<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/5979 E. , 2025/7778 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/5979<br>Karar No : 2025/7778<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI :... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik, özel hayatın gizliliği ilkelerinin, adil yargılanma, özel hayata saygı, etkili başvuru haklarının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği, aksi düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, gerekçesiz bir şekilde olağanüstü hal ilan edilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Danıştay 5. Dairesinin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarihli ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali ile bu işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kabulü yolunda verilen 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararların iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında "Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun ...tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:...sayılı kararıyla, anılan suçları işlediğine dair kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 02/01/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br><br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br><br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun ...tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararda;<br>Davacının unvanlı göreve atanmasına ilişkin tanık beyanları yönünden; A.K.'nın ve A.T.'nin ifadelerinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna ilişkin açık, net, görgüye ve somut bilgilere dayalı bir beyanda bulunmadıkları; A.K.'nın ifadesinde, HS(Y)K eski üyesi A.B.'nin etkisiyle Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmasının FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilere minnet duygusu besleme ihtimaline gerekçe olabileceğini belirtmek suretiyle yoruma dayalı çıkarımda bulunduğu, A.T.'nin ise, davacının Danıştay Tetkik Hakimliğinden Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmasının örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna delil oluşturduğu ve davacının örgüt mensubu olduğu yönündeki S.A.'nın düşüncesini aktardığı; ayrıca dava dosyasında davacının Vergi Mahkemesi Başkanlığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının unvanlı göreve atanmasına ilişkin anılan şahısların beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden; davacının ifadesi incelendiğinde, bulunduğu ilde düzenli bir eğitim kurumu bulunmadığı ve diğer meslektaşları da gönderdiği için çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacı anılan ifadesinde, HS(Y)K tarafından internet sitesinde yayınlanması üzerine yaptığı başvuru sonrasında mesleki ziyaret kapsamında 2012 ya da 2013 yılında 1 hafta süreyle Romanya Devletine gönderildiğini belirttiği, davacının bu beyanlarının aksini ve örgütle bağlantısı ile örgütsel amaçlar gözetilerek söz konusu görevlendirmenin yapıldığını ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının HS(Y)K tarafından bir hafta süreyle Romanya'ya gönderildiğine yönelik beyanı örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br><br>Davacı yine söz konusu ifadesinde, HS(Y)K seçimlerinde seçim günü oyunu kullandıktan sonra sonuçlar belli olana kadar beklediğini beyan etmiş ise de, davacının seçimlerde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğini, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğünü, seçimde örgüt adına/lehine sandık müşahitliği yaptığını ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, salt seçim sonuçları belli olana kadar beklediği yönündeki beyanının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacının bahse konu ifadesinde yer alan; oğlu örgüte müzahir okula gittiği sırada kendilerine okulun ücretini ödemek için (Bank Asya) bankamatik kartı verdikleri, bankamatik aracılığıyla okul ücretini ödedikleri, daha sonra okulun ödemesi bitince kartı ve hesabı iptal ettirdiği hususları davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde; kararda yer verilen Bank Asya ile ilgili tespit ve değerlendirmeler, davalı idarenin iddiaları, davacının şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesi, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler ve dava dosyasındaki diğer bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde; dosya kapsamında davacıya ait herhangi bir hesap dökümünün bulunmadığı, davacının örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan anılan Banka'nın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında Banka'ya para yatırma işlemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı ve okul ücretini ödemek için Bank Asya'nın bankamatik kartı verdiğini, bankamatik aracılığıyla okul ücretini ödediklerini, daha sonra okulun ödemesi bitince kartı ve hesabı iptal ettirdiğini beyan eden davacının, bu beyanının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının Bank Asya kredi kartı aracılığıyla okul taksidi ödemesi yaptıklarına ilişkin beyanının da örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Atama kararına HS(Y)K eski üyesi T.G.'nin muhalif kalması hususu yönünden, davacının Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığından Adana Vergi Mahkemesi Üyeliğine atanmasına yönelik kararda, Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi T.G.'nin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacıya sicil notu olarak 80 puan (Beklenenin Üstünde) verilmesi hususu yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 80 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>HTS Raporu yönünden, söz konusu raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı gibi, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşmesinin bulunması iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacı hakkındaki Ankesör/Büfe Sorgu Raporu yönünden, Ankesör/Büfe Sorgu Raporu'nun incelenmesinden, davacı adına kayıtlı olan GSM hattına ilişkin aranma kaydı bulunmakta ise de, bu arama kaydına yönelik olarak davacının beyanlarının aksini ortaya koyabilecek dosyada bir bilgi ya da belge bulunmadığı gibi Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 11/06/2021 tarihli yazısı ve ekindeki İstihbarat Başkanlığı yazısında ... ve ... numaralı GSM hatlarının davacı tarafından kullanılmadığının değerlendirildiği görüldüğünden, davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olmadığı sonucuna varıldığı; netice itibarıyla, davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğuna ilişkin iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyasında yapılan 12/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2016/57701, K:2022/893 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı kararıyla;<br>"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;<br>Davalı idarenin dosyaya sunduğu davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden, ... sicil numarasıyla ve son olarak Vergi Mahkemesi Üyesi unvanıyla görev yapan davacının, 21/04/2003 tarihinde İdari Yargı Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, sırasıyla 18/07/2005-27/10/2005 tarihleri arasında İstanbul İdare Mahkemesi Üyesi, 27/10/2005-15/03/2012 tarihleri arasında Danıştay Tetkik Hâkimi, 15/03/2012-03/07/2014 tarihleri arasında ... Vergi Mahkemesi Başkanı, 03/07/2014-13/02/2015 tarihleri arasında Adana Vergi Mahkemesi Üyesi ve 13/02/2015-29/11/2016 tarihleri arasında Ankara Vergi Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.K.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 08/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Şu an Anayasa Mahkemesi Raportörü olarak görev yapmaktayım. ...’ı dönem arkadaşı olmamız sebebiyle tanıyorum. Staj esnasında henüz mesleğe kabul kararı verilmemiş iken hatırladığım kadarıyla 2004 yılında ...’ın düğünü vardı ben de davetliydim. O dönem başörtüsü problemi vardı. Bu konuda ciddi bir endişe vardı muhafazakar insanlarda. Bu şartlar altında ...’nın tesettürlü biriyle evlendiğine şahit oldum. Kişisel kanaatim o dönem FETÖ’yle irtibatlı olsaydı bu evliliğin örgüt tarafından kesinlikle onaylanmayacağını düşünüyorum. Daha sonra ... 2012 yılında A.B.’nin etkisiyle ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmıştı bu sebepten FETÖ/PDY irtibatlı kişilere minnet duygusu beslemiş olabilir. 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde kendisiyle bir konuşmamız olmadı. Bu sebepten kendisinin seçimlerde nasıl bir tavır sergilediğini bilmiyorum. Bu hususlar dışında ...’ın FETÖ/PDY örgütüne irtibatı iltisakı olup olmadığına dair bir bilgi sahibi değilim.";<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.T.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 28/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Şu an ... İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. ...'ı dönem arkadaşı olmamız sebebiyle tanıyorum. Hatırladığım kadarıyla 2004 yılında ...'ın düğünü vardı ben de davetliydim, düğünü ... Parkı içerisinde bulunan ... Düğün Salonundaydı. O dönem yedi kişilik HSYK'nın olduğu dönemdi, biz de mesleğe kabul aşamasındaydık ve büyük bir endişe taşıyorduk çünkü muhafazakârlara karşı büyük tepki vardı. Bu şartlar altmda ...'ın tesettürlü biriyle evlendiğine şahit oldum. Adı geçen o dönem FETÖ'yle irtibatlı olsaydı bu evliliğin örgüt tarafından kesinlikle onaylanmayacağını düşünüyorum. ... 2012 yılında Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmıştı, daha sonra yanlış hatırlamıyorum 2014 yılında bu görevden alınarak Adana Vergi Mahkemesi üyeliğine atandı, bu görevden almaya karşı tepkili olduğunu biliyorum ancak 2014 HSYK seçimlerinde kime oy kullandığını bilmiyorum. Bundan yaklaşık iki hafta önce ... İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan S.A.'yı iadeyi ziyarete gittiğimde, başkanın Zonguldak'ta ... ile birlikte çalıştığını bildiğimden ilgilinin nasıl biri olduğunu sorduğumda, bana paralel yapı mensubu olduğunu düşündüğünü söyledi, ...'ın paralel yapının etkin olduğu dönemde Danıştay Tetkik Hakimliğinden ... Vergi Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının paralel yapıyla irtibatlı ve iltisaklı olduğuna delil oluşturduğunu beyan etti, bu konuda ilgilinin de bilgisine başvurulabileceğini düşünüyorum."<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.A.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 16/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Halen ... İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. 2011 yılı ocak ayında Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine atandım. ... hatırladığım kadarıyla 2012 Yaz Kararnamesiyle Danıştay Tetkik Hakimliğinden Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığına atandı. Kendisiyle tanışmamız bu suretle oldu. O dönem Danıştay Tetkik Hakimliğinden ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanması bizde soru işareti bıraktı. Çünkü Danıştay Tetkik Hakimliğinden Mahkeme Başkanı olmak teamüllere aykırıydı. Bu husus dışında ...'ın FETÖ/PDY örgütüyle irtibatına veya iltisakına dair somut bilgi sahibi değilim. 2014 yılı HSYK seçimlerinde de aynı yerde görev yapmamamız sebebiyle seçimdeki tavırlarını da bilmiyorum." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.<br>Davacı, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "... Sadece oğlum A.B.'yi Zonguldak’da düzenli bir eğitim kurumu olmadığı için ve diğer meslektaşlarda gönderdiği için bu kansız örgütün okuluna göndermek zorunda kaldım. Hatta eşim bu cemaate başından beri karşı olduğu için çocuğu bu gurubun okuluna göndermemiz konusunda beni uyarmıştı. Ancak başka uygun olmadığı için göndermek zorunda kaldık. ... Yukarıda belirttiğim şekilde oğlum A.'yı Zonguldak’taki Cemaate ait okula gittiği sırada bize okulun ücretini ödemek için bankamatik kartı vermişlerdi, bankamatik aracılığı ile okul ücretini ödüyorduk. Daha sonra okulun ödemesi bitince kartı ve hesabı iptal ettirdim. ... 2005 yılında İstanbul İdare Mahkemesine kura ile atandım. Aynı hafta geçici görevle Danıştay Tetkik Hakimliğine atandım. 2012 yılı Ocak ayına kadar Danıştay Tetkik Hakimi olarak görev yaptım. Danıştay'da Vergi Dairesindeki işlere baktım. 2012 Mart ayında Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığına atandım. Vergi Mahkemesi Başkanlığı unvanlı bir görevdir. Ancak çalıştığım bölge tercih edilmeyen bir yerdir. ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmam sırasında beri re'sen bu göreve atayacaklarını söylediler ve benden bir dilekçe istediler. 2014 kararnamesi ile şahsıma atılan iftira sebebi ile Adana Vergi Mahkemesine düz hakim olarak atandım. 6 ay süre ile Adana Vergi Mahkemesinde çalıştım ancak HSYK ile yaptığım görüşmeler ve üzerime iftira atıldığını belirterek ilk mazeret kararnamesi ile Ankara Vergi Mahkemesi üyeliğine atandım. Daha sonra da Yüksek Kurul vergi mevzuatını bilen hakime ihtiyacımız var diyerek beni en son 2016 yaz kararnamesi ile Konya Bölge İdare Mahkemesi Üyeliğine atadılar. BİM'e atanmam sırasında kesinlikle talebim olmadı. ... Mesleki ziyaret kapsamında 2012 yada 2013 yılında 1 hafta süre ile HSYK tarafından Romanya Devletine gönderildim. Kurul internet sitesinde yayınlamıştı, bende başvurumu yaptım, yabancı dil bildiğim için bilgi ve görgümü artırmak için gittim. Ben Almanya , Fransa ve Portekiz'i tercih etmiştim. Ancak bana Romanya çıktı. ... HSYK seçimlerinde ortalıkta 2 liste dolaşıyordu, benimde herkes gibi bu iki listeden de haberim vardır. Zaten adaylar adliyeleri dolaşıyorlardı. Ben hiçbir adayın lehine çalışmadım. Bu kapsamda hakim savcı ziyaretinde bulunmadım. Bağımsız adaylara nezaret etmedim. HSYK adaylarından H.K.'yi çok iyi tanırım. O da beni çok iyi tanır. Nasıl bir kişiliğe sahip olduğum H.K.'ye sorulabilir. Benim hakkımda herhangi bir olumsuz kanaati olduğunu düşünmüyorum. Bağımsız olarak belirtilen adaylardan A.B.'yi de Danıştay'da farklı dairelerde çalıştığımız için tanırım. Samimiyetim yoktur. Sadece herhangi bir karşılaşmam sırasında nezaketen merhabalaşırız. ... Seçim günü oyumu kullandıktan sonra bende sonuçlar belli olana kadar bekledim. Ancak herhangi bir görüntü kaydı almadım..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.<br>Davalı idare tarafından, "Davacının Zonguldak Vergi Mahkemesi Başkanlığından Adana Vergi Mahkemesi Üyeliğine atanmasına yönelik karara FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen Kurul eski Üyesi T.G.'nin örgütsel dayanışma içerisinde hareket ederek muhalif kalması" ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HS(Y)K'da etkin oldukları dönemde davacıya sicil notu olarak 2012 yılında 80 puan verilmiş olduğu hususları ileri sürülmüştür.<br>Davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda da yer verilen, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen ve 13/07/2023 tarihli ara kararımız üzerine dosyaya dahil edilen rapora göre, davacının kullandığı telefon ile 01/06/2014-21/07/2016 tarihleri arasındaki dönemde, haklarında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kapsamında soruşturma yürütülen ve meslekten çıkarma kararı verilen, yargı mensupları ve eski HSYK üyesi A.B. ile çok sayıda görüşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.<br><br>Davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Tanık A.K., davacının 2004 yılındaki evliliğini ve bu durumun o dönem için FETÖ ile irtibatlı olmadığını düşündürdüğüne yönelik dair şahsi kanaatini ifade etmiştir. Ancak bu tanık, aynı zamanda davacının 2012 yılında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen Kurul eski Üyesi A.B.’nin etkisiyle ... Vergi Mahkemesi Başkanlığı görevine atanmış olabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Tanık A.T. de benzer yolda ifadeler vermiş ve davacının ... Vergi Mahkemesi Başkanlığı görevine atanmasının “paralel yapı” ile irtibatlı ve iltisakı nedeniyle olduğu yolundaki diğer tanık S.A.'dan duyduğu ifadeleri aktarmıştır. Tanık S.A. ise, davacının Danıştay Tetkik Hâkimliğinden ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmasının teamüllere aykırı olduğunu vurgulamıştır.<br>Tanık ifadelerinin ve davacıya ait hizmet belgesinin birlikte değerlendirilmesinden, ilk derece mahkeme tecrübesi bulunmadığı anlaşılan davacının, Danıştay Tetkik Hâkimliğinden ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanma sürecinde teamül dışına çıkıldığını göstermesi açısından tanık ifadeleri önem arz etmektedir. Davacı, Mahkeme Başkanlığa atanma sürecine yönelik bir takım açıklamalarda bulunsa da, tanıkların ileri sürdüğü iddialar hakkında açıklayıcı herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Dolayısıyla, anılan örgütün HSK’da etkin olduğu 2012 yılında, teamüller göz ardı edilmek suretiyle gerçekleşen, davacının Danıştay Tetkik Hâkimliğinden ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanmasına ilişkin tanık ifadelerinin, kişisel kanaatlerden öte, davacının anılan örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna işaret ettiği değerlendirilmiştir.<br><br><br> Öte yandan, davacı hakkındaki HTS analiz raporu ise, davacının kullandığı telefon ile 01/06/2014-21/07/2016 tarihleri arasındaki dönemde, örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan -tanık A.K.’nin, davacının ... Vergi Mahkemesi Başkanlığı’na atanmasında etkili olduğunu belirttiği; davacının ise kendisiyle samimiyeti olmadığını ifade ettiği- eski HSYK üyesi A.B. ile 23 kez olmak üzere, birçok yargı mensubuyla yoğun iletişim içinde olduğunu göstermektedir. Bu görüşmelerin mesleki sınırları aşan sayı ve yoğunlukta olması, davacının anılan örgütle irtibat ve iltisak hâlinde olduğunu göstermektedir.<br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının 2012 yılında teamüllere aykırı olarak ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanması hususu, tanıkların bu atamaya yönelik ifadeleri, davacının, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan yargı mensuplarıyla yoğun iletişim kurduğunu ortaya koyan HTS raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna varılmış, davacıyla ilgili aktarılan diğer bilgi ve belgelerin de bu durumu destekleyici mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır...<br>... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br><br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2024 tarih ve E:2022/3066, K:2024/3427 sayılı bozma kararında; davacının 2012 yılında teamüllere aykırı olarak ... Vergi Mahkemesi Başkanlığına atanması hususu, tanıkların bu atamaya yönelik ifadeleri, davacının, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan yargı mensuplarıyla yoğun iletişim kurduğunu ortaya koyan HTS raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
vergi