<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/4592 E. , 2025/9147 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4592<br>Karar No : 2025/9147<br><br>DAVACI : ... Tercüme ve Yayıncılık Ltd. Şti. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Noterlik Ücret Tarifesine göre tahakkuk eden çevirme ücretinin tamamının tahsil edilmesinden sonra %50'sinin noterlerce tercümanlara ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 tarihli kararı ile bu karara istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin Danıştay tarafından iptaline karar verilmesi nedeniyle yargı kararının uygulanarak iptal edilen düzenleme uyarınca uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine, toplam 545.681,90-TL zararın her bir faturanın tanzim edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br>Tercüman ücretinin % 50’sinin tercümanlara ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 tarihli kararına istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılan davanın, yargılama süreci sonunda, en son Danıştay İdari Dava Dairelerinin karar düzeltme isteminin reddine dair 15/12/2021 tarih ve E.2021/2506, K.2021/3071 sayılı kararı ile tamamlandığı, dolayısıyla anılan Genelgenin iptaline dair kararın kesinleştiği, işbu davayı açmadan önce İYUK 11. madde kapsamında iptal edilen Genelge ile ihlal edilen hakları/zararlarının karşılanması için 08/02/2022 tarihinde davalı idareye başvurdukları, 07/03/2022 tarihli davalı idare yazısı ile başvurularının reddedildiği, iptal edilen Genelge ile noterlik ücret tarifesine göre tahakkuk eden çevirme ücretinin tamamının iş sahibinden tahsil edilmesinden sonra yarısının noterler tarafından tercümana fatura karşılığında ödenmesi diğer yarısının ise noterlerde kalması şeklinde uygulama getirildiği, bu uygulama ile noterlerin çeviri ücretinin % 50’si oranında haksız kazanç elde ettikleri, tercüman ve tercüme bürolarının da % 50 oranında zarara uğradıkları, her bir mali yıl içinde noterlere tercüme ücretinin yarısı için düzenledikleri faturaların dosyaya eklendiği, zararlarının hukuka aykırı olduğu tespit edilen Genelge yayınlandıktan sonra düzenlenen yarı oranındaki tercüme ücretlerinin fatura tutarları toplamı olduğu, bu zararın da 545.681,90-TL olduğu, toplam 545.681,90-TL zararın her bir faturanın tanzim edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : İptal edilen Genelgenin Adalet Bakanlığının görüşü alınarak hazırlandığı, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 112. maddesi gereğince noterlerin kendilerine ait olan ücretleri ile yol ödeneklerinin Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen ve her yıl mart ayı içinde yayımlanan “Noterlik Ücret Tarifesi” ne göre tahakkuk ve tahsil ettikleri, davanın Adalet Bakanlığı’na da ihbar edilmesi gerektiği, tercümanların, noterlerin tahsil etmiş olduğu çeviri onay ücretinden pay alması gerektiğine ilişkin ilgili kanun ve yönetmelikte hüküm bulunmadığı, bu itibarla hak ihlalinin de bulunmadığı, Noterlik Kanunu’nun 112. maddesinde belirtilen tarifede, sadece noterlerin alacağı ücrete yer verildiği, tercümanların hataya düşerek tarifede yer alan “çevirme ücreti” bölümünü kendilerine verilecek ücret olarak algıladıkları, söz konusu ücretin noterlerin yaptığı onaylama işinin karşılığı olan ücret olduğu, Birliğin veznesine giren bir para olmadığı, noterler tarafından tahsil edilen “noter çeviri onay ücreti” nin Birliğin gelirleri arasında sayılmadığı, Birliğin uhdesinde yer alamayan paralara ilişkin tazmin sorumluluğunun da söz konusu olamayacağı, haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının 545.681,90-TL maddi tazminat isteminin 536.296,84-TL'lik kısmının kabulüne, kalan kısmının reddine, 536.296,84-TL maddi tazminatın davacının zararının doğduğu tarih olan 31/03/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacı vekili Av. ... tarafından, Noterlik Ücret Tarifesine göre tahakkuk eden çevirme ücretinin tamamının tahsil edilmesinden sonra, %50'sinin noterlerce tercümanlara ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 tarihli kararı ile bu karara istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin Danıştay tarafından iptaline karar verilmesi üzerine, yargı kararının uygulanarak iptal edilen düzenlemeler uyarınca uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine toplam 545.681,90TL zararın yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir. <br>T.C. Anayasasının 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde “ İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler.” hükmü yer almaktadır.<br>İdarenin yürütmek zorunda olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde, yürütülmesinde, dağıtılmasında, yapısında, personelinde, işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatın verilmemesi, hizmete özgülenen araçların yetersiz kalması elverişsiz, kötü olması, gereken tedbirlerin alınmaması, geç vakitsiz hareket edilmesi nedeniyle hizmette bir takım aksaklık, aykırılık, bozukluk, eksiklik, sakatlık olması halinde idarenin hizmet kusuru olduğu ve bu faaliyet nedeniyle uğranılan zararın idarece tazmini gerektiği açıktır.<br>Yine idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için, ortada yasaya ve hukuka aykırı bir idari işlemin bulunması ve bu işlemden dolayı zarar meydana gelmesi gerekmektedir. Zarar doğuran işlemin idareye bağlanabilmesinden sonra, doğan zararın, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini yoluna gitmek mümkündür.<br>Dosyanın incelenmesinden; tercüman ücretinin % 50 oranında ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 günlü kararına istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 gün ve 7 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/11/2013 gün ve E:2010/2465; K:2013/8512 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/04/2015 gün ve E:2014/2523; K:2015/1093 sayılı kararıyla, düzenleyici işlemlerin dayanağı üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı,Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca çeviri ücretlerinden noterlerin pay alacaklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığından, uyuşmazlığa konu hususun 1512 sayılı Noterlik Kanununun 112'nci maddesi uyarınca düzenlenecek tarifede tespit edilmesi gerekirken, Yönetim Kurulu kararına istinaden Genelge ile düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararına uyan Danıştay Sekizinci İdari Dava Dairesince 04/12/2018 gün ve E.2018/4934; K.2018/7752 sayılı kararı ile Genelgenin iptaline karar verildiği, söz konusu kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2020 gün ve E.2019/1460; K.2020/901sayılı kararıyla temyiz isteminin reddine karar verildiği, son olarak davalı idarenin karar düzeltme talebinin de Danıştay İdari Dava Dairelerinin 15/12/2021 gün ve E.2021/2506; K.2021/3071 sayılı kararı ile reddi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br>Davacınında aralarında bulunduğu tercüman büroları tarafından dava konusu edilen Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin, Danıştay İdari Dava Dairelerinin 02/04/2015 gün ve Y.D İtiraz E.2015/266 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği ve bu karar doğrultusunda Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 02/02/2016 günlü toplantısında, yargı kararı gereğince dava konusu genelgenin yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Olayda, yargı kararı ile açıkça hukuka aykırılığı tespit edilen Genelgenin uygulandığı 21/01/2010 tarihi ile 02/02/2016 tarihleri arasında oluşan maddi zararın tazmininde genelgeyi yürürlüğe koyan idarenin sorumluluğu bulunmaktadır.<br>Bu durumda, davacıdan faturaların okunaklı suretleri istenilerek; Genelgenin uygulandığı sırada eksik ödenenen tercüman ücretinden ödenecek vergilerin düşülmesi suretiyle davacının net gelir kaybının hesaplanması amacına yönelik yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya konulacak maddi zararın davalı idare tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, tazminat isteminin kabulu gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av....'ün ve davalı idare vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> HUKUKİ SÜREÇ :<br>Tercüman ücretinin % 50’sinin tercümanlara ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 tarihli kararına istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar veren Dairemizin 21/11/2013 tarih ve E:2010/2465; K:2013/8512 sayılı kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 02/04/2015 tarih ve E:2014/2523; K:2015/1093 sayılı kararıyla, “…düzenleyici işlemlerin dayanağı üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı, Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca çeviri ücretlerinden noterlerin pay alacaklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığından, uyuşmazlığa konu hususun 1512 sayılı Noterlik Kanununun 112'nci maddesi uyarınca düzenlenecek tarifede tespit edilmesi gerekirken, Yönetim Kurulu kararına istinaden Genelge ile düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyularak Dairemizin 04/12/2018 tarih ve E.2018/4934, K.2018/7752 sayılı kararı ile Genelgenin iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2020 tarih ve E.2019/1460, K.2020/901 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddine karar verilmiş, son olarak davalı idarenin karar düzeltme talebinin de Danıştay İdari Dava Dairelerinin 15/12/2021 tarih ve E.2021/2506, K.2021/3071 sayılı kararı ile reddi üzerine iptal kararı kesinleşmiştir.<br>Bu süreç devam ederken, Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 02/04/2015 tarih ve Y.D İtiraz E.2015/266 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine, bu karar doğrultusunda Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 02/02/2016 tarihli toplantısında, yargı kararı gereğince dava konusu Genelgenin yürürlükten kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacı tarafından, yargı kararının uygulanarak iptal edilen düzenlemeler uyarınca uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine, toplam 545.681,90-TL zararın her bir faturanın tanzim edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış; 12. maddesinde ise “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” kuralına yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusuru oluşturur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.<br>Davacının da aralarında bulunduğu tercümanlar tarafından dava konusu edilen Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin, Danıştay İdari Dava Dairelerinin 02/04/2015 gün ve Y.D İtiraz E.2015/266 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği ve bu karar doğrultusunda Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 02/02/2016 günlü toplantısında, yargı kararı gereğince dava konusu Genelgenin yürürlükten kaldırıldığı, Dairemizin 04/12/2018 tarih ve E.2018/4934, K.2018/7752 sayılı kararı ile Genelgenin iptaline karar verildiği, söz konusu kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2020 tarih ve E.2019/1460, K.2020/901 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddine karar verildiği, son olarak davalı idarenin karar düzeltme talebinin de Danıştay İdari Dava Dairelerinin 15/12/2021 tarih ve E.2021/2506, K.2021/3071 sayılı kararı ile reddi üzerine iptal kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, iptal davasının açıldığı 29/03/2010 tarihi ile Genelgenin yürürlükten kalktığı 02/02/2016 tarihleri arasında oluşan maddi zararın tazmininde Genelgeyi yürürlüğe koyan idarenin sorumluluğu bulunduğu ve belirtilen tarihler arasında oluşan zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Dairemizin 17/03/2025 tarihli ara kararı ile davacının uğradığı zararların hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, Yeminli Mali Müşavir olan bilirkişi tarafından hazırlanan 29/07/2025 tarihli raporda; davacının zararının toplam tutarının 536.296,84-TL olduğu ve belirtilen tutardan yapılan herhangi bir harç, vergi vb. kesintinin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edilmediği, davalı idare tarafından ise rapora karşı somut bir itirazda bulunulmadığı, dosyanın esasına ilişkin açıklamalarda bulunulduğu görülmüştür. <br>Bu itibarla, bilirkişi raporu karara esas alınabilecek nitelikte bulunduğundan, davacının 545.681,90-TL maddi tazminat isteminin 536.296,84-TL kısmının kabulü ile söz konusu tutarın davacının zararının doğduğu tarih olan 31/03/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, bakiye 9.385,06-TL tutarındaki maddi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davanın kısmen kabulüne ve ...-TL'nin davacının zararının doğduğu tarih olan 31/03/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya dair maddi tazminat isteminin reddine,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı dikkate alınarak takdiren ...-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Dava açılırken peşin yatırılan ...-TL nisbi karar harcının davacıya iadesine, ...-TL nisbi karar harcının davalı idareden tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına,<br>4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,<br>7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, oyçokluğu ile 26/11/2025 tarihinde karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br>(X)-Davacı tarafından, Noterlik Ücret Tarifesine göre tahakkuk eden çevirme ücretinin tamamının tahsil edilmesinden sonra %50'sinin noterlerce tercümanlara ödenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 13/01/2010 tarihli kararı ile bu karara istinaden çıkarılan Türkiye Noterler Birliğinin 21/01/2010 tarih ve 7 sayılı Genelgesinin Danıştay tarafından iptaline karar verilmesi üzerine, yargı kararının uygulanarak iptal edilen düzenlemeler uyarınca uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine, toplam 545.681,90-TL zararın her bir faturanın tanzim edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.<br>Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.<br> İdari eylem veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.<br>1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 112. maddesinde, noterlerin bir dilden diğer dile veya bir yazıdan diğer yazıya çevirme ücreti alacağı ve noterlerin yaptıkları işlemler nedeniyle alacakları ücretlerin bir tarife ile tespit olunacağı düzenlenmiştir.<br>Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin "Çevirme İşlemleri" başlıklı 96. maddesinde ise, belgelerin bir dilden diğer dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevrilmesine ve noterlikçe onaylanmasına çevirme işlemi denileceği ve noter tarafından ilgilisinden alınan çevirme ücretlerinin noterlik dairesinin gelirlerinden olup yevmiye defterine gelir olarak kaydedileceği ve noterin çevirmene ödediği paranın da dairenin giderlerinden olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından yayımlanan Genelge'nin iptal edilmesinden sonra, Genelge'nin uygulandığı sırada oluştuğu iddia edilen maddi zararın tazmini talep edilmekte ise de; Genelgenin, tercümanlara ödenen çevirme ücretleriyle ilgili olarak noterliklerce yapılan farklı uygulamalar arasında uygulama birliğinin sağlanması ve tercümanlara verilecek ücretin belirginlik kazanması amacıyla Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak çıkarıldığı, Noterlik Kanunu ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin yukarıda yer verilen düzenlemeleri dikkate alındığında çevirme işlemi nedeniyle noterliklerce alınan ücretlerin noter geliri olarak düzenlendiği ve çevirme işlemi nedeniyle alınan ücretten ne kadarının tercümanlara ödeneceği hususunda düzenleme içeren Genelgenin iptal edilmiş olmasının idarenin hizmet kusuru olduğunu göstermeyeceği, olayda hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, dolayısıyla idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
vergi