<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1981 E.  ,  2025/3717 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/1981<br>Karar No : 2025/3717 <br><br>DAVACI : ... Odası <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU: 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliğinin;<br>1) Kanuni dayanağı olmadığından ve sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olduğundan bahisle tamamının,<br>2) Bu talep uygun görülmediği takdirde; <br>a) 2. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, <br>b) 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bentlerinin,<br>c) 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, <br>ç) 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, <br>d) 7. maddesinin, <br>e) 10. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, <br>f) 11. maddesinin, <br>g) 13. maddesinin 3. fıkrasının, <br>ğ) 14. Maddesinin, iptali ile<br>3) Yönetmeliğin dayanağı olan 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi ile 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına,<br>karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından; - Anayasa'ya aykırılık iddiası yönünden, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin kanuni dayanağının olması gerekirken dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği'nin dayanağı olan 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin herhangi bir kanuni dayanağının olmadığı, diğer kanuni dayanak olan 7221 sayılı Kanun'un 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nden daha sonra yürürlüğe girdiği, ayrıca somut düzenlemeler içermediği, sadece ekonomik bakımdan yükümlendirici bir hüküm getirildiği ve bazı işlemlerin Bakanlık iznine tabi olacağını gösterdiği, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen konuların kanun ile düzenlenmesi gerektiği belirtilerek 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesinin ve 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği,<br> - Yönetmeliğin tamamının iptali istemi yönünden, yasal dayanağı bulunmaksızın davalı idare tarafından yönetmelik düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, yönetmeliklerin sebep unsurunu bir Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin oluşturacağı, daha önce hiçbir şekilde düzenlenmeyen bir alanda yönetmelik çıkarılmasının mümkün olamayacağı, 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ise somut düzenlemeler içermediği, sadece ekonomik bakımdan yükümlendirici bir hüküm getirildiği ve bazı işlemlerin Bakanlık iznine tabi olacağını gösterdiği, konu ile ilgili kanuni düzenlemenin sadece 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca konuyla ilgili kurul ve kurumların düzenlendiği, uygulamaya yönelik hiçbir hüküm içermediği, kanun ile düzenlenmesi gereken konuların Cumhurbaşkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kullanılması sonucu fonksiyon gasbı meydana geldiği; öte yandan, dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği ile özel sektörün ürettiği veriyi paylaşmaya zorlanmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, dava konusu Yönetmelikle aynı tarihte yürürlüğe giren “Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği” ile dava konusu Yönetmelik arasında nasıl bir fark olduğunun ve hangisinin hangi durumlarda uygulanacağının tam olarak anlaşılamadığı ve buna ilişkin de bir düzenlemenin yer almadığı, kapsamına ilişkin bu hukuki belirsizliğin de dava konusu Yönetmeliği bütünüyle hukuka aykırı hale getirdiği,<br>- Yönetmeliğin 2. maddesinin 3. ve 4. fıkraları yönünden, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 14. maddesinin 4. fıkrasında gerçek ve tüzel kişilerden bahsedilip kamu tüzel kişilerinden bahsedilmediğinden Yönetmeliğin 2. maddesinin 3. fıkrasında kamu tüzel kişilerinin izne tabi tutulmasının dayanaksız olduğu; aynı maddenin 4. fıkrasının, kamu ihaleleri gözetilmeden düzenlendiği, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin kamu kurumları için yürüttükleri faaliyetler kapsamında ürettikleri verilerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi olan işlerden olduğu, coğrafi veri üreten firmaların izin aldıktan ve bedelini ödedikten sonra veriyi ticarete konu etmeleri durumunda yeniden bedel ödemek zorunda kalmalarının firmalara ek mali yükümlülükler getireceği,<br>- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nde gerçek kişilerin lisans kapsamı dışında tutulduğu, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği'nde “veri madenciliği yapma ve yeni veri üretme” düzenlemesi yer almadığından gerçek kişilerin veri madenciliği yapmasına engel teşkil ettiği, ayrıca gerçek kişi olarak faaliyette bulunan büroların Coğrafi Veri Izinleri Yönetmeliği kapsamında her iş için ayrı ayrı izin almaları gerektigi,<br>- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 5. maddesinin 3. fıkrası yönünden, "izne tabi coğrafi veri" tanımı ile konum bilgisi içeren tüm verilerin bu Yönetmeliğin kapsamına girdiği, oysa Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında coğrafi veri temalarından bahsedildiği, buradan da bu temalar ile ilgili veri üretirken izin alınması gerektiğinin anlaşıldığı, ancak temalar coğrafi verileri kapsamadığından "izne tabi coğrafi veri" tanımı ile çeliştiği, birden fazla konum bilgisi içeren verinin "izne tabi coğrafi veri" olarak tanımlanmasına rağmen, başvuru sahibinin izin başvurusunda Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki tema/alt temalarla sınırlandırılmasının Yönetmelik maddeleri arasında çelişki oluşturduğu, bu haliyle uygulanmasının bir çok sorunu beraberinde getireceği,<br>- Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrası yönünden, fıkrada belirtilen mevzuatın ne olduğunun belirtilmediği, belirlilik ilkesine aykırı olduğu,<br>- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği'nde Oda tarafından tescil zorunluluğu getirilmişken bu madde ile meslek odasından alınan belgenin zorunlu olmaktan çıkarıldığı,<br>-Yönetmeliğin 7. maddesi yönünden, güvenlik soruşturması hükümlerinin, güvenlik soruşturmaları ile ilgili mevzuata ve içtihatlara aykırı olduğu, kimlerin soruşturmaya tabi tutulacaklarının belirsiz olduğu, tüzel kişilere güvenlik soruşturması yapılamayacağı, yöneticilerine güvenlik soruşturması yapılıp yapılmayacağının düzenlenmemiş olduğu,<br>- Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden, maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde belirtilen mevzuatın ne olduğunun açık olmadığı, (b) bendinde belirtilen taahhütname ve içeriğinin ne olduğunun anlaşılamadığı, (c) bendinde dilbilgisi ve imla kurallarına uyulmadığı, özensiz bir şekilde hazırlandığı, (d) bendinde değişiklik tespit edilmesi ibaresine anlam verilemediği, hatanın tespit edilebileceği ancak değişikliğin tespit edilemeyeceği, (e) bendinde belirtilen suçları nedeniyle doğan sonuçlar neyse, bu faaliyet kapsamında da aynı sonuçların uygulanması gerektiği, 2. fıkrasında ise, ikiden fazla iptal söz konusu olduğunda nasıl bir yol izleneceğinin belirtilmediği,<br>- Yönetmeliğin 11. maddesi yönünden, 15 günlük sürenin neye dayanarak belirlendiği, "buna ilişkin bilgi ve belge" ibaresi ile neyin kastedildiği, veri sunma zorunluluğunun düzenlenmiş olmasına rağmen bu paylaşımın yapılmaması halinde neden gerekçe raporu istendiği gibi hususların belirsizlik içerdiği, “coğrafī veri” ile “coğrafi veri teması” çelişkisinin bu maddede de olduğu,<br>- Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. fıkrası yönünden, ulusal standartların ne olduğunun belli olmadığı, Yönetmeliğin 11. maddesi ile çeliştiği,<br>- Yönetmeliğin 14. maddesi yönünden, süreye dair düzenlemenin bulunmadığı, Bakanlığın bunları ne zaman yayınlayacağının belirtilmediği, Yönetmelikte bir çok konunun belirsiz bırakıldığı, ayrıntıyla tanımlanmadığı ve eksik düzenlendiği, iddia edilmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı tarafından; usule ilişkin olarak davanın ehliyet ve süre yönünden reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak;<br>- Anayasaya aykırılık iddiası yönünden, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 7221 sayılı Kanun ve 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı,<br>- Yönetmeliğin tamamının iptali istemi yönünden, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 7221 sayılı Kanun yayımlanmadan önce bu hususta önemli bir boşluk olduğu, başta navigasyon firmaları olmak üzere yerli veya yabancı firmaların, milli güvenliği ilgilendiren veya içerisinde hassas kişisel veriler de olabilen coğrafi verileri, hiçbir devlet kurumunun iznini almadan ya da haberdar etmeden serbestçe toplayabildikleri, önceki yıllarda il valiliklerinin, coğrafi veri toplayan çeşitli firma ve kişilerin yollarda navigasyon verisi topladıklarını, yüksek çözünürlüklü 360 derece sokak fotoğrafları çektiklerini, bununla ilgili bir mevzuat olup olmadığını ve bu konuyla ilgili nasıl bir işlem gerçekleştirilmesi gerektiğini Bakanlığa sordukları, bunun üzerine 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 108. maddesi gereği bu ve benzeri yasal boşlukları dolduracak kapsamlı bir mevzuat çalışmasına başlandığı, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 7221 sayılı Kanun'un yayımlanmasıyla yasal boşluğun ortadan kalktığı ve Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması veya satılmasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının iznine tabi olduğu hükmünün getirildiği, ülkemizde depremler, seller, büyük orman yangınları, heyelanlar ve çevre felaketleri gibi afetlerin çok sık aralıklarla yaşandığı, bunun gibi afet ve acil durumların yaşandığı zamanlarda, hızlı ve etkin müdahale için son derece hayati kararlar alınmak durumunda kalındığı, bu kararların isabetli ve doğru olabilmesi için de sadece kamu kurumlarının değil özel sektörün de topladığı hassas coğrafi verilere ihtiyaç duyulduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi uyarınca gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin veriyi paylaşma yükümlülüklerinin bulunduğu, 14. maddesinin 4. ve 5. fıkraları uyarınca da coğrafi veriyi üretme, toplama, paylaşma veya satma hususlarında Bakanlıktan izin alınması gerektiği, verilen izinlerin asıl maksadının kamu menfaati kapsamında verinin kayıt altına alınabilmesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, tanımlama dokümanının, “coğrafi veri temalarına ilişkin uygulama kurallarını, teknik esasları ve standartları belirleyen doküman” olarak tanımlandığı, yani tanımlama dokümanının yalnızca veriyi değil tüm detayları tanımlandığı, tanımlama dökümanlarının Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu kararı ile Resmi Gazete'de yayımlandığı, söz konusu Yönetmeliğin Avrupa Coğrafi Veri Altyapısını şekillendiren INSPIRE Direktifi ile uyumlu bir şekilde düzenlendiği,<br>-Yönetmeliğin 2. maddesinin 3. ve 4. fıkraları yönünden, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği kapsamında hem kamu tüzel kişilerinin hem de özel hukuk tüzel kişilerinin izne tabi olduğu, ancak kamu tüzel kişilerinin izin bedelinden muaf olduğu, dava konusu Yönetmeliğin kurumlara ekstra iş yükü getirmediği, kurumların görevleri kapsamında yürüttükleri faaliyetleri, Bakanlık tarafından oluşturulan elektronik alt yapıya izin almak sureti ile giriş yaparak yerine getirmeye devam edecekleri, bu bağlamda, asli görevlerini aksatacak yahut geciktirecek bir durum olmadığı, aksine bu durum ile mükerrer veri üretiminin önüne geçileceği için maliyetlerin azalacağı ve kamuda tasarruf sağlanmış olacağı, Yönetmelikteki hususların Kamu İhale Kanunu ile alakasının olmadığı, ihaleyi alan kurumun bir bedel ödemesi gibi bir hususun ne Yönetmelikte ne de uygulamada bulunmadığı, iki defa bedel alınmasının söz konusu olmadığı, firmaların coğrafi veriyi kamu adına üretmeleri halinde bunun bedelini zaten kamu kurumundan aldığı, düzenlemeyle, herhangi bir firmanın, kamu kurumuna ürettiği bu coğrafi veriyi teslim ettikten belirli bir süre sonra, ticari faaliyete konu ederek bedeli ile satışı yaptığı takdirde Bakanlığa veri izin bedeli ödemek zorunda olduğunun kurala bağlandığı,<br>- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, veri madenciliği ve veriden yeni veri üretimi yapılmasının bu Yönetmeliğin konusunu oluşturmadığı, Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nde düzenlendiği,<br>- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 5. maddesinin 3. fıkrası yönünden, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin “Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin...” şeklinde başladığı, yine 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin ekinde yer alan 1 sayılı listede Türkiye'ye ait şimdilik 32 (Otuziki) Coğrafi Veri Temasının yayımlandığı, bu temalara ait alt temaların da 18/09/2020 tarihli ve 31248 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği kapsamında başvurularda tema ve alt temaların gayet net ve açık olarak tespit edildiği, bunların arasında herhangi bir uyumsuzluk olmadığı gibi uygulamada da herhangi bir aksaklık olmadığı,<br>- Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrası yönünden, başvuruda istenilen belgelerin resmi belgeler olması nedeniyle hangi mevzuata uygun olacağının tartışmaya açık olmadığı, dolayısıyla hukuki belirlilik ilkesinin ihlalinin de söz konusu olmayacağı, 4. fıkranın Yönetmelikte yer almadığı düşünülse dahi başvuranın hukuka aykırı hareketleri sebebiyle sorumluluğunun devam edeceği, <br>- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, söz konusu Yönetmelik kuralında başvuru için hangi evrakların istenebileceğinin belirlendiği ve tercihin başvuru sahibinin isteğine bırakıldığı, dolayısıyla düzenleyici işlem ile meslek odası faaliyetine engel olunduğundan bahsedilemeyeceği, zira seçimi idarenin yapmadığı, <br>- Yönetmeliğin 7. maddesi yönünden, düzenlemeye konu güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, 12/04/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'ne göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak olan birimler ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya mahalli mülki idare amirliklerine yazışma yapılmak suretiyle; kişinin kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının belgelendirilmesi suretiyle Bakanlıkça yapılacağı, doğrudan Bakanlıkça yapılmasının söz konusu olmadığı, ancak mevcut yetkinin de Bakanlık tarafından fiili olarak kullanılmadığı,<br>- Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden, maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde, değişen ihtiyaç ve teknolojiye bağlı olarak mevzuatın da sürekli yenilenip güncellendiği, bu nedenle genel bir ifade kullanılmasının tercih edildiği, (b) bendinde, başvuru sırasında sistem üzerinden taahhütnamenin görüldükten sonra ilgili tarafından onaylandığı, içeriğinin bilinmemesinin söz konusu olamayacağı, (c) bendinde, maddenin başlığı ve 1. fıkra hükmü ile birlikte okunduğunda anlamda ve imla kurallarında bir sıkıntı olmadığı, (d) bendinde, izin belgesi düzenlendikten ve faaliyete başlandıktan sonraki safhalarda meydana gelen değişikliklerin kastedildiği, başvuru esnasında sunulan evraklarda değişikliğin madde başlığı ve içeriğiyle örtüşmeyeceğinden bu yönde anlaşılmasına hukuki olanak bulunmadığı, (e) bendinde, Devletin milli güvenliğine ilişkin verilerin söz konusu olduğu, bu nedenle veri paylaşımını ve üretimini gerçekleştirecek kişilerin sabıka durumlarının önem arz ettiği, konunun milli güvenliği etkileyecek hassas bir alanda olması nedeni ile kişilerin yüz kızartıcı, güven zedeleyici suç işlemiş olmaları halinde cezasını çekmiş olsalar bile söz konusu faaliyetlerde kamu düzenini etkileyecek verilere ulaşılabileceğinden bu bendin düzenlendiği, coğrafi veri iznine konu faaliyetler Bakanlıkla ortak yürütülen faaliyetler olduğundan ve Bakanlığın tüm verilerine erişilebileceğinden, Bakanlığın, milli güvenliği göz önünde bulundurarak risk gördüğü kişilerle çalışmama konusunda bir takdir yetkisinin olması gerektiği; 2. fıkrasında da, idarenin coğrafi veri izin belgesini iptal etmekle birlikte yeniden coğrafi veri izninin verilmesi, yenilenmesi veya yenilenmemesi hususunda takdir yetkisi bulunduğunun hüküm altına alındığı,<br>-Yönetmeliğin 11. maddesi yönünden, bu maddedeki on beş günlük sürenin, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik'te, idarelerin vatandaşın başvurusuna cevap verme süresi olarak öngörülen 15 (onbeş) gün baz alınarak belirlendiği, <br>-Yönetmeliğin 14. maddesi yönünden, söz konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde belirtildiği gibi Yönetmeliğin yayınlamasından itibaren dört ay içerisinde elektronik alt yapının aktif hale getirilerek, aynı süre içerisinde “Uygulama Rehberi”nin Bakanlığın Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü web sayfasından yayınlandığı, savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ :Davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>DANIŞTAY SAVCISI: ...<br>DÜŞÜNCESİ : 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliğinin iptali, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği'nin dayanağı olan 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir.<br> 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istemi yerinde bulunmamıştır.<br>Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.<br>Buna göre, dava konusu Yönetmeliği çıkaran davalı idarenin, düzenleme yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini yürütülen hizmetin özelliklerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, satılması ve paylaşılması hususunda herhangi bir düzenleme olmaması, herhangi bir Kurumun bilgisi olmadan bu verilerin serbestçe toplanabilmesi, bu durumun çeşitli sakıncaları beraberinde getirmesi, ayrıca coğrafi veri üretim ve satımı alanında faaliyette bulunan kişi ya da firmalar tarafından ülke çapında veya birden çok şehirde her bir il valiliğine ayrı ayrı müracaatlar yapıldığının, bazı valilikler tarafından izin verildiğinin, bazı valiliklerin izin vermediğinin, dolayısıyla uygulama birliği olmadığının ve bu hususta boşluk bulunduğunun tespiti üzerine yasal boşlukları dolduracak kapsamlı bir mevzuat çalışmasına başlanılmış ve ilk etapta 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, akabinde de 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur. <br>Ardından, 1 ve 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile 7221 sayılı Kanun dayanak alınarak hazırlanan dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği, 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>1- Davalı idarenin ehliyet itirazının incelenmesi:<br> Davalı tarafından, davacının görülmekte olan davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükme bağlanmıştır.<br>Davacı Oda'nın, mensupları olan serbest veya lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin ortak mesleki, ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, dava konusu Yönetmelikte de, haritalandırmada kullanılan coğrafi verilere, yani Oda'ya üye mühendislerin meslekleri gereği sürekli ihtiyaç duyacakları konum bilgisi içeren her türlü verilerin toplanması, üretimi, paylaşımı ve satışına ilişkin hükümlerin yer aldığı dikkate alındığında, davacı Oda'nın bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varılmış olup, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.<br><br>2 - Davalı idarenin süre itirazının incelenmesi:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 10/02/2021 tarihinde yayımlandığı, davacı tarafından 60 günlük yasal dava açma süresinin son günü olan 11/04/2021 tarihi pazar gününe denk geldiğinden 12/04/2021 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>20/02/2020 tarihli ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle;<br>"Coğrafi verilerin toplanması, üretimi, paylaşımı ile mali ve cezai hükümler" başlıklı 1. maddesinde,<br>"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin;<br>a) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisine göre kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı, erişimi ve kullanımı bedelsizdir.<br>b) Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir.<br>(2) Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının iznine tabidir. İzne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içerikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir. İzin bedeli 1/1000’lik pafta başına, yabancı gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 50 TL, yerli gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 25 TL’dir. Bu tutarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Alınan izin bedeli Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri hizmetlerinde kullanılmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. İzin alınmaması durumunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca izin bedelinin 10 katı tutarında idari para cezası uygulanır. İdari para cezası kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir." hükmü mevcut iken;<br>Anılan Kanun'da, önce 10/06/2022 tarihli ve 7410 sayılı Kanun, ardından Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 tarih ve E:2020/42, K:2023/99 sayılı kararı üzerine 05/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanun ile değişiklikler yapılmış ve Kanun aşağıdaki nihai halini almıştır.<br>"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin;<br>a) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisine göre kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı, erişimi ve kullanımı bedelsizdir.<br>b) Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki hükümler saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir.<br>(2) Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ve ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının iznine tabidir. İzin belgesinin geçerlilik süresi bir yıldan az beş yıldan fazla olmayacak şekilde izin isteklisinin talebi üzerine yıl bazında Bakanlığın onayı ile belirlenir. İznin başlangıç tarihi başvurunun Bakanlıkça onaylandığı tarihtir. İzin bedeli Türk vatandaşı gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri için; coğrafi veri tema sayısı, çalışma alanı, izin süresi ve talep sahibinin başvuru tarihi itibarıyla en son hesap dönemine ait gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan gelir tablosundaki net satış tutarı veya işletme hesabı özetindeki satış hasılat tutarı esas alınarak bu Kanunun ekinde yer alan cetvellerde belirtilen ilgili dilimlere ait katsayıların izin katsayısı bedeli ile çarpımıyla hesaplanır. İzin bedeli yabancı gerçek veya tüzel kişiler için bir izin katsayısı bedelinin 1.250 (bin iki yüz elli) katının süre katsayısı ile çarpımıyla hesaplanır. Bir izin katsayısı bedeli 1.750 (bin yedi yüz elli) Türk lirasıdır. İzin bedelinin hesaplanmasında başvuru evraklarının tam ve eksiksiz olması şartıyla başvuru tarihi esas alınır. İzin katsayısı bedeli ile bu Kanunun ekinde yer alan Yıllık Net Satış Tutarı/Satış Hasılat Tutarı Cetvelinde belirtilen en az ve en çok miktarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Başvuru tarihi itibarıyla cari yıl öncesi hesap dönemine ait gelir veya kurumlar vergi beyannamesinin henüz Gelir İdaresi Başkanlığına verilmemiş olması durumunda; izin bedeli hesabında kullanılacak Yıllık Net Satış Tutarı/Satış Hasılat Tutarı Cetveline ait dilim, verilmiş olan en son beyannamedeki miktar üzerinden yeniden değerleme oranında artırılarak cari yıl öncesi değer hesaplanmak suretiyle belirlenir. Cari yıl içerisinde ilk defa ticari faaliyete başlayan Türk vatandaşı gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri cari yıl izin bedelinden muaf tutulur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; bu fıkranın uygulamasına ilişkin ihtiyaç duyacağı bilgi, belge ve verileri, gerçek ve tüzel kişiler ile genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlardan talep edebilir. Alınan izin bedeli Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri hizmetlerinde kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. Başvuru evrakları Bakanlıkça onaylanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri izin bedelini 15 gün içerisinde Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırmakla mükelleftir. 15 gün içinde ödeme yapılmaması halinde başvuru geçersiz sayılır.<br>(3) (Mülga)<br>(4) Yerel yönetimler, akıllı şehir uygulamaları kapsamında coğrafi veri toplayan sensörleri Bakanlıkça oluşturulacak elektronik ortama kaydeder.<br>(5) (Mülga)<br>(6) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, coğrafi veri izninin alınmadığının tespiti halinde;<br>a) İzin başvurusu yapmak için faaliyet sahibine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün süre verilir. Verilen süre içinde izin başvurusu yapmayan Türk vatandaşı gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerine bir yıllık en yüksek izin bedeli tutarında, yabancı gerçek ve tüzel kişilere bir yıllık izin bedelinin 2 katı tutarında idari para cezası uygulanır.<br>b) İdari para cezası uygulanmış olması izin alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayıp, izne tabi gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri bedelini ödemek suretiyle izin almakla yükümlüdür.<br>c) İdari para cezası kararları, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Cezalar, tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenir. Süresinde ödenmeyen idari para cezaları 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre vergi dairelerince takip ve tahsil edilir. İdari para cezasına karşı 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtirazlar zaruret olmayan hallerde evrak üzerinden incelenerek karara bağlanır. İtiraz üzerine verilen mahkeme kararları kesindir. Cezaların uygulanmasına yönelik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.<br>ç) İdari para cezasının tahakkuk tarihinden itibaren 60 gün içinde izin başvurusunda bulunulmaması halinde, sonrasında yapılacak ilk izin başvurusunda izin bedeli iki katı tutarında uygulanır.<br>(7) (Mülga)<br>(8) Bu madde hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il müdürlüklerine devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usul ve esasları çerçevesinde yapılır.<br>(9) Coğrafi Bilgi Sistemi konularında faaliyet gösteren gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri; Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında ürettikleri coğrafi verilerini, afet ve acil durumlar öncesi ve sonrasında, afet ve acil durum yönetimi kapsamında yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bedelsiz olarak paylaşmakla yükümlüdür.<br>(10) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu hükümleri kapsamında dağıtım lisansı verilen tüzel kişilerin, dağıtım faaliyetleri kapsamında Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kayıt olmak şartı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının izin yükümlülüğünden muaftır. Dağıtım lisansı verilen tüzel kişilerin coğrafi verileri dağıtım lisansı kapsamı dışında ticari amaçla satışı ve gelir getirici paylaşımı bu muafiyet kapsamında değildir.<br>(11) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunun kurulumu, bakımı, idamesi, geliştirilmesi ve işletilmesine ait tüm yazılım, donanım ve danışmanlık giderleri ile Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Yürütme Kurulu, çalışma heyetleri ve mesleki yeterlilik belgelendirme hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin giderler, uluslararası veri paylaşım ağlarına üyelik aidatı, coğrafi bilgi sistemi ile ilgili ulusal ve uluslararası etkinlikler kapsamındaki giderler Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten ve/veya Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi bütçesinden karşılanır.<br>(12) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelik ile belirlenir."<br>7221 sayılı Kanun'dan önce, 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin;<br>"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,<br>"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin amacı coğrafi bilgi sistemleri ile Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ve altyapısına ilişkin; kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanması, hedef ve stratejilerin oluşturulması, coğrafi veri temaları içinde yer alan coğrafi veri ve bilginin üretilmesi ve güncelliğinin sağlanması, yönetilmesi, kullanılması, erişimi, güvenliğinin sağlanması, paylaşılması ve dağıtımına yönelik usul, esas ve standartlar ile bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında oluşturulan kurulların, kamu kurum ve kuruluşlarının, gerçek ve tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesidir.";<br>"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,<br>"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla sınırlı olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişileri ve bunların faaliyetlerini kapsar.<br>(2) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer almayan coğrafi veriler bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin kapsamı dışındadır.";<br>"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,<br>"(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasında;<br>…<br>ç) Coğrafi bilgi: Öznitelik bilgisi ve topolojik bilgiyi içeren nitelik kazandırılmış coğrafi veriyi,<br>d) Coğrafi bilgi sistemi: Her türlü coğrafi verinin; üretilmesi, temini, depolanması, işlenmesi, yönetilmesi, analiz edilmesi, paylaşılması, sunulması ve güncel tutulması için gerekli olan donanım, yazılım, insan kaynağı, standartlar ve yöntemler bütününü,<br>e) Coğrafi veri: Konum bilgisi içeren her türlü veriyi,<br>f) Coğrafi veri hizmeti: Coğrafi veri ve veri bilgisinin standartlara uygun olarak paylaşımına yönelik iş ve işlemleri, kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlayan kamu kurum ve kuruluşunu,<br>g) Coğrafi veri teması: Belirli bir konuya ilişkin olarak ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri topluluğunu,<br>...<br>ı) Kamu kurum ve kuruluşları: Coğrafi veri üreten, paylaşan ve kullanan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri, il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurduğu veya üyesi olduğu mahalli idare birlikleri, müessese, işletme ve bunların döner sermayeli kuruluşları ile özel kanunla kurulan kamu şirket ve kuruluşlarını,<br> ...<br>j) Sorumlu kurum: Coğrafi veri sorumluluk matrisinde yer alan coğrafi veri temasının üretim, uyumlaştırma, güncelleme, güvenlik ve paylaşımından sorumlu olan ve ilgili temaya ait veriyi üreten diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlayan kamu kurum ve kuruluşunu, <br>k) Tanımlama dokümanı: Coğrafi veri temalarına ilişkin uygulama kurallarını, teknik esasları ve standartları belirleyen dokümanı,<br>l) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu: Bakanlık tarafından oluşturulan e-Devlet kapısına entegre elektronik altyapıyı,<br>m) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi: Coğrafi verilere, veri setlerine ve veri servislerine erişimi ve paylaşımı kolaylaştırmak amacıyla ulusal kaynakların verimli bir şekilde kullanılması, bilgi teknolojilerinden istifade edilmesi ile süreç, koordinasyon ve takip mekanizmalarının işletilmesi için gerekli düzenlemelerin ve planlamanın yapılması ve bunların icra edilmesini sağlayan sistemi,<br>n) Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi: Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin; coğrafi veriye erişim, paylaşım ve kullanım yetkilerini tanımlayan matrisi,<br>o) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi: Coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matrisi,<br>ö) Veri bilgisi: Coğrafi veri hakkındaki tanımlayıcı ve açıklayıcı bilgileri, metaveriyi,<br>… ifade eder." kuralı;<br>"Bakanlığın görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesinde,<br>"(1) Coğrafi bilgi sistemleri kapsamında Bakanlığın görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin e-Devlet kapısına entegrasyonuna ilişkin iş ve işlemleri yürütmek ve sistemin işleyişine yönelik izleme raporlarını hazırlamak.<br>b) Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak.<br>c) Coğrafi veri teması listelerinin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinin, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinin, kararların ve tanımlama dokümanlarının yayımlanmasını sağlamak. ...<br>e) Gerçek ve tüzel kişilerden gelen Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemine ilişkin faaliyetlerle ilgili talepleri almak.<br>f) Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularında, işbirliğine konu veriyi üreten kurumların da katılımıyla çalışmalar yapmak.<br>g) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili olarak Bakanlığa verilen görevleri yapmak." kuralı;<br>"Gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde,<br>"(1) 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre izin almakla yükümlü olanlar topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmekle ve güncellemekle yükümlüdür.<br>(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yürütülecek iş ve işlemlere ilişkin faaliyetlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı;<br>"Ulusal coğrafi bilgi platformu, coğrafi veri erişimi, paylaşımı ve kullanımı" başlıklı 14. maddesinde,<br>"(1) Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının bu matristeki coğrafi veri ve veri bilgileri, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde yapılan yetkilendirme çerçevesinde, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden paylaşılır. Kamu kurum ve kuruluşları coğrafi veri ve veri bilgilerini kendi kurumsal veri paylaşım platformlarından da paylaşabilir. <br>(2) Kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası üyelikleri ve işbirlikleri kapsamında uluslararası ağ sistemleri üzerinden temin ettikleri ya da paylaştıkları coğrafi verileri, milletlerarası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla, veri tanımlama dokümanlarında belirlenecek şartlarda Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden de paylaşmakla yükümlüdür. <br>(3) Gerçek ve tüzel kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait coğrafi veri ve veri bilgisi taleplerinin Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden karşılanması esastır. Kurumlara yapılan talepler kurumsal platformlardan da karşılanabilir. <br>(4) Gerçek ve tüzel kişilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması; ticari faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli belgelere sahip olması şartı ile Bakanlık iznine tabidir. <br>(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından düzenlenir." kuralı;<br>"Mali hükümler" başlıklı 18. maddesinde,<br>" ... (4) Özel kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile yapılacak veri paylaşımı, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki işbirlikleri kapsamında yapılan iş ve işlemler neticesinde elde edilen veri, üçüncü şahıslar ile Bakanlık tarafından belirlenen bedel karşılığında paylaşılır." kuralı;<br>"Geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinde,<br>" ... (4) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde öngörülen yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde çıkarılır.<br>(5) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince hazırlanacak yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar Bakanlık tarafından hazırlanmış olan mevcut mevzuat hükümlerinin bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." kuralı yer almaktadır.<br>10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlendiği Dördüncü Bölümünde yer alan, <br>"Görev" başlıklı 97. maddesinde,<br>"(1) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:<br>... i) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak, yaptırmak, mahalli idarelerin planlama, harita, altyapı ve üstyapıya ilişkin faaliyetleri ile ilgili kent bilgi sistemlerinin kurulması, kullanılması ve Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ile entegre olmasını desteklemek, ..." kuralına;<br>Adı geçen Bakanlığın hizmet birimlerinden olan Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin düzenlendiği "Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 108. maddesinde de,<br>"(1) Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak,<br>b) Çağdaş coğrafi bilgi teknolojilerinin ülkede etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek ve eşgüdümü sağlamak,<br>c) Coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak,<br>ç) Coğrafi bilgi sistemleri konusunda ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca gerçekleştirilen çalışmalarda ülkemizi temsil etmek, işbirliği ve uyum çalışmalarını koordine etmek,<br>d) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamına giren tüm konularda, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarca üretilen verilerin Bakanlık birimlerince kullanılmasını ve değerlendirilmesini sağlamak,<br>e) Bakanlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Bakanlık mekânsal veri altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi ile Bakanlığın ihtiyaç duyacağı her türlü verinin iletilmesi ve temin edilmesi konularında çalışmalar yürütmek,<br>f) Kent bilgi sistemlerinin standart ve yaygın bir şekilde oluşturulması için gerekli düzenlemeler yapmak,<br>g) Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi kapsamında resmi ve özel kurum ve kuruluşlarca üretilen mekânsal verilerin sunulduğu portalı kurmak ve işletmek,<br>ğ) Uluslararası veri paylaşım ağlarına katılmak,<br>h) Coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili sertifikasyon ve akreditasyon çalışmalarının yapılmasını sağlamak,<br>ı) Coğrafi bilgi sistemleri uygulamalarını bütünleyen navigasyon, yönetim, otomasyon ve dokümantasyon sistemleri ile uzaktan algılama tekniği konularında uygulama, düzenleme, geliştirme ve izleme faaliyetlerini yürütmek,<br>i) Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek,<br>j) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak." kuralına yer verilmiştir.<br>Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği'nin, yayımlandığı tarihteki ilk haliyle;<br>"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,<br>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; gerçek kişilerin, özel hukuk tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlık tarafından verilecek izinlere dair usul ve esasları belirlemektir." kuralı;<br>"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,<br>"(1) Bu Yönetmelik, 7/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (1) sayılı listede yer alan coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki tüm coğrafi verilerin, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerince toplanması, üretilmesi, paylaşılması veya satılmasına ilişkin izinleri kapsar.<br>(2) 10/2/2021 tarihli ve 31391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği kapsamında lisans verilenler, izin kapsamı dışındadır.<br>(3) 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu tüzel kişilerinin ulusal coğrafi veri sorumluluk matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması Bakanlık iznine tabidir. Ancak kamu tüzel kişileri 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında izin bedelinden muaftır.<br>(4) Gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri, kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri için yürüttükleri faaliyetler kapsamında üretecekleri verileri ticarete konu etmeleri durumunda veri izin bedeli ödemekle yükümlüdürler." kuralı;<br>"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, <br>"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...<br> (c) Coğrafi veri izin belgesi: Özel hukuk tüzel kişisi veya gerçek kişi bilgilerini, izin başlangıç ve bitiş tarihlerini, çalışılacak bölgenin hangi paftaları kapsadığını ve hangi faaliyetleri yürütebileceğine ilişkin (toplama, üretme, paylaşma ve satma) bilgiler ve izin kapsamındaki coğrafi veriye ilişkin bilgiler, yapılacak iş kapsamında çalıştırılacak personel, araç, gereç ve yazılım bilgileri ile doğrulama kodu içeren izin belgesi, ...<br>(e) İzne tabi coğrafi veri: Birden fazla konum bilgisi içeren veriyi, ...<br>ifade eder." kuralı; <br>"Kayıt ve izin başvurusu" başlıklı 5. maddesinde,<br>" ... (3) Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden, faaliyette bulunulmak istenen veri/verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki hangi tema/alt temalar ile ilgili faaliyetleri içerdiği belirtilir.<br>(4) Başvuru sahibi, başvurunun yapılmasından sonuçlanmasına kadar olan süreç içerisinde sunulan bilgi ve belgelerin doğruluğundan, mevzuata uygunluğundan ve doğacak hukuki sonuçlardan sorumludur." kuralı;<br>"Başvuruda istenen bilgi ve belgeler" başlıklı 6. maddesinde,<br>"(1) Özel hukuk tüzel kişileri Bakanlık elektronik altyapısı üzerinden aşağıda belirtilen belgelerin taratılarak sisteme kaydedilmesi suretiyle Bakanlığa başvuruda bulunur. ...<br>(c) Talepte bulunan kuruluşa göre güncel tarihli ve onaylı olarak; ilgili meslek odasından alınmış işyeri tescil belgesi veya faaliyet gösterdiği konuya ilişkin belge ve imza sirküleri." kuralı;<br>"Güvenlik soruşturması" başlıklı 7. maddesinde, <br>"(1) Başvuru sahibi, varsa ortakları ve çalıştıracağı personele ilişkin adli sicil kaydına istinaden Bakanlıkça değerlendirme yapılır.<br>(2) Bakanlıkça gerek görülmesi durumunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılır.<br>(3) Olumlu sonuçlananların adli sicil kayıtları her yıl yenilenir.<br>(4) Bakanlık gerek görülmesi halinde ilave belge isteyebilir." kuralı;<br>"Coğrafi veri izin belgesinin iptali" başlıklı 10. maddesinde,<br>"(1) Coğrafi veri izin belgesi aşağıdaki durumlarda Bakanlık tarafından iptal edilir.<br>a) İlgili mevzuata aykırı davranıldığının tespit edilmesi.<br>b) İzin belgesi başvuru sırasında sistem üzerinden onaylanan taahhütnameye aykırı davranıldığının tespit edilmesi.<br>c) İzin süresi bitiminden 15 gün önce faaliyetin tamamlanma durumu ve UCBP’ye veri sunumun yapılmaması veya Bakanlığa bilgi verilmemesi.<br>ç) Ülke menfaatlerini tehdit edecek bir durumun tespit edilmesi.<br>d) Bakanlık tarafından yapılacak kontroller sonucu başvuru aşamasında sunulan bilgi ve belgelerde değişiklik tespit edilmesi ve bunun 15 gün içerisinde giderilmemesi.<br>e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa dahi; affa uğramışsa bile Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olanların kuruluşta yönetici olarak yer alması, kişiler içinse doğrudan bu suçu işlemiş olması.<br>(2) Coğrafi veri izin belgesi iptal edilen gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri, 1 yıl süreyle; ikinci kez iptali gerektirmesi durumunda 2 yıl süreyle izin başvurusunda bulunamaz. İzin belgesi iptal edilmesine rağmen çalışmaya devam edenler izinsiz çalışmış sayılır." kuralı;<br>"Coğrafi verilerin Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu ile paylaşımı" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri, izin süresinin bitimine 15 gün kala yapmış olduğu faaliyete ilişkin coğrafi verileri, UCBP ile paylaşır ve buna ilişkin bilgi ve belgeleri Bakanlığa teslim eder. UCBP ile veri paylaşımı yapılamaması durumunda ise gerekçe raporunu Bakanlığa sunar. Bakanlık, sunulan gerekçe raporuna istinaden karar verir." kuralı; <br>"Çeşitli hükümler" başlıklı 13. maddesinde, " ... (3) Başvuru sahibi, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kayıt olması ve izne konu faaliyetlerine ilişkin coğrafi verileri ulusal standartlara uygun olarak UCBP ile paylaşmadığı takdirde bu coğrafi verileri Bakanlığa teslim edilmemiş sayılır." kuralı;<br>"Uygulama rehberi" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Bakanlık, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması ve satışına ilişkin teknik detayları içeren uygulama rehberini hazırlar ve Bakanlık internet sayfasından yayınlar." kuralı yer almaktadır.<br>A) Anayasaya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:<br>Davacı tarafından; 07/11/2019 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. maddesi ile 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin herhangi bir kanuni dayanağının olmadığı, 7221 sayılı Kanun'un 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nden daha sonra yürürlüğe girdiği, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen konuların kanun ile düzenlenmesi gerektiği, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ise somut düzenlemeler içermediği belirtilerek bahse konu maddelerin iptal edilmeleri için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br>1- 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ilişkin iddianın incelenmesi:<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle hukuk düzenimize giren Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin en belirgin özelliği, Cumhurbaşkanı’na belirli konularda ilk elden düzenleme yapma yetkisi vermesidir. Kural olarak, Anayasa'nın 104. maddesinde sayılan yasak alanlar (konu bakımından yetki yönünden getirilen sınırlamalar) hariç Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ilk elden, daha açık bir ifadeyle, yasayla henüz düzenlenmemiş bir alanda ve dolayısıyla yasal dayanak olmaksızın düzenleme yapılması mümkündür. <br> Anayasa'nın 104. maddesine göre ise, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin; yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılması, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler konusunda düzenleme içermemesi, münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda çıkarılmaması, anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü konulara ilişkin kural ihtiva etmemesi gerekmektedir.<br>Nitekim, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin tümünün konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasında, aktarılan kriterler çerçevesinde değerlendirme yapan Anayasa Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2020/4, K:2022/147 sayılı kararda, <br>"27. Dava konusu CBK’nın idari usul ve esaslar çerçevesinde bir bilgi sisteminin kurulması ve işletilmesinin hukuksal temelini oluşturmak suretiyle bu alana ilişkin kamu hizmetinin görülmesine yönelik düzenlemeler öngördüğü, bu itibarla yürütme yetkisine ilişkin bir hususu düzenlediği anlaşılmaktadır.<br>28. Belirtilen düzenleme alanı itibarıyla CBK, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir.<br> ...<br>30. ... bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca CBK ile düzenlenebileceği özel olarak belirtilen konular kapsamında kalmaktadır (AYM, E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, § 25).<br>31. Coğrafi bilgi sistemlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti alanıyla ilgili olduğu dikkate alındığında ulusal coğrafi bilgi sistemin kurulmasının hukuksal temelinin oluşturulmasına yönelik dava konusu CBK’nın bakanlıkların görev ve yetkileriyle ilgili bir hususa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasıyla bağlantılı olarak 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. ...<br>34. Diğer yandan 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da ve söz konusu Kanun’la bazı hükümlerinde değişiklikler yapılan 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da coğrafi bilgisi sistemlerine ilişkin birtakım düzenlemelerin bulunduğu görülmekle birlikte bu yasal düzenlemelerin dava konusu CBK’nın çıkarıldığı 6/11/2019 tarihinden sonra çıkarıldıkları görüldüğünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında yapılacak denetim bakımından değerlendirmeye esas alınması mümkün değildir.<br>35. Açıklanan nedenlerle CBK’nın tümü Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.<br>" gerekçesiyle dava konusu alanda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılmasında yetki yönünden Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Buna göre, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan, Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan, "Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükmü gereği, 7221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 7221 sayılı Kanun hükümleri arasında çatışma olması halinde Kanun hükümlerinin uygulanacağı açık olduğundan, itiraza konu Kararnamede bu yönüyle de Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen nedenlerle, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.<br>2- 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesine ilişkin iddianın incelenmesi:<br>Davacı, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin somut düzenlemeler içermemesi nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.<br>Bununla birlikte, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, yasama organı, Anayasa’ya aykırı olmamak koşuluyla, her konuda istediği kadar detaylı düzenlemelerle kanun çıkarma yetkisine sahiptir. Bir diğer ifadeyle, yasama organı, kanunla ana ilke ve esasları belirledikten sonra yönetim ve uzmanlık gerektiren detayları, çerçeve ve sınırlarını çizmek kaydıyla yürütmeye bırakabilir.<br>7221 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının (b) bendinin "…veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilir." kısmının ve 2. fıkrasının ikinci cümlesi olan "İzne tabi olacaklar ile izin süresi ve verilere ilişkin usul, esas ve içerikler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenir." cümlesinin iptali istemiyle açılan iptal davası sonucunda Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 tarih ve E:2020/42, K:2023/99 sayılı kararıyla; 1. fıkrasının (b) bendinde geçen ibarenin, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlayan bir yönünün bulunmadığı, ayrıca coğrafi veri paylaşımının kapsam ve sınırlarının açıkça belirlenmesi dolayısıyla belirsiz ve öngörülemez olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle Anayasaya uygun olduğuna ve iptal isteminin reddine; 2. fıkrasının ikinci cümlesinin ise, özel teşebbüse açık bir alandaki faaliyetin izne bağlanmasının teşebbüs hürriyetine müdahale teşkil etmesi nedeniyle kanunla düzenlenmesi gerekirken bu alanı düzenleme yetkisinin hiçbir sınır ve çerçeve olmaksızın bütünüyle idarenin takdir yetkisine bırakılmasının Anayasa'nın 7., 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bunun üzerine bahse konu karardaki gerekçeler de gözetilerek yasama organınca 05/12/2024 tarih ve 7534 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile 7221 sayılı Kanun'da yeniden ve detaylı düzenlemeler yapılmıştır.<br>Bu itibarla, davacının, 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesine yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası da yerinde görülmemiştir.<br>B) Dava konusu Yönetmeliğin yetki ve şekil yönünden incelenmesi:<br>Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yasal dayanağının bulunmadığı, yönetmeliklerin sebep unsurunu bir Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin oluşturacağı, daha önce hiçbir şekilde düzenlenmeyen bir alanda yönetmelik çıkarılmasının mümkün olamayacağı, konu ile ilgili kanuni düzenlemenin sadece 7221 sayılı Kanun’un 1. maddesi olduğu, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca konuyla ilgili kurul ve kurumların düzenlendiği, her iki üst normda da uygulamaya yönelik hiçbir hüküm sevk edilmediği, kanun ile düzenlenmesi gereken konuların Cumhurbaşkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kullanılması sonucu fonksiyon gasbı meydana geldiği iddia edilmiştir.<br>Öncelikle, davalı Bakanlıkça, dayanak mevzuat olan 7221 sayılı Kanun ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanılarak, coğrafi veriler ile ilgili olmak üzere, aynı tarihte iki farklı Yönetmelik yayımlandığı görüldüğünden, bu Yönetmeliklerin kapsam bakımından farklılıklarına değinme ihtiyacı doğmuştur.<br>Buna göre, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği, gerçek kişilerin, özel hukuk tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan pafta bazındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlık tarafından verilecek izinlere ilişkin usul ve esasları düzenlemekte iken; dava konusu Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği, özel hukuk tüzel kişilerinin (ve bilahare gerçek kişilerin), Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan il, büyükşehir, ülke düzeyindeki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması, satması, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapması, yeni veri üretmesi ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.<br>Dolayısıyla, halihazırda her iki Yönetmelik arasındaki temel farkların, Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği ile kamu tüzel kişilerinin kayıt prosedürüne tabi tutularak Coğrafi Bilgi Sistemine dahil edilmesi, ayrıca yalnızca pafta bazındaki coğrafi verilerin toplanmasına, üretilmesine, paylaşılmasına ve satılmasına izin verilmesi; buna karşın Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliğinde (coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması faaliyetlerine ek olarak) büyük ölçekli (il, büyükşehir ve ülke düzeyinde) coğrafi veriler kullanılarak veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesi faaliyetlerinin de (istihdam gibi daha ağır koşullarla) lisanslandırılması ve hasılat paylaşımına yönelik kurallara yer verilmesi olduğu görülmektedir.<br>Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davalı Bakanlığın; Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin kurulmasına, kullanılmasına ve geliştirilmesine dair iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak, coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretimine, kalitesine ve paylaşımına yönelik standartlar ile bunlara ilişkin temel politika ve stratejilerin belirlenmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak, coğrafi veri teması listelerinin, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisinin, Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinin, kararların ve tanımlama dokümanlarının yayımlanmasını sağlamak, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması veya satılması için yapılan izin başvurularını sonuçlandırmak, izne ilişkin usul ve esasları, izne tabi faaliyet gösterenlerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken ilke ve kuralları düzenlemek, özetle Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin işleyişini takip edip genel koordinasyonunu, eş güdümünü ve güvenilirliği ile sürdürülebilirliğini sağlamak, bütün sistem ve süreci yönetip düzenlemek konusunda görevli ve yetkili olduğu anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi ile 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddelerinde, izne tabi olacakların, izin süresi ve verilere ilişkin usul ve esasların, izne tabi faaliyet gösterenlerin yetki ve sorumlulukları ile uyması gereken ilke ve kuralların davalı Bakanlık tarafından yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı görülmektedir.<br>Bu itibarla, gerçek kişilerin, özel hukuk tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplamasına, üretmesine, paylaşmasına ve satmasına ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlık tarafından verilecek izinlere ilişkin -uygulamalara dair- usul ve esasları belirleyen dava konusu Yönetmelikte yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık görülmemektedir.<br>Her ne kadar, 7221 sayılı Kanun'un, Bakanlığa düzenleme yetkisi veren 1. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararı ile iptal edilmiş ise de; gerek anılan karar üzerine 7221 sayılı Kanun'da 7534 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler üzerine davalı Bakanlığa aynı konuda yeniden düzenleme yetkisi verilmesi, gerekse kanuni boşluğun olduğu dönemde 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 7. ve 14. maddelerinin yürürlükte olması karşısında, iptal kararının, Dairemizce varılan sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir. <br>Öte yandan, yukarıda aktarılan Kanun ve Kararname hükümleriyle idareye düzenleme yetkisi verilmesi ve Kararname'nin geçici 1. maddesinde yönetmelik çıkarması için idareye düzenleyici bir süre verilmesi karşısında, dava konusu Yönetmelikte, bu yönüyle sebep unsuru bakımından da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>C) Dava konusu Yönetmelik kurallarının, davacının iddiaları ile sınırlı olarak incelenmesi:<br>1- Yönetmeliğin 2. maddesinin 3. fıkrasının incelenmesi:<br>Yönetmeliğin dava konusu fıkrasının ilk cümlesinde, "49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu tüzel kişilerinin ulusal coğrafi veri sorumluluk matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satması Bakanlık iznine tabidir." kuralına; ikinci cümlesinde ise, "Ancak kamu tüzel kişileri 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında izin bedelinden muaftır." kuralına yer verilmiştir.<br>Davacı tarafından, dayanak düzenlemelerde kamu tüzel kişilerinin izin yükümlülüğünden bahsedilmemesi nedeniyle dava konusu fıkranın normlar hiyerarşisi prensibine aykırı olduğu ileri sürülmüş, izin bedelinden muafiyete ilişkin kural yönünden bir itiraz belirtilmemiştir.<br>Dolayısıyla, fıkraya yönelik uyuşmazlığın, kamu tüzel kişilerinin coğrafi verileri toplama, üretme, paylaşma veya satma faaliyetinin izne tabi olup olmadığı noktasında bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, Coğrafi Veri İzin Yönetmeliğinde, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan kapsamlı değişiklikler ile 2. madde bütünüyle yeniden düzenlenmiş ve dava konusu fıkranın birinci cümlesinde geçen kural tamamen ilga edilirken, ikinci cümlesindeki düzenleme, bu maddeden çıkarılarak 4/A maddesi altında yeniden kurallaştırılmıştır. <br>Bu durumda, dava konusu fıkranın birinci cümlesi yönünden dava konusuz kaldığından, anılan cümlenin iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuki olanak görülmemektedir.<br>Diğer yandan, dava konusu fıkranın ikinci cümlesinde yer alan "izin bedelinden muafiyet"e yönelik olarak davacı tarafından herhangi bir iddia yöneltilmemiş ise de, gerek bu cümlede kamu tüzel kişileri bakımından "izin" kavramının kullanıldığı, gerek 31/03/2023 tarihli Yönetmelik değişikliğinden sonra bu cümlenin yer aldığı 4/A maddesi başlığının "İzin yükümlülüğü" olarak belirlendiği, gerekse 31/03/2023 tarihli Yönetmelik değişikliğinden sonra da Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. ve "Kapsam" başlıklı 2. maddelerinde kamu tüzel kişilerinin coğrafi verilere ilişkin faaliyetleri kapsamında Bakanlıkça verilecek "izinler"den bahsedildiği anlaşıldığından, davacının birinci cümleye yönelik iddiasının bu cümle yönünden de dikkate alınarak hukuka uygunluk denetimi yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu çerçevede yapılan incelemede, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasının, gerek dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan ilk halinde, gerekse 7534 sayılı Kanun ile değişik halinde, yalnızca "gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin" Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verileri toplaması, üretmesi, paylaşması veya satmasının izne tabi olduğunun hükme bağlandığı görülmektedir. Bununla birlikte, davalı Bakanlığın, Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin işleyişini takip edip genel koordinasyonunu, eş güdümünü ve güvenilirliği ile sürdürülebilirliğini sağlamak, bütün sistem ve süreci yönetip düzenlemek konusunda görevli olduğu hususu ile sistem üzerinden elde edilen ve/veya üretilen coğrafi verilerin milli güvenliğe ilişkin bilgileri de ihtiva edebileceği hususu birlikte değerlendirildiğinde; sisteme dahil olacak ve bilahare buradan elde ettiği verileri toplama, üretme, paylaşma veya satma konusunda yetkili olacak kamu tüzel kişilerinin de kayıt altına alınmasının, sistemin takibinin yanı sıra sistem paydaşları ile koordinasyonunun ve verilerin güvenliğinin sağlanması bakımından da elzem olduğu, esasen kamu tüzel kişileri için "izin alma" yükümlülüğünden kastedilenin "kayıt olma" şeklinde anlaşılması gerektiği, nitekim Yönetmeliğin 5. maddesinin başlığının "Kayıt ve izin başvurusu" olduğu ve maddede kamu tüzel kişileri için yalnızca "kayıt" prosedürüne yer verildiği, yine Yönetmeliğin, izin başvurusunda istenilen başvuru belgelerini düzenleyen 6. maddesinde, yalnızca gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri yönünden düzenleme yapıldığı, kamu tüzel kişilerinden izin başvurusu ve buna yönelik belge istenilmediği ve nihayetinde "Başvuruların değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması" başlıklı 8. maddesi ile "İzin süresi, izin süresinin uzatılması ve yenilenmesi" başlıklı 9. maddesinde de kamu tüzel kişilerine ilişkin herhangi bir düzenleme, izin belgesi ya da izin süresi uygulaması öngörülmediği, 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde de "coğrafi veri izin belgesi"nin, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri adına düzenleneceğinin açıkça belirtildiği, esasen kamu tüzel kişilerine izin bedelinden muafiyet tanınmasının da bunu desteklediği, dolayısıyla dava konusu kuralda bahsedilen "izin" kavramı ile dayanak 7221 sayılı Kanun'da öngörülen "izin" prosedürünün aynı ihtivaya sahip olmadığı, bu haliyle kamu tüzel kişilerine "kayıt olma" yükümlülüğü getirilmesinin, davalı idareye tanınan düzenleme yetkisi kapsamında kaldığı ve dava konusu kuralda bu yönden dayanağı mevzuata ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, dava konusu kuralın mülga birinci cümlesinde, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 14. maddesinin 4. fıkrasına atıf yapılmak suretiyle, anılan fıkrada geçen "gerçek ve tüzel kişiler" ifadesiyle özel veya kamu hukuku ayrımı yapılmaksızın bütün tüzel kişilerin izne tabi olduğu sonucunun çıkarıldığı anlaşılmış ise de; dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla 7221 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu ve izin yükümlülüğünü, anılan Kararname kuralının aksine, yalnızca "gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri" ile sınırlandırdığı, ayrıca Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan, "Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükmü gereği, 7221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 7221 sayılı Kanun hükümleri arasında çatışma olması halinde Kanun hükümlerinin uygulanacağı açık olduğundan; kamu tüzel kişilerinin izne tabi kılınması bakımından anılan Kararname hükmünün yeterli dayanağı teşkil edemeyeceği görülmektedir. Nitekim davalı Bakanlıkça da aktarılan hukuki durumun fark edilmesi nedeniyle 31/03/2023 tarihli Yönetmelik değişikliği ile dava konusu kuralın birinci cümlesinin ilga edildiği anlaşılmaktadır.<br>2- Yönetmeliğin 2. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi:<br>Dava konusu kuralda, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri için yürüttükleri faaliyetler kapsamında üretecekleri verileri ticarete konu etmeleri durumunda veri izin bedeli ödemekle yükümlü oldukları düzenlenmiştir.<br>Yukarıda aktarıldığı üzere, Coğrafi Veri İzin Yönetmeliğinde, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan kapsamlı değişiklikler ile 2. madde bütünüyle yeniden düzenlenmiş ve dava konusu fıkra bu maddeden çıkarılmış ise de benzer nitelikteki düzenleme 4/A maddesi altında yeniden kurallaştırılmıştır. <br>Yönetmeliğin nihai haliyle 4/A maddesinin 2. fıkrasında, "Gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri; bu Yönetmelik kapsamında, kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri için yürüttükleri coğrafi veri toplama veya üretmeye yönelik faaliyetleri için herhangi bir bedel olmaksızın izin almakla yükümlüdür. Ancak söz konusu faaliyetleri sonucunda elde edilen verileri ticarete konu etmeleri, kendi uygulamalarında kullanmaları ve paylaşmaları durumunda veri izin bedeli ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenleme sevk edilmiştir.<br>Buna göre, dava konusu fıkra kuralına yönelik değişikliklerin, uyuşmazlığın esasına etkili ve davacının iddialarını karşılar nitelikte olmaması, kuralın içerik açısından sınırlı değişikliğe uğramasına karşın eski anlam ve kapsamını koruması karşısında; davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak anılan fıkra yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.<br>Dava konusu fıkrada, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri adına dahi olsa, yürütecekleri coğrafi veri toplama ve üretim faaliyetleri, 7221 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasındaki amir hükmü gereği izne tabi kılınmış, ancak adına faaliyet yürüttükleri kamu tüzel kişilerinin izin/kayıt bedelinden muaf oldukları gözetilerek ihale üzerinde bırakılan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri de kural olarak izin bedelinden muaf tutulmuş, bununla birlikte, yine 7221 sayılı Kanun'un gereği olarak, bu kurala bir istisna getirilmiş ve gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri için yürüttükleri faaliyetler kapsamında üretecekleri verileri kendi nam ve hesaplarına kullanarak ticarete konu etmeleri durumunda, yani faaliyetlerinin kamu kurumları ve kamu tüzel kişileri adına olmaktan çıkması halinde, veri izin bedeli ödemekle yükümlü oldukları düzenlenmiştir. Bu itibarla, dava konusu kuralda dayanağı mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, davacı tarafından, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince, biri coğrafi veri izin belgesi başvurusu, diğeri bu verilerin ticarete konu edilmesi aşaması olmak üzere iki kez (mükerreren) izin bedeli ödeneceği, bu durumun ise bu kişilere ek mali yükümlülükler getireceği ileri sürülmüş ise de, izin belgesi başvurusu sırasında bedel alınmayacağı anlaşıldığından bu iddiaya itibar edilmemiştir. Nitekim bu husus, dava konusu Yönetmeliğin nihai haliyle 4/A maddesinin 2. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir.<br>3- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi:<br>Dava konusu kuralda, "coğrafi veri izin belgesi", özel hukuk tüzel kişisi veya gerçek kişi bilgilerini, izin başlangıç ve bitiş tarihlerini, çalışılacak bölgenin hangi paftaları kapsadığını ve hangi faaliyetleri yürütebileceğine ilişkin (toplama, üretme, paylaşma ve satma) bilgiler ve izin kapsamındaki coğrafi veriye ilişkin bilgiler, yapılacak iş kapsamında çalıştırılacak personel, araç, gereç ve yazılım bilgileri ile doğrulama kodu içeren izin belgesi olarak tanımlanmıştır.<br>Davacı tarafından, 7221 sayılı Kanun ile 49 sayılı Kararnameye dayalı olarak yürürlüğe konulan diğer düzenleme olan Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nde "gerçek kişiler"in lisans kapsamı dışında tutulduğu, dava konusu Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği'nde ise "veri madenciliği yapma ve yeni veri üretme" konularının düzenleme dışı bırakıldığı, bu haliyle veri madenciliği yapmak ve yeni veri üretmek isteyen gerçek kişilerin, her iki Yönetmeliğin de kapsamı dışında kalmakla özel teşebbüse açık bulunan uyuşmazlık konusu alanda faaliyette bulunamadığı, mesleki faaliyetlerini dahi gerçekleştiremediği, bu durumun hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Bununla birlikte, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında yer alan coğrafi verilere ilişkin verileri toplama, üretme, paylaşma, satma, mevcut verileri kullanarak veri madenciliği yapma, yeni veri üretme ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirleyen Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği'nde, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yapılan değişiklikler sonucu, veri madenciliği yapma ve yeni veri üretme konusunda lisans almak kaydıyla faaliyette bulunacak özel hukuk tüzel kişilerinin yanına "gerçek kişiler"in de dahil edildiği anlaşıldığından, davacının iddiasının karşılandığı ve bu haliyle dava konusu Yönetmelik kuralının iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>4- Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin ve 5. maddesinin 3. fıkrasının incelenmesi:<br>"İzne tabi coğrafi veri" kavramı, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu (e) bendinde, "Birden fazla konum bilgisi içeren veri" olarak tanımlanmış iken; 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 4. maddesi ile "Birden fazla konum bilgisi içeren veriyi, dijital bir harita altlığı üzerinde veya adres verisi ile ilişkilendirilebilen verileri, veri tanımlama dokümanlarında belirlenmiş sensörler vasıtası ile araziden çevrim içi veya çevrim dışı toplanan verileri" olarak tanımlanmıştır.<br>Anılan bende yönelik değişikliklerin, uyuşmazlığın esasına etkili ve davacının iddialarını karşılar nitelikte olmaması, dava konusu kuralın içerik açısından aynen korunup yeni eklemeler ile kapsamının genişletilmesi karşısında; davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak anılan bent yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.<br>Yönetmeliğin 5. maddesinin dava konusu 3. fıkrasında ise, faaliyette bulunulmak istenen veri/verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisindeki hangi tema/alt temalar ile ilgili faaliyetleri içerdiğinin kayıt ve izin başvurusu sırasında belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir.<br>Davacı tarafından, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca konum bilgisi içeren tüm verilerin, yani "coğrafi veri"lerin bu Yönetmeliğin kapsamına girdiği, oysa Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında "coğrafi veri temaları"ndan bahsedildiği, dolayısıyla bu temalar ile ilgili veri üretirken izin alınması gerektiğinin anlaşıldığı, ancak temaların coğrafi verileri kapsamaması nedeniyle iki düzenleme kuralının birbiriyle çeliştiği iddia edilmektedir.<br>49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "coğrafi veri", konum bilgisi içeren her türlü veri; (g) bendinde, "coğrafi veri teması", belirli bir konuya ilişkin olarak ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri topluluğu; (o) bendinde ise, "Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi", coğrafi veri temaları ile bu temalardan sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarını gösteren matris şeklinde tanımlanmıştır. <br>7221 sayılı Kanun'da da, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması, satılması, veri madenciliği yapılması ve yeni veri üretilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmekle izin belgesinin konusunun "ulusal veya uluslararası standartlara uygun hazırlanan coğrafi veri" olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.<br>Dolayısıyla, coğrafi veri temasının, aynı konuya ilişkin bulunan coğrafi verilerin (ulusal veya uluslararası standartlara uygun olmak kaydıyla) bir başlık altında toplanarak sınıflandırılması anlamına geldiği ve bu haliyle coğrafi verileri kapsadığı, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan tanımlarda da, yukarıda aktarılan üst norma uygun şekilde düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. <br>Bu itibarla, dava konusu düzenlemeler arasında herhangi bir çelişki ya da kurallarda dayanak normlara aykırı bir yön bulunmadığından, davacının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.<br>5- Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi:<br>Dava konusu düzenlemede, başvuru sahibinin, başvurunun yapılmasından sonuçlanmasına kadar olan süreç içerisinde sunduğu bilgi ve belgelerin doğruluğundan, mevzuata uygunluğundan ve doğacak hukuki sonuçlardan sorumlu olduğu belirtilmektedir.<br>Davacı tarafından, "mevzuat" ibaresiyle kastedilenin ne olduğunun belirtilmediği, düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br>Bununla birlikte, dava konusu düzenlemenin yalnızca başvuru evrakına yönelik olduğu, başvuru evrakının da Yönetmeliğin 6. maddesinde tahdiden sayıldığı görüldüğünden, "mevzuata uygunluk" ifadesiyle kastedilenin, başvuru sırasında istenilen belgelerin düzenlenmesi aşamasında uygulanacak mevzuat hükümlerinde başvuru sahibi yönünden öngörülen yükümlülüklerin başvuru sahibi tarafından gereği gibi yerine getirilmesi olduğunun açık bulunduğu, bu haliyle hukuki belirlilik ilkesinin ihlalinin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, davacının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.<br>6- Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi:<br>Maddenin 1. fıkrasında, özel hukuk tüzel kişilerinden izin belgesi başvurusunda istenen bilgi ve belgelere yer verilmiş olup, bu belgelerin taratılarak sisteme kaydetmesi suretiyle Bakanlığa başvurulması gerektiği düzenlenmiş; (c) bendinde ise, "Talepte bulunan kuruluşa göre güncel tarihli ve onaylı olarak; ilgili meslek odasından alınmış işyeri tescil belgesi veya faaliyet gösterdiği konuya ilişkin belge ve imza sirküleri" bu belgeler arasında sayılmıştır.<br> Davacı tarafından, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği'nde mühendislerin Odaya kayıt ve tescil zorunluluğu getirilmişken, dava konusu bent ile meslek odasından alınan kayıt ve tescil belgesinin zorunlu olmaktan çıkarıldığı, bu hususun kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun görevini ifaya engel olmak suretiyle Anayasa'nın 135. maddesine aykırı olduğu iddia edilmektedir.<br>Her ne kadar, 31/03/2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile dava konusu bent ilga edilmiş ise de, bu değişikliğin, meslek odasından alınan belgenin başvuru evrakı arasından tamamen çıkarılması sonucunu doğurması ve davacının iddiasını ortadan kaldırmaması nedeniyle, davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği sonucuna varılarak işin esasının incelenmesi uygun görülmüştür. <br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun "Umumi hükümler" başlıklı 33. maddesinde, "Türkiye'de mühendislik ve mimarlık meslekleri mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve mesleki tedrisat yapabilmeleri için ihdisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler." kuralına yer verilmiştir.<br>TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin "Üye olmayan HKM yetki ve sorumlulukları" başlıklı 94. maddesinde, "Türkiye'de HKM ler mesleğinde çalışabilmek ve mesleki öğretim yapabilmek için, Odaya üye olmak ve üyelik koşullarını korumak zorundadırlar. TMMOB Kanununa göre, Odaya üye olmaları isteklerine bağlı olan HKM, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleksel bakımdan Odaya kayıtlı meslektaşlarının hak ve yetkilerine sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdür." kuralına; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği'nde de, bir harita ve kadastro mühendisinin, serbest harita ve kadastro mühendislik müşavirlik hizmetlerini yapabilmesi için Odaya kayıt ve tescil zorunluluğu bulunduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br>6235 sayılı Kanun ile adı geçen Yönetmeliklerin yukarıda aktarılan kurallarına göre, harita ve kadastro mühendislerinin mesleki faaliyetlerini icra edebilmesi için Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasına kayıt ve tescil yaptırması ve her yıl kaydını yenileyerek tescil belgesini değiştirmesi gerektiği, aksi takdirde harita ve kadastro mühendisi sıfatı ile (kamu görevi hariç) çalışamayacağı anlaşılmaktadır.<br>Buna göre, 6235 sayılı Kanun ile bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Yönetmeliklerin açık hükümleri karşısında, harita ve kadastro mühendisi unvanını haiz bulunan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin aynı unvanı haiz ortaklarının, kamu görevlisi olmadıkları sürece, harita ve kadastro mühendisliği unvanlarının kendilerine verdiği yetkiyi kullanarak mesleklerini icra etmek suretiyle dava konusu Yönetmelik kapsamında izin belgesini alıp faaliyette bulunabilmeleri için davacı Odaya kaydolmak ve tescil belgesi almak zorunda oldukları kuşkusuzdur.<br>Dava konusu Yönetmeliğin, normlar hiyerarşisi kuramı gereği, 6235 sayılı Kanun'un odaya kayda yönelik hükümlerini ilga etmesinin, değiştirmesinin ve/veya bu hükümlerine istisna öngörmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında; her ne kadar dava konusu Yönetmelik kuralında açıkça ifade edilmemişse de, coğrafi veri izin belgesi ile mesleki faaliyet icra edecek gerçek kişi harita ve kadastro mühendisleri ile tüzel kişilerin ortağı harita ve kadastro mühendislerinin, davacı Odaya kaydolmaları ve tescil belgesi almaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Bir başka ifadeyle, dava konusu Yönetmelikte odaya kayıt belgesine yer verilmemiş olması, 6235 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliklerde öngörülen Odaya kayıt zorunluluğunu, buna bağlı olarak da davacı Odaya verilmiş olan takip ve denetim yetkisini ortadan kaldırmamaktadır.<br>Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin amaç ve kapsamının meslek odalarına kayda yönelik kural koymak olmadığı da dikkate alındığında, ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği alınması gereken odaya kayıt (üyelik) belgesine, başvuru dilekçesi ekinde sunulacak belgeler arasında yer verilmemiş olması eksik düzenleme sayılamayacağından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiş olup, söz konusu Yönetmelik maddesinin, dayanağı Kanun'a ve hukuka aykırılık taşımadığı sonucuna varılmıştır.<br>Nitekim, benzer mahiyette bulunan 10/03/2011 tarihli ve 27870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinin, odaya üyelik belgesinin aranmaması nedeniyle eksik düzenlendiği iddiasıyla açılan iptal davası, Dairemizin 02/12/2015 tarihli, E:2011/6405, K:2015/5495 sayılı kararıyla benzer gerekçelerle reddedilmiş olup, işbu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 13/03/2019 tarihli ve E:2017/365, K:2019/1074 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. <br>Yine, Bitki Koruma Ürünlerinin Ruhsatlandırılması ve Piyasaya Arzı Hakkında Yönetmeliğin Ek-1'inin 4. maddesinde, bitki koruma ürünleri iştigal izin belgesi için gerekli belgeler arasında oda üyelik belgesine yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada da, Dairemizin 13/10/2022 tarih ve E:2018/28, K:2022/4470 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir.<br>7- Yönetmeliğin 7. maddesinin incelenmesi:<br>Maddede; izin belgesi başvurusu üzerine, başvuru sahibi, varsa ortakları ile istihdam edeceği personel hakkında adli sicil kaydının araştırılacağı, bunun yanı sıra Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde, aynı kişilerin arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının da yaptırılacağı düzenlenmiştir.<br>İzin belgesine konu olan, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin bir kısmının doğrudan "milli güvenliğe" ilişkin gizlilik içeren, kritik önemi ve başkalarının eline geçmesi halinde yüksek riski haiz veriler olduğu kuşkusuzdur. Esasen, 7221 sayılı Kanun ile de bu nedenle, söz konusu coğrafi verilerin paylaşımı konusunda "ulusal güvenlik" açık bir sınır olarak belirlenmiştir. <br>Nitekim, davalı idare tarafından da savunma dilekçesinde, söz konusu verilerin bahse konu niteliğinin gözetilmesi sebebiyle dava konusu kuralın sevk edildiği belirtilmiştir.<br>Öte yandan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Adlî sicil bilgileri verilebilecek olanlar" başlıklı 7. maddesinde, adlî sicil bilgilerinin, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına verilebileceği hükme bağlanmıştır.<br>Bu itibarla, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak ile görevli bulunan davalı Bakanlığın; coğrafi verileri kullanmak, paylaşmak ve satmak için izin belgesine başvuran kişi, varsa ortakları ile istihdam edeceği personel hakkında adli sicil bilgilerini mutlak surette araştıracağı, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasını ise yalnızca gerekli görmesi halinde yaptıracağı yolundaki dava konusu kuralda kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.<br>8- Yönetmeliğin 10. maddesinin incelenmesi:<br>Dava konusu maddenin 1. fıkrasında, coğrafi veri izin belgesinin iptal sebepleri düzenlenmiştir.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, dayanak mevzuat uyarınca coğrafi veri izin belgesi düzenlenmesine esas kriterleri belirlemeye ve koşulları sağlayan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine bu belgeyi vermeye yetkili olan idarenin; yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca, belirlemiş olduğu koşulların yitirilmesi halinde verdiği belgeyi geri alıp iptal edebileceği tabiidir. <br>Bu çerçevede, anılan fıkraya yönelik davacı iddialarının incelenmesi sonucunda, dava konusu,<br>- (a) bendi yönünden, bentte geçen "ilgili mevzuat" ibaresinden, coğrafi verilere ilişkin meri mevzuat hükümlerinin kastedildiğinin anlaşıldığı, bu haliyle hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği,<br>- (b) bendi yönünden, başvuru sırasında gerekli belgelerin sisteme kaydedilmesinden sonra taahhütname metninin görülüp okunmasına izin verildiği, bilahare başvuru sahibince onaylanmasının istenildiği, ayrıca söz konusu taahhütname metnine davalı Bakanlığın resmi web sitesi (https://webdosya.csb.gov.tr/db/cbs/icerikler/cografi-veri- izin-taahhutnamesi-20210701145911.PDF) üzerinden de erişilebildiği anlaşılmakla taahhütname ve içeriğinin bilinmemesinin söz konusu olamayacağı, <br>- (c) bendi yönünden, anılan bent ile Yönetmeliğin 11. maddesi ve 13. maddesinin 3. fıkrasının birlikte değerlendirilmesinden, izin belgesi sahibi gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin, izin süresinin bitimine 15 gün kala, yapmış olduğu faaliyetin tamamlanma durumu ile faaliyete ilişkin coğrafi verileri Platform ile paylaşmaması veya bunlara ilişkin bilgi ve belgeleri davalı Bakanlığa sunmaması halinde iznin iptal edileceğinin, öte yandan Platform ile coğrafi veri paylaşamaması durumunda paylaşamama sebebini içeren gerekçe raporunu Bakanlığa sunması gerektiğinin, bu gerekçe raporundaki mazeret ve açıklamaların Bakanlıkça haklı ve yerinde görülmesi halinde iptal yaptırımının uygulanmayacağının anlaşıldığı, bu haliyle hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği,<br>- (ç) bendi yönünden, yukarıda aktarıldığı üzere, Türkiye’ye ait Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamındaki coğrafi verilerin bir kısmı doğrudan "milli güvenliğe" ilişkin gizlilik içeren, kritik önemi ve başkalarının eline geçmesi halinde yüksek riski haiz veriler olduğundan, başvuru sahibinin ülke menfaatlerini tehdit edecek bir faaliyetinin tespit edilmesi halinde belgenin iptalinin öngörülmesinin kamu yararı ve hizmetin gereği olduğu, <br>- (d) bendi yönünden, davalı idarece izin belgesine esas koşullarda değişiklik olduğunun tespit edilmesi halinde, belgenin verilere sınırsız erişim sağladığı da dikkate alınarak eksikliğin tamamlanması için belge sahibine makul bir süre verilmesinde ve eksiklik bu sürede tamamlanmadığı takdirde belgenin iptal edileceğinin öngörülmesinde ölçülülük ile yetki ve usulde paralellik ilkelerine, keza hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, "değişiklik" ibaresiyle, belgenin sunulduğu tarihteki içeriği ile tespitin yapıldığı tarihteki içeriği arasında, belge düzenlenmesi bakımından önem arz eden, esaslı değişikliklerin kastedildiği, bu açıdan hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edilmediği,<br>- (e) bendi yönünden, milli güvenliğe ilişkin hassas bilgilere erişim sağlayan izin belgesinin, bu verilere erişmesinde mahsur olacağı değerlendirilen sayılı suçlardan mahkum olanlar bakımından iptal edileceğinin öngörülmesinde, kamu yararının yanı sıra hizmet gereklerine de aykırılık olmadığı, aynı zamanda mahkumiyet koşulu aranması suretiyle masumiyet karinesinin de gözetildiği, fıkrada geçen "suçu işlemiş olma" hususunu tespit yetkisinin de yalnızca mahkemelere ait olması nedeniyle anılan ibarenin de masumiyet karinesine uygun olduğu,<br>sonucuna varıldığından, dava konusu kurallarda hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Maddenin 2. fıkrasında ise, coğrafi veri izin belgesi iptal edilen gerçek kişi ile özel hukuk tüzel kişilerinin 1 yıl süreyle izin başvurusunda bulunamayacakları; iptali gerektiren ilk ihlal üzerine henüz izin belgesi iptal edilmeden (izin belgesinin iptal edilmesine kadarki süreçte) belgenin ikinci kez iptalini gerektiren yeni bir ihlalde bulunmaları durumunda ise 2 yıl süreyle izin başvurusu yapamayacakları, izin belgesi iptal edilmesine rağmen çalışmaya devam edenlerin izinsiz çalışmış sayılacağı düzenlenmiştir.<br>Anılan fıkrada, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemini ve Platformunu kurmak, yönetmek, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak ile görevli olan davalı Bakanlığın, bu görevi kapsamında, dikkatsizlik, özensizlik veya mevzuata aykırılık hallerinin süreklilik arz etmesi halinde bu durumun devamının engellenmesi, sistemin düzenli ve güvenli işleyişinin sağlanması için bir idari tedbir öngördüğü anlaşıldığından, dava konusu fıkrada da hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.<br>9- Yönetmeliğin 11. maddesinin incelenmesi:<br>Maddede, izin belgesi sahibi gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin, izin süresinin bitimine 15 gün kala, yapmış olduğu faaliyete ilişkin coğrafi verileri, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu ile paylaşacağı ve buna ilişkin bilgi ve belgeleri Bakanlığa teslim edeceği, Platform ile veri paylaşımı yapılamaması durumunda ise gerekçe raporunu Bakanlığa sunacağı, Bakanlık tarafından, sunulan gerekçe raporuna istinaden karar verileceği öngörülmüştür.<br>Her ne kadar, dava konusu madde, 31/03/2023 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bütünüyle yeniden düzenlenmiş ise de, yeniden düzenlenen 11. maddenin 2. fıkrasında da aynı mahiyette, daha açıklayıcı ve detaylı kurallara yer verildiği görüldüğünden, bahse konu değişikliklerin, uyuşmazlığın esasına etkili ve davacının iddialarını karşılar nitelikte olmaması, kuralın içerik açısından sınırlı değişikliğe uğramasına karşın eski anlam ve kapsamını koruması karşısında; davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak anılan madde yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesi uygun görülmüştür.<br>49 sayılı Kararname uyarınca, izin almakla yükümlü gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri, topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmekle ve güncellemekle yükümlü bulunmakta (m.7/1); veri bilgisinin, coğrafi verinin üretimi aşamasında Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve güncel olarak elektronik ortamda üretilmesi ve Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna sunulması gerekmekte (m.13/5); ayrıca ulusal güvenliğe, kişisel verilerin korunmasına, fikri, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile milletlerarası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla her türlü coğrafi verinin erişilebilir, paylaşılabilir ve kullanılabilir olması, genel ilke olarak belirlenmiş bulunmaktadır (m.4/1-ç). Yine aynı Kararnameyle, davalı Bakanlık, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ve Platformunun işleyişini takip edip genel koordinasyonunu, eş güdümünü ve güvenilirliği ile sürdürülebilirliğini sağlamak, bütün sistem ve süreci yönetip düzenlemek konusunda görevlendirilmiştir (m.5).<br>Dava konusu madde ile izin belgesine istinaden faaliyet yürüten gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin, izin belgesi süresince topladıkları, ürettikleri bilgileri Platform ile paylaşmak suretiyle 7221 sayılı Kanun ile 49 sayılı Kararnamenin lafzının ve amacının gerçekleştirilmesinin sağlandığı, yine izin sahiplerinin izin süresince yaptıkları iş ve işlemlerin takibi, denetimi, verilerin doğruluğu, güvenliği ve gizliliğinin kontrolü bakımından Bakanlığa ilgili rapor ve belgeleri sunmakla yükümlü kılındığı, ayrıca izin belgesi sahiplerine gerekçe raporu sunma hakkı tanınarak makul, meşru ve muhik sebeplerin (hakkaniyetin ve ölçülülük ilkesinin) dikkate alındığı anlaşılmaktadır. <br>Diğer taraftan, düzenlemede öngörülen 15 günlük sürenin, erişilebilir ve açık bir hukuk kuralıyla belirlenmiş olması, bu kuralın iznin alındığı tarihte dahi ilgililerce biliniyor (öngörülebilir) olması nedeniyle makul ve ölçülü bulunduğu, dolayısıyla bahse konu sürenin belirlenmesine yönelik takdir yetkisinin de idarece hukuka uygun kullanıldığı ve maddenin bu haliyle açık ve anlaşılabilir olduğu görülmektedir.<br>Bu itibarla, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>10- Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. fıkrasının incelenmesi:<br>Dava konusu fıkrada, izin belgesi sahibinin, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kayıt olmadığı ve izne konu faaliyetlerine ilişkin coğrafi verileri ulusal standartlara uygun olarak Platform ile paylaşmadığı takdirde, bu coğrafi verileri Bakanlığa teslim etmemiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, dava konusu fıkra ile Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve 11. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden, izin belgesi sahibinin, Platform ile coğrafi veri paylaşamaması durumunda paylaşamama sebebini içeren gerekçe raporunu Bakanlığa sunması gerektiği, bu gerekçe raporunu sunmaması veya rapordaki mazeret ve açıklamaların Bakanlıkça haklı ve yerinde görülmemesi halinde iptal yaptırımının uygulanacağı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiğinden veya dava konusu kuralın ilgili bulunduğu -yukarıda zikredilen- diğer Yönetmelik kurallarıyla çeliştiğinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, 49 sayılı Kararname uyarınca, izin almakla yükümlü gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişileri, topladıkları, ürettikleri, paylaştıkları ya da sattıkları coğrafi verilere ilişkin veri bilgilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna kaydetmekle ve güncellemekle yükümlü bulunmakta (m.7/1); veri bilgisinin, coğrafi verinin üretimi aşamasında Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve güncel olarak elektronik ortamda üretilmesi ve Ulusal Coğrafi Bilgi Platformuna sunulması gerekmekte (m.13/5); ayrıca ulusal güvenliğe, kişisel verilerin korunmasına, fikri, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri ile milletlerarası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla her türlü coğrafi verinin erişilebilir, paylaşılabilir ve kullanılabilir olması, genel ilke olarak belirlenmiş bulunmaktadır (m.4/1-ç).<br>Bu itibarla, izin belgesi sahiplerinin izne konu faaliyetlerine ilişkin coğrafi verileri ulusal standartlara uygun olarak Platform ile paylaşması öngörülerek 7221 sayılı Kanun ile 49 sayılı Kararnamenin lafzının ve amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmasına yönelik kuralda dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.<br>Her ne kadar, davacı tarafından, ulusal standartların ne olduğunun belli olmadığı iddia edilmiş ise de, 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin ekinde yer alan 1 sayılı listede Türkiye'ye ait 32 Veri Temasının yayımlandığı, veri tanımlama dokümanlarının ise 09/07/2020 tarihli ve 31180 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de 20 tanımlama dokümanı, 18/09/2020 tarihli ve 31248 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de ise 14 tanımlama dokümanı şeklinde yayımlandığı, yine Coğrafi Veri Erişim, Paylaşım ve Kullanımına İlişkin Kuralların 05/12/2022 tarihli ve 32034 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşıldığından, anılan davacı iddiasına itibar edilmemiştir.<br>11- Yönetmeliğin 14. maddesinin incelenmesi:<br> İptali istenen maddede, davalı Bakanlığın, Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında verilerin toplanması, üretilmesi, paylaşılması ve satışına ilişkin teknik detayları içeren uygulama rehberini hazırlayacağı ve internet sayfasından yayınlayacağı düzenlenmiş; anılan Uygulama Rehberinin, davalı Bakanlıkça Nisan 2021'de hazırlanarak resmi internet sayfasında yayınlanıp yürürlüğe konulduğu anlaşılmıştır.<br>Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.<br>Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Hukukun genel ilkeleri arasında yer alan normlar hiyerarşisi gereği, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği kabul edilmektedir.<br>Davalı Bakanlığın, 7221 sayılı Kanun, 1 ve 49 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin yukarıda aktarılan hükümleri ile dava konusu Yönetmeliğin uygulanmasını göstermek ve bunlara aykırı olmamak üzere, Yönetmeliğin yayımından (10/02/2021) sonra alt düzenleyici işlemler tesis edebileceği tabiidir.<br>Bu itibarla, dayanağını Anayasa'dan alan idarenin düzenleme yetkisine ilişkin kural ihtiva eden dava konusu maddede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 10/02/2021 tarih ve 31391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliğinin;<br>a) 2. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>b) 2. maddesinin 3. fıkrasının ikinci cümlesi, 2. maddesinin 4. fıkrası, 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bentleri, 5. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, 7. maddesi, 10. maddesinin 1. ve 2. fıkraları, 11. maddesi, 13. maddesinin 3. fıkrası, 14. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre 1/3'ü olan ... TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 1/3'ü olan ...TL'sinin ise davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

vergi