<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2025/87 E.  ,  2025/3374 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2025/87<br>Karar No:2025/3374<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Rekabet Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 40.516.029,59-TL idari para cezasından kaynaklanan borcun, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri kapsamında yapılandırılıp ödeme yapılmasından sonra yapılandırma işleminin iptal edilmesi sebebiyle yeni hesaplanan tutarı kapsar şekilde yapılan tahakkuk işleminin iptali ile yeni tahakkuk işlemine istinaden fazladan ödendiği iddia olunan miktarın iade tarihine kadar işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yapılandırmanın iptaline ilişkin işlemine karşı açılan davada Mahkemenin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile yapılandırmanın iptaline ilişkin işlemin iptaline karar verildiği gözetildiğinde, yapılandırma işleminin iptaline yönelik ... tarih ve ... sayılı kararın ortadan kalktığı, bu sebeple dava konusu edilen tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin sebebinin ortadan kalktığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı;<br> Davacı şirketin, faiz istemine ilişkin kısmına gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanmaması halinde tahakkukun tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte mükellefe red ve iade edileceğinin düzenlendiği, uyuşmazlık konusu, tahakkuk işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı tarafından fazladan ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptali ile haksız tahsilat nedeniyle ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 7440 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava açma süresinin yapılandırmanın uygulanıp uygulanmaması açısından belirleyici olduğu, 4054 sayılı Kanun'un 54. maddesinde sürelerin gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının düzenlendiği, dava açma süresinin belirlenmesinde asıl amme alacaklısı kurumun kanununda düzenlenen sürelerin hangi tarihten itibaren başlayacağına ilişkin düzenlemenin esas alındığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen 40.516.029,59-TL idari para cezasından kaynaklanan borcun, davacı şirket tarafından, 7440 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrası kapsamında yapılandırılıp ödeme yapılmasından sonra davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle yapılandırmanın iptaline karar verilmiştir. Anılan işlem üzerine gerçekleştirilen tahakkuk işleminin iptali ile ödenilen miktarın iade tarihine kadar işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir. <br>3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." kurallarına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 1. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ve haksız tahsilat nedeniyle ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek bir faizle ödenmesine ilişkin kısımları incelendiğinde;<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> 2. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, ödenen tutara işletilecek faizin türüne ilişkin kısmının incelenmesine gelince; <br> 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.<br>İdari yargı yerlerince verilen idari işlemin iptali kararları, idari davaya konu edilen idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idari işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. <br> Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar.<br> Faiz ile para borçları arasında sıkı bir ilişki olup, faiz, hukuki niteliği itibarıyla alacaklının talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle asıl alacağa bağlı fer'i bir haktır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgili, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın istenebilmesi için doğrudan veya dolaylı bir kusurun bulunması da kural olarak aranmaz. Nitekim Anayasa Mahkemesine göre de, "Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, ‘paranın fiatı’dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığında, paranın asıl sahibine ‘faiz’ ödemek zorundadır. Çünkü paranın likidite özelliği, onun her an her türlü üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit olarak elinde bulunduran kimse, ‘bugünkü’ ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi, piyasanın ‘yarına dönük’ olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu halde bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkanlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı kullanan kimsenin, parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur." (AYM, 27/09/1988 tarih ve E:1988/9, K:1988/28 sayılı kararı).<br> Davalı idare, kendisine fazladan ödeme yapıldığı tarihten itibaren aslında kendisine ait olmayan parayı kullanmaktadır. Bu durumda, asıl borçtan sorumluluk gereği, asıl borca bağlı fer’i borç niteliğindeki faizin talep edilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak hangi oranda faiz talep edilebileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. <br> Talep edilebilecek faiz oranına ilişkin temel kanun 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun olduğundan, aksi ayrıca kanunla özel olarak düzenlenmedikçe uygulanabilecek faizin 3095 sayılı Kanun'da belirlenen kanuni faiz olduğu yerleşik Danıştay içtihatında kabul edilmektedir. <br> İdare Mahkemesince, 213 sayılı Kanun'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 6183 sayılı Kanun uyarınca belirlenen tecil faiziyle fazladan ödenen tutarın iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmışsa da, yerleşik Danıştay uygulaması uyarınca, kanuni faiz oranından daha yüksek bir faizin talep edilebilmesi için talep edilen faiz oranına ilişkin öncelikle bir kanun hükmünün bulunması gerektiği ve 213 sayılı Kanun'nun 112. maddesinin 4. fıkrasının fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilere yönelik bir düzenleme olduğu gözetildiğinde, hukuka aykırı işlem nedeniyle ödenen tutarın iadesinde, ödeme tarihinden iade tarihine kadar işletilecek yasal faizin esas alınması gerekmektedir.<br> İdare Mahkemesince ödenen tutarın iadesinde tecil faizine hükmedilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br> Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, "ödenilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi" ibaresinin "ödenilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Dava konusu işlemin iptali ile haksız tahsilat nedeniyle ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan, "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, dare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'ödenilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi' ibaresinin çıkarılması, bunun yerine 'ödenilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi' ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, <br> 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,<br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>

vergi