<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/4300 E.  ,  2025/439 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2024/4300<br>Karar No : 2025/439<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sis. ve Kalibrasyon Servis San. ve <br> Tic. Ltd. Şti. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU :Davacı şirket tarafından; adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı "..." Markalı Tip Sistem Onay Belgesinin iptaline ilişkin işleme karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 20/11/2007 tarih ve E:2007/1455, K:2007/1818 sayılı kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmesi üzerine, iptal edilen işlem sebebiyle şirketlerinin ana iştigal konusu olan hiçbir imalat, satış, kalibrasyon, bakım, servis, damgalama işlemlerinin yapılamadığı, bu sebeple malvarlığında azalma oluştuğu ileri sürülerek 5.000.000,00 TL maddi tazminatın 03/03/2003 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise 03/03/2003 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, karar düzeltme aşamasında Danıştay Onuncu Dairesince verilen 26/12/2018 tarih ve E:2016/15969, K:2018/4268 sayılı karar üzerine kesinleşmesi akabinde davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan 2019/16839 nolu bireysel başvuru neticesinde Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin olarak verilen 11/01/2023 tarihli karar üzerine Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ihlal kararının gönderilmesi sonrası yeni esas numarası alan dosyada maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kabulü yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davalı idare tarafından, davacı firmanın onay belgesinin iptaline konu uygunsuzluğu gidererek yeniden belge talebinde bulunmama yolunda tercihini kullandığı, 09/07/2004 tarih ve 25517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Otomatik Olmayan Tartı Aletleri Yönetmeliğine Geçici Madde Eklenmesine Dair Yönetmelik ile 31/12/2005 tarihinde tip ve sistem onay belgelerinin geçerliğinin her halukarda sona ereceği, günümüze kadar uzanan bir hak mahrumiyetinin olmayacağı, davacı firma kurucu ortağı adına dava konusu firma ile aynı adreste başka bir tüzel kişilik adı altında ticari faaliyete devam edildiği, bu sebeple zarar hesabının dahi yapılmaması gerektiği, bilirkişi raporunda hesap hatalarının bulunduğu, 03/03/2003-31/12/2005 tarihleri arası için onay belgesi kapsamında tartı aleti modelinin ticaretinden kaynaklı karlılık esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, 2003 yılındaki 12.598,00 TL kazancın endeksleme katsayı farkı % 104,12 olarak hesaplanarak afaki bir kazanç hesaplamasında bulunulduğu, endeksleme için kullanılacak rakamın yıl artımlı değil, 2023 yılına göre bugünkü değere getirilerek hesaplanması gerektiği, 2000-2003 yılları arasında 3 senelik kâr 72.832,00 TL iken 2003 yılında 1.435.104,00 TL, 2004 ve 2005 yıllarında 140.000,00 TL civarında kâr elde edilmesinin ticaretin ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davacı tarafından, bilirkişi raporunda 2000-2003 dönemi kârları hesaplanırken 20.129,60 TL kâr miktarının dikkate alındığı, fabrika ve fabrika için ödenen 200.000,00 TL kâr olarak kabul edilmeyerek aleyhlerine hesap hatası yapıldığı, 2000-2003 arası kâr toplamının ortalaması 16.184,00 TL iken bunun dikkate alınmadığı, tazminat hesabının 2005 yılına kadar sınırlandırılarak yapılmaması gerektiği, Mahkemenin bilirkişi raporuna da kendi ara kararlarına da uymayarak karar verdiği, faiz ve vekalet ücretlerinde de hata olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dava dosyasının incelenmesinden;<br> -Davacı şirket adına tanzimli ... tarih ve ... sayılı "..." Markalı Tip Sistem Onay Belgesinin iptaline ilişkin işleme karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 20/11/2007 tarih ve E:2007/1455, K:2007/1818 sayılı kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği,<br> - İptal edilen işlem sebebiyle şirketin ana iştigal konusu olan hiçbir imalat, satış, kalibrasyon, bakım, servis, damgalama işlemlerinin yapılamadığı, bu sebeple malvarlığında azalma oluştuğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, Danıştay Onuncu Dairesince karar düzeltme aşamasında verilen 26/12/2018 tarih ve E:2016/15969, K:2018/4268 sayılı karar ile esasa yönelik karar düzeltme istemlerinin reddi, nispi vekalet ücreti ile faiz başlangıç tarihi yönünden ise düzeltilerek onanması üzerine kesinleştiği,<br> - Kararın kesinleşmesinin akabinde davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan 2019/16839 nolu bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince 11/01/2023 tarihli kararla "başvurucunun 23/10/2000 tarihinden 03/03/2003 tarihine kadar tip ve sistem onay belgesi ile ticari faaliyette bulunduğu, somut olayda gelir kaybının muhtemel olmadığı, tip ve sistem onay belgesinin iptaline bağlı olarak ortaya çıkan hesaplanabilir bir zarar olduğu, 23/10/2000-03/03/2003 tarihleri arasında belgeye konu faaliyetten ne kadar kâr elde edildiğinin ortalama olarak tespit edilebilir olduğu, bu şekilde belgenin iptali sebebiyle uğranılan gelir kaybının yaklaşık tutarının hesaplanmasının mümkün olduğu, her ne kadar yüksek bir miktar manevi tazminata hükmedilmiş ise de mülkiyet hakkının ihlalinin devam ettiği, başvurucu tarafından manevi tazminat için işletilen faiz yönünden ise dava tarihinden itibaren işletilmesinin mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğu ileri sürülse de, mahkemelerin takdir yetkisinin genişliği gözetildiğinde anayasal güvencelere aykırılık teşkil etmediği, 7 yıl 2 ay 13 gün süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden 36.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, mülkiyet hakkının sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine" karar verildiği görülmektedir.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve Tam Yargı Davaları" başlıklı 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararı üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılamada, 09/07/2004 tarih ve 25517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Otomatik Olmayan Tartı Aletleri Yönetmeliğine Geçici Madde Eklenmesine Dair Yönetmelik ile 31/12/2005 tarihinde tip ve sistem onay belgelerinin geçerliğinin sona ereceğinin kurala bağlandığı, buradan hareketle 31/12/2005 tarihinden itibaren gerçekleştirilecek işlemler için Tip ve Sistem Onay Belgesine ihtiyaç duyulmayacağı anlaşıldığından, davacının tip ve sistem onay belgesinin iptal edildiği tarih ile işlem gerçekleştirebilmek için anılan belgeye ihtiyaç duyulmayacağı anlaşılan 31/12/2005 tarihi arasındaki zararının hesaplanması gerektiği kanaatine varıldığı, bu doğrultuda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte görülerek davacının zararının 1.723.168,73 TL olduğu, manevi tazminat istemi yönünden, Anayasa Mahkemesi'nin anılan ihlal kararından sonra ilk karar bütün hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalktığından yargılamanın bütünlüğü ilkesi dikkate alınarak manevi tazminat isteminin yeniden görüşülerek karara bağlandığı, tazminat davasına konu idare mahkemesi kararıyla iptal edilen işlemde ağır hizmet kusuru bulunduğundan 100.000,00 TL manevi tazminatın dava konusu tazminat talebinin esasını teşkil eden işleme karşı açılan iptal davasının açıldığı tarih olan 17/04/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat isteminin ise kabulüne karar verildiği görülmektedir. <br><br> I- Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:<br> Otomatik olmayan tartı aletleri imalatı konusunda tip ve onay belgesi bulunan davacı, 23/10/2000 tarihinden onay belgesinin iptal edildiği 03/03/2003 tarihine kadar faaliyette bulunmuştur. Tip ve onay belgesinin iptali yolunda tesis edilen idari işlemin Mahkemece iptaline hükmedilmiş olup, hukuka aykırılığı Mahkeme kararı ile sabit olan işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan işbu tam yargı davası ile de davacının zararının karşılanması gerektiği açıktır.<br> Mahkemece, 09/07/2004 tarih ve 25517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Otomatik Olmayan Tartı Aletleri Yönetmeliğine Geçici Madde Eklenmesine Dair Yönetmelik ile 31/12/2005 tarihinde tip ve sistem onay belgelerinin vize bitiş süresi dikkate alınmaksızın geçerliğinin sona ereceği kurala bağlandığından davacının tip ve sistem onay belgesinin iptal edildiği tarih ile işlem gerçekleştirebilmek için anılan belgeye ihtiyaç duyulmayacağı anlaşılan 31/12/2005 tarihi arasındaki zararlar hesaplanmış olup, kararda bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br> Ancak, uyuşmazlığın çözümünde karara esas alınan bilirkişi raporunda, Türkiye'nin büyüme oranı ve endeksleme katsayı farkı kullanılarak davacı şirketin yıl bazındaki kazancının hesaplanmasının hatalı olduğu görülmektedir.<br> Bu durumda, davacı şirketin faaliyette bulunduğu 23/10/2000-03/03/2003 tarihleri arasında tip ve onay belgesine konu faaliyet sebebiyle elde ettiği kârın tespit edilebilir nitelikte olduğu gözetildiğinde, belgenin iptal edildiği 03/03/2003 tarihi ile 31/12/2005 tarihi arasındaki zararın, bilinen dönemde elde ettiği kârın ortalaması alınarak bulunacak miktarın zarara uğranılan döneme oranlanması suretiyle hesaplanması gerekmektedir.<br>Buna göre İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br> II- Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan; davacının temyiz dilekçesinde tam yargı davasının açıldığı tarihe göre faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğu iddia edilmekte ise de Mahkemece gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminata işletilecek faizin tam yargı davasının açıldığı tarihten başlatılmadığı görüldüğünden davacının bu iddiasına itibar edilmemiş olup, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz iddiası ise bozma kararına uyulması halinde yapılacak olan yargılamada vekalet ücretleri de yeniden belirleneceğinden bu aşamada incelenmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,<br>2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

ticaret