<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/1458 E.  ,  2025/6586 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/1458<br>Karar No : 2025/6586<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Başkanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> 2- ... Üniversitesi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU :<br> 1. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Romatoloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, mesleğini serbest olarak icra etmeye devam eden öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunamayacağına ilişkin Ege Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile;<br> 2. Bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br> ... Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Romatoloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptığı, öğretim üyeliğinin yanında mesleğini serbest olarak icra ettiği, davalı Ege Üniversitesi Rektörlüğünce tesis edilen 04/11/2014 tarihli işlemle mesleğini serbest icra etmesi hasebiyle idari görevlerde bulunamayacağının bildirildiği, anılan işlemin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemine, bu işlemin de Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu’nun 11/06/2014 tarihli kararına dayandırıldığı, anılan kararda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinin 7. fıkrasında mesai saatleri dışında ilgili maddenin getirdiği koşullar kapsamında özel hastaneler veya vakıf üniversiteleri hastanelerinde çalıştırılmasına olanak tanınan öğretim üyelerinin altıncı fıkrada sayılan idari görevlerde bulunamayacağının düzenlendiği, mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerinin de aynı kapsamda değerlendirildiği, ancak; Kanunun 36. maddesinde mesleğini serbest icra edenlere yönelik bir kısıtlama getirilmediği, idarece bu durumun kıyasen uygulandığı, kendisinin de serbest meslek faaliyetinde bulunmayan hekimler gibi tam gün çalıştırıldığı, kendisinin de tüm özlük haklarından yararlandırılması gerektiği, aksi uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :<br>... BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Usul yönünden, davanın süresi içinde açılmadığı ve dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işleminin açıklayıcı ve bildirim mahiyetinde bir işlem olması hasebiyle kesin ve icrai nitelikte olmadığı; esas yönünden ise, kamu tüzel kişiliğine sahip vakıf üniversitesi hastanelerinde mesai saatleri dışında çalışan profesör ve doçent kadrosunda görev yapan öğretim üyelerinin idari görev alamayacakları düzenlenmiş iken mesleğini serbest olarak icra edenlerin evleviyetle idari görev alamayacakları, akademik görevlerinin yanında rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı ve başhekimlik gibi büyük sorumluluk gerektiren idari görevlerde bulunacak personelin mesai saatleri dışında da çalışmasının anılan idari görevlerde aksamalara neden olacağı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>... ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASININ ÖZETİ : Usul yönünden, davanın süresi içerisinde açılmadığı; esas yönünden ise, Yasa koyucunun mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetini devam ettiren öğretim üyesi bulunmayacağını esas alarak düzenleme yaptığı, dolayısıyla mesleğini serbest olarak icra etmeye devam eden öğretim üyelerinin de idari görevlerde bulunamayacağı hususunun yasanın özüne uygun olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmadığı dikkate alındığında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Romatoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, mesleğini serbest olarak icra etmeye devam eden öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunamayacağına ilişkin Ege Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4’üncü fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeninden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeninden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, ... Üniversitesi, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabililim Dalı, Romatoloji Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, mevcut düzenlemelerde, mesleğini serbest olarak icra etmeye devam eden öğretim üyelerinin "idari görev" almaları ile ilgili bir kısıtlama bulunmadığı ileri sürülerek açılan davada; daimi kadroda öğretim üyesi görevini yürüten ve 2547 sayılı Yasanın 36. maddesine eklenen 7. fıkrasında belirlenen yöntem dışında, kendi özel muayenehanesinde hekimlik yapan öğretim üyelerinin de anılan yasak kapsamında olduğu yolunda bir kurala yer verilmemiş olması karşısında; Yasanın 36/7 maddesi kapsamında olmayan bir çalışma biçiminin de "genişletici" bir yorumla "sınırlama" kapsamına alınmasına olanak bulunmadığı anlaşıldığından, özel muayenehanesinde hekimlik yapan öğretim üyelerinin de idari görevlerde bulunamayacağı yolunda tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işleminde ve bu işleme dayanılarak tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Ege Üniversitesi Rektörlüğü işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline ilişkin Danıştay 8. Dairesinin 09/12/2022 tarihli E:2020/5560, K:2022/7453 sayılı kararının, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarihli ve Esas No:2023/1070, K:2024/3129 sayılı kararıyla, 2547 sayılı Kanunun 36. maddenin 7. fıkrasına uygun olarak görev yapan öğretim üyelerinin, aynı maddenin 6. fıkrasında sayılan idari görevlerde bulunmalarına izin verilmemişken, hukuken muayenehane faaliyeti yürütmesi mümkün olmayan ancak Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca istisnai olarak muayenehane faaliyeti yürüten öğretim üyelerinin söz konusu idari görevlerde bulunamayacaklarının tabi olduğu, başka bir ifadeyle, 2547 sayılı Kanunun 36. maddesinde, öğretim üyelerinin hangi şartlarda mesai saatleri dışında çalıştırılabileceği açıkça hükme bağlandığı, muayenehane faaliyetinin bu çalışmalar arasında sayılmadığı; bilakis 657 sayılı Kanunun 28. maddesine yapılan atıfla yasaklandığı, hukuken muayenehane faaliyeti yürütmesi kabul edilmeyen (ancak yargı kararı gereği istisnai olarak muayenehane faaliyeti yürüten) öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunabileceğinin kabul edilmesinin, kanun koyucunun amacına aykırı olduğu, idari görevlerin niteliği, ehemmiyeti, bu görevler için ihtiyaç duyulacak mesai, zaman gibi faktörler dikkate alındığında; tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarından profesör ve doçent kadrosunda görev yapıp sözleşme ile özel hastahane veya vakıf üniversitesi hastanesinde çalışanlara idari görev verilmeyeceği kuralının mesai saatleri dışında mesleğini serbest icra edecek olan ilgililer yönünden evleviyetle uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, İdari Dava Daireleri Genel Kurul kararında belirtilen gerekçe ile davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ SÜREÇ :<br> Dava, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Romatoloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, mesleğini serbest olarak icra etmeye devam eden öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunamayacağına ilişkin Ege Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.<br> Dairemizin 09/12/2022 tarih ve E:2020/5560, K:2022/7453 sayılı kararıyla; dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş olup; anılan kararın davalı idareler tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/1070, K:2024/3129 sayılı kararıyla temyiz isteminin kabulüne karar verilerek Dairemiz kararı bozulmuştur. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında da; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilerek, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.<br>Bu nedenle; Dairemizce, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak dosyanın usulüne uygun olarak tekemmül ettirildiği görüldüğünden işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN<br>Davalı idarelerin usule yönelik itirazları uygun bulunmayarak işin esası incelendi:<br><br>ESAS YÖNÜNDEN<br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>06/04/2011 tarih ve 6223 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak, 26/08/2011 tarih ve 28037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesine 6. fıkra olarak;<br>“Yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tâbidir. Ancak öğretim üyeleri, yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir. Yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde çalışan öğretim üyelerine 58 inci madde ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca ek ödeme yapılmaz; bunlar rektör, dekan, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcısı olamaz.” hükmü eklenmiştir. <br> Anayasa Mahkemesinin 18/07/2012 tarih ve E:2011/113, K:2012/108 sayılı kararıyla, 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 36, 37, 38, 39, 40 ve 41. maddelerinin Yetki Kanunu kapsamında olmadığına ve iptaline karar verilmesi üzerine, söz konusu 6. fıkra 02/01/2014 tarih ve 6514 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve anılan fıkrada, sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilmeye ilişkin kurallar getirilmiş ve yine bu fıkra kapsamındaki kişilerin rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı ve başhekim olamayacağı, bunların yardımcılıklarında bulunamayacağı ve benzeri idari görev alamayacağı, akademik birim yöneticiliği ve rektörlük seçimlerinde oy kullanamayacağı hükme bağlanmıştır.<br> Diğer yandan, 6514 sayılı Kanun ile 36. maddeye 7. fıkra eklenmiş ve burada tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28. maddesi hükmüne tabi olduğu, ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanların, mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabileceği ve bu fıkra kapsamında çalıştırılan öğretim üyelerinin 6. fıkrada sayılan idari görevlerde bulunamayacakları kuralına yer verilmiştir.<br> Ayrıca anılan Kanun'un 14. maddesi ile de 2547 sayılı Kanun'a Geçici 64. madde olarak "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyeleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirir; bu süre içinde sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişikleri kesilir." hükmü eklenmiştir.<br> Yukarıda aktarılan 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinin 6 ve 7. fıkralarının iptali istemi ise Anayasa Mahkemesinin 19/06/2015 tarih ve 29391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile reddedilmiş, hükümlerde Anayasa'ya aykırılık görülmemiş, Geçici 64. maddenin ise iptaline karar verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kısmi ve tam zamanlı çalışma esasına göre belirlenmiş, bunlardan profesör ve doçent olanların kısmi statüde çalışabilmelerine olanak sağlanmış iken, söz konusu maddede 30/01/2010 tarih ve 27478 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve kamuoyunda 'Tamgün Yasası' olarak anılan 5947 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerle, profesör ve doçentlerin kısmi statüde çalışmalarına son verilmiş, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının tamamının üniversitelerde devamlı statüde çalışmaları öngörülmüştür. Ancak, Anayasa Mahkemesinin 16/07/2010 tarih ve E:2010/29, K:2010/90 sayılı kararı ile bu düzenlemelerin bir kısmı iptal edilmiş, böylece tam zamanlı olarak çalışan öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında olmak kaydıyla, istedikleri takdirde, serbest meslek faaliyetinde bulunmaları veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları mümkün hale gelmiştir.<br>Anılan kararın gerekçesinde; Anayasa’da öğretim üyelerine kamu görevlisi olmakla birlikte genel sınıflandırma içinde ayrı bir yer verildiği, bunların kendilerine özgü önem ve değerde bir meslek sınıfı olduğu, öğretim üyelerinin bu konumları dikkate alındığında bunları diğer kamu görevlileri gibi değerlendirmenin mümkün olmadığı; üniversitelerde görev yapan öğretim görevlileri, okutmanlar, öğretim yardımcıları ile akademik olarak belirli bir yetkinliğe sahip öğretim üyeleri arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın mesai sonrası ücretsiz de olsa resmi veya özel herhangi bir iş yapmalarının yasaklanmasının Anayasa’nın 130. maddesi ile bağdaşmadığı vurgulanmıştır.<br>Bu karar üzerine, öğretim üyelerinin kendilerine özgü konumları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından, 26/08/2011 tarih ve 28037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni bir düzenleme yapılmış, bu düzenleme ile öğretim elemanlarının 657 sayılı Kanun'un 28. maddesi hükmüne tabi oldukları kuralına yer verilmiş, bununla birlikte öğretim üyeleri açısından ayrıksı bir düzenleme yapılarak, öğretim üyelerine Kanunda belirtilen şartları sağlamaları koşuluyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilme ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilme imkânı getirilmiş ve bu kişilerin belli idari görevlerde bulunmaları yasaklanmıştır. Ancak bu kural da, yukarıda belirtildiği üzere Yetki Kanunu kapsamında olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.<br>Nihayet; kanun koyucu tarafından, 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar dışında, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları ve belirli idari görevlerde bulunmaları yeniden yasaklanmış, bu kural da Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygun bulunmuştur. <br>Diğer taraftan, aynı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 64. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği; bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiş, bu madde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. <br>Anılan kararda yer verilen gerekçeler dikkate alındığında; Geçici 64. maddenin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihinden önce, mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları çerçevesinde oluşan hukuki durumun müsaade etmesi sebebiyle ve yargı kararlarına güvenerek halihazırda mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinde, var olan durumun devam edeceğine dair beklenti ve kanaat oluştuğu, bu beklentinin, mevzuatta oluşan belirsiz durumlar nedeniyle öğretim üyelerinde, faaliyetlerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin korunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu, dolayısıyla 18/01/2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun olarak muayenehane işletmekte olan veya özel sağlık kuruluşunda çalışmak suretiyle serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin haklı beklentileri korunarak faaliyetlerine devam edebilecekleri görülmektedir.<br>Yukarıda aktarılan süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca öğretim üyelerinin 36. maddenin 6 ve 7. fıkralarında sayılan şekilde özel hastanelerde veya vakıf üniversitesi hastanelerinde görev icra edebileceği, bunun dışında -Geçici 64. maddeden kaynaklanan ayrıksı durum haricinde- mesai saatleri dışında muayenehane faaliyeti yürütmek suretiyle serbest meslek icra edemeyecekleri sonucuna varılmaktadır.<br>Dolayısıyla kanun koyucu tarafından, 2547 sayılı Kanun'un 36. maddenin 7. fıkrasına uygun olarak görev yapan öğretim üyelerinin, aynı maddenin 6. fıkrasında sayılan idari görevlerde bulunmalarına izin verilmemişken, hukuken muayenehane faaliyeti yürütmesi mümkün olmayan ancak Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen kararı uyarınca istisnai olarak muayenehane faaliyeti yürüten öğretim üyelerinin söz konusu idari görevlerde bulunamayacakları tabiidir. Başka bir ifadeyle, 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde, öğretim üyelerinin hangi şartlarda mesai saatleri dışında çalıştırılabileceği açıkça hükme bağlanmış, muayenehane faaliyeti bu çalışmalar arasında sayılmamış; bilakis 657 sayılı Kanun'un 28. maddesine yapılan atıfla yasaklanmış iken, hukuken muayenehane faaliyeti yürütmesi kabul edilmeyen (ancak yargı kararı gereği istisnai olarak muayenehane faaliyeti yürüten) öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunabileceğinin kabul edilmesi, kanun koyucunun amacına aykırı olacaktır.<br>Bu haliyle, rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, ana bilim ve bilim dalı başkanı ve başhekim gibi idari görevlerin niteliği, ehemmiyeti, bu görevler için ihtiyaç duyulacak mesai, zaman gibi faktörler dikkate alındığında; tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarından profesör ve doçent kadrosunda görev yapıp sözleşme ile özel hastahane veya vakıf üniversitesi hastanesinde çalışanlara idari görev verilmeyeceği kuralının mesai saatleri dışında mesleğini serbest icra edecek olan ilgililer yönünden evleviyetle uygulanması gerekmektedir. <br>Bu durumda, muayenehane faaliyeti yürütmek suretiyle serbest meslek icra eden öğretim üyelerinin idari görevlerde bulunamayacağına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işleme dayanılarak tesis edilen Ege Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE, <br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; davalı idarelerin temyiz aşamasında yapmış olduğu ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, <br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, <br>09/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

vergi