<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/2788 E.  ,  2025/7234 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/2788<br>Karar No : 2025/7234 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR) 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br> 4- ...<br> 5-...<br> 6- ...<br> 7- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- (DAVALILAR) 1- ... Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ...İşletmesi Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Dava; davacılardan ...’un 05/08/2016 günü saat 14.30 sıralarında iş yerine ait motosiklet ile sipariş götürürken, merkez ... Mahallesi hemzemin geçidinden geçeceği sırada tren çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralanması, iki bacağını kaybetmesi ve başına platin takılması nedeniyle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık ... için 100,00-TL bakıcı ve yardımcı gideri, 100,00-TL tıbbi malzeme ve tedavi gideri, 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 300,00-TL maddi (miktar artırım sonrası 1.356.826,00-TL) ve 500.000,00-TL manevi, anne ... için 50.000,00-TL manevi, baba ... için 50.000,00-TL manevi ve her bir kardeş için 25.000,00'er TL manevi olmak üzere toplam 1.356.826,00-TL maddi ve 700.000,00-TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; İdare Mahkemesi'nce; davacılardan ...’un 05/08/2016 günü, saat 14.30 sıralarında iş yerine ait motosiklet ile sipariş götürürken, merkez ... Mahallesi hemzemin geçidinden geçeceği sırada tren çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralandığı, iki bacağını kaybettiği ve başına platin takıldığı, davacılar tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı esasına kayden 02/12/2016 tarihinde dava açıldığı, söz konusu dava kapsamında kusur tespitine yönelik İstanbul Teknik Üniversitesince düzenlenen 16/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen olayda TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle ikinci derecede ve %10, Batman Belediye Başkanlığının olay yerindeki hemzemin geçide bariyer yapılmasından sorumlu olması nedeniyle ikinci derecede ve %15, davacı ...'un ise motosikletin hatalı sevk ve idaresinden dolayı olayın meydana gelmesinde birinci derecede ve %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, devam eden süreçte mahkemenin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın 09/09/2019 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine davacılar tarafından tazminat talebiyle TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğüne 05/12/2019 tarihinde yapılan başvurunun 07/01/2020 tarihinde reddedildiği, yine tazminat talebiyle Batman Belediye Başkanlığına 04/12/2019 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık ... için 100,00-TL bakıcı ve yardımcı gideri, 100,00-TL tıbbi malzeme ve tedavi gideri, 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 300,00-TL maddi (ıslah sonrası 1.356.826,00-TL) ve 500.000,00-TL manevi, anne için 50.000,00-TL manevi, baba için 50.000,00-TL manevi ve her bir kardeş için 25.000,00'er TL manevi olmak üzere toplam 1.356.826,00-TL maddi ve 700.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada Adli Tıp Kurumu nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi sonrasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen 17/05/2023 (mahkemece 09/05/23 yazılmıştır) tarih ve 10647 sayılı rapor ile davacının meslekte kazanma gücünü %69 oranında kaybetmiş sayılacağının tespit edildiği, davacı ...'un işgücü kaybı veya meslekte kazanma gücü kaybı ve bakıcı giderlerine yönelik maddi zararlarına karşılık bilirkişi tarafından net asgari ücret üzerinden ...'un müterafik kusuru da dikkate alınmak suretiyle hesaplanarak belirlenen 1.356.826,00-TL maddi zararın tespitine yer verildiği anlaşıldığından, davanın anılan tutar bakımından kabulü ile, davalı idarelerin kusurları oranına göre 542.731,00-TL'lik kısmının TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, 814.096,00-TL'lik kısmının ise Batman Belediye Başkanlığı tarafından davacı ...'a ödenmesi gerektiği, öte yandan davacılar tarafından dava dilekçesinde, tıbbi malzeme ve tedavi giderlerine yönelik şimdilik 100,00-TL talep edilmesi nedeniyle, mahkemelerinin 05/03/2024 tarihli ara kararı ile davacılardan; "tıbbi malzeme ve tedavi giderlerine yönelik talebi ispata yarar (masrafları ortaya koyan) dekont, makbuz, fiş vb. bilgi ve belgelerin birer örneğinin" istenilmesine karşın, söz konusu talebi ispata yarar herhangi bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, tıbbi malzeme ve tedavi giderlerine yönelik zararın davacılar tarafından ortaya konulamaması karşısında bu talebin reddi gerektiği, davalı idarelerin hizmet kusuru sonucunda ...'un yaralanması sebebiyle kendisi ve diğer davacıların ağır bir elem, üzüntü, acı ve ızdırap duyduğu tartışmasız olup, ...'un olay tarihindeki yaşı, psikolojik durumu, olayın meydana geliş şekli, müterafik kusuru vs. bir bütün olarak dikkate alınarak manevi zararın takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın 1.356.826,00-TL maddî tazminat isteminin kabulüne, 1.356.826,00-TL maddi tazminatın 542.731,00-TL'lik kısmının (%10 kusur oranına göre) davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünden, 814.096,00-TL'lik kısmının ise (%15 kusur oranına göre) ise davalı Batman Belediye Başkanlığından, görevsiz mahkemedeki dava açma tarihi olan 02/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, davanın, davacıların 700.000,00-TL manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü (180.000,00-TL) ile aşağıda oranları yazılı olan 100.000,00-TL'nin ...'a, 20.000,00-TL'nin anne ...'a ve 20.000,00-TL'nin baba ...'a, her bir kardeş için ayrı ayrı 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 40.000,00-TL'nin kardeşlere (..., ..., ..., ...) şeklinde kabul edilen tutarın görevsiz mahkemedeki dava açma tarihi olan 02/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte kusur oranına göre 72.000,00-TL'sinin davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünden, 108.000,00-TL'sinin diğer davalı Batman Belediye Başkanlığından alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin mavevi tazminat talebi (520.000,00-TL) bakımından davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında: Maddi (geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik (efor) ve işlemiş dönem bakıcı gideri ile tedavi gideri yönünden) ve manevi tazminata ilişkin kısım yönünden davacıların ve davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine, işleyecek dönem bakıcı gideri yönünden ise Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve ... sayılı rapor ile davacının başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunun belirtildiği, dava dosyasına sunulan 09/11/2023 havale tarihli hesap bilirkişisi raporunda Aralık 2023 (bu ay dahil) dönemine kadar bakıcı giderinin hesabının yapıldığı, idare mahkemesince Ocak 2024 ve sonrası işleyecek dönem için bakıcı giderine hüküm kurulmadığı, İdarelerin hizmet kusuru neticesinde ağır engelli konuma gelen ve başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini yerine getiremeyecek olanların bakımının üstlenilmesi nedeniyle açılan davalarda, muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamalara dayalı olarak belirlenen toplu tazminat miktarları idarelerce ilgililere ödendiği, ancak tazminatın toplu olarak ödenmesi durumunda bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine, ilgililer lehine sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabildiği ve ödenen tazminatlar geri istenebildiği, bu neviden bir soruna mahal verilmemesi açısından, Danıştay'ın içtihatları uyarınca bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat kaleminin hesaplanmasının aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılması: <br>1- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi, <br>2- Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması, <br>3- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması, <br>4- Bilirkişi raporunda hesaplanan dönemden sonraki yıllar için yapılacak bakıcı gideri tazminat hesaplamasının, ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden ve ağır engelli kişinin yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına hükmedilmesinin gerektiği, bu durumda, dava dosyasına sunulan 09/11/2023 havale tarihli hesap bilirkişisi raporu sonrası işleyecek dönem için bakıcı gideri yönünden bakımı üstlenilen ağır engelli davacılardan ...’un hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece, her takvim yılı başında yıllık peşin olarak, aylık brüt asgari ücret üzerinden ve davalı idarelerin kusurları oranında (TCDD yönünden %10, Batman Belediye Başkanlığı yönünden %15 oranında) davalı idarelerce davacılardan ...'a ödenmesine, idare mahkemesince maddi tazminata ilişkin hükmedilen avukatlık ücretinden ayrı olmak üzere işleyecek dönem bakıcı gideri yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 36.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerce davacılara verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin bu kısım yönünden kabulüne karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br> TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, olayın meydana geldiği hemzemin geçidin düzenlenmesi, bakım ve güvenliği öncelikle Batman Belediyesi'nin sorumluluğunda olduğu, hemzemin geçidin kaçak olarak kullanılması ve bu geçidin resmileştirilmesi için TCDD, belediye ile yazışmalar yapıldığı ve gerekli uyarılarda bulunulduğu, ancak belediyenin gerekli önlemleri almadığının anlaşıldığı, Yargıtay 15. HD. 14/09/2009, 4410/4671) sayılı kararında şu hususlar ifade edildiği: 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, belediyelerin görev ve sorumluluklarını belirten 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde “İmar, su, kanalizasyon, ulaşım gibi alt yapı hizmetlerini yapar veya yaptırır” hükmü ile, yine aynı Kanun'un belediyenin yetki ve imtiyazlarını düzenleyen 15. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde “Kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek” hükmü getirildiği, öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Karayolu Trafik Güvenliği” başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, karayolunun yapım ve bakımı ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşların karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü oldukları, aynı Kanun'un “Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesinin “b” fıkrasının 1. bendinde ise, yapım ve bakımdan sorumlu oldukları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın belediye trafik birimlerine ait olduğunun belirtildiği, TCDD Ana Statüsünün Ek 2. maddesinde, demiryolunun, karayolu, köy yolu ve benzer yollar ile yaptığı kesişmelerde demir yolunun anayol sayılacağı, bu kesişmelerde yapılan yeni yolun bağlı olduğu kurum ve kuruluşun alt ve üst geçit yapmak ve diğer emniyet tedbirlerini almakla yükümlü olduğu kuralı bulunduğu, 03/01/1996 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Hemzemin Geçitlerin K0runması, Bakımı, Geçit Bekçilerinin Görevleri Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kendi sorumluluklarındaki yollarda teşekkül eden hemzemin geçitlerde kazaların önlenmesi amacı ile bekçili bariyer kurulmasının usulü düzenlenmiş olup, anılan maddenin son fıkrasında; hemzemin geçitlerde, bağlı olduğu kamu kurum ve kuruluşlar arasında protokol imzalanması ve protokolün ilgili kuruluşun karar organınca, somut olayımızda Belediye Encümeni ve noter tarafından da onaylanmasının gerektiği kuralı getirildiği, bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, belediye sınırları içerisindeki yolların yapım ve bakımında görevli olan belediyelerin, bu yolların trafik düzeni ve güvenliğini de sağlamakla yükümlü oldukları, bu yükümlülükler içinde yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolların demiryolu ile kesiştiği yerlerde alt ve üst geçit yapma, hemzemin geçidi bekçili bariyerli hale getirme, otomatik koruma tesisi kurma ve diğer emniyet tedbirlerini de almanın bulunduğu sonucu çıktığı, bilirkişi raporlarına göre davacı ... %75 oranında kusurlu bulunduğu, kazanın asli sebebi trafik kurallarına uyulmaması olduğu, davacının sürücü belgesi olmadan çalıntı bir motosikletle hız limitlerini aşarak hemzemin geçide girdiği, bu durum olay yeri tutanakları, görgü tanıkları ve kamera kayıtları ile sabit olduğu, 2918 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sürücülerin trafik kurallarına uymasının zorunlu olduğunun belirtildiği, hız limitlerine riayet etmemenin ve ehliyetsiz sürücülerin trafikte bulunmasının yasak olduğu, 2918 sayılı Kanun'un 84. maddesinde, araç sahipleri ve sürücüler trafik kazalarından asli kusurları oranında sorumlu olduğu, davacının %100 oranında kusurlu iken yüzde 75 olarak kusur oranının belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, hükmedilen tazminatın fahiş olduğu, davacıların, tedavi ve bakıcı giderlerinin eksik hesaplandığını ileri sürmekte ancak bu iddialarını kanıtlayıcı bilgi ve belgeleri sunmadığı, davanın süresinde olmadığı, olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Batman Belediye Başkanlığı tarafından, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğu, davanın süresinde açılmadığı, davacının maluliyet oranının, iş göremezlik süresinin ve bakıcı süresinin fazla gösterildiği, kazanın davacının kusurundan kaynaklandığı, ATK raporundaki kusur durumunun dikkate alınması gerektiği, TCDD tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasının gerektiği, idarelerinin kusurunun bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Davacılar tarafından, karar tarihinde yürürlükte olan asgari ücrete göre zararın hesaplanmasının gerektiği, oluşan zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, tedavi giderlerinin resen araştırma ilkesi çerçevesinde ve talepleri doğrultusunda tespit edilip hesaplanması gerekirken mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığı ve talebin göz ardı edildiği, bilirkişi hesap raporuna karşı itirazların değerlendirilmediği, (...'un) olay sebebi ile ve olay sonrası çeşitli ameliyatlar geçirdiği ve bu ameliyatların neticesinde SGK tarafından karşılanmayan ilaçlar kullandığı, iki ayağının kesilmiş olması nedeniyle sürekli olarak oturmak zorunda kaldığı için kalça bölümlerinde apseler oluştuğu ve bu apseler için yeniden çeşitli ameliyatlara girme ve ilaçlar kullanma zorunluluğu doğduğu, ayrıca iki bacağından ampüte edildiği için akülü tekerlikli sandalye, aynı anda iki adet koltuk değneği, koltuk değneği lastikleri, hareketli klozet, aynı anda iki adet protez bacak ve hasta alt bezine muhtaç olduğu, bunları sürekli ve ömür boyu kullanmak zorunda olduğu, tekerlikli sandalye , protez bacak, koltuk değneği, koltuk değneği lastikleri, hareketli klozet ve hasta alt bezi SGK tarafından tamamen karşılanmadığından akülü tekerlekli sandalye, aynı iki adet koltuk değneği, koltuk değneği lastikleri, hareketli klozet, aynı anda iki adet protez bacak ve hasta alt bezini kendi imkanları ile satın alma durumunda kaldığı, bu medikal ekipmanları ömür boyu kullanacak olduğu, kullandığı ilaçların, geçirdiği ve geçireceği ameliyatların, akülü tekerlikli sandalye, aynı anda iki adet koltuk değneği, koltuk değneği lastikleri, hareketli klozet, aynı anda iki adet protez bacak ve hasta alt bezine fiyatlarının da tespit edilerek tedavi giderlerinin hesaplanması gerekirken bilirkişi raporunda bu hususla ilgili hesaplama yapılmadığı, bakıcı gideri hatalı ve eksik hesaplandığı, tüm yaşam süresi boyunca 3 adet bakıcı giderinin hesaplanması gerektiği, askerlik çağı nedeniyle 6 aylık hesaplama yapılmaması hatalı olduğu, kusur raporunda makinist ...'na kusur atfedilmediği, oysa ki makinist şehir içindeyken hızını azaltmadığı gibi kendisi kaza meydana geldiği anda alkollü olduğu, söz kosusu trende bulunan ve TCDD personeli olan şahısların beyanlarının esas alınarak rapor düzenlenmesi açıkça hukuka aykırı olduğu, makinist kazanın meydana geldiği vakitte iş başında alkollü olarak bulunduğu, usul ve yasaya aykırı raporda bu hususa rağmen anlaşılması güç bir şekilde makiniste kusur atfedilmediği, kazanın meydana gelmesinin nedenleri, hemzemin geçitte motorlu araçların geçişini engelleyen bariyerin olmaması ve hemzemin geçitte trenin geldiğini belirten bir ikaz ya da ışıklandırmanın bulunmaması olduğu, tren hemzemin geçide yaklaştığında uyarıcı siren de çalmadığı, şehir içerisinde gerekli önlemleri almayan TCDD'nin ve Batman Belediye Başkanlığı'nın bu nedenler ile daha yüksek oranda kusurlu oldukları aşikar olduğu, dava konusu kazanın gerçekleştiği hemzemin geçit, “Hemzemin geçitlerinin korunması bakımı ve yönetimi ile geçit bekçilerinin görevlerine ait yönetmelik” ile tanımlanan Bariyersiz ve Bekçisiz Hemzemin Geçit sınıfına girdiği, genel planlama ve güvenlik ilkeleri düşünüldüğünde, gerek kentsel fonksiyonlara yakınlığı, gerekse de bu hat üzerindeki demiryolu mevcut sefer sayısı (trafik) göz önüne alındığında, dava konusu hemzemin geçitin bariyerli olarak düzenlenmiş olması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, hükmedilen ilam vekalet ücretleri ile yargılama giderleri de hatalı olduğu, manevi tazminat yönünden her bir davacı açısından ayrı ayrı olmak üzere nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir maktu vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : <br>Davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, yerel mahkemenin karar tarihinde yürürlükte olan asgari ücret tarifelerini esas alarak hesaplama yapmasının hukuka uygun olduğu, her bir idarenin sorumluluğunun, kendi eylem veya ihmalinden kaynaklanan kusur oranı çerçevesinde belirlendiği ve davalı idarelerin tazminatı sorumluluğunun tamamından müteselsil ve müştereken sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafın iddia edildiği şekilde medikal ürünler ve tedavi giderleri konusunda yeterli somut bilgi ve belgeyi sunamadığı, bu nedenle mahkeme kararının bu kısım yönünden hakkaniyetli olduğu, davacı tarafın, bakıcı giderlerinin tüm yaşam süresi boyunca 3 adet bakıcı üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin iddiasının, olayın niteliği ve davacının durumu dikkate alındığında fahiş bir talep olduğu, hayatın olağan akışına ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığı, davacıya %75 kusur atfedilmesinin dahi, somut olayın özelliklerine ve delil durumuna uygun olmayıp TCDD İşletmesi'nin kusursuzluğuna ve davacı yanın kusur oranının yüzde 75'in de üzerinde belirlenmesi gerektiği, davacının yaşadığı bedensel ve ruhsal tahribat büyük olsa da, hükmedilen manevi tazminat miktarının, ülkemiz ekonomik koşulları, benzer olaylardaki yargı kararları ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde yüksek belirlendiği belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmutur.<br> Diğer davalı Batman Belediye Başkanlığı ve davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen reddi kısmen kabulü ile ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Kanun'a 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacılardan ...’un 05/08/2016 günü, saat 14.30 sıralarında iş yerine ait motosiklet ile sipariş götürürken, merkez Demiryolu Mahallesi hemzemin geçidinden geçeceği sırada tren çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralandığı, iki bacağını kaybettiği ve başına platin takıldığı, davacılar tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı esasına kayden 02/12/2016 tarihinde dava açıldığı,<br> ... Asliye Hukuk Mahkemesince kusur tespitine yönelik İstanbul Teknik Üniversitesince düzenlenen 16/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen olayda TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle ikinci derecede ve %10, Batman Belediye Başkanlığının olay yerindeki hemzemin geçide bariyer yapılmasından sorumlu olduğu olması nedeniyle ikinci derecede ve %15, davacı ...'un ise motosikletin hatalı sevk ve idaresinden dolayı olayın meydana gelmesinde birinci derecede ve %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın 09/09/2019 tarihinde kesinleştiği,<br> Davacılar tarafından tazminat talebiyle TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğüne 05/12/2019 tarihinde yapılan başvurunun 07/01/2020 tarihinde reddedildiği, yine tazminat talebiyle Batman Belediye Başkanlığına 04/12/2019 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık ... için 100,00-TL bakıcı ve yardımcı gideri, 100,00-TL tıbbi malzeme ve tedavi gideri, 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 300,00-TL maddi (miktar artırım sonrası 1.356.826,00-TL) ve 500.000,00-TL manevi, anne için 50.000,00-TL manevi, baba için 50.000,00-TL manevi ve her bir kardeş için 25.000,00'er TL manevi olmak üzere toplam 1.356.826,00-TL maddi ve 700.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkemenin... tarih ve E:2..., K:... sayılı kararının istinaf aşamasında ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... sayılı dava dosyasından yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 16/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu olay nedeniyle Batman Belediye Başkanlığı'nın % 15 oranında ve TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün % 10 oranında, ...'un ise %75 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, anılan bilirkişi raporunun davacılara Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2019 tarihli karar duruşmasında tebliğ edildiği, anılan bilirkişi raporunun davacılara tebliğ edildiği 14/05/2019 tarihinden itibaren zararın kesinlik kazandığı ve eylemin idariliğinin öğrenildiği, bu itibarla; zararın kesin olarak ortaya çıktığı ve eylemin idariliğinin öğrenildiği 14/05/2019 tarihinden itibaren 1 yıl içinde 02/12/2019 tarihinde davalı idarelere yapılan başvurunun reddi üzerine 60 gün içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı ve davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğine ilişkin kararı sonrasında yerel mahkemece işin esasın geçildiği,<br> Batman İdare Mahkemenin 10/03/2022 tarihli ara kararı ile maluliyet oranının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi sonrasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen... tarih ve ... sayılı rapor ile Geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren E cetveline (yaşına) göre yüzde 69 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespit edildiği, bunun üzerine davacı ...'un sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin zararın hesaplanması amacıyla Mahkemenin 15/09/2023 tarihli ara kararıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda dosyaya sunulan 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "05/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve %69 oranında beden gücü kaybına uğrayan ve bakıma muhtaç olan davacı ...'un TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre, iş gücü kaybı(efor kaybı) tazminatının müteraffık kusuru dikkate alınmadan toplam 4,858,198,00 TL, bakıcı gideri tazminatının 372,254,00 TL, geçici iş görmezlik gideri zararının 196.853,00 TL olmak üzere 5.427,305,00 Tl olduğu ancak müterafık kusur oranının düşülmesi neticesinde toplam zararın 1.356.826,00-TL TL" olarak hesaplandığı, bahse konu raporda protez giderlerine ilişkin zarar kalemine yer verilmediği ve bu zararın ayrıca hesaplanmadığı, davacılar vekili tarafından 26/09/2024 tarihinde dosyaya sunulan miktar artırımı dilekçesiyle maddi tazminat değerinin 1.356.826,00-TL'ye artırıldığı görülmektedir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.<br> İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.<br> 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br> Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanan vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle ortaya çıkan maddi zararlar arasında "tedavi giderleri" de yer almaktadır. Zarar gören kişinin vücut bütünlüğünü eski hâle getirmek yani iyileştirmek veya hastalığın artmasına engel olmak için yapmış olduğu masraflar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu anlamda vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin iyileşmesi için yapılan muayene, tahlil, tedavi, ambulans, ameliyat, hastane, ilâç ve bakım gibi masraflar bu kapsamda değerlendirilir. Bunun dışında zarar görenin bir organını kaybetmesi hâlinde bu organ yerine kendisine takılan organ veya protezler için yapılan masrafların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. (Fikret, Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 28. Basım, Ankara 2023, s.854 vd; Oğuzman, Kemal Turgut, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2, 12. Basım, İstanbul 2016, s. 95 vd.)<br> İdarenin eylemi sonucu ağır engelli konumuna gelen ve hayatını devam ettirebilmesi, başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini yerine getirebilmesi için protez kullanımına ihtiyaç duyulan kişilerce açılan davalarda, muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamalara dayalı olarak belirlenen toplu tazminat miktarlarının idarelerce ilgilisine ödenmesine karar verilmesi durumunda, protez kullanacak muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatların geri istenebilmesi yoluna gidilebilmektedir.<br> Özellik ve gereklilik konusunda seçenekleri oldukça fazla olan protez bedelinin tespiti için rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın esas alınması gerektiği kabul edilmekle birlikte; her somut olaya göre kullanılması gereken protezin farklı özellikler taşıması, protez modellerinin fazlalılığı, yurt içi ve yurt dışı fiyatların farklılaşması rayiç bedelin tespitini zorlaştırmaktadır.<br> Bu bağlamda; Ticaret ve Sanayi Odalarının tacir ve sanayiciler tarafından üretilen mal ve hizmetlerin azami fiyat tarifelerini düzenleme yetkisi dikkate alındığında; davacının protez değişim zamanında idareye sunacağı fatura bedelinin -ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla- rayiç bedel olarak kabul edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması suretiyle rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın davacıya ödenmesi gerekmektedir.<br> Özetlemek gerekirse, protez giderine ilişkin maddi tazminat hesabı aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılacaktır:<br>Protez uygulanacak kişinin hayatta olduğu belgelendirildiği sürece protez giderlerinin ödenmesine devam edilmesi, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması,<br> Ödemenin her protez değişim periyodunda peşin olarak yapılması, <br><br> Anılan kriterler dikkate alınarak, olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için protez gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu hesaplama yapılır iken olay tarihinden itibaren her protez değişim zamanı için davacı tarafından Mahkemeye sunulacak fatura bedelinin -ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla- rayiç bedel olarak esas alınması, Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin davacıya ödenip ödenmediğinin araştırılması, ödeme yapılması halinde rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın hesaplanması ve yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi, bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, <br> Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak protez gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, protez değişim zamanında davalı idarece re'sen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve davacı tarafından idareye sunulacak fatura bedelinin ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla rayiç bedel olarak kabul edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması suretiyle rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki fark üzerinden hesaplanmak suretiyle her protez değişim zamanında peşin olarak ödenmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. <br> Uyuşmazlıkta dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinin 10/03/2022 tarihli ara kararı sonrasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve ... sayılı raporunda davacının sürekli bakıma muhtaç olduğuna ve meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin tespitlerin yapıldığı, davacının maruz kaldığı bedensel zarar neticesinde protez kullanımının gerekip gerekmediği bu gerekliliğin sürekli mi yoksa belirli sürelerle yenilenmesi gereken bir durum mu olduğu ayrıca protez değişim periyotlarının tıbbi ve bilimsel ölçütlere göre hangi aralıklarla gerçekleşmesi gerektiği hususlarında herhangi bir tespitin yapılmadığı anlaşılmaktadır.<br> Bu itibarla; Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan alınacak yeni ve ek bir rapor ile protez kullanıma ilişkin olarak gereklilik olup olmadığına yönelik somut ve bilimsel sonuçlar alındıktan sonra yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde davacının maddi tazminat miktarının Mahkemece yeniden hesaplanarak hüküm kurulması gerektiğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının <br>a) Temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, <br>b) Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4- Kullanılmayan ayrı ayrı ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemleri hâlinde davalı idarelere iadesine,<br>5. Kesin olarak, 06/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY :<br><br>(X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. (...)" hükmüne, 9. maddesinde; ''1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.'' hükmüne, 13. maddesinde; “1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konuda işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği taktirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir. 2. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.'' hükmüne, 14. maddesinin 3. fıkrasında dilekçelerin hangi yönlerden inceleneceği belirtilmiş ve e bendinde süre hususuna yer verilmiş, 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmış, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği öngörülmüştür.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, davacılardan ...'un hemzemin geçitten geçeceği sırada tren çarpması sonucu ağır şekilde yaralandığı ve sakat kaldığı, bu sakatlık nedeni ile davacıların zararları belirli hale geldiğinde arttırmak kaydı ile maddi zararlar için şimdilik kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 100,00 TL bakıcı ve yardımcı kişi gideri, 100,00 TL tıbbi malzeme ve tedavi giderleri, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... için 500.000,00 TL, anne ve babanın her biri için 50.000,00 TL ve kardeşlerinin her biri için 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada; ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararı ile idari yargının görevli yargı yeri olduğundan bahisle verilen görev yönünden ret kararının taraflarca istinaf yoluna başvurulmayarak 09/09/2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine, 05/02/2020 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 9/1. ve 13/2. maddelerinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; adli veya askeri yargı yerlerinin verdiği görev ret kararlarının kesinleşmesini takip eden 30 gün içerisinde idari davanın açılması gerektiği, kesinleşme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde veya bu süre geçirildikten sonra aynı Kanun'un 11. ve 13. maddeleri uyarınca yapılacak itiraz veya başvuruların 30 günlük bu süreyi kesmeyeceği veya durdurmayacağı gibi, dava açma hakkını da ihya etmeyeceği açıktır.<br>Uyumazlıkta ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09/09/2019 tarihinde kesinleşen görevsizlik kararı üzerine, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca adli yargı merciinin verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 30 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 05/02/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmaması nedeniyle temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br><br><br></font></p></body></html>

vergi