<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/625 E. , 2025/317 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/625<br>Karar No : 2025/317<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ...<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVACI) İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde... İnşaat<br> Taahhüt Turizm Danışmanlık Hizmetleri ve Enerji Üretim<br> Dağıtım Sanayi Ticaret Anonim Şirketi<br> (Önceki Ünvanı:...İnşaat<br> Taahhüt Turizm Danışmanlık Hizmetleri ve Enerji Üretim<br> Dağıtım Sanayi Ticaret Anonim Şirketi)<br> (... Dairesi) - ...<br><br>İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava konusu istem: İnşaat taahhüt işleri faaliyeti ile iştigal eden davacı tarafından, 2013 yılında kurum kazancına dahil edilmeyen avanslara ilişkin tevkifat tutarlarını hesaplanan kurumlar vergisinden indirmek suretiyle haksız yere kurumlar vergisi iadesine sebebiyet verdiğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen 2013 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.<br>... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: <br> İnşaat taahhüt işleri faaliyetiyle iştigal eden davacı şirketin, 2013 yılı hesap ve işlemlerinin, kurum kazancına dahil edilmeyen ve dolayısıyla mahsup hakkı bulunmayan avanslara ilişkin tevkifat tutarlarının, hesaplanan kurumlar vergisinden indirim konusu yapılması suretiyle haksız iadeye sebebiyet verdiğinden bahisle incelenmesi sonucunda .. tarih ve ... sayılı Vergi inceleme Raporu düzenlenmiştir. Bu raporda, şu tespitlere yer verilmiştir:<br>i. Davacı ile ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 28/04/2011 tarihinde Erzurum ili, Tortum ilçesinde bulunan "... ve HES İşi" ile "... ve HES İşi"ne ilişkin iki anahtar teslim yapım ana sözleşmesi imzalanmıştır.<br>ii. Ancak, 20/02/2013 tarihinde ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından çekilen ihtarname ile ... ve ...HES Projesine ait sözleşmeler tek taraflı olarak feshedilmiştir. Davacı tarafından katma değer vergisi (KDV) hariç 27.416.543,94 TL tutarında fatura düzenlenmiştir. <br>iii. Alınan brüt avans tutarının 15.398.144,00 TL (kur farkı değerlendirilmesinden kaynaklanan kısım hariç tevkifat matrahına konu edilen kısım), hak ediş faturalarından mahsup edilen brüt avans tutarının 5.453.770,21 TL, hak ediş faturalarına dönüştürülmemiş brüt avans tutarının 9.944.373,79 TL olduğu belirtilmiştir.<br>iv. Hak ediş faturalarına dönüşmeyen, dolayısıyla beyan edilen kazanca dahil edilmediği halde iadeye konu edilen avans tevkifat tutarının 298.331,21 TL olduğu saptanmıştır.<br>v. Şirket yetkilisinin ifadesine göre, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden alınan tüm avanslar, onaylı projelere uygun imalatlarda harcanmıştır. Ancak, 2012 yılının Aralık döneminden itibaren... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından hak edişler onaylanmamış ve bu nedenle hak ediş faturaları düzenlenememiştir. Ayrıca, sözleşmeler tek taraflı olarak firma tarafından feshedilmiş ve firmaya verilen teminat mektupları nakde çevrilmiştir. Bu durumda, verilen avansın büyük bir kısmı kendilerinden alınmış olup feshin geçersiz sayılması ve ödenmeyen hak edişlerin alınması amacıyla dava açıldığı ifade edilmiştir.<br>vi. Davacı, en son hak ediş faturasını 30/11/2012 tarihinde düzenlemiştir. 30/11/2012 tarihinden 31/12/2012 tarihine kadar avans almaya devam edilmiştir ve inşaatlarla ilgili harcamalar, işin fiilen bırakıldığı tarihe kadar sürmüştür.<br>vii. Alınan avansların 9.944.373,79 TL'lik kısmı hak ediş faturasına dönüştürülmemiştir. İşverenden olan alacaklar için belirsiz tutarlı bir alacak davası açılmıştır. Yani alacakları için fatura düzenleyip beyanlarına intikal ettirip davanın açıldığı tarihte faturanın KDV dahil tutarının şüpheli alacaklara aktarılarak karşılık ayrılması şeklindeki ihtiyarî hakkın kullanılmadığı anlaşılmıştır. <br>viii. Fatura düzenlememek suretiyle 9.944.373,79 TL tutarındaki avans, gelir tablosuna aktarılmamış ve dolayısıyla 2013 yılında beyan edilen kurum kazancına yansıtılmamıştır.<br>ix. Kurum kazancına yansıtılmayan avanslara isabet eden tevkifat tutarının 298.331,21 TL olduğu, bu tevkifat tutarının Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 34. maddesinde beyannamede gösterilen kazançlardan yapılan tevkifatın mahsup edilebileceği şartını taşımadığı belirtilmiştir.<br>x. Bu nedenle, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından avanslardan yapılan tevkifatın 298.331,21 TL'lik kısmının, davacının 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup edilme imkanı bulunmamaktadır. Bu avansa ilişkin kazancın beyan edileceği dönem kurumlar vergisi beyannamesinden mahsup edilebileceği aşikardır.<br>xi. Davacının dönem kârı bulunmadığından 2013 yılı kurumlar vergisi matrahının sıfır (matrahsız) olarak resen takdiri neticesinde, 298.331,21 TL kurumlar vergisi iadesinin davacıdan geri alınması gerektiği belirtilmiştir.<br>Olayda, yasal defter ve belgelerin incelenmesi sonucunda, davacı tarafından üstlenilen her iki işe ait maliyet bedelinin 35.919.169,91 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu iş için düzenlenen KDV hariç fatura tutarının ise 27.416.543,94 TL olduğu görülmüştür. Dolayısıyla, aradaki 8.502.625,97 TL'lik fark kadar zarar edildiği ve bu zararın avansla karşılanmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Zira alınan avansın iş dışında kullanıldığına dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.<br>Öte yandan, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından teminat mektuplarının paraya çevrilmesi suretiyle 7.103.345,69 TL tahsil edilmiştir. Bu tutar, avans tutarından mahsup edilerek, avansın 7.103.345,69 TL'lik kısmı iade edilmiştir. Davacı tarafından inşaat işinde kullanılmaması nedeniyle, bu kısım üzerinden yapılan tevkifatın iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Adli yargıda açılmış olan dava neticesinde, davacı tarafından herhangi bir kazanç elde edilmesi durumunda, bu kazancın elde edildiği tarihte beyana dahil edilmemesi halinde gerekli tarhiyatın yapılması gerekmektedir.<br>Bu aşamada, davacı tarafından iş nedeniyle alınan, geçici kabulün yapılamaması nedeniyle hak ediş faturasına dönüştürülemeyen avanslar üzerinden ödenen verginin, avansın bir kısmının iade edilmesi, bir kısmının ise iş nedeniyle harcanmadığı hususlarının davalı idarece ispatlanamaması nedeniyle kurumlar vergisinden tenzili yasaya uygun görülmüştür. Avansın beyan edilen kazanca ilişkin olmadığı gerekçesiyle, eksik incelemeye dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet bulunmamaktadır.<br>Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır. <br>Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:<br>I. Dava konusu kurumlar vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası yönünden yapılan inceleme:<br>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Vergi kesintisi" başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde şu kurala yer verilmiştir:<br>"(1) Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:<br>a) Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri."<br>5520 sayılı Kanun'un "Yurt içinde kesilen vergilerin mahsubu" başlıklı 34. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir:<br>"Beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına ve 30 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergiler (hayat sigorta şirketlerinde matematik karşılıkların yatırıma yönlendirilmesinden elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden yapılan kesintiler dahil), beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir."<br>Yukarıda belirtilen düzenlemelere göre, yıllara sari inşaat işi kapsamında yapılan ödemeler (avanslar dahil) üzerinden kesilen vergilerin, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca, ilgililerin beyannameleri üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği açıktır. Ancak, mükerrer vergilendirmenin önlenmesi amacıyla getirilmiş olan 34. madde hükümlerine göre vergi mahsubunun yapılabilmesinin birinci koşulu, kesinti yapılan ödemeye ait kazancın beyannamede gösterilmiş olmasıdır.<br>Olayda, davacıya yıllara sari inşaat işi nedeniyle ödenen avanslardan, 5520 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca vergi tevkifatı yapılmıştır. Ancak, davacı ile avansı veren ve vergiyi tevkif ederek ilgili vergi dairesine yatıran şirket arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, bu avansların karşılığı olan iş için hak ediş belgesi düzenlenememiştir. Fatura düzenlenip bu tutarın hasılat olarak davacının kayıtlarına intikal ettirilmesi mümkün olmadığından 2013 yılına ait beyannamede de bu tutarın gösterilemediği açıktır.<br>Bu hukuki duruma göre, 5520 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca, yalnızca "beyannamede gösterilen kazançlardan", diğer bir deyişle kurumlar vergisine tabi tutularak vergilendirilmiş kazançlardan, aynı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasına ve 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergilerin, yine aynı beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.<br>Bu çerçevede, davacının tahsil ettiği ancak 2013 yılına ait beyannamesine dahil etmediği avanslar nedeniyle kaynağında kesilmiş vergilerin, aynı yıl beyannamesi üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubu mümkün olmamaktadır.<br>Bu durumda, davacı adına yapılan tarh ve ceza kesme işleminde hukuka aykırılık bulunmamakta olup mahkeme kararının, kurumlar vergisi ile kurumlar vergisi tutarının bir katına isabet eden vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>II. Dava konusu vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmı yönünden yapılan inceleme:<br> Ara kararı üzerine, davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesinden, dava konusu 2013 yılı için kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür hükmü uygulanmasının nedeni olarak 2012 yılının Ekim dönemine ait katma değer vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle davacı adına kesilen ve 30/12/2013 tarihinde tebliğ edilerek 07/07/2014 tarihinde tahakkuk fişine bağlanan vergi ziyaı cezası gösterilmiştir.<br> Dava konusu cezanın dönemi dikkate alındığında, Kanun'da aranılan tekerrür şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacı adına ihtilaflı dönem için tekerrür hükmü uygulanmasında hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>III. Karar sonucu:<br>Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, Vergi Mahkemesi kararının, kurumlar vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın reddine karar vermiş, Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.<br>Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/03/2022 tarih ve E:2018/3279, K:2022/1375 sayılı kararı:<br> 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri" başlıklı 42. maddesinde şu kurala yer verilmiştir:<br> "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterilir.<br> Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar vermeye mecburdurlar."<br>Yukarıda belirtilen mevzuat hükmü uyarınca, bir işin yıllara yaygın inşaat ve onarım işi olarak kabul edilebilmesi için üç temel koşul bulunmaktadır:<br>İşin mahiyeti nedeniyle faaliyet konusunun inşaat ve onarım işi olması gerekmektedir.<br>İşin, belirli bir taahhüde bağlı olarak yapılması gerekir.<br>İnşaat ve onarım işinin, yıllara yaygın bir iş olması gerekmektedir.<br>Bu üç koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Ayrıca, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinde kazancın tespit esasları özel olarak düzenlenmiş; diğer faaliyetlerin aksine, kazancın yıllık olarak değil, işin sonunda tespit edileceği belirtilmiştir.<br>193 sayılı Kanun'un "İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi" başlıklı 44. maddesinde şu hükme yer verilmiştir:<br>"İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.<br> Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kar veya zararının tespitinde dikkate alınır."<br>Aynı Kanun'nun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde aşağıdaki hükme yer verilmiştir: <br> "Kamu idare ve birinci cümlesinde müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.<br>...<br>3. 42 nci madde kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden,"<br>5520 sayılı Kanun'un "Yurt içinde kesilen vergilerin mahsubu" 34. maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları şu şekildedir:<br>"(1) Beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına ve 30 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergiler (hayat sigorta şirketlerinde matematik karşılıkların yatırıma yönlendirilmesinden elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden yapılan kesintiler dahil), beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir.<br>...<br>(5) Bu maddede belirtilen sınırlar dahilinde mahsup edilecek vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğu takdirde, bu durum vergi dairesince mükellefe yazı ile bildirilir. Aradaki fark, mükellefin söz konusu yazıyı tebellüğ tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurusu halinde kendisine iade olunur. Bir yıl içinde başvurmayan mükelleflerin bu farktan doğan alacakları düşer."<br>Olayda, davacı tarafından üstlenilen her iki HES inşaat taahhüt işinin de yıllara sari inşaat işi mahiyetinde olduğu görülmektedir. İşveren, işin bitimini beklemeden, tek taraflı olarak noter ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshetmiştir. Bunun üzerine, davacı adli yargıda bir alacak davası açmıştır.<br>Davacı tarafından yukarıda belirtilen kanun maddesi kapsamında avans ödemelerinden tevkifat yapılması ve iadeye konu edilmesi hususunun, asliye ticaret mahkemesinde derdest olan ve davacı tarafından verilen ek beyanla anlaşma ile sonuçlandığı belirtilen dava sonucunda ortaya çıkacak alacak tutarına bağlı olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu aşamada, davacı tarafından iş nedeniyle alınan ve geçici kabulün yapılamaması nedeniyle hak ediş faturasına dönüştürülemeyen avanslar üzerinden ödenen verginin, kurumlar vergisinden indiriminin mümkün olup olmadığı hususunun yapılacak ara kararıyla taraflardan ilgili bilgi ve belgeler temin edildikten sonra incelenerek uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından Vergi Dava Dairesi kararının davanın reddine dair hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.<br>...Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: <br><br>Gerek davalı idarenin dava konusu tarhiyatı yapma nedeni gerekse Dairelerinin davanın reddine dair kararı, davacının 2013 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde, işverenden almış olduğu avanslar nedeniyle tevkif edilen vergiyi hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup etmesine rağmen, tevkife konu avansları anılan beyannamede göstermemiş olmasına dayanmaktadır.<br>Bu durumda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Yurt içinde kesilen vergilerin mahsubu" başlıklı 34. maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen tek koşul olan, tevkife konu kazancın beyannamede gösterilme şartı yerine getirilmemiştir.<br><br>Vergisi uyuşmazlık konusu avansla ilgili olarak davacıyla işi veren arasında ortaya çıkan uyuşmazlığa ilişkin dava sonucuna göre avans tutarının veya davacının alacak miktarının değişmesi, bu avans veya alacak tutarının, kaynakta kesinti suretiyle tahsil edilen verginin mahsup edildiği döneme ait beyannamede gösterilmediği sonucunu değiştirmediğinden, uyuşmazlığın çözümüne etkisi bulunmamaktadır.<br>Buna göre, dava dosyası Danıştay Dördüncü Dairesi kararındaki bozma nedenleri bakımından tekrar incelenmiş, Dairelerinin ilk kararının bozmaya konu edilen hüküm fıkrasında, yukarıda belirtilen ek gerekçeyle ısrar edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br>Vergi Dava Dairesi, bu ek gerekçeyle bozulan kısım yönünden ısrar etmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlığın iadenin ne zaman yapılacağı hususuna ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesinin, avansın iş sahibi tarafından teminat mektuplarının paraya çevrilerek geri alındığını ve geriye kalan avansın iş için harcanmadığının idarece ispatlanamadığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldırdığı, istinafın ise vergi mahsubu yapılabilmesi için kesinti yapılan ödemeye ait kazancın aynı beyannamede gösterilmiş olmasının şart olduğunu ve bu şartın gerçekleşmediğini belirttiği, iş sahibinin teminat mektuplarını haksız ve hukuka aykırı biçimde paraya çevirerek verdiği avansı geri aldığı, bu durumun zarara neden olduğu ve bu zararın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince beyannamede gösterildiği, dolayısıyla istinafın birinci koşul olarak belirttiği "beyannamede gösterilmiş olma" şartının gerçekleştiği, avanslarda bekletilen 2.908.301,54 TL'nin 31/05/2019 tarihinde gelir olarak ticari defterlere kaydedildiği, ısrar kararında ödemenin kazancının aynı beyannamede gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiş ise de, henüz hukuki niteliği belirlenmemiş bir hususun beyan edilmesine dair herhangi bir yasa hükmü bulunmadığı, adına ödenen ve vergi dairesinde bekleyen stopajların iadesinin aynı beyannamede gösterilme koşuluna bağlanmasının yasanın amacına uygun olmadığı, zira bu durumda, adına ödenen tutarın ne kesinti yapan işverene ne de ilgili kişiye iade edileceği, bu nedenle söz konusu tutarın devlet hazinesinde kalacağının açık olduğu, devletin ise kâr elde edilmediği sürece vergi tahsil edemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, bu tutarın hazine nezdinde kalmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla söz konusu tutarın iadesinden başka bir imkân bulunmadığı, yıllara sâri işte teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiği ve sözleşmenin feshi nedeniyle işten kâr elde edilip edilmediğinin, sözleşmenin tarafları arasındaki dava sonucunda ortaya çıkacağı, elde edilmemiş bir kâr nedeniyle vergi alınmasının yasaya, hukuka ve adalet duygusuna aykırı olduğu, bu bakımdan zararın aynı beyannamede gösterilip gösterilemeyeceğinin (ticaret mahkemesi dava sonucu) araştırılmadan yasanın lafzi yorumuna dayanılarak ve diğer hükümleri göz ardı edilerek varılan sonucun hukuki olmadığı, 213 sayılı Kanun'da vergi ziyaının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle verginin zamanında ya da tam olarak tahakkuk ettirilmemesi şeklinde tanımlandığı, Kanun metninde geçen "tahakkuk etmeme" ifadesiyle, zamanında ödenmesi gerektiği hâlde ödenmeyen verginin kastedildiğinin açık olduğu, olayda ise ödenmeyen bir verginin bulunmadığı, aksine fazladan yatırılmış bir verginin söz konusu olduğu, yanlış veya yanıltıcı bilgi vermeksizin idareden mahsup talebinde bulunduğu ve idarenin de kendi hesapladığı mahsup miktarını iade ettiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen hüküm fıkralarının hukuka aykırı olduğu belirtilerek aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca cevap verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği; davalının temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>i. Davacının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>ii. Davalının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:<br> Bölge idare mahkemesi kararının dava konusu vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmına ilişkin hüküm fıkrası, yargılamanın daha önceki aşamasında davalı tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.<br>Bölge idare mahkemesi, dava konusu kurumlar vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasında ısrar etmiştir.<br>Yargılama hukuku kurallarına göre ilgililerin dava açmakta olduğu gibi kanun yoluna başvurmada da hukuki yararının olması, diğer bir ifadeyle kanun yoluna başvuranın kararın bozulmasında korunmaya değer hukuki menfaatinin bulunması gerekmektedir.<br>Bu durumda, bölge idare mahkemesi kararının davanın reddi yolunda olması nedeniyle temyize konu kararın bozulmasında korunması gereken hukuki menfaati bulunmadığı anlaşılan davalının temyiz isteminin esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE, <br>2-... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,<br>3-Davacıdan, hüküm altına alınan tutar üzerinden Bölge İdare Mahkemesince karara bağlanan nispi harç ile daha önce yatırılan... TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına, <br>4- Davalının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,<br>5-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,<br>30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br>X - KARŞI OY:<br>Davacının temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
vergi