<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1327 E. , 2025/2628 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2023/1327<br>Karar No:2025/2628<br><br>TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br> 2- (DAVACI) ... Enerji A.Ş.<br><br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: 1235-1440 metre kotlarında yapılması Türkiye-ABD arası hükümetlerarası ikili iş birliği anlaşması kapsamında planlanan Hakkari Barajı ve HES projesinin 02/02/2009 tarih ve 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlükten kaldırılması üzerine, davacı şirket tarafından, 1175-1235 metre kotları arasında yapılması planlanan Hakkari Zapsuyu Dağören Regülatörü ve HES projesinin, kamu kaynaklarının daha optimum kullanılması maksadıyla Elektrik İşleri Etüd İdaresince 1996 yılında hazırlanan 1175-1440 metre aralığındaki önerilen kotlar arasında yapılmak üzere iptaline ilişkin ...... tarih ve ... sayılı işlem nedeniyle Dağören Regülatörü ve HES projesinin yapılabilir hale gelmesi için yapılan tüm masrafların, SGK ve ofis giderleri ile teminat mektubu masraflarının, proje bedelinin ve projenin hayata geçirilememesi nedeniyle değer kaybından kaynaklanan zararların tazminine yönelik olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere toplam 350.000,00-TL maddi zararın avans faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davanın davacının vergi resim ve harçlara ilişkin zararlar dışında kalan Dağören Regülatörü ve HES projesinin yapılabilir hale gelmesi için yapmış olduğu tüm masraflar, SGK ve ofis giderleri ile teminat mektubu masraflarının tazmini talebine ilişkin kısmının incelenmesinden;<br>Mahkemenin 12/05/2020 tarihli ara kararıyla davacı şirketten dava dilekçesinde projenin kabul edilebilir hale gelmesi için yapıldığı ileri sürülen davalı idareye ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) sunulan teminat mektubu, mühendislik faaliyetleri, personel ücretleri, SGK ve ofis giderleri vb. masraflara ilişkin zararı ortaya koyan somut bilgi ve belgelerin (fatura, vs.) Mahkemeye gönderilmesinin istenildiği, davacı şirket tarafından muhtelif tarihlerde Mahkemeye sunulan ara karar cevaplarıyla pek çok belgenin sunulduğu, ancak gönderilen belgeler içerisinde davacı şirketin dava konusu Dağören Regülatörü ve HES projesinin yapılabilir hale gelmesi amacıyla yapmış olduğu masrafların somut olarak ortaya konulamadığı, proje kapsamında hangi mühendislik faaliyetlerinin yapıldığı, hangi personel, SGK ve ofis giderlerine katlanıldığının somutlaştırılamadığı, hangi giderin projenin hangi kısmına özgülendiğinin açıklanamadığı, öte yandan, davalı idarenin... tarih ve ... sayılı yazısıyla davacı şirket tarafından proje kapsamında ödenen "hizmet bedeli", "fizibilite kontrol ücreti" ve "geçici teminat mektubunun" davacı şirkete iade edileceğinin bildirildiği, akabinde davacı şirketin davalı idareye ve EPDK'ya sunmuş olduğu teminat mektubunun davacı şirkete iade edildiğinin anlaşıldığından, davacı şirketin vergi resim ve harçlara ilişkin zararlar dışında kalan Dağören Regülatörü ve HES projesinin yapılabilir hale gelmesi için yapmış olduğu tüm masraflar, SGK ve ofis giderleri ile teminat mektubu masraflarının tazmini talebinin reddi gerektiği;<br>Davanın davacının proje bedelinin tazmini talebine ilişkin kısmının incelenmesinden;<br>Davacı şirket tarafından, Dağören Regülatörü ve HES projesinin 5816 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında özgün bir eser olduğunun tespit edilmesi ve projeye davalı idare tarafından yapılan tecavüzün men'i istemiyle... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı esasına kayden açtığı davada, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği, bu durumda, davacı şirketin tamamen kendileri tarafından geliştirilerek bitirildiği ve davalı idarece kullanıldığı iddia edilen Dağören Regülatörü ve HES projesinin özgün bir eser olmadığının .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararıyla ortaya konulduğu anlaşıldığından, davacı şirketin proje bedelinin tazmini talebinin reddi gerektiği;<br>Davanın davacının projenin hayata geçirilmemesi nedeniyle değer kaybından kaynaklanan uğramış olduğu zararların tazmini talebine ilişkin kısmının incelenmesinden;<br>Her ne kadar davacı şirket tarafından, proje hayata geçirilseydi şirket değerinin 18.611.000 Euro olacağı, proje hayata geçirilseydi sahip olacağı değer ile projenin iptal edilmesi sonrasında sahip olduğu değer arasındaki maddi zararın tazmini istenilmekte ise de, tazmini istenen zarar ile projenin iptal edilmesine ilişkin işlem arasında, somut bir ilişki ve illiyet bağının kurulması, para ile ölçülebilecek türden bir zararın varlığının somut olarak ortaya konulması gerektiği, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde bulunmasının gerekli olduğu, davacı şirketin proje hayata geçirilseydi şirket değerinin 18.611.000 Euro olacağı yönündeki iddiası dikkate alındığında tazminat istemine dayanak yaptığı zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu, somut ve kanıtlanabilir bir maddi zararın ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin projenin hayata geçirilmemesi nedeniyle değer kaybından kaynaklanan uğramış olduğu zararların tazmini talebinin reddi gerektiği;<br>Öte yandan, dava konusu uyuşmazlıkta davalı idareyi tazminata mahkum edebilmek için gerekli olan herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi herhangi bir kusursuz sorumluluk halinin de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının idareye ve projenin gerçekleşeceğine güvenerek, projenin hayata geçirilebilmesi için yapılması zorunlu olan bir takım harcamalarda bulunduğu, daha sonra kendisinden kaynaklanmayan çeşitli idari gelişmelerle projenin iptal edildiği, bu sebeple davacının somut ve gerçek bir zarara uğradığı, bu zararın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gibi, davacı şirketin de herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla, davacının, idari istikrar ve idareye güven ilkelerine dayanarak yaptığı masraflardan kaynaklanan somut ve gerçekleşmiş zararlarının, kusursuz sorumluluk ilkesine göre idarece tazmininin gerektiği, özel ve olağandışı nitelik taşıyan bu zararların davacı üzerinde bırakılması sonucunu doğuracak olan aksine bir yaklaşımın, adalet, hakkaniyet ve nasafet ilkeleriyle de bağdaşmayacağı, buna karşın, istinaf başvurusuna konu kararda, ilk derece mahkemesince, tazmini istenilen zararı kanıtlayıcı bilgi ve belgelerin davacıdan istenilmesi üzerine, davacı tarafından sunulan belgelerin yetersizliğinden harekete davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından resmi defter ve faturalara dayalı harcamalara ilişkin olduğu ileri sürülen çok sayıda fotokopi belge sunulduğu, bunlar arasında proje bedeli, proje hizmet bedeli, ÇED bedeli, jeoteknik rapor ve sondaj bedeli gibi doğrudan dava konusu projeyle ilgili olabilecek harcamalara ilişkin muhasebe defter kaydı ve fatura fotokopileri bulunduğu, bu belgelerin asılları getirtilerek, projenin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılan zorunlu harcamalar kapsamında olup olmadığının tespiti gerektiği, tazmini gereken zarar kalemleri arasında yer alabilecek harcamaların, münhasıran bu projeye ilişkin olmayan genel giderlerden ayrıştırılarak, bu çerçevede, doğan zararın tespiti yönünden uyuşmazlığın çözümü konusunda uzman bir bilirkişi incelemesi gerektirdiği halde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ve sunulan veriler yeterince değerlendirilmeden karar oluşturulma yönüne gidildiği ve sunulan deliller hiç tartışılmadan karar oluşturulduğu dikkate alındığında, uyuşmazlık hakkında genel usul kuralları bağlamında verilmiş bir ilk derece mahkemesi kararının bulunduğunun hukuken kabul edilemeyeceği gibi, istinaf mahkemesine ilk derece mahkemesi sıfatı da verilmediği, zaten aksi kabulün tabii hakim ilkesine de aykırılık oluşturacağı hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, genel usul anlamında hukuken verilmiş bir karar bulunmadığı durumlarda, istinaf mahkemesinin özel usul kurallarına yönelik durumda olduğu gibi istinafa konu kararı kaldırarak dosyayı mahkemesine gönderilebileceği, istinaf incelemelerinde re'sen araştırma ilkesi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmalar bizzat bölge idare mahkemeleri tarafından yapılarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekebilecek ise de, uyuşmazlığın özünü oluşturan zarar tazminine yönelik olarak (söz konusu masrafların ticari defterlere işlenip işlenmediğinin tespiti açısından davacı şirketin ticari defterleri ve fatura asılları getirtilerek) bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle, belirtilen eksikliklerin istinaf mahkemesince giderilmesi durumunda doğal hakim ilkesine aykırı hareket edilmiş olacağı, dereceli yargılama imkanının ortadan kalkacağı ve bu suretle adil yargılanma ilkesinin ihlal edilebileceği görüldüğünden, dava dosyasının belirlenen eksikliğin giderilebilmesi amacıyla İdare Mahkemesine iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu'nun değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu talepler ile daha önce açılmış bulunan iptal davasının sonucu arasında bağlantı bulunmaması nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, davacının mevcut durumda bir zararının bulunmadığı gibi zarar ve idari işlem arasında bir illiyet bağının bulunmadığı, davacının kendi tarafından geliştirildiğini ileri sürdüğü Dağören Regülatörü ve HES projesinin özgün bir eser olmadığının Mahkeme kararıyla ortaya konulduğu, davacı şirketin proje kapsamında ödediği hizmet bedeli, fizibilite kontrol ücreti ve geçici teminat mektubunun davacı şirkete iade edildiği, su kullanım hakkı anlaşması imzalanıp hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlamadığı için kazanılmış haktan bahsedilmesinin mümkün olmadığı; davacı tarafından, zararın oluşumunda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan idareye kusursuz sorumluluk uyarınca sorumluluk yüklenmesinin hatalı olduğu, proje bedelinin ve değer kaybına ilişkin zararın tazmini istemleri yönünden değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının mevcut durumda bir zararının bulunmadığı gibi zarar ve idari işlem arasında bir illiyet bağının bulunmadığı, proje bedeline ilişkin olarak projenin özgün bir eser olmadığının Mahkeme kararıyla ortaya konulduğu; davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>1996 yılında Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, 1440-1175 metre kotları arasında "Hakkari Barajı ve HES projesini"ne ilişkin planlama raporu hazırlanmış, 1998 yılında Türkiye-ABD hükümetlerarası işbirliği kapsamına alınan bu projenin ABD ve Türk firmalarından oluşan bir konsorsiyuma yaptırılması hususu hakkında Bakanlar Kurulu kararı alınmış, 2004 yılında, ilgili konsorsiyum 1235 -1440 metre kotları arasında bir kesin proje belirlemiş, davacı tarafından, 1.235 metre ile 1.175 arası 60 metrelik düşüden faydalanılarak geliştirilmek istenilen HES projesi için 26/09/2007 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulmuştur.<br>Davalı idare, bu projeyi "Tüzel Kişiler Tarafından Geliştirilen Projeler" kapsamında ilana çıkarmış, başka başvuru olmayınca fizibilite raporunun incelenmesi sonucunda, 18/07/2008 tarihli yazı ile davacıya su kullanım hakkı anlaşması imzalamaya hak kazandığı, EPDK'ca uygun bulma kararı alındığı takdirde şirketle su kullanım hakkı anlaşması imzalanacağı bildirilmiş, bunun üzerine davacı EPDK'ya başvuruda bulunmuştur.<br>31/07/2008 tarihinde, anılan konsorsiyum tarafından, davacının yapmayı planladığı HES projesinin de kendi projeleriyle birleştirilerek tek bir HES çözümüne yönelik hem davalı idareye hem de EPDK'ya başvuruda bulunmuş, EPDK tarafından 16/09/2008 tarihli bir yazıyla davalı idareden bu başvurunun değerlendirilmesi istenilmiş, davalı idarece hem anılan konsorsiyuma hem de EPDK'ya her iki projenin farklı sınırlarda belirlendiği ve Dağören HES projesinin fizibilite raporunun incelenmesi sonucu uygun bulunarak proje lisans işlemleri için EPDK'ya gönderildiği şeklinde cevap verilmiş, bunun üzerinde ... tarih ve... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla, Dağören HES projesi için davacı şirkete 49 yıl süreli üretim lisansı verilmesi uygun bulunmuş, davalı idareyle su kullanım hakkı anlaşması imzalamak için kararın tebliğ tarihinden itibaren 90 günlük süre verilmiştir.<br>17/12/2008 tarihinde davacı şirket davalı idareyle su kullanım hakkı sözleşmesi imzalanmasını talep etmiş, davalı idare davacıya 05/01/2009 tarihli yazısının ekinde su kullanım hakkı anlaşmasının taslağını göndermiş, davacı 15/01/2009 tarihli yazısıyla bu anlaşmayı uygun bulduğunu davalı idareye bildirmiştir.<br>Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için gerekli noter tasdiki aşaması beklenirken, davalı idare 14/09/2009 tarihinde konsorsiyum tarafından gerçekleştirilmesi planlanan HES projesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının 02/02/2009 tarihli bir Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldığı, kamu kaynaklarının etkin kullanılması nedeniyle projenin bir bütün halinde müracaata açılmasına karar verildiği, davacı tarafından yapılması planlanan projenin iptal edildiğini davacıya bildirmiş ve davacının ödemiş olduğu hizmet bedeli, fizibilite kontrol ücreti ve geçici teminat mektubunun iade edileceği belirtilmiştir.<br>Davacı tarafından projenin iptal edilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada,... İdare Mahkemesi ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "projenin birlikte yapımının sağlanmasında, gerek rekabetin artırılması, gerekse yapılacak projeler ile amaçlanan elektrik üretimi konusunda olumlu etkilerin varlığı nedeniyle tesis edilen işlemlerde kamu yararının bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara yönelik temyiz başvurusu Dairemizin 15/03/2017 tarih ve E:2011/740, K:2017/646 sayılı kararıyla reddedilerek İdare Mahkemesi kararı onanmış, bu karara yönelik karar düzeltme istemi ise Dairemizin 10/12/2018 tarih ve E:2017/2228, K:2018/3811 sayılı kararıyla reddedilmiş, bu kararın davacıya tebliğ üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." kuralına, 4. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.” kuralına, 5. fıkrasında ise, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” kuralına yer verilmiştir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>2577 sayılı Kanun'un 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesinin gerekçesinde, "...Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yapacak ve yine istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verecektir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esasına girecek ve esas hakkında yeniden bir karar verecektir. İşin esasına girilerek yapılacak inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilecektir. Bu durumda, istinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. Yukarıda belirtildiği gibi istinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Ancak bu kuralın bir istisnası söz konusudur. Şayet ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 14 ve 15'inci maddeleri uyarınca ilk inceleme üzerine vermiş olduğu bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve istinaf mercii bu başvuruyu haklı görmüş ise, istinaf mercii bu kararı bozacak ve dosyayı kararı veren mahkemeye geri gönderecektir. Bunun gibi, ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hâlinde de, istinaf mercii kararı bozmak suretiyle dosyayı geri gönderecektir. Bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir..." açıklamalarına yer verilmiştir.<br>6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiş olup ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukuki yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla istinaf kanun yolu düzenlenmiştir. <br>İstinaf mercii tarafından, ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulunursa istinaf başvurusunun reddine, aksi halde ise kararın kaldırılmasına karar verilmesi, istinaf mercii tarafından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği durumlarda ise kural olarak, mahkeme kararında tespit edilen maddi veya hukuki eksiklikler tamamlanarak nihai karar verilmesi gerekmektedir.<br>Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmayarak, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği hallerde, kural olarak, davanın esası hakkında yeniden bir karar vermesi, istisnai olarak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde ise dosyayı ilgili mahkemeye göndermesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, istinaf merciinin, istinaf başvurusunu kabul edip ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdıktan sonra, dava dosyasını yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderebileceği haller, bunlarla sınırlıdır. <br>Nitekim Anayasa Mahkemesi; "uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin "...İlk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,..." bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazın, temyize tabi kararlar yönünden reddine karar vermiştir (AYM, E:2022/89, K:2022/129, Karar Tarihi: 26/10/2022, 29/12/2022 tarih ve 32058 sayılı Resmî Gazete). Anılan kararda, Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hallerin dışındaki usul hatalarının bulunması durumunda bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyeceği ve davanın esasını da kendisinin karara bağlayacağı gerekçesine yer verilmiş (§ 20), Kanun'da belirtilen haller dışında istinafın gerekli incelemeyi yaparak nihai karar vereceğinin açık olarak düzenlendiği vurgulanmıştır (§ 37).<br>Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, 1175-1235 metre kotları arasında yapılması planlanan Hakkari Zapsuyu Dağören Regülatörü ve HES projesinin, kamu kaynaklarının daha optimum kullanılması maksadıyla Elektrik İşleri Etüd İdaresince 1996 yılında hazırlanan 1175-1440 metre aralığındaki önerilen kotlar arasında yapılmak üzere iptaline ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem nedeniyle Dağören Regülatörü ve HES projesinin yapılabilir hale gelmesi için yapılan tüm masrafların, SGK ve ofis giderleri ile teminat mektubu masraflarının, proje bedelinin ve projenin hayata geçirilememesi nedeniyle değer kaybından kaynaklanan zararların tazminine yönelik olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere toplam 350.000,00-TL maddi zararın avans faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında davanın reddine karar verildiği; Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararında ise, istinaf incelemelerinde re'sen araştırma ilkesi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmalar bizzat bölge idare mahkemeleri tarafından yapılarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekebilecek ise de, uyuşmazlığın özünü oluşturan zarar tazminine yönelik olarak (söz konusu masrafların ticari defterlere işlenip işlenmediğinin tespiti açısından davacı şirketin ticari defterleri ve fatura asılları getirtilerek) bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle, belirtilen eksikliklerin istinaf mahkemesince giderilmesi durumunda doğal hakim ilkesine aykırı hareket edilmiş olacağı, dereceli yargılama imkanının ortadan kalkacağı ve bu suretle adil yargılanma ilkesinin ihlal edilebileceği, dava dosyasının belirlenen eksikliğin giderilebilmesi amacıyla İdare Mahkemesine iadesinin gerektiği nedeniyle "istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine" karar verildiğinin belirtildiği görülmektedir.<br>Anılan davada, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı bulunması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması istisnai hallerinin gerçekleşmediği; bu bakımdan Bölge İdare Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermekle birlikte, davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği; başka bir anlatımla, tarafların ileri sürdüğü iddialar dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenmesi görevinin istinaf mercii olan ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesine ait olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının İdare Mahkemesine iadesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne;<br>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
vergi