<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/10487 E.  ,  2025/1284 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/10487<br>Karar No : 2025/1284<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınamayan 2018 ila 2021 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket nezdinde yapılan mal varlığı araştırması neticesinde üzerine kayıtlı konut ve üç adet araç olduğu, araçların iki adedinin haczinde davalı idarenin ilk sırada yer aldığı tespit edildiğinden kamu alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulmaksızın davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emirleri iptal edilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kamu alacağının şirketten tahsil imkansızlığının ortaya konulamadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 13/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği, 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı ve cebren tahsilin; amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki malların haczedilerek paraya çevrilmesi suretiyle yapılacağı, 62. Maddesinde borçlunun elindeki tahsil dairesince tespit edilen menkul ve gayrimenkullerinden, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 88. maddesinde her türlü gayrimenkul malların haczi sicillerin işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya tebliğ edilmek kaydıyla gerçekleştirileceği hükme altına alınmıştır. <br> Yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca anonim şirketlerin vergi borçlarından dolayı şirket temsilcisinin takip edilebilmesi için şirketin vergi borcunun yasaya uygun olarak kesinleştirilmiş olması, kesinleşen vergi borcu için şirket adına ödeme emri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, şirket hakkında her türlü malvarlığı araştırmasının yapılarak tespit edilen varlıkların değerlemesi yapılarak paraya çevrilmesi, buna rağmen borcun tamamen veya kısmen tahsilinin sağlanamaması halinde, bakiye borcun usulüne uygun olarak belirlenerek kanuni temsilcinin takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir. <br> Davalı idarece haciz şerhi konulan araçlardan biri ve konut üzerindeki haciz sıralamanın bilinmediği, ayrıca aracın kasko değeri ve mesken niteliğindeki taşınmazın değer tespiti bakımından ne davalı idarece ne de İcra Müdürlüğü'nce herhangi bir işlemin yapılmadığı, 6183 sayılı Kanun'daki kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması şartının ancak yapılacak araştırma neticesinde taşınmazın gerçek değeri tespit edilmekle ortaya konulabileceği değerlendirilerek, temyize konu kararın değinilen bu husus hakkında yapılacak araştırma neticesinde yeniden bir karar verilmek üzere bozulması bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>

ticaret