<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/4635 E.  ,  2025/9131 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/4635<br>Karar No : 2025/9131 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR): 1- ...<br> 2-... <br> 3-... <br> 4- ... <br> 5- ... <br> 6-... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2-... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) ve ... nolu parseller yönünden alınan 03/09/2001 tarihli tahsis kararının iptali ve ayrıca ...Mahkemesi'nin E:..., K;... sayılı kararında tapuya şerh edilmesine dair belirtilen beyanda bahsi geçen Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli olur ile eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararının iptali ve kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gönderilen ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıyla tebliğ edilen işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, kadastro çalışmaları ve taşınmazın fiili kullanıcısının tespitine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda dava konusu taşınmazların davacıların bahçe olarak kullanımında bulunduğu, davacı tarafından taşınmazın bir kısmının kendisine satışı için ilgili yasa kapsamında idareye başvuruda bulunulduğu ve gerekli başvuru harçlarının da yatırıldığı, bu kapsamda kendisine satışın gerçekleştirildiği, bu aşamada Orman Bakanlığı Müfettişliği tarafından, söz konusu taşınmazların "eylemli orman alanında" kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle taşınmazın Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edildiği, yapıldığı belirtilen tespitin hangi somut verilere dayandırıldığının ortaya konulması için Mahkemesince 31/01/2023 ve 23/03/2023 tarihli ara kararları ile "eylemli orman alanı" tespiti işlemine ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği, ancak idarece bu yönde somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, bu durumda, idarece orman alanı dışına çıkarılan ve davacılar tarafından fiilen bahçe olarak kullanıldığı iddia edilen taşınmazların, "eylemli orman alanında" kaldığına ilişkin somut bir delilin sunulamamış olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin davacılardan... yönünden incelenmesinden; dava konusu işlemin...'in babası olan ...'in 20 yıldan beri bahçe olarak kullanımında olduğu taşınmazla ilgili olduğu, bu davanın davacılar yönünden kabulle sonuçlanması halinde taşınmazın miras hükümlerine göre pay edileceği, davacı ...'in babası ...'ten intikal eden mirası... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddettiğinin tespit edildiği, işbu davanın ise 27/05/2022 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla davacı ... babasından kalan mirası reddettiğinden (dava tarihi itibarıyla) dava konusu işlemin iptalinde davacı ... yönünden güncel, meşru ve kişisel bir menfaat bulunmadığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla davacı ...'in dava açma ehliyeti olmadığından 25/04/2024 tarihli dilekçeyle yapılan alt soydaki ... ve ...'in davacı olarak kabulüne de imkan bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacılardan ... yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlıkta, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak, ... ve ... tarafından söz konusu parselin kendi kullanımlarında olduğu, parselin bir kısmının tapunun beyanlar hanesinde eylemli orman olarak geçtiği, ancak bu yerlerin kullanıldığı ileri sürülerek eylemli orman şerhinin kaldırılması istemiyle Beykoz Kadastro Mahkemesi'nde dava açıldığı, söz konusu parselde hak sahibi olduğunu iddia eden ve bu davada davacı olarak yer alan... tarafından da söz konusu taşınmazın kendi kullanımında olduğu ancak kadastro tutanağında... ve ...'nın adının yazıldığı, beyanlar hanesine kendi isminin yazılması istemiyle Beykoz Kadastro Mahkemesi'nde dava açıldığı, iki davanın birleştirildiği ve ... Kadastro Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "söz konusu taşınmazın bir kısmının eylemli orman sınırları içerisinde kaldığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 03/09/2001 tarihli kararıyla Orman İşletme Müdürlüğü'ne tahsis edildiği ve 27/04/2006 tarihinde de teslim edildiği, bu nedenle söz konusu parselde bir kullanım durumundan bahsedilemeyeceğinden dava dışı... ve ...yönünden davanın reddine, kadastro tespit tarihine göre söz konusu yerin kullanımının davacı ...'te olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davada ise davanın kabulüne "14 sayılı parselin 2/B vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tespit ve tesciline, beyanlar hanesinin silinerek beyanlar hanesine "işbu taşınmaz 3 yıldan beri ... oğlu...'in kullanımındadır. Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı yazısına istinaden 4135,97 m2'si eylemli orman vasfındadır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." ibaresinin dercine hükmedildiği, söz konusu yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, taşınmazın bir kısmının eylemli orman sınırları içerisinde kaldığı ve 03/09/2001 tarihinde taşınmazın tahsis edildiğinin belirtildiği, anılan bilirkişi raporunun tarafllara tebliğ edildiği, ... Kadastro Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflara tebliğ edilerek 09/12/2014 tarihinde kesinleştirildiği, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ise; davacıların murisi ... tarafından, (davacılar mirasçı sıfatıyla davaya dahil edilmiştir) söz konusu taşınmazın zilyedi olduğu ancak orman olarak ilan edildiği, taşınmazın orman vasfında olmadığı, yapılan tespitin düzeltilmesi talebiyle ... Kadastro Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, söz konusu davanın, başka taşınmazlarla ilgili benzer iddialarla açılan davalarla ... Kadastro Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında birleştirildiği, ... Kadastro Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacıların davasının reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespitindeki miktarı ile "Ağaçlık" vasfında ayrı ayrı Maliye Hazinesi adına tespit ve tesciline, tapuların beyanlar hanesine "6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Taşınmazın tamamı Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 13/08/2002 tarihli olur ile Eylemli Orman olarak tahsis edilmiştir." şerhinin eklenmesine, hükmedildiği, söz konusu Mahkeme kararı içeriğinde 13/08/2002 tarihli olurdan ve 03/09/2001 tarihli tahsis kararından bahsedildiği, anılan kararın davacılardan ...'e 10/05/2018 tarihinde, diğer davacılara ise 08/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği görülmüş olup olayda, davacıların, 03/09/2001 tarihli tahsis kararı ile 13/08/2002 tarihli tahsis kararından; ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) parsel sayılı taşınmaz yönünden, ...Kadastro Mahkemesi'nin E:...sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu tebliğ edildiği tarihte ve en geç Mahkemece verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kesinleştiği 09/12/2014 tarihinde, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise ... Kadastro Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının tebliğ edildiği tarihte haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerine göre, 03/09/2001 tarihli tahsis kararını ve Eylemli Orman olarak tahsise yönelik 13/08/2002 tarihli olur işlemini Beykoz Kadastro Mahkemesi'nce verilen kararlarla öğrenen davacıların, bu kararların tebliğinden itibaren altmış gün içinde iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açması veya dava açma süresi içinde, üst makama, üst makam yoksa işlemi yapan makama başvurarak, işlemlerin kaldırılmasını, değiştirilmesini, yeni bir işlem tesis edilmesini veya iptalini istemesi gerekmekte iken davacıların altmış günlük dava açma süresini geçirdikten çok sonra 09/03/2022 tarihinde davalı idareye başvurarak, söz konusu tahsis kararlarının iptalini istedikleri, idarece verilen verilen yanıt üzerine 27/05/2022 tarihinde bakılan davanın açıldığı görüldüğünden, dava açma süresi geçirildikten sonra yapılan başvurunun ve başvuruya verilen yanıtın dava açma süresini ihya etmeyeceği de dikkate alındığında, yasal süresi içinde açılmayan bu davanın esasının incelenmesi hukuken mümkün olmadığından, süresinde olmayan davada işin esasına girilerek verilen iptal kararında hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, davacılardan ... yönünden verilen davanın ehliyet yönünden reddi kararı bakımından, istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun reddi gerektiği gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının kısmen kabul, kısmen reddi ile ... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın; davacılardan ... açısından davanın ehliyet yönünden reddine dair kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline dair kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun ise kabulü ile bu kısmın kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, ... açısından davanın ehliyet yönünden reddine dair kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yönünden; her ne kadar ... mirası reddetmiş ise de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun hükümlerine göre ...'in alt soyu olan ... ve ...'in talepleri doğrultusunda davaya dahil edilmeleri gerektiği, dava konusu işlemin iptaline dair kısma karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesine ilişkin olarak da; her ne kadar Kadastro Mahkemesi'nde açılan davalar neticesinde tahsis kararlarından haberdar oldukları değerlendirilmiş ise de anılan tahsis kararlarına karşı başvuru yollarının gösterilmediği, Anayasanın 40. maddesi uyarınca idari işlemlere karşı hangi mercilere başvurulabileceğinin, kanun yollarının ve sürelerinin ilgililere bildirilmesi gerektiği dolayısıyla hukuka aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacılar tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) ve ... nolu parseller yönünden alınan 03/09/2001 tarihli tahsis kararının iptali ve ayrıca ... Kadastro Mahkemesi'nin E:..., K;... sayılı kararında tapuya şerh edilmesine dair belirtilen beyanda bahsi geçen Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli olur ile eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararının iptali ve kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gönderilen ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıyla tebliğ edilen işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne; "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde, "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne yer verilmiştir.<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Mirasçılardan biri tarafından ret" başlıklı 611. maddesinde, "Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır." hükmüne yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeblere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. <br> Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan veya kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.<br> Anayasa Mahkemesi'nin 10/04/2003 tarihli ve E:2002/112, K:2003/33 sayılı kararında; hukuk devletinin, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlet olduğu; ayrıca, hukukun evrensel ilkelerine saygı duymanın hukuk devleti olmanın gereği olduğu; hukukun genel ilkelerinden birisinin de mülkiyet hakkının "zamanötesi" niteliği, başka bir anlatımla mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramaması olduğu belirtilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) ve ... nolu parseller yönünden alınan 03/09/2001 tarihli tahsis kararının iptali ve ayrıca ... Kadastro Mahkemesi'nin E:..., K;... sayılı kararında tapuya şerh edilmesine dair belirtilen beyanda bahsi geçen Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli olur ile eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararının iptali ve kaldırılması istemiyle yapılan 09/03/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gönderilen ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıyla tebliğ edilen işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak, dava dışı .... ve ... tarafından söz konusu parselin kendi kullanımlarında olduğu, parselin bir kısmının tapunun beyanlar hanesinde eylemli orman olarak geçtiği, ancak bu yerlerin kullanıldığı ileri sürülerek eylemli orman şerhinin kaldırılması istemiyle Beykoz Kadastro Mahkemesi'nde dava açıldığı, söz konusu parselde hak sahibi olduğunu iddia eden ve bu davada davacı olarak yer alan ... tarafından da söz konusu taşınmazın kendi kullanımında olduğu ancak kadastro tutanağında ... T. ve ... F.A.'nın adını yazıldığı, beyanlar hanesine kendi isminin yazılması istemiyle ... Kadastro Mahkemesi'nde dava açıldığı, iki davanın birleştirildiği ve ... Kadastro Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "söz konusu taşınmazın bir kısmının eylemli orman sınırları içerisinde kaldığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 03/09/2001 tarihli kararıyla Orman İşletme Müdürlüğü'ne tahsis edildiği ve 27/04/2006 tarihinde de teslim edildiği, bu nedenle söz konusu parselde bir kullanım durumundan bahsedilemeyeceğinden dava dışı...ve ...yönünden davanın reddine, kadastro tespit tarihine göre söz konusu yerin kullanımının davacı ...'te olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davada ise davanın kabulüne "14 sayılı parselin 2/B vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tespit ve tesciline, beyanlar hanesinin silinerek beyanlar hanesine "işbu taşınmaz 3 yıldan beri ... oğlu ...'in kullanımındadır. Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı yazısına istinaden 4135,97 m2'si eylemli orman vasfındadır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." ibaresinin dercine hükmedildiği, ... Kadastro Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflara tebliğ edilerek 09/12/2014 tarihinde kesinleştirildiği, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ise; davacıların murisi ... tarafından, (davacılar mirasçı sıfatıyla davaya dahil edilmiştir) söz konusu taşınmazın zilyedi olduğu ancak orman olarak ilan edildiği, taşınmazın orman vasfında olmadığı, yapılan tespitin düzeltilmesi talebiyle ... Kadastro Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, söz konusu davanın, başka taşınmazlarla ilgili benzer iddialarla açılan davalarla ... Kadastro Mahkemesi'nin E:...sayılı dosyasında birleştirildiği, ... Kadastro Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "Dava konusu ...Mahallesi ... ada ...,... ve ... parsel sayılı taşınmazları Hazinenin 2001 yılında orman yönetimine tahsis ettiği ve 27.04.2006 tarihinde teslim ettiği taşınmazlar olduğunun alınan bilirkişi raporlarında sabit olup, bu tür tahsisli taşınmazların her ne kadar eylemli orman olmasa dahi ağaçlandırılmak üzere orman yönetimine tahsis edilen yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı gibi bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine de olanak olmadığından ve yapılan tahsis kararı idari yargıda iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işleminin geçerliliğini sürdüreceğinden bu tür bir yere kullanıcı şerhi istemi ile dava açılamayacağı gerekçesi ile; 1-Davacı Orman İdaresinin açtığı davaların kabulüne, 2- Birleşen ..., ..., ... ve...Esas sayılı dosya davacılarının davalarının ayrı ayrı reddine, 3-Dava konusu Beykoz ilçesi ... Mahallesi ... ada ..., ... ve ... Parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 4-Dava konusu taşınmazların aynı ada ve parsel numarası altında, kadastro tespitindeki miktarı ile "Ağaçlık" vasfında ayrı ayrı Hazine adına tespit ve tesciline, 5-Tapuların beyanlar hanesine "6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Taşınmazın tamamı Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 13/08/2002 tarihli olur ile Eylemli Orman olarak tahsis edilmiştir." şerhinin eklenmesine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddi üzerine yapılan temyiz başvurusu neticesinde Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Dosya kapsamından dava konusu taşınmazların eylemli orman alanı olarak kullanılmak üzere tahsis edildiği anlaşılmaktaysa da dava konusu ... ada ... ve ... parsellere ilişkin olarak... İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı ve...İdare Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyalarıyla tahsis kararının iptaline ilişkin dava açıldığının, taraf vekillerince dosyaya sunulan evraklarla bildirildiği; söz konusu idari davanın sonucunun temyize konu davanın sonucuna etki edebileceği anlaşıldığından, idari yargıdaki davaların sonucunun beklenmesi ve bundan sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesine yer verilerek ... Kadastro Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkını "hukukun üstünlüğü" ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul ettiğinden, mahkemeye etkili erişim hakkını da, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edip, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması gerektiğini karara bağlamıştır. (AİHM, 23/01/2023 tarih, B. No: 51307/99 sayılı Geffre/Fransa kararı) <br> Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan "Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü uyarınca işlemlerde, işleme karşı süresini belirtmek şartıyla hukuksal yolların gösterilmesi zaruridir.<br> Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi, temyize konu kararda, Kadastro Mahkemesinde davası açılması ve anılan Mahkeme kararlarında işbu davaya konu edilen işlemlerden bahsedilmesi nedeniyle -en geç kararın kendilerine tebliğ edildiği tarih itibarıyla- davacıların işlemden haberdar olduğundan bahisle davalı idarelerin istinaf istemini kabul ederek davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş ise de; tahsis işlemlerine ilişkin olarak davalı idarelerce davacılara yapılmış bir tebligat bulunmadığı, diğer yandan her ne kadar ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ... Kadastro Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı taraflara tebliğ edilerek 09/12/2014 tarihinde kesinleştirilmişse de ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik ... Kadastro Mahkemesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, Bölge İdare Mahkemesince davanın süre aşımı nedeniyle reddine dayanak alınan davalardan birine ilişkin olarak yargılamanın derdest olduğu görülmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma kararı üzerine davacılar açısından yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığının kabulü ile 27/05/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddinin hak ve nesafet ilkesine uygun düşmeyeceği sonucuna varıldığından davanın süre yönünden reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamakta olup işin esasının anılan Mahkemece incelenip karar verilmesi gerekmektedir.<br>Diğer yandan, temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan ... yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına ilişkin kısmı bakımından yapılan incelemede;<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Mirasçılardan biri tarafından ret" başlıklı 611. maddesinde, "Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır." hükmü yer almakta olup (muris) ...'in mirasını reddeden davacılardan ...'in alt soyu olan ... ve ...'in 25/04/2024 tarihli dilekçe ile davaya taraf olarak eklenme talebinde bulundukları ancak Mahkemesince 4721 sayılı Kanunun ilgili hükmü dikkate alınarak ...'in alt soyu olan hak sahiplerinin davaya taraf olarak katılımı sağlanarak karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi konusunda da anılan Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ve davacılardan ... yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin davacılardan ... açısından davanın ehliyet yönünden reddine dair kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline dair kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile bu kısmın kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine, <br>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>5. Kesin olarak 25/11/2025 tarihinde, davanın ehliyet yönünden redde ilişkin kısmı yönünden oybirliği ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY :<br>(Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının bozulması yönünden)<br><br>(X)-Dava; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) ve ... nolu parseller yönünden alınan 03/09/2001 tarihli tahsis kararının iptali ve ayrıca Beykoz Kadastro Mahkemesi'nin E:..., K;... sayılı kararında tapuya şerh edilmesine dair belirtilen beyanda bahsi geçen Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli olur ile eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararının iptali ve kaldırılması istemiyle yapılan 09/03/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gönderilen ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıyla tebliğ edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasının (a) bendinde, bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildiriminin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı belirtilmiş, 14/3-e maddesinde; dilekçelerin “süre aşımı” yönünden de inceleneceği, 6. fıkrasında, ilk inceleme hususlarının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. <br> İdari Yargı'da dava açma süresinin 2577 sayılı Kanun'un 7/2-a maddesi uyarınca yapılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralına yer verilmiştir. Yazılı bildirimin bulunmadığı durumlarda, dava açma süresinin ıttıla (öğrenme) ile başlayacağı kuşkusuzdur. Danıştayın yerleşik hale gelen içtihadına göre, İdari Hakimin, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeleri inceleyerek, ya da başka dava dosyalarında yer alan dava süreçlerini kontrol ederek, davacının dava konusu etmiş olduğu idari işlemin hangi tarihte öğrendiğini tespit ediyor ise, bu tarihi esas alacağı, eğer böyle bir tespitin yapılması mümkün değil ise, aksi ortaya konulmadığı için davacının dava dilekçesinde yazdığı öğrenme tarihini esas alacağı tabiidir.<br> Davacılar, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) ve ... nolu parseller yönünden alınan 03/09/2001 tarihli tahsis kararının iptali ve ayrıca ... Mahkemesi'nin E:..., K;...sayılı kararında tapuya şerh edilmesine dair belirtilen beyanda bahsi geçen Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli olur ile eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararının iptali ve kaldırılması istemiyle yapılan 09/03/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gönderilen ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıyla tebliğ edilen işlemin iptalini istemektedir.<br> Olayda, asıl olarak iptali istenilen 03/09/2001 tarihli tahsis kararı ile Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 13/08/2002 tarihli oluru ile taşınmazın eylemli orman olarak tahsis edilmesine dair tahsis kararı bizzat davayla ilgili ve davacılara yazılı olarak tebliğ edilen işlemler olmadığı için bu işlemlerin, davacılar tarafından ne zaman öğrenildiğinin tespiti önem arzetmektedir. Zira, işlem tarihinden başvuru tarihine kadar, 20 yıla yakın bir süre geçtiği dikkate alındığında, davacıların bu uzun süre içinde işlemden haberdar olmaması olağan değildir. Nitekim dosyada mevcut olan belgeler incelendiğinde, davacıların aynı taşınmaza ilişkin olarak ...Kadastro Mahkemesinin E:...sayılı ve E:...sayılı davalarının bulunduğu, dolayısıyla davacıların tahsis kararlarından, ... ada, ... (yeni ... ve ... nolu parsel) parsel sayılı taşınmaz yönünden, ... Kadastro Mahkemesi'nin E:...sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edildiği tarihte ve en geç Mahkemece verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kesinleştiği... tarihinde, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise ... Kadastro Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının tebliğ edildiği tarihte haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Hal böyle iken; davacıların Beykoz Kadastro Mahkemesinde görülen davalar neticesinde tahsis kararlarından haberdar olduğunun kabulü ile anılan kararların tebliği üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra, 09/03/2022 tarihinde yapılan başvurunun sona eren dava açma süresini ihya etmeyeceği, bu nedenle sona eren dava açma süresini ihya etmeyeceği, bu nedenle davanın süre yönünden reddi gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi