<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/3894 E.  ,  2025/1500 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/3894<br>Karar No : 2025/1500 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacının bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılmasına ilişkin karara yapılan itirazın reddine dair ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun... tarih ve .../... sayılı kararının kendisine yönelik kısmının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile davacının, .... Sulh Hukuk Mahkemesi yazı işleri müdürü olan babası tarafından usûlsüz bir şekilde kendisine tevdi edilen dosyalarda bilirkişilik yaptığı, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca bu eylemin, Bilirkişilik Kanunu'nun belirtilen temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, bilirkişilik görevinin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunmak niteliğinde olduğu, söz konusu eylemin sübut bulduğu sonuç ve kanaatine varıldığından olup tesis olunan dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinden bahisle yürütülen ceza yargılaması sonucunda, delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı verilmiş olsa da ceza yargılaması sonucunda yaptırım uygulanabilmesi için aranan şartlar ve disiplin hukuku bakımından yaptırım uygulanabilmesi için aranan şartların niteliğinin farklı olduğu, dava konusu işlemin sebebini teşkil eden bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması ile Kanun'un 3. maddesinde belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması hususlarının dava konusu olayda gerçekleştiği görüldüğünden, beraat kararı verilmiş olmasının, disiplin hukuku açısından sübuta eren fiillere disiplin cezası verilmemesi sonucu doğurmayacağının da açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 02/12/2024 tarihli ara kararına yönelik davalı idarenin cevabının geldiği görülmekle, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY: <br>Davacı hakkında 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 14. maddesi gereğince denetim ve inceleme başlatılmış, inceleme ve araştırma aşamasında elde edilen bulgular ve savunma kapsamı Kurul başkanı hâkim M. Kalemci tarafından inceleme raporu olarak Kurula aktarılmış, ardından ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile 6754 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri uyarınca davacının bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılmasına karar verilmiştir.<br>Bu kararın kendisine yönelik kısmına karşı davacı tarafından yapılan itiraz ise ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine itirazın reddine ilişkin Kurul kararının davacıya yönelik kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 24/11/2016 tarih ve 29898 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun;<br> "Bilirkişilik bölge kurulları" başlıklı 7. maddesinde;<br> "(1) Her bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik bölge kurulu kurulur.<br> (2) Bölge kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:<br> a) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından istekleri bulunan ve bölge kurulunun bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi üyeleri arasından seçilen bir kişi<br> b) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından bölge kurulunun bulunduğu il merkezi adli yargı ilk derece hukuk ve ceza mahkemelerinde görev yapan birer hâkim ve bir Cumhuriyet savcısı ile idari yargı ilk derece idare ve vergi mahkemelerinde görev yapan birer hâkim olmak üzere seçilen toplam beş kişi<br> (3) Bölge adliye mahkemesi üyeleri arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından seçilen üye, bölge kurulunun başkanıdır. Başkanın yokluğunda en kıdemli üye başkana vekalet eder.<br> (4) Bölge kurulunun sekretarya hizmetlerini yerine getirmek üzere bölge adliye mahkemesinde bir yazı işleri müdürlüğü kurulur. Bu müdürlükte Bakanlık tarafından görevlendirilen bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.<br> (5) Bölge kurulu, ayda bir toplanır. Bölge kurulunun başkanı, bölge kurulunu her zaman toplantıya çağırabilir. Bölge kurulu üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve üye<br>tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır.<br> (6) Bölge kurullarının denetimi, adalet müfettişlerince yapılır." hükmüne;<br> "Bilirkişilik bölge kurullarının görevleri" başlıklı 8. maddesinde,<br> "(1) Bölge kurullarının görevleri şunlardır:<br> ...<br> ç) Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek.<br> ..." hükmüne;<br> "Bilirkişilik bölge kurulu başkanının görevleri" başlıklı 9. maddesinde,<br> "(1) Bölge kurulu başkanının görevleri şunlardır:<br> ...<br> d) Sicil ve listeden çıkarılmasına karar verilen bilirkişilerle ilgili işlemleri yürütmek.<br> e) Bilirkişilik temel ilkeleri ile etik ilkeleri ihlal ettiği iddia edilen bilirkişiler hakkında başvuru üzerine veya resen gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak veya yaptırmak.<br> ...<br> (2) Bölge kurulu başkanı münhasıran bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirir; bölge kurulu başkanına başka bir görev verilemez." hükmüne;<br> "Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma" başlıklı 13. maddesinde,<br> "(1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır:<br> a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.<br> b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.<br> c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.<br> ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması.<br> d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.<br> e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.<br> f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi.<br>(2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir." hükmüne;<br> "İtiraz ve dava hakkı" başlıklı 15. maddesinde,<br> "(1) Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup kişilerin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.<br>Bu bakımdan, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.<br> Bu nedenle, adli, idari ve disiplin hukuku anlamında suç teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usûller çerçevesinde yapılması da söz konusu isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibarıyla sorumlukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek fiilin sübut bulup bulmadığının her türlü şüpheden uzak olacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması ve raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği, disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir.<br> Öte yandan, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerden olmaları, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan kişilerden olmamaları, ayrıca soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olması, kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir.<br>Davacının hakkındaki soruşturma sürecinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu başkanı olan hâkim ... tarafından inceleme raporu olarak Kurula aktarıldığı, yine hâkim ...'nin başkan olarak yer aldığı Kurulca ... tarih ve ... sayılı kararın verildiği ve davacı tarafından yapılan itirazın da yine hâkim ...'nin başkan olarak yer aldığı... tarih ve ... sayılı karar ile reddedildiği, bu durumda, disiplin hukuku ilke ve esasları çerçevesinde, objektiflik ve tarafsızlık ilkeleri göz ardı edilerek tesis edilen dava konusu işlemin davacıya yönelik kısmında bu yönü ile hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br><br> (X)-KARŞI OY:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştay'da temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır. <br>İdari yargıda istinaf kanun yolunu düzenleyen 6545 sayılı Kanun'un (20/07/2016 tarihinde) yürürlüğe girmesiyle birlikte, ilk derece idari yargı mercilerince verilen kararlara karşı temel başvuru yolu (ikinci derece mahkeme sıfatıyla) "istinaf kanun yolu" olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kanun koyucu bu temel belirlemenin ardından, 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen sınırlı sayıdaki davalara karşı temyiz yolunun da açık olduğu düzenlemesini öngörmüştür. Yapılan bu yasal düzenlemelerden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine verilen kararlar için temyiz yoluna gidilebilmesi için, davanın konusunu oluşturan hususun Kanun'un 46 ncı maddesinde sayılan dava türlerinden birine ilişkin olması gerekir. <br>Temyizen incelenmekte olan davanın konusunu "bilirkişilik sicilinden ve bilirkişi listesinden çıkarılma" işlemi oluşturmaktadır. Belirtilen nitelikteki dava ile ilgili Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığının saptanabilmesi için, davanın konusunun 46 ncı maddede sayılan temyiz edilebilecek kararlardan hangisi ile ilgili olabileceğinin saptanması gerekir.<br>2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen dava türleri bağlamında yapılacak hukuki değerlendirme çerçevesinde, davanın konusunu oluşturan hususun, maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler" şeklindeki düzenleme ile ilgili olma olasılığı söz konusu olabilir. Fakat metni yazılı bentte yer verilen düzenlemede belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmesine olanak sağlanmaktadır. Oysa gerek 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi incelemesi" başlıklı Beşinci Bölümü'nde bilirkişiliğin bir meslek olduğuna dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bilirkişilik Kanunu'nda gerçek kişilerden seçilecek bilirkişilerin uzmanlık alanlarında yani mesleklerinde en az beş yıl fiilen çalışmış olma şartı getirilmek suretiyle mesleki yeterliliği haiz olma koşulu öngörülmüştür. Dolayısıyla esasen belli bir mesleği ya da uzmanlık alanı bulunmakla birlikte, bu kişilere tevdi edilen bilirkişilik görevi bir meslek değildir.<br>Bu itibarla; bilirkişilik görevinin yargılamaya yardımcı olma vasfı göz önünde bulundurulduğunda, bu görev ya da görevlendirmenin bir "meslek" olarak değerlendirilemeyecek olması nedeniyle, bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma işlemlerinin de, usul kanunumuzda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde "meslekten çıkarılma sonucunu doğuran bir işlem" olarak kabul edilebilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.<br>Bakılan uyuşmazlık, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, konusu itibarıyla 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında olmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, temyiz isteminin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesine yönelik Daire kararına katılmıyorum.<br> <br><br></font></p></body></html>

vergi