<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/7643 E. , 2025/7779 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/7643<br>Karar No : 2025/7779<br><br>DAVACI :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Hakkında usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadığı, savunma hakkının engellendiği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, hakimlik teminatının ihlal edildiği, şahsıyla alakalı somut delil bulunmadığı, kararın tesisinde FETÖ ile irtibatı ve iltisakı bulunduğuna dair hiçbir kişiselleştirme yapılmadığı, dava konusu kararın sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararıyla; Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararıyla bozulmuştur.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.<br>Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının kabulü yolunda verilen 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararın iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma (FETÖ), Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme'' suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:...sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiği görülmüştür.<br><br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararda;<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, M.D. ile M.A.D. isimli tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br>Dijital materyaller yönünden, davacıya ait whatsapp yazışmalarının örgütsel saiklerle yapıldığının somut olarak ortaya konulmadığı, FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanılmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilginin de yer almadığı görüldüğünden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, <br>2014 yılı HSK seçimlerinde örgüt adayları lehine sandık müşahitlik yaptığı ve oy sayımı sonuçlarını not almak suretiyle takip ettiği bilgisi yönünden, tanık M.A.D.'nin ifadesi dışında davacının 2014 HSK seçimlerinde örgüt adayları lehine sandık müşahitliği yaptığını ve oy sayımı sonuçlarını not almak suretiyle takip ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, davacının 2014 HSK seçimlerinde örgüt lehine müşahitlik yaptığına ve oy sayımı sonuçlarını not almak suretiyle takip ettiğine ilişkin iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgileri yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, söz konusu soruşturmanın terör örgütü ile iltisak ve irtibat yönünden değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br>Davacıya ilişkin Danıştay Beşinci Dairesi'ndeki E:2017/6052 sayılı dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler yönünden, anılan dosyada mevcut bilgi ve belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 17/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. <br>Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2016/44254, K:2022/7424 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı kararıyla;<br>"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.A.D.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Ben 17/07/2016 tarihinden itibaren Nazilli Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapıyorum, Nazilli öncesi olarak 15/07/2014 tarihinde de Şırnak Başsavcısı olarak görev yapmaya başladım. 12/07/2016 tarihinde de ayrıldım. Ben Şırnak’a başladığımda sormuş olduğunuz meslekten çıkarılan Hâkim ... (...) çalışıyordu. 2015 yaz kararnamesinde Idil’e tayini çıktığı güne kadar beraber çalıştık. Bu kişi evli ve eşi de astsubaydı. Seçim çalışmalarında gelen bürokratlara yemek verildiği zaman dikkatimi çeken eşiyle beraber yemeklere katılıyordu. Milliyetçi bir çizgi göstermesine rağmen gelen platform yetkililerine anlattıkları her durumda “ama” ile başlayan bir muhalefet sergiliyordu. Seçim günü de sandık sayımında bağımsızların toplandığı yerde bu da vardı. Adeta müşahit gibi davranıyordu. Bunun diyalog kurduğu ve samimi olduğu kişiler FETÖ’den ihraç edilen F.E. ve F.E. adlı meslektaşlar idi. Bunların haricinde diğer ihraç edilen kişilerle de samimiyeti fazlaydı. Yargıda Birliği destekleyen ben, ...ve ...haricinde bunlar kendi aralarında diyalogları çok iyiydi, organizasyon yapıldığında beraber katılırlardı ve bize haber vermezlerdi. Adliye dışındaki ilişkilerini bilemem, çünkü Şımak coğrafi durumundan vatandaşla çok irtibat kurulacak bir yer değildi..." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.D.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Şırnak Adliyesinde görev yaptığım süreçte 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerine şahit oldum, bu dönemde Şırnak Adliyesinde birlikte görev yaptığım ve hâlen HSK Genel Kurulunca meslekten çıkarılmalarına karar verilen F.E., F.E., D.E., H.E., F.Ş. ve E.Ö. sözde bağımsız olup FETÖ/PDY tarafından desteklendiği tüm yargı camiası tarafından bilinen adaylar lehine propaganda ve çalışma yapmışlardır. Bu saymış olduğum isimlerden F.E.'nin bu grup içerisinde en militanca tavırlara sahip kişi olduğunu söyleyebilirim. Hatta seçimden hemen önce Şırnak Adliyesinde göreve başlayan E.Ö.'nün de militanca tavırları itibariyle F.E.'den hemen sonra geldiğini ifade edebilirim. Ben İl Seçim Kurulu Başkanı olmam sebebiyle seçim sürecini doğru ve tarafsız bir şekilde yürütmek için çaba sarf ederken seçim günü dâhil yukarıda isimlerini belirttiğim kişiler bu süreci zorlayıcı tavırlar içerisinde olmuşlardır. Seçimden sonraki süreçte F.E. ve E.Ö. birlikte olmaya devam ettiler, Adliye içerisinde koridorda ellerinde çay bardakları ile kahkaha atarak yüksek sesle muhabbet edip 'Seçimden önce biz güçlüydük, seçimleri biz kazanamadık ama biz yine güçlüyüz izlenimi vermeye çalıştılar.' Hatırladığım kadarıyla, seçim günü gece saatlerinde F.E. bana 'Tebrik ederim, seçimi siz kazandınız' anlamına gelen bir mesaj atmıştı. Oysa ki Türkiye genelinde seçim henüz netleşmeden ancak Şırnak'da ve birçok küçük ilde sayım döküm işlemi tamamlandığında gelen ilk seçim sonuçları karşısında yukarıda isimlerini ifade ettiğim kişiler Adliye'den ayrılırken gayet keyifli ve neşeli idiler. Gerek Şırnak da birlikte çalıştığımız süreçte gerekse seçim sürecinde yaptığım gözlemlere göre ben isimlerini ifade ettiğim bu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduklarını düşünüyorum. Şırnak Adliyesinde görev yaptığım dönemde birlikte çalıştığım... isimli Hâkimin net olarak yukarıda isimlerini ifade ettiğim, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduklarını düşündüğümü belirttiğim kişiler ile birlikte hareket ettiğini değerlendirmiyorum. Bununla birlikte...'ın Adliye'de en samimi olduğu isimlerden birisi FETÖ ekibi olarak değerlendirdiğim ekibin elebaşı olan F.E. idi. Ancak... genel tavır, karakter ve yapı itibariyle FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olan şahıslardan farklı idi. Daha rahat bir yaşam tarzına sahipti. Dik başlı ve muhalif bir tavrı vardı..." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.<br> Tanık beyanlarından, 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde, Şırnak Adliyesinde tanıklarla birlikte görev yapmış olan ve HSK Genel Kurulunca meslekten çıkarılmalarına karar verilen F.E., F.E., D.E., H.E., F.Ş. ve E.Ö. isimli kişilerin sözde bağımsız olup FETÖ/PDY tarafından desteklendiği tüm yargı camiası tarafından bilinen adaylar lehine propaganda ve çalışma yaptıkları; bu kişilerden F.E.'nin bu grubun elebaşı olduğu ve davacının en samimi olduğu kişilerden birinin de F.E. olduğu; seçim günü davacının sözde bağımsız adayları destekleyen hakim ve savcıların toplandığı yerde bulunduğu, sandık sayımı sırasında davacının müşahit gibi davrandığı, davacının meslekten çıkarılan hakim ve savcılarla daha samimi olduğu, yapılan organizasyonlara birlikte katıldıkları ve kendilerine haber vermedikleri anlaşılmıştır. <br> Davacının telefonu ve dijital verilerine ilişkin düzenlenen 12/12/2016 tarihli inceleme ve tespit tutanağında yer alan ve silinmiş olan karşılıklı whatsapp mesajlarından oluşan yazışmalar aşağıdaki gibidir; <br>"... 12.10.2014 17:03:42(UTC+0)<br>Seçim hakimi sen miydin<br>... 12.10.2014 17:04:04(UTC+0)<br>Takip mi ettiniz seçimi<br>... 12.10.2014 17:05:03(UTC+0)<br>Secimi İl secom kurulu yapti<br>... 12.10.2014 17:05:17(UTC+0)<br>Sandığa sahip çıktık<br>... 12.10.2014 17:05:28(UTC+0)<br>Kedilere musade etmedik<br>... 12.10.2014 17:08:05(UTC+0)<br>Sandığı z. o. e emanet ettik" <br> 2014 HSYK seçimleri bitimi saatlerine yani 12/10/2014 tarih ve saat 17:00 sıralarına denk gelen yazışmalarda, davacının FETÖ ile irtibatı ve iltisakı sebebiyle meslekten çıkarılan ancak seçim tarihinde Bolu Adliyesinde hakim olarak görev yaptığı tespit edilen S.G. isimli meslektaşıyla whatsapp isimli program üzerinden yaptığı mesajlaşmada; seçimi il seçim kurulunun yaptığı, seçimi takip ettikleri, sandığa sahip çıktıkları, kedilere müsaade etmedikleri, sandığı Z.Ö.'ye emanet ettikleri şeklinde terör örgütünü destekleyen ifadelere yer verildiği görülmüştür. <br> Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de; davacı hakkındaki 2014 HSK seçim sürecine ilişkin tanık beyanları ile yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/816, K:2024/3562 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki 2014 HSK seçim sürecine ilişkin tanık beyanları ile belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br></font></p></body></html>
vergi