<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2023/365 E.  ,  2025/4361 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/365<br>Karar No : 2025/4361 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : <br> 1- DAVACI : ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- DAVALI : ... Bakanlığı<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... ili, ... Mekanize ... Komutanlığında ... olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile birlikte yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilerek davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve yine bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/3 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazetede yayımlandığı 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olması, kanun koyucu tarafından da bu konuda henüz bir düzenlemenin de yapılmamış olduğu anlaşıldığından, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü, ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edilen Kanun hükmüne göre elde edilmiş olan, Anayasa hükmü gereği korunması gereken kişisel veri niteliğindeki istihbari bilgi notuna dayanılarak davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı,ayrıca; davalı idarece, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununda öngörülen temel ilkelere usul ve esaslara uygun olarak yeniden bir değerlendirme yapılabileceğinde kuşkusuz olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların (maaş ve her ay düzenli olarak ödenen ilave ödemelerin) dava tarihi olan 23/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı sonucu ve gerekçesi itibarıyla hukuka ve usule uygun olup, bu kısım bakımından kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığından, kararın bu kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği, kararın; işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde ise; uyuşmazlık konusu olayda, davaya konu edilen sözleşmenin feshi işlemi, esastan hukuka aykırı bulunarak iptal edilmeyip, işlemin sebep unsurunu oluşturan güvenlik soruşturmasının dayanağı olan 4045 sayılı Kanun’un ilgili maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararıyla iptal edilmiş olduğundan ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hiçbir şekilde yapılamayacağının değil, güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair temel ilkelerin kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması gerektiği gerekçesine yer verildiğinden, davacı hakkında Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi doğrultusunda 17/04/2021 tarihinde yürürlüğe konulan 7315 sayılı Kanun hükümlerine göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılarak yeni bir değerlendirme yapılacağından, işbu davada verilen iptal kararının, davacının doğrudan göreve iadesi sonucunu doğurmadığı, davalı idarece 7315 sayılı Kanunda belirlenen ilke, usul ve esaslara uygun olarak, davacı hakkında yeniden yapılacak değerlendirme sonucunda sözleşmesinin feshedilmesi veya edilmemesi yönünde karar verileceğinden, bu aşamada davacının parasal hak talebi hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığından, parasal hak talebini kabul eden İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline yönelik istinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinafa konu İdare Mahkemesi kararının parasal hak talebinin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacının parasal hak talebi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br> Davacı tarafından; dava konusu işlemin iptali ile birlikte parasal hakların da ödenmesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın parasal haklar yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve ilgili mevzuata uygun olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bu kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> <br>TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br>Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY:<br> ... ili, ... Mekanize Tugay Komutanlığında sözleşmeli piyade er olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile birlikte yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” kuralı öngörülmüştür.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Temyize konu karar davalı idarenin temyiz istemi yönünden incelendiğinde;<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Temyize konu karar, davacının temyiz istemi yönünden incelendiğinde;<br> İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.<br>2577 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanınmış ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabilecekleri belirtilmiştir. <br>Uyuşmazlıkta; davacının dava konusu işlemle birlikte, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık birlikte incelendiğinde, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi nedeniyle, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ilişkin istemi hakkında kabul hükmü kurulması gerekirken, anılan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların (maaş ve her ay düzenli olarak ödenen ilave ödemelerin) dava tarihi olan 23/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmı yönünden reddi; parasal haklara ilişkin kısım yönünden ise; kabulü ile istinafa konu İdare Mahkemesi kararının parasal hak talebinin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılması, davacının parasal hak talebi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA,<br>2. Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının parasal hak talebi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 14/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi