<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/7022 E.  ,  2025/2048 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/7022<br>Karar No : 2025/2048<br><br>Kanun Yararına Temyiz Eden: ... Başsavcılığı <br>Davalı :... Belediye Başkanlığı<br>Vekili : Av. ...<br><br>Davacı : ...<br>Vekili : Av. ... <br><br>İstemin Özeti :... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir.<br><br>Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.<br><br>Danıştay Tetkik Hâkimi:...<br>Düşüncesi: İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>Danıştay Başsavcısı : ...<br>Düşüncesi: Gelir İdaresi Başkanlığı hasım gösterilmek suretiyle açılan davada bu idarenin savunmaları alınmak suretiyle dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra karar aşamasında bu idare hasım mevkiinden çıkarılarak Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım mevkiine alındığı halde dosyanın yeniden tekemmülüne ilişkin usûl işlemleri yerine getirilmediği için anılan idareye savunma imkânı tanınmadan esas hakkında ... İdare Mahkemesince verilen... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararın kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi: Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” kuralına yer verilmiş olup bu maddede âdil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasını gerektirmektedir.<br>Anayasa'nın 36. maddesine "ile adîl yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan âdil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği belirtilmiş, Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesine dayalı başvurular üzerine verdiği kararlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla âdil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer verildiğinden, anılan ilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğunu ve bu ilkelere uygun olarak yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığını vurgulamıştır.<br> Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı şartlara tâbi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir. Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını zorunlu kılmaktadır.<br>Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak gösterilen deliller ve sunulan görüşler hakkında taraflara bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı verilmesini gerektirdiğinden, davalı mevkiinde bulunan idareye işleminin hukuka uygunluğunu savunma imkânı tanımak âdil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan silahların eşitli ilkesi gereğidir.<br>2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-c) işaretli bendinde davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği belirtildiğinden ve 16. maddesinde dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği kurala bağlandığından, dava dosyaları bu âmir hükümlere göre tekemmül ettirildikten sonra nihaî kararın verilmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, Gelir İdaresi Başkanlığına karşı açılan davada anılan idare hasım mevkiinden çıkarılarak Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım mevkiine alındığı hâlde bu idareye savunma hakkını kullanabilmesi için dava dilekçesi ile savunmaya cevap dilekçesi tebliğ edilerek savunmaları alındıktan sonra nihâi karar verilmesi gerekirken bu usûlî işlemler tamamlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması âdil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlâli sonucunu doğurmuştur.<br>Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca talep olunur.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br>Dava; davacı tarafından,... sayılı makbuzla, ... plakalı araç için, 2016/7. dönem "J Plaka Askıya Alma-Askıdan İndirme Ücreti"ne bağlı olarak tahsil edilen 45,76 TL katma değer vergisinin (KDV) yasal faiziyle iade edilmesi talebiyle yapılan 23/08/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile tahsil edilen KDV'nin yasal faiziyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, J Plaka Askıya Alma-Askıdan İndirme Ücretine yönelik olarak dava konusu işlemin iptaline ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, KDV'ye yönelik kısmı yönünden davanın incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verildiği, bu karar uyarınca davacı tarafından 09/05/2021 tarihli dilekçesi ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne anılan KDV'nin yasal faiziyle iadesi istemiyle düzeltme başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine, bu kez 23/08/2021 tarihli dilekçe ile Gelir İdaresi Başkanlığına şikayet başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun da zımnen reddedilmesi üzerine 03/11/2021 havale tarihli dilekçe ile Gelir İdaresi Başkanlığına karşı bakılan davanın açıldığı, Mahkemenin 21/04/2022 tarihli ara kararı üzerine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığınca gönderilen bilgi ve belgelerden, uyuşmazlık konusu KDV'nin Büyükşehir Belediyesi tarafından davacıdan tahsil edildiği ve bakılan dava açıldıktan sonra 18/11/2021 tarihinde anılan KDV'nin ve yasal faizinin Büyükşehir Belediyesi tarafından davacıya iade edildiği, bu durumda; konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kesin olarak karar verilmiştir.<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” kuralına,<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinde; " (1) Dilekçeler Danıştayda Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur. (2) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir. (3) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir. (4) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır. (5) İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. (6) Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır." hükmüne, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde; " (1) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine, e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, Karar verilir. (2) Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir. (3) Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz. (4) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir. (5) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir." hükmüne, "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinde; " (1) Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. (2) Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. (3) Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. (4) Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. (5) Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir. (6) Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler." hükmüne, 'Kanun Yararına Temyiz' başlıklı 51. maddesinde; "İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmüne yer verilmiştir.<br>İptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla açılan davalar olup, bir idari işlemin iptali istemiyle açılan iptal davası süreci içinde işlemin davalı idarece iptal edilmesi, geri alınması veya konuyla ilgili başka bir işlem tesis edilmesi halinde, davanın konusunun kalıp kalmadığı yönünde irdeleme yapılarak, konusunun kalmadığı hallerde, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerleşik idari yargı içtihatları haline gelmiş bulunmaktadır. Bu hallerde; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olunmasından dolayı davalı idarelere yükleneceği de tabiidir. <br>Kanun yararına bozma isteminde bulunan Danıştay Başsavcılığınca, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığının hasım mevkine alındığı halde dava dilekçesinin bu hasma tebliğ edilmediği, dolayısıyla adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği belirtilmektedir.<br>Başsavcılığın isteminde dayanılan silahların eşitliği ilkesi; Anayasa Mahkemesince, "davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir." şeklinde tarif edilmiş ve ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması gerektiği belirtilmiştir. (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).<br>Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunma hususunda uygun imkânların sağlanması şarttır. (AYM, Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).<br>Adil yargılanma hakkı yargılamanın sonucunun adil olmasını garanti etmemekte, yargılama sürecinin hakkaniyete uygun bir biçimde yürütülmesini güvence altına almaktadır. Öte yandan, yargılama sürecinde savunma hakkını zedeleyen birtakım eksikliklerin bulunması otomatik olarak adil yargılanma hakkının ihlaline yol açmamaktadır. Adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken yargılamadaki bir eksikliğin yargılama süreci içinde telafi edilip edilmediği ve bunun bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini etkileyip etkilemediği değerlendirilir. (AYM, Ayfer Atalmış, B. No: 2016/12198, 9/6/2020, § 41).<br>Dosyanın incelenmesinde, ... İdare Mahkemesi Hakimliğince dava dilekçesinin ilk incelemesi yapılmasına müteakip verilen 21/04/2022 tarihli ilk inceleme ara kararı ile Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığından ilgili bilgi ve belgeler istenilmiş, dosyaya sunulan bilgi belgelerin incelenmesi sonucunda, davanın konusunun kalmadığı görülmüş, bunun üzerine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım mevkine alınarak konusu kalmayan dava hakkında "Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararı" verilmiş olup, işbu karar davanın ilk inceleme aşamasında verildiği için dosyanın tekemmülüne gerek görülmemiştir. Kaldı ki ...İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, davanın temelinin davacı İhsan Mersin'in davalı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı 22/11/2020 tarihinde,... plakalı araca ilişkin "J Plaka Askıya Alma-Askıdan İndirme Ücreti" adı altında tahakkuk ve tahsil edilen asıl alacağın ve buna bağlı KDV'nin iadesine yönelik yapılan düzeltme başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemiyle ... Vergi Mahkemesinde açılan dosya olduğu, ... Vergi Mahkemesince,... tarih E: ..., K:... sayılı dava konusu işlemin "J Plaka Askıya Alma-Askıdan İndirme Ücreti" ile bu ücrete uygulanan gecikme zammına ilişkin kısmı yönünden kabulü ile bu kısımların iptaline, söz konusu ücrete uygulanan gecikme zammının ödendiği tarihten iadenin yapılacağı tarihe kadar işleyecek yasal faiziyle davacıya iadesine, gecikme zammı uygulanan katma değer vergisine ait yapılan tahakkukların iptali ve tahsil edilen KDV ile bu vergiye uygulanan gecikme zammının yasal faiziyle iadesi istemine ilişkin davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığının dava konusu KDV'nin tahsil edilmesinde ve geri ödenmesinde yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verilmesi üzerine, davacı tarafından 09/05/2021 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne KDV'nin yasal faiziyle iadesi düzeltme başvurusu yapıldığı, yapılan başvurunun zımnen reddedildiği, davacının 23/08/2021 tarihinde bu kez Gelir İdaresi Başkanlığına aynı konuda yaptığı şikayet başvurusunun zımnen reddi üzerine işbu davanın Gelir İdaresi Başkanlığına karşı 03/11/2021 tarihinde açıldığı görülmüş, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığının ilk davanın açıldığı 22/11/2020 tarihinden itibaren dava hakkında bilgisi ve dava konusu işlemlerden haberi olan taraf olduğu anlaşılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca; kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilebilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir.<br>İncelenen dosyada olduğu şekilde ilk inceleme aşamasında, ara karar sonucu dava konusunu (KDV'yi) dava açıldıktan sonra ödediği anlaşılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığının hasım mevkine alınarak dosya tekemmül ettirilmeden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesinin, özellikle davanın esasının karara bağlanması sürecinde taraflara eşit haklar verilmek suretiyle adil yargılama yapılması amacına yönelik silahların eşitliği ilkesine aykırı olmadığı, mevzuat ve usul ekonomisi açısından yerinde olduğu ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı açısından tüm yargılama nazara alındığında herhangi bir hak kaybına yol açmadığı, kanun yararına bozmanın amacının, yürürlükteki hukukun ülke genelinde birlik içinde uygulanmasını sağlamak olup, dosya kapsamında yargılama süreci nazara alınarak hakimin yürürlükteki hukuku tarafların lehine usul ekonomisi ve yargılamayı süratle neticelendirmek amacıyla takdirine göre uygulamasının kanun yararına bozma nedenini oluşturmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığınca ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının savunma hakkı yönünden kanun yararına temyiz isteminin reddine, kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine 11/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi