplamada, yardım toplayanın talebi ve hareketliliği söz konusudur. Yardım toplayan; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutulmuş sistemler kullanmak suretiyle kişilerden yardım yapmasını talep eder. Bağışta ise; bağış kabul edenin bir talebi yoktur, hareketsizdir ve bağışlayanın iradesi kendiliğinden oluşur.<br>Bağış, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 285 ila 298. maddelerinde düzenlenen bir sözleşme ilişkisidir. Tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulmaktadır. Bu nedenle, belediyelere ilişkin mevzuatta, bağışın geçerli olabilmesi için sadece bağışlayanın iradesi yeterli görülmemiş; şartlı bağışlarda belediye meclisinin, şartsız bağışlarda ise belediye başkanının bağışın kabulüne ilişkin iradesi aranmıştır. Bağışta, bağışlanan mal varlığının mülkiyeti bağışı kabul edene geçer. Yardım toplama ise, bir sosyal yardım projesine aracılık edilmesi faaliyetidir. Toplanan yardımlar yardım toplayanın mülkiyetine geçmez.<br>Yine, bağış şartlı ya da şartsız olabilir. Şartlı bağışta, bağışlayan yapılan bağışın hangi amaçta kullanılacağı hususunda bir şart ortaya koyar. Bu durumda, yapılan bağışın başka bir amaçta kullanılması mümkün değildir. Şartsız bağışta, yapılan bağışın hangi amaçta kullanılacağı hususunda bir belirleme yapılmaz, bu konu bağış kabul edenin iradesine bırakılır. Yardım toplamada ise, böyle bir ayrım söz konusu değildir. Yardımın hangi amaçla toplandığı hususu yardım toplayan tarafından önceden belirlenir. Yardım yapacak kişi yardımını bu amaca yönelik olarak yapar. Yaptığı yardımın farklı bir amaçta kullanılmasını istemek ya da yardım toplayanın iradesine bırakmak gibi bir tercih hakkı bulunmamaktadır.<br>Ayrıca, 2860 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde yer alan "Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır." şeklindeki düzenlemede bağış ve yardım kavramları birlikte kullanılmıştır. Kanun koyucu tarafından, hukuken aynı nitelikte olan iki kavramın birlikte kullanılmayacağı açıktır. Aksi düşünce, kanun koyucunun aynı anlama gelen iki kavramı yan yana kullanmak suretiyle kelime tekrarı yaptığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, bağış ve yardım toplama kavramlarının hukuken farklı nitelikte olduğu hususu 2860 sayılı Kanun'da da açıkça kabul edilmiştir.<br>2860 sayılı Kanun'da belirtilen yardım toplama şekilleri arasında "bankalarda hesap açtırmak" da bulunmaktadır. Bankalarda hesap açtırmak suretiyle yapılan yardım toplama faaliyetinde, açılacak hesabın kime ait olacağı konusunda mevzuatta açık bir hüküm bulunmamaktadır. Belirli bir kişiye yönelik olarak başlatılan yardım toplama kampanyalarında, bankalarda açılacak hesabın bu kişi adına açılması mümkündür. Ancak, dava konusu olayda olduğu gibi, bir ilde yaşayan ihtiyaç sahibi kişilerin tamamına yönelik olarak başlatılan yardım toplama kampanyalarında, ihtiyaç sahibi kişilerin kimlikleri ve sayıları önceden bilinmemektedir. Kaldı ki, her ihtiyaç sahibi adına ayrı ayrı hesap açılması da hayatın olağan akışına pek uygun değildir. Bu nedenle, böylesi yardım toplama kampanyalarında yardım toplayan adına açılan banka hesapları kullanılmaktadır. Yardım toplayan adına açılan banka hesaplarının kullanılması, yapılan yardımların yardım toplayanın mülkiyetine geçtiği anlamına gelmez. Bu durumda da, yardım toplayan aracı konumundadır, kampanyaya katılanlar yardım toplayana değil, ihtiyaç sahiplerine yardım yapmaktadır.<br>Olayda, koronavirüs hastalığı (Covid-19) ile mücadele sürecinde Odunpazarı ilçesinde yaşayan ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla kampanya başlatılmasını teminen davacı Belediye adına banka hesabı açılması hususunda 2860 sayılı Kanun uyarınca izin verilmesinin istenildiği görülmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, kampanyada davacı Belediyeye ait banka hesaplarının kullanılması tamamen zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Amacın, davacı Belediyeye gelir sağlamak olmadığı, ihtiyaç sahiplerine yardım toplamak olduğu açıktır.<br>Bu itibarla, koronavirüs hastalığı (Covid-19) ile mücadele sürecinde, Odunpazarı ilçesindeki ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla banka hesap numaraları ilan edilerek yapılacak kampanyanın "yardım toplama" faaliyeti kapsamında olduğu, belediyelere ilişkin mevzuatta belediyenin gelirleri arasında sayılan "bağış kabul etme" olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Buna göre, kendi mevzuatı uyarınca yardım toplama yetkisine sahip olmayan belediyelerin, yardım toplama faaliyetleri 2860 sayılı Kanun kapsamında olduğundan yetkili makamdan izin almak koşulu ile bu Kanun uyarınca yardım toplama yetkisine sahip olduğunda duraksama bulunmamaktadır. <br>Bu çerçevede, koronavirüs hastalığı (Covid-19) ile mücadele sürecinde, riskli konumda olan ve ihtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların temel ihtiyaçlarının, valiler/kaymakamların başkanlığında il ve ilçelerde geçici surette oluşturulan "Vefa Koordinasyon Grubu"nun eşgüdümüyle sağlanacağını, kendi mevzuatı uyarınca yardım toplama yetkisi bulunmayan davacı Belediyenin, 2860 sayılı Kanun kapsamında kabul edilerek bu Kanun uyarınca "Vefa Koordinasyon Grubu"ndan izin almaksızın yardım toplamasının mümkün olmadığını öngören dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>2- Dava Konusu Uygulama İşleminin İncelenmesi:<br>Uyuşmazlıkta, koronavirüs hastalığı (Covid-19) ile mücadele sürecinde Odunpazarı ilçesinde yaşayan ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla davacı Belediye tarafından 2860 sayılı Kanun uyarınca davalı Valiliğe izin başvurusunda bulunulduğu, ancak bu başvurusunun, dava konusu Genel Yazının yukarıda incelenen kuralları dayanak gösterilerek, riskli konumda olan ve ihtiyaçlarını karşılayacak kimsesi bulunmayan 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların temel ihtiyaçlarının (gıda ve temizlik malzemelerini içeren paketlerin) halihazırda haftalık periyotlarla kendilerine teslim edildiği, bu nedenle "Vefa Koordinasyon Grubu" dışında başka bir kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü tarafından yardım faaliyetinin gerçekleştirilmesinin uygun olmayacağından bahisle reddedildiği görülmektedir.<br>Buna göre, 5442 sayılı Kanun uyarınca, İçişleri Bakanlığının yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen talimatlarını yerine getirmek ve il çapında uygulamakla görevli bulunan davalı Valilik tarafından, ihtiyaç sahibi vatandaşların temel ihtiyaçlarının "Vefa Koordinasyon Grubu" koordinasyonuyla karşılandığı, ayrıca 2860 sayılı Kanun kapsamında bulunan davacı Belediyenin, kendi mevzuatı uyarınca yardım toplama yetkisinin de olmadığı gözetilerek tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta işlemlerinde kullanılan... TL resmî posta parası ile işbu kararın tebliği için kullanılacak ... TL resmi posta parası toplamı olan ... TL'den davacının yatırdığı posta gideri olan...TL'nin mahsubu sonucu kalan ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,<br>5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 11/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br> <br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Dava; Odunpazarı Belediyesinin, ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla idareleri adına hesap açılabilmesi için 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca gerekli iznin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Eskişehir Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanakları olan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce hazırlanan ... tarih ve E.... sayılı "İkametten Ayrılma Kısıtlaması/Yasaklanması" konulu Genel Yazı ile ... tarih ve E.... sayılı "Sokağa Çıkma Uygulaması" konulu Genel Yazı'nın iptali istemiyle açılmıştır.<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123. maddesi, idarenin "kuruluş ve görevleriyle" bütün olduğunu belirtirken, aynı zamanda bu bütünlük içindeki yapılanmanın merkezden ve yerinden yönetim esaslarına dayanmasını öngörmektedir. Böylece Anayasa, üniter devlet yapısı içinde merkezden ve yerinden yönetim esaslarına dayalı karma bir yapıyı benimsemiştir. Nitekim Anayasa'nın "1. Merkezi idare" başlıklı 126. maddesinde, "Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayırılır.<br>İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.<br>Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir." kuralına; "2. Mahalli idareler" başlıklı 127. maddesinde de, "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.<br>Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir...<br>Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir..." kuralına yer verilmiştir.<br>Yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardım toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar.<br> Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır"; "Yardım toplayabilecek olanlar" başlıklı 3. maddesinde, "Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler."<br>hükümlerine yer verildikten sonra, "İzin alma zorunluğu" başlıklı 6. maddesinde, "Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilir.<br> İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır." denilmiştir. Kanun'un, "Saklı tutulan hükümler" başlıklı 31. maddesinde de, "Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır." denilerek, kamu kuruluşlarına bu konuda ilgili kanunlarında tanınmış hak ve ayrıcalıkların geçerli olduğu özellikle vurgulanmış; bir başka ifadeyle özel kanunlarına göre bağış kabul etme veya izinsiz yardım toplama gibi hak ve ayrıcalıklara sahip olanların hak ve ayrıcalıklarının bu Kanuna dayanılarak kısıtlanmasının önüne geçilmiştir. <br>Yardım toplama faaliyeti, belirli bir sosyal projenin gerçekleşmesi amacıyla vatandaşlar tarafından yapılan katkının amaçla sınırlı olarak toplanmasına ve kullanılmasına aracılık edilmesidir. Bu aracılık faaliyeti genellikle gerçek kişiler ve sivil toplum kuruluşu olarak nitelenen özel hukuk tüzel kişileri eliyle yapılmaktadır. <br>Bu sebepledir ki; kanun koyucu, 2860 sayılı Kanunu çıkarmakla esasen gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri aracılığıyla gerçekleştirilen yardım toplama faaliyetini düzenlemek istemiştir. Nitekim yardım toplama yetkisine sahip olanların belirlendiği "Yardım toplayabilecek olanlar" başlıklı 3. maddesinde "kurumlar" ibaresi dışındakilerin tamamı özel hukuk kişileridir. <br> 2860 sayılı Kanun'un gerek genel, gerekse madde gerekçelerinin incelenmesinden, "Kurum" ifadesinin, maddede sayılan özel hukuk tüzel kişilerinin amaçlarına benzer faaliyetler yürüten, belirli bir kamu hizmetinin gerçekleşmesine destek olmak üzere kurulmuş Türk Hava Kurumu ve benzeri kurumları ifade etmek için kullanıldığı açıkça anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, belediyelere ilişkin mevzuatta, "bağış" ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15., 18., 28., 38., 59. ve 60. maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 18. ve 23. maddeleri ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 8. ve 20. maddelerinde, bağış kabul etme ile ilgili ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. 5393 sayılı Kanun'un 15/1-i maddesi gereğince belediyeler bağış almak yetkisine sahiptirler. Kanun'un 18/1-g maddesi gereğince şartlı bağışları kabul etmek Belediye Meclisinin, 38/1-l maddesi gereğince şartsız bağışları kabul etmek de Belediye başkanının görev ve yetkisindedir. 59/1-g maddesi gereğince bağışlar, Belediyenin gelirleri, 60/1-r maddesi gereğince de şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar da Belediyenin giderleri arasındadır. Ayrıca doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, sosyal yardım ve destekte bulunmak, 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesinde büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 53. maddesinde de belediyelerin görevleri arasında sayılmış; öte yandan dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak "sosyal hizmet ve yardımlar" 5216 sayılı Kanun'un 24. maddesinde büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 60. maddesinde de belediyelerin giderleri arasında olduğu belirtilmiştir.<br>Ayrıca, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 28. maddesi gereğince, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve diğer ilgili kanunların 5216 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanacaktır. Bu kapsamda, 5393 sayılı Kanun'daki bağış ile ilgili düzenlemeler büyükşehir belediyelerine de uygulanacaktır. Kaldı ki, Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda da bağış ile ilgili kimi düzenlemelere yer verilmiştir. Bu bağlamda, yetkili organların kararını almak koşuluyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerindendir. <br>Belirtmek gerekir ki, bağış alma yetkisi, bağış toplamayı da içermektedir. Diğer bir ifadeyle, bağış toplayanın hareketsiz kalması durumunda yapılan karşılıksız ödeme bağış olacağı gibi, bağış toplayanın çağrısıyla yapılan karşılıksız ödeme de bağış olarak nitelendirilmek durumundadır.<br>Dolayısıyla, tabi oldukları 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar gereğince doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, sosyal yardım ve destek sağlamak belediyelerin görevleri arasında olduğundan, belediyeler bu görevlerini yerine getirirken bağış/yardım yapılması çağrısında bulunabilirler. Bu bağlamda yardım ve bağış kavramları belediyeler yönünden iç içe geçmiş ve birbirini tamamlayan kavramlardır. Bağış kabul etme yetkisi bulunan belediyenin bu yolla elde ettiği geliri nerede harcayacağı konusunda elbette takdir yetkisi vardır. Harcama kalemi ile ilgili iradesini bağış yapıldıktan sonra belirleyebileceği gibi, bağış yapmaya davet aşamasında da somutlaştırarak beyan edebilir. Harcama yerine ilişkin irade beyanı bağış yapmaya teşvik niteliğinde olup, Belediyenin bağış yoluyla elde ettiği gelirleri nerede harcayacağını önceden beyan etmesinden hareketle bu faaliyetin 2860 sayılı Kanun kapsamında bir yardım toplama niteliğine dönüştüğü ileri sürülemez.<br>Diğer taraftan, belediyelere kendi mevzuatıyla tanınan bağış kabul etme yetkisi, başka bir idarenin iznine bağlı olmadığı gibi, belirli bir amaç ve süre şartına bağlı olmaksızın sürekli kullanılabilen genel bir yetkidir.<br>Kaldı ki, belediyelerin 2860 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında olmadığını, bu nedenle izinsiz bağış kampanyası düzenleyemeyeceğini söylemek de genel kanun niteliğindeki 2860 sayılı Kanuna göre daha yeni tarihli olan ve özel kanun niteliğinde bulunan 5393 ve 5216 sayılı kanunların ilgili kuralları gereğince olanaklı değildir.<br>Bu durumda, 2860 sayılı Kanun'un değinilen kurallarının bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden; bir kamu idaresi niteliğinde olan belediyelerin, bu Kanun kapsamında yer almadığı sonucuna varılmaktadır. <br>Bu itibarla, özel kanun niteliğindeki 5216 ve 5393 sayılı kanunlardan kaynaklanan bağış kabul etme hak ve yetkisi kapsamında kabul ettikleri şartsız bağışların 2860 sayılı Kanun kapsamında "yardım toplama" faaliyeti olarak nitelendirilmesi ve kamu idaresi olan belediyelerin "kurum" gibi değerlendirilerek 2860 sayılı Kanun kapsamına dahil edilmesi suretiyle izin almaları gerekmediği gibi, davacı Belediyenin, ihtiyaç sahibi vatandaşlar ile bağış yapmak isteyen vatandaşları buluşturmak, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla idareleri adına hesap açılabilmesi için 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu uyarınca gerekli iznin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun; İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı ve ... tarih ve E.... sayılı yazıları ile söz konusu yardımların "Vefa Koordinasyon Grubu" tarafından, tek elden yürütüleceği, bu gurubun kararı, görevlendirmesi, koordinasyonu olmadan hiçbir kurum, kuruluş, STK tarafından yardım faaliyeti gerçekleştirilmeyeceğinden bahisle reddi suretiyle bağış toplama yetkisinin kısıtlanmasında da hukuka uyarlık bulunmadığı, bu haliyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

vergi