<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/324 E.  ,  2025/38 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/324<br>Karar No : 2025/38<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... <br> ( ... Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... <br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K ... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, ... Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine (önceki ünvanı: ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) ait 2006 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin borçların tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. <br> ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı:<br>Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri, şirketin bilinen adreslerinde 15/01/2014, 11/03/2014, 10/04/2014 ve 17/04/2014 tarihlerinde tebliğ edilmeye çalışılmış, ancak bilinen adreslerin kapalı olması sebebiyle tebligat yapılamamıştır. Bunun üzerine şirket adına düzenlenen anılan ödeme emri 03/03/2014 tarihinde şirket ortağı olan davacının ikametgâh adresinde Nilhan Köse'ye tebliğ edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında haciz varakaları düzenlenerek gerekli mal varlığı araştırması yapılmış ve mal varlığı araştırması sonucunda şirketin borcun tahsiline yetecek mal varlığının bulunmadığı anlaşılmıştır. Akabinde asıl borçlu şirket tarafından 07/11/2016 tarihli dilekçe ile 6736 sayılı Kanun'dan yararlanılarak amme borçları yapılandırılmış, takside bağlanan borçların vadesinde ödenmemesi üzerine 14/06/2017 tarihinde taksitlendirme kaldırılmış ve 24/11/2015 tarihinde de ortak sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir. <br>Bazı alacakların yeniden yapılandırılmasını düzenleyen yasalar kapsamında gerçekleştirilen başvurular sonucunda borcun tutarı, vadesi, dönemi ve ödenmemesi halinde sorumlu tutulacak kişi değiştiğinden, başka bir ifadeyle, borcun artık nitelik değiştirdiği kabul edildiğinden, eski borcun sona erdiği, yeni bir borç doğduğu, eski borçlunun sorumluluğunun da ortadan kalktığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle, yenilenen bu borcun ödenmemesi halinde, önce asıl borçlu şirket hakkında, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda da yapılandırma tarihindeki kanuni temsilci ve ortak hakkında takip yapılması gerekmektedir.<br>Bu durumda, yapılandırılan ve ödenmeyen vergi borçların öncelikle yeniden asıl borçlu şirketten aranılması gerektiğinden, 2016 yılında yapılandırılarak ödenmeyen şirket borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla 24/11/2015 tarihinde düzenlenen ödeme emrinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir. <br>Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı:<br>Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. <br><br>Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/3275, K:2023/3246 sayılı kararı:<br>Yapılandırma kanunları kapsamındaki yapılandırma sonucunda vergi borçlarıyla ilgili olarak ortaya yeni bir hukuki durum çıkmasına karşın, bu durumun, davacının borcun doğduğu dönemde ve yapılandırma tarihinde ortak olduğu da dikkate alındığında, şirket tüzel kişiliği nezdinde yapılandırma öncesinde usulüne uygun biçimde tamamlanmış olan takibin yeniden başlatılmasını, başka bir ifadeyle yapılandırmanın ihlalinden sonra asıl borçlu adına yeniden ödeme emri düzenlenerek mal varlığı araştırması yapılmasını gerektirdiğinden söz edilemez.<br>Bu durumda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, usulüne uygun tebliğ edilmiş ise kamu alacağının şirketten tahsil imkanının bulunup bulunmadığı araştırılmak ve davacının şirket ortağı sıfatıyla sorumluluğu değerlendirilmek suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. <br>Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.<br><br>İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı ısrar kararı:<br>Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Yapılandırma ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmaması nedeniyle asıl borçlu şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek olmadığı, yapılandırma kanunlarından yararlanılmasının mükellefler veya sorumlular açısından borcun niteliğini değiştiren bir durum olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün, yapılandırmayı ihlal eden mükellef lehine bir durum ortaya çıkaracağı, bunun ise genel hukuk ilkeleriyle bağdaşmayacağı, mükelleflerin vergi borçlarının ödemesini kolaylaştırma amacı taşıyan yapılandırma müessesini kötüye kullandığı, yapılandırmanın ihlali halinde takip sürecinin yeniden başlatılmasının, yapılandırma kanunlarının mükelleflere kolaylık sağlamak suretiyle amme alacaklarının daha hızlı bir şekilde hazineye intikal ettirilmesi amacına uygun düşmeyeceği, amme alacağından sorumlu tutulmaya ilişkin düzenlemelere genel olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer verildiği, yapılandırma kanunlarında ortak/kanuni temsilcilerin sorumluluğuna yönelik olarak herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla ortak/kanuni temsilcilerin sorumluluğunun tespitinde 6183 sayılı Kanun ile 213 sayılı Kanun hükümlerinin esas alınması gerektiği, belirtilen hususların aksinin kabulü halinde, yapılandırma tarihinde ve yapılandırmayla oluşan yeni vade tarihlerinde ortak/kanuni temsilci olan kişilerden amme borcunun aranmasının, bu kişilerin kusur sorumluluğunun bulunmadığı dönemlere ilişkin işlemlerden sorumlu tutulmalarına sebebiyet vereceği, bu durumun ise açıkça hukuka aykırı olacağı, dolayısıyla amme alacağının ödenmesinden sorumlu tutulacak bir kimsenin olmaması sonucunu ortaya çıkaracağı, olayda, asıl borçlu şirket hakkında usulüne uygun olarak takip yapıldıktan sonra davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, yapılan araştırmayla şirketin mal varlığının bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenlerle dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Özel kanunlar uyarınca amme alacağının yapılandırılması ile vergi borcu ödeme planına bağlanmakta ve tahsil zamanaşımı kesilmektedir. <br>Cebren tahsil ve takip işlemleri kapsamında düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrinden sonra, yapılandırma başvurusuyla kamu alacağının bir ödeme planına bağlanması durumunda, cebren tahsil ve takip süreci geldiği aşama itibarıyla durdurulacak ve ödeme planına göre kamu alacağı tahsil edilecektir. Yapılandırılan borcun ödenmemesi durumunda ise ilgili kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecek ve yapılandırma öncesindeki hukuki duruma, diğer bir deyişle, cebren tahsil ve takip sürecinde yapılandırma öncesindeki aşamaya dönülecektir.<br>Davacı hakkında yürütülen cebren tahsil ve takip işlemlerinin geldiği aşama dikkate alındığında dava konusu ödeme emrinin içeriği amme alacakları için davacının ortağı olduğu şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.<br>Bu kapsamda, Danıştay Üçüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir. <br>Öte yandan, yeniden verilecek kararda, dava konusu ödeme emrinin davacının ortak sıfatıyla sorumluluğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, kamu alacağının şirketten tahsil imkanının bulunup bulunmadığı ve zamanaşımı hususları gibi diğer yönlerden hukuka uygunluğunun inceleneceği tabiidir. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,<br>3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, <br>05/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>X - KARŞI OY:<br>Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

ticaret