<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/284 E. , 2025/1374 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/284<br>Karar No : 2025/1374 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Avcılar ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... parsel üzerine ve çevresine izinsiz hafriyat toprağı dökülmek suretiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, anılan Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle davacıya toplam 1.103.220,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan belgeler ve fotoğraflar incelendiğinde, 05/09/2022 tarihinde yapılan denetim neticesinde davacı şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile belediyenin izin verdiği yerler dışına hafriyat dökümü yapıldığının somut olarak ortaya konulduğu anlaşıldığından, 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin 367.740,00 TL'lik temel para cezasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği; bununla birlikte, davacının 09/02/2022 tarihinde gerçekleştirdiği fiil için 20/05/2022 tarihli idari yaptırım kararı alınarak 04/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 11/04/2022 tarihinde gerçekleştirdiği fiil için 02/06/2022 tarihli idari yaptırım kararı alınarak 20/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 28/03/2022 tarihinde gerçekleştirdiği fiil için 13/06/2022 tarihli idari yaptırım kararı alınarak 20/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve dava konusu ana para cezasına dayanak fiilin 05/09/2022 tarihinde işlendiği, tekerrüre dayanak cezalara karşı da dava açılmadığı; bu haliyle uyuşmazlıkta, birinci yaptırım kararı tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden ikinci idari para cezasının tesis edildiği, ikinci idari para cezası kararı tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden üçüncü fiilin gerçekleştirildiği, ancak birinci yaptırım kararı tesis edilip davacıya tebliğ edildikten sonra davacı tarafından 05/09/2022 tarihinde dava konusu ana para cezasına yönelik fiilin işlendiği, böylelikle davacının aynı fiili üç yıl içinde birinci defa tekrar ettiği anlaşıldığından, davalı idarece davacıya bir kat artırımlı tekerrür hükmü uygulanması gerekirken, iki kat artırımlı tekerrür hükmünün uygulandığı, buna göre, dava konusu para cezasının tekerrüre yönelik 735.480,00 TL'lik kısmının; (ilk tekrardan kaynaklı) 367.740,00 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan 367.740,00 TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin; 367.740,00 TL'lik kısmının iptaline, 735.480,00 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf incelemesi için gerekli olan harcı yatırmayan davacının başvurusu yönünden kararın istinaf edilmemiş sayılması gerektiği; davalı idarenin istinaf talebine gelince, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idarece ileri sürülen iddiaların da söz konusu kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığı belirtilerek, kararın davacı yönünden istinaf edilememiş sayılmasına, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.<br><br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, tekerrür hükümlerinin tebliğe göre uygulanması usulünün Kanunu dolanma imkanı vereceği, Çevre Kanununun lafzında tebliğ esasının yer almadığı, bir işlemin Çevre Kanununa aykırı olması için ya da hukuka aykırı bir iş yapıldığının ortaya çıkması için tebliğin zorunlu olmadığı, kaldı ki Mahkemece re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde davacının önceden işlediği fiiller tespit edilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hatalı karar verildiği; bu haliyle, temyiz isteminin kabulü ile söz konusu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin reddine,<br>2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilen kısmının, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, <br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : <br>İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur.<br>Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır.<br>Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir.<br>Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir.<br>2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür.<br>İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir.<br>Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir.<br>Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle temel para cezası iki kat arttırılarak para cezası verildiği, ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, davalı idarece, ara kararına cevaben, daha önce davacı şirket hakkında uygulanan 3 adet idari yaptırım kararının bildirildiği, Mahkemece, belirtilen işlemler dikkate alınarak dava konusu işlemin, ana cezaya ve tek kat tekerrüre isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, ikinci kat tekerrüre isabet eden kısmı yönünden ise işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu karara karşı davalı idarece yapılan istinaf isteminin reddedildiği anlaşılmıştır.<br>Bu durumda; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak tespit ve yaptırımların işlemde gösterilmemesi nedeniyle dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçe ile iptalinin gerektiği sonucuna varıldığından, ikinci kat tekerrüre isabet eden kısmın iptaline dair hüküm fıkrası yönünden istinaf başvurusunu reddeden İdare Dava Dairesi kararının, belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
ticaret